Maykoplu Ressam Teucej Kat

0
20
Serap Canbek
Eserleri İKKD Bağlarbaşı sergi salonunda sergilenen Adige ressam Teucej Kat’la serginin son gününde sanat yaşamını ve Türkiye ziyaretini konuştuk.

– Türkiye’de sergi açma fikri nasıl oluştu? Buradaki günleriniz nasıl geçti?
Ürdün, Suriye gibi Çerkeslerin yoğun olarak bulundukları birçok ülkeye gittim. Bu ülkelere yaptığım seyahatlerin bir kısmı Atatürk Havalimanı’ndan aktarma yapılarak gerçekleşiyordu. Yani Türkiye’deki soydaşlarımı hiç göremeden havaalanından geçmiş oluyordum. Türkiye’deki soydaşlarımla bir arada olmayı çok istiyordum. Bu sergi aracılığıyla sizlerle ilk kez buluştum. Burada geçirdiğim günler sonunda, sanki her hafta buradaymışım gibi hissettim kendimi. Yani hiçbir yabancılık çekmedim. Artık vize kalktı, Maykop-İstanbul arası bir buçuk saatlik bir mesafe, seyahat kolaylaştı.
Bu arada Türkiye’deki farklı sanat çalışmalarını gözlemlemek ve müzeleri gezmek istiyordum. Ancak zaman kısıtlıydı. Güzel Sanatlar Akademisi’nden birkaç hocayla tanışma fırsatım oldu.
– Siz sadece Adigey’de değil Rusya, Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinde de tanınan bir ressamsınız. Ve sadece Çerkes kültürüne dair eserleriniz yok. Bu serginizde sadece Çerkes kültürüne dair çalışmalarınızın yer almasının özel bir nedeni var mı?
Farklı ülkeleri ve farklı kültürleri tanıdım. Bu ülkelerdeki resim çalışmalarını da inceledim. Türkiye Çerkeslerin yoğun olarak yaşadığı bir ülke. O nedenle, buraya gelirken sadece kendi kültürümüzle ilgili eserlerimi getirdim. İleriki dönemlerde Bursa, Düzce, Ankara gibi yerlerden sergi talepleri gelirse farklı çalışmalarımı da getireceğim. Çünkü “şıps’ı pasta yediğin için sadece Çerkeslerle ilgili eserler üretmişsin” demelerini istemiyorum.
– SSCB döneminde sizin de başkanlığını yaptığınız ‘Ressamlar Birliği’ adlı bir dernek var. Bu derneğin işlevi neydi?
Sovyetler Birliği döneminde geçerli olan bir sistemdi. Sanatçıların üye olduğu bir sistemdi, ama basit bir dernek mantığıyla hareket etmiyordu. Çok büyük avantajları vardı. Öncelikle akademiyi bitirip, Moskova gibi büyük merkezlerde sergiler açarak kendinizi kanıtlamanız lazımdı. Birliğe üye olduğunuzda bulunduğunuz yerde size ev ve atölye imkanı sağlıyorlardı. Sağlık giderleriniz karşılanıyor, arabanızı fabrika fiyatından alma imkanınız oluyordu. Her şeyin kapitalleştiği dönemde ne yazık ki o sistem çöktü. Ama yine de bazı olanaklardan faydalanılıyor. Benim başkanlığım döneminde 10’a yakın Çerkes ressam üyeydi, elliye yakın da Rus ve Ermeni ressam vardı.
– Genel olarak Kafkasya’da sanata ilgi yoğun mu? Siz Adige ressam olarak zorluklar yaşadınız mı?
