Mükemmel Zamanlama ve Soykırım

0
16
Rusya, Soçi Olimpiyatlarını sabote etmek için Gürcistan’ın tezgahladığı bataklığa sürüklenmekten kaçınmalıdır.
Sergei Markedonov*

Gürcistan Parlamentosu 20 Mayıs’ta, “Çarlık Rusya’sının Çerkeslere soykırım uyguladığının tanınması” yönünde bir karar aldı. Bu karar şaşkınlık yaratmadı çünkü birkaç aydır bekleniyordu. 1860’larda Zakubanye ve Prichernomorye’de gerçekleşen olayların ‘soykırım’ olarak kabul edilmesine dair ilk başvuru, Gürcistan Parlamentosu’na geçen sene Mart ayında yapılmıştı. Bu konu, parlamento komisyonlarında ve hükümet kurumlarında bir yılı aşkın süredir müzakere ediliyordu. Bu görüşmeler, siyaset ve hukuk dünyasına ‘Çerkes soykırımı’ kavramını getiren bir kararla sonuçlandı.
Gürcistan’ın girişimi dünyada bir başka parlamento ya da hükümet tarafından hiçbir zaman desteklenmeyecek olsa da önemli bir emsal oluşturmuştur. Daha önceleri ‘soykırım’ kavramı Rusya’ya sadece politika yazarlarının söylemlerinde ve siyasetçilerin propagandalarında atfediliyordu. Bu durumda, yeniden şekillenmeye başlayan Büyük Kafkasya için 20 Mayıs kararı ne anlama gelmektedir?
Öncelikle şu gerçekle başlayalım: Gürcistan’ın yasama kurumunun aldığı karar, insancıl kuramlardan ya da geçmişe dair adalet arayışından değil egoist düşüncelerden kaynaklanmıştır. Eğer öyle olmasaydı, Osmanlı İmparatorluğunun Ermenilere 1915’te soykırım uyguladığını da ‘aynı pakette’ onaylarlardı. Ayrıca geçmişte olanlarla ilgili kendi sorumluluklarını da kabul etmek zorunda kalırlardı. Çünkü 19. yüzyılda Büyük Kafkasya’daki Rus karakollarında yer alanlar da, imparatorluğun ordularında ve yönetiminde yüksek mevkileri işgal edenler de Gürcü soylularıydı. II. Dünya savaşından sonra ortaya çıkmış olan ‘soykırım’ kavramının 19. yüzyıldaki olaylara uygulanması da doğru değildi, buna göre Rus ordusunun ve yönetiminin eylemleri Çerkesleri halk olarak yok etmeye yönelik değildi. Osmanlıya zorunlu olarak yerleşmelerinin nedeninin sadece güvenlik olmadığı, sadakatin de neden olduğu dikte ettirilmişti. Müslüman hükümdar (Osmanlı padişahı) onlar için Rus imparatorundan daha cazip bir liderdi.
Ancak, siyasi söylemler akademik bilgi ve genel mantık kurallarına uygun biçimde belirlenmemektedir. Gürcistan’ın şu anda çözmeye çalıştığı sorunlar çok farklıdır. Tiflis, Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığının tanınmasının ardından Rusya’yla ödeşmenin yollarını aramaya başlamıştır. 20 Mayıs kararını Tiflis’in 2008’de başlayan rotası ışığında değerlendirirsek tablo daha da netleşecektir. Burada var olan Abhazya ve Güney Osetya’nın uluslararası boyutta ‘işgal edilmiş topraklar’ olarak tanınmasının, Kuzey Kafkasya’da Rusça yayın başlatılmasının ve vize serbestliğinin mücadelesidir. Gürcüler bunu yaparak ‘tanıma’ya ‘tanıma’ ile karşılık verdi, Çerkesler olmasa başka bir konu bulacaklardı.
Öyleyse neden Çeçen ya da İnguşlar değil de Çerkesler seçilmişti bu sahnede? ‘Kurban’ları seçme konusunda iki detay rol oynamıştı. Gürcistan, ‘Çerkes Soykırımı’nı tanıyarak Abazalarla Adigelerin işbirliğine takoz koymuş olacaktı. Abhazya-Gürcistan çatışmasında Adigeler Abazaların yanında yer almıştı. Gürcistan uzun süredir Batı Kafkasya’daki faaliyetlerle bağlantı kuramamıştı.
İkinci detay ise 2014 Soçi Olimpiyatlarıdır. Rusya’nın olimpiyatlara ev sahipliği yapma önerisinin kabul edilmesi ‘Çerkes sorunu’nu tetiklemiştir. Rusya yönetiminin geçmişteki vahim dönemleri örtbas etmeye dair beceriksiz çabalarının yanı sıra, Çerkesleri Olimpiyat projesine dahil etmeyi reddetmeleri (Kuzey Amerikalı Kızılderililerin Vancouver Olimpiyatlarında yok sayılmaları gibi) sorunu daha da arttırmıştır. Tüm bunlar Rusya’nın perde arkasında sorunlar yaşadığı Adigece konuşan bölgelerde gerçekleşmektedir. (Kabardey-Balkar’da toprak sorunu, Karaçay Çerkes’te liderliğin tanımı) Asıl siyasi hedefi olimpiyatlar olan Gürcistan bu durumdan faydalanmıştır.
Gürcistan Parlamentosunun kararının Kuzey Kafkasya’daki Çerkeslere bir faydası dokunacak mıdır? Bu soruya cevap verilirken Çerkeslerin bir akım ya da parti olmadığı unutulmamalıdır. Bu halkın bölgedeki ya da diyasporadaki (Türkiye, Ortadoğu, Avrupa) bireylerinin yaklaşımları ve görüşleri farklıdır. Bir kısmı Rusya yönetimine bağlı olan ve ‘soykırım’ın tanınması konusunu umursamayan resmi kurumlardır. Bir kısmı sorunlarını politize etme alışkanlığı olmayanlar adına ‘minik eylem’ler düzenleyen karşıtlardır. Bir kısmı milliyetçi hayalperestler, bir kısmı da Rusya karşıtı görüşe sahip radikallerdir.
Ne olursa olsun, Gürcistan’ın ‘soykırım’ı tanıması Çerkeslerin acil sorunlarını çözmeye yardımcı olamayacaktır. Onlara toprak sağlamayacak, komşularıyla (Karaçaylar, Balkarlar, Ruslar) ilişki kurmalarına katkı sunamayacak, geri dönmelerini hızlandırmayacaktır. Zaten bambaşka bir amaca hizmet etmesi istenmektedir. Tiflis, Kuzey Kafkasyalı Çerkeslerin müttefiklerinin Rus yönetimi tarafından ‘Gürcü ajanları’ sayılarak ağır baskı altında tutulacağını düşünmektedir. Bu da Olimpiyatların boykot edilmesi konusunda uzun vadeli bir bilgilendirme kampanyası açmak için temel teşkil edecektir.
Rusya artık zorlu görevlerle yüz yüze kalmıştır. Öncelikle, Rusya Tiflis’in içine çekmeye çalıştığı oyuna sürüklenmemeli, Gürcistan’ın jeopolitik planının Rusya ve diyasporadaki Çerkeslerin çıkarlarıyla bağlantısını tanımlamalıdır. ‘Çerkes sorunu’ konusundaki sessizