Çerkesler İçin Neler Değişir?-Erhan Şahin (Hapae)

0
1977
Erhan Şahin (Hapae)
Sürgün sonrası Çerkesler toplu bir bölgeye yerleştirilmiş olsa imparatorluk için ne gibi tehlikeler oluştururdu bilemeyiz ama bizim için iyi olurdu, şimdi. Bu bölgesel yaşamın dışına taşacak, büyük kentlere yerleşecek, Adıge toplumundan kopup süratle asimile olacaklarımız yine olurdu, bunda şaşacak bir şey yok ancak, demokrasinin filizlendiği bir yerde kültürel koruma ve sürdürülebilirlik daha kolay olurdu. Sürgüne gönderildiğimiz imparatorlukta, bizi sürgüne gönderen Çarlıkta yıkılıp tarihe karıştı. Onları bulup hesap soramayız artık. Cumhuriyet bizi parçalanmış, dağıtılmış bir halk olarak buldu elinde. Gerçi bundan bir üzüntü duyduğu pek söylenemez ama bu ilk kabahatin muhatabı o değil. Onun kabahatleri başka.
Cumhuriyet bu kusurlarını düzeltmeye niyetliyse eğer, çözümler üretmek zorunda. Çözüm üretirken ise böyle problem sahibi kesimlere danışarak yapmalı bunu. Gerçi hükümetin Alevi kurultayları ve Roman toplantıları bir iyi niyeti ve ötekini anlamaya çalışmayı işaret ediyor. Biz Çerkeslerle ilgili benzer danışma ve çözüm tartışmaları olacaktır umudum var. Ve bu konuda olabilir şeyleri tespit etmemiz gerekiyor şimdiden.
Çerkeslerin en azından bir bölümünü, ancak anayurda dönmek tatmin edecektir kuşkusuz ama bu günkü şartlarda Türkiye’nin bu konuda yapabileceği şeyler sınırlı. Diplomatik girişimlerin yanında teşvik edici ve Rusya ile pazarlık yapabilen bir irade gösterebilmesi beklenir. Bu girişimlerin birde karşı tarafı olacağı için tayin edici olarak değil ama taraf olarak öneme sahip olacaktır. Onlar uzun işler.
Ama ülke içinde kendi iradesiyle ve kimseye danışmadan yapabileceği işler var.
Bunların en başında dil meselesi geliyor. Bu ise anayasal bir özgürlük ve hükümetlerin keyfiliğine bırakılmaması gereken bir bütçe istiyor. Bütçenin yüzde şu kadarı gibi mesela. Bu bütçe ülkede yaşayan tüm diğer diller için ve nüfuslar göz önüne alınarak, adil ve gerçekçi olmak zorundadır. Ülkenin bütçesi bu tür imkânlar yaratmaya sahip artık.
Çerkeslere ayrılacak bu parayı kim kullanacak peki ve nasıl? Bu parayı Çerkeslerden oluşmuş bir konsey kullanmalı ama merkezi hükümet te titiz bir şekilde denetlemeli. Bu denetim, ‘bunlar hangi bölücülüğün peşinde diye’ değil, sadece mali nitelikte ve yolsuzluklara mümkün olduğunca kapalı olması niyetiyle olmalı. Böyle bir bütçe ve özgürlük çıkarsa orta yere, iş biz Çerkeslere düşüyor artık. Avrupa deneyimleri, İsrail uygulamaları incelenir tek tek ve Çerkesya’dan alınacak yardımlarla oluşturulacak bir yeniden inşa projesi ile dili kurtarmayı becerebiliriz belki. Çünkü işin aslı esası dildir.
Proje, pilot bölgeler seçilip başlar, ilgi ve başarı geldikçe mi yaygınlaştırılır yoksa başka bir şekilde mi? Artık bunlar uzmanlık işleri.
Bütün bunlara rağmen ulaşılamayacak, bu anlamda hizmet götürülemeyecek birçok sağır nokta kalacaktır, bunu da bilmemiz gerekir.
Ama merkezde, en az iki üç gelişmiş üniversitede birer kürsü çok işe yarar. Bunun örneğini Çerkesya’ya bakarsak görebiliriz. Bu elbette pozitif ayrımcılık anlamında bir sübvansiyondur. Maykop ve Nalçik’te, küçücük nüfuslara rağmen ortaya çıkan onca kütüphane, unutmamak gerekir ki benzer bir pozitif ayrımcılığın eseridir. İnsanlara biraz özgürlük verip birazda bir bütçe sağlarsan neleri becerecekleri ortadadır. Kültür ile uğraşanlar mütevazı insanlardır hem, az paraya çok iş çıkarırlar.
Devletin bir başına ( Rusya-Amerika demeden) halledebileceği şeyler bakımından istenebilecekler bunlardır bana göre. Yol-su-elektrik benzeri taleplerimizi bütün bir halk olarak isteriz, onlar herkesin derdi.
Çerkeslere düşen bazı görevler de olacak tabi. Vergi veren iyi vatandaş olacaklar, hırsızlığa yolsuzluğa bulaşmayacaklar. Bulaşanları teşhir edecekler. Ülkede demokrasi ve insan haklarının ayakta durup gelişmesine katkıda bulunacaklar. ‘Ayrımcılık’ akıllarının ucundan dahi geçmeyecek, ülkenin gelişmesi için fikir-mal ve hizmet üretmeye devam edecekler.
Belki biraz tembel bilinseler de, bizim Çerkesler bütün bunları yapar bundan hiç kuşkum yok.
Yeter ki devlette, bütün bu halkın devleti olduğunu, ‘var olmasının yegâne nedeninin’ bu halka hizmet olduğunu hatırlasın bir.
CARI.

Sayı: 2011 06
Yayınlanma Tarihi: 2011-06-01 00:00:00