Rusya’nın çok farklı yerlerinde bulundum. Sovyetler Birliği döneminde sanatın tüm kollarında devlet tarafından ücretsiz eğitim sağlanıyordu. Ben hem Rusya’da hem de Gürcistan’da eğitim gördüm. Aldığım bu eğitimi Çerkes kültürüyle sentezledim. Şu anda Adigey’de resim sanatı çok yeni. Benim başka ülkelerden sanatçılarla birlikte çalışma olanağım oldu. Kendimi onlarla kıyasladığımda bir Çerkes ressamın onlardan geride kalmadığını ve kalmayacağını gördüm. Macaristan’da ödül aldım. Dolayısıyla gayret edilirse herkesin bir yere varacağına inanıyorum. Mesela Türkiye’den Ahmet Özel soyut resim dalında dünya çapında bir ressam olmayı başarmıştır.
– Bir usta olarak Adigey’de yetiştirdiğiniz ressamlar var mı?
Adigey’de önceleri resim eğitimi yoktu. Birlik başkanı olduğum dönemde Adigey’de bir kolejde resim bölümü açılmasını sağladım. Sonrasında resim üniversitede okutulan bir dal haline geldi. Orada eğitim vermem istendi ancak vakit bulamadım. Ama atölyeme gelip benden eğitim almış çok gencimiz var.
– Çerkes olmak özelinde tüm dünyaya sanatımızı ifade edebilmek, yerelden evrensele geçmek yolunda neler yapılmalı sizce?
Sanatla ilgilenen herkesin eğilimi farklıdır, herkesin kendisine ait bir ait bir felsefesi vardır. Ancak kimse diğerine kendi felsefesini ya da sanat anlayışını empoze etmemelidir. Mesela ünlü Gürcü ressam Niko Pirosmani hiçbir zaman Gürcistan dışına çıkmamıştır. Ama eserlerini tüm dünya tanır. Van Gogh’un ayakkabı resimlerini hepimiz biliriz. Bence büyük bir tema ya da ideal resim peşinde koşmaktansa hepimiz bildiğimizi ve içimizden geleni yapalım. Önemli olan bunu görünür kılmaktır.
Türkiye’deki Çerkeslerle ilgili duygu ve düşünceleriniz nedir?
Burada güzel günler geçirdim. Düzce ve Bursa’daki Çerkeslerle görüşme şansım oldu.  Çerkescenin ve kültürün hala unutulmamış olması beni çok mutlu etti. İstanbul sahilinde gezinirken, minare görüntüleri haricinde manzarayı Kıyı Boyu Şapsığ’a benzettim. Minareler de çok güzel. Araplarınki gibi değil. Daha klasik.
Beni sergi için davet eden ve ağırlayan İKKD yönetimine ve bu röportaj nedeniyle Jıneps’e teşekkür ederim.
******
Babası Bjeduğ annesi Ubıh olan Teucej Kat, 1945 yılında Krasnodar Kray’a bağlı Gabukay köyünde doğdu. 1964-1969 yılları arasında Kuban Devlet Üniversitesi Sanat-Grafik Fakültesi’nde, (ardından Tiflis Devlet Sanat Akademisi’nde (1970-1974) eğitim gördü. 1977 yılında SSCB Ressamlar Birliği üyeliğine seçilen sanatçı, 1990-1992 yılları arasında Adigey Ressamlar Birliği başkanlığını yaptı.
2007’de Gürcistan Ressamlar Birliği ve Rusya Yazarlar Birliği üyeliklerine seçilen Kat Maykop’ta yaşıyor. Aldığı ödüller:
1982- Macaristan ‘Miklosh Kaplar’ Ödülü
1993- Adigey Cumhuriyeti ‘Saygıdeğer Sanatçı’ Ödülü
1997- Rusya Federasyonu ‘Saygıdeğer Sanatçı’ Ödülü
2007- Rusya Federasyonu ‘Halk Sanatçısı’ Ödülü
2008- Teucej Rayonu ‘Saygıdeğer İnsan’ Ödülü
2009- Adigey Cumhuriyeti ‘Devlet Sanat’ Ödülü
 
 

Sayı : 2011 06

Yayınlanma Tarihi: 2011-06-01 00:00:00