KAĞNILARIN SESİ*

0
1592
Amasya-Ladik arasında doğal bir set oluşturan Karaömer dağlarının uzantısı Akdağ eteklerinde bulunan Ladik gölünden doğan Tersakan çayı, İsasofta ve İbi köylerini geçip Çadırkaya köyünü geride bıraktıktan sonra Havza ilçe sınırlarına girer. Tuzla ve Yenice köylerini geçtikten sonra Havza-Samsun karayolu boyunca akarak Havza’ya varır.
Şimdilerde ilçenin bir mahallesi olan Memduhiye -ki zamanında bir Çerkes köyü idi- ve Boyalıca köylerinin arasından geçerek İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan boğaza girer. Boğazı aşmasıyla, taşkömürüyle ünlü Çeltek kasabasına ulaşarak, Amasya ili sınırlarına dahil olur. Karadeniz kuzeyde kalıp, kendisi güneye aktığı için olsa gerek, adına Tersakan çayı demişler. Suluova’yı baştanbaşa geçtikten sonra Amasya yakınlarında Yeşilırmak nehrine kavuşur. Artık hasret bitmiştir. O da Yeşilırmak’ın sularıyla beraber kuzeye yönelir ve denize kavuşur.
İç Anadolu’ya açılan boğazda eskiden sıra sıra un değirmenleri, fabrikaları vardı. Şimdilerde oralardan geçerseniz, ağaçların arasından yıkık kalıntılarını belli belirsiz görebilirsiniz. O fabrikalardan bazılarının adları hatırımda kaldığı kadarıyla şöyle idi; Beşgöz, Sekizgöz, Teşvikiye, Emek.
Yıl 1914-15, Birinci Cihan Harbi günleridir. Osmanlı ordusu, Doğu cephesine ve Karadeniz havalisine erzak sevkiyatı yapmaktadır. Bunların başında da buğday sevkiyatı gelmektedir. İç Anadolu’dan Amasya ve Havza’ya sevk edilen buğdaylar buradan tekrar Samsun limanına taşınmaktadır. Oradan da gemilerle Trabzon’a sevk edilmekteydi. Ordu, bu işte köylüleri görevlendirmişti. Bu görevi üstlenen köylerden birisi de Hurdaz –Cevizlik-köyüdür. O zamanlar yüz yirmi beş hane olan köy, bütün koşumları ile bu görevi yerine getirmeye çalışmaktadır. Yüz çift at arabası ve kağnıdan oluşan kafile Havza’dan yüklediği zahireyi, Kavak, Çakallı yoluyla Samsuna ulaştırmaktadır.
Birkaç seferden sonra, Kavak ilçesinde zaptiyelerce durdurulurlar. Komutan uyarıda bulunur: “Geceleri veya sabahın erken saatlerinde buradan geçmeyin. Kaymakam Bey kızıyor.”
Kaymakam Bey kendince haklıydı. Yüz çift at arabası ve kağnının gece karanlığında çıkarttığı sesi düşünsenize! Kağnı tekerlerinin o kendine has ahengine, at arabalarının tekerleklerinin tiz zil seslerinin karışmasıyla oluşan heyula ses kulakları tırmalar, kimi olsa yatağından kaldırır.
Görev görevdir! Emir emirdir! Kısa zamanda başarılması ve tamamlanması gereken bir görev vardır. Hurdazlılar uyarıya aldırmazlar, görevlerini ifa etmeye devam ederler. Görevi gereği Kaymakam’ın durumun nazikliğini bilmemesine imkan yoktur. Amma uykusu ve keyfi galip gelir. Bir sefer sırasında kafile gene aynı şekilde Kavak’dan geçerken yolları kesilir. Zaptiyeler onları durdurmaya, tutuklamaya çalışır. Kafile kalabalıktır. İtiş kakıştan sonra zaptiyelerden kurtulup yollarına devam ederler. Kaymakam hemen Samsun’a tel çekerek, şikayette bulunur, tutuklanmalarını talep eder.
Samsun girişinde kafilenin yolu bir zaptiye bölüğü tarafından kesilir. İlgililere görevlerini anlatsalar da fayda etmez. Yükleri ile beraber karakola götürüleceklerdir. Kafile başı ve yardımcıları hemen aralarında anlaşırlar. Kafileye öncülük ve artçılık yaparak emniyeti sağlayan atlı gençlerden ikisine Çerkesce (Abazaca), hemen Havza’ya Gazi Bey’e gitmelerini, durumu ona anlatıp Sivas da Emir Bey’e haber verilmesini tembihlerler. Kaşla göz arasında atlarını mahmuzlayan iki genç, zaptiyelerin bağrışları arasında Havza’ya doğru dörtnala at sürerler.
Gazi Bey Havza’da zaptiye kolu komutanlığı yapmaktadır. Kendisi de Hurdaz köyündendir. Zorum ailesindendir.
Atlı haberciler Havza’ya vardıklarında Gazi Bey’i bulurlar. Başlarından geçeni, içinde bulundukları durumu anlatırlar. Büyüklerinin kendilerine tembihlediklerini söylerler. Gazi Bey söylenenleri de dikkate alarak kısa bir değerlendirme yapar. Kendisinin tek başına bu durumu halledemeyeceğinin bilincindedir. Postaneye giderek durumu özetleyen bir telgrafı Sivas’a, Marşan Emir Bey’e çeker.
Emir Marşan Bey, telgrafı aldıktan sonra İstanbul Bab-ı Ali de tanıdığı hatırlı kişilere durumu iletir. Bu arada Hurdazlılar karakolda nazikçe alıkonulurlar. İfadeleri alınır. Onlar da ne yaptıklarını, neden bu duruma düştüklerini anlatmaya çalışırlar. Görev yaptıklarını, ordunun zahiresini naklettiklerini belirtirler. Komutan emir gelinceye, durum anlaşılıncaya kadar misafirleri olacaklarını bildirir.
 
Emir Bey iki gün sonra İstanbul’dan bir telgraf alır. Samsun’a gerekli telgrafın çekileceği ve sorunun halledileceği bildirilmektedir. Emir Bey bir telgrafla Gazi Bey’e haber verir. Gazi Bey haberci gençleri çağırarak Samsun’a gitmelerini ve yakında salıverileceklerini kafile başına bildirmelerini söyler. Gençler geldikleri gibi dörtnala Samsun’a doğru yola çıkarlar.
Telgrafın gelmesi ile gençlerin karakola varması arasında kısa bir zaman vardır. Telgraf emri merkez karakoldan Hurdazlıların bulunduğu karakola gelinceye kadar gençler kafile reisine kurtulacakları haberini verirler. Öğleye doğru bir zaptiye ile karakol komutanına telgraf emri ulaştırılır. Telgraf emrini alan komutan Hurdazlıları bırakır.
 
Hurdazlılar aksatılmış olan işlerine koyulurlar. İvedilikle karakolda tutulan yüklü arabalarını gerekli yere götürerek zahireleri teslim ederler. Daha sonra, iş nihayetlenene kadar Havza’dan Samsun’a zahire çekme işlerine devam ederler.
Kavak kaymakamı artık toleranslıdır, Hurdazlılar da tekrar bir tatsızlığa mahal vermemek için, nakliye işi bitene kadar gerekli gayreti gösterirler.
Artık kağnıların sesi kimseyi rahatsız etmiyordu!
 
*Olayı anlatan dedemin kardeşi rahmetli Ajiba Ali Rıza Başaran
 

Sayı: 2011 03
Yayınlanma Tarihi: 2011-03-01 00:00:00

Önceki İçerikÇHİ’nin Amacını Anlamak Bu Kadar Zor mu?
Sonraki İçerik1 Mayıs’ta Taksim’deyiz!
Jiy Zafer Süren
1951’de Samsun’da doğdu. Üniversite’yi terk etmiş ve muhasebeci olarak çalışarak emekli olmuştur. Çeşitli dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Kafkasya üzerine yayın yapan, As Yayın’ın kurucuları arasında yer aldı. “Çipxe, Kafkas Aile Armaları” (derleme) ve “Tama Bahar Gelmeyecek” (şiir) isimli iki kitabı vardır. Nisan 2008 itibariyle Jıneps gazetesi yazarları arasında yer aldı, Ocak 2011 tarihinden bu yana yayın kurulu üyesidir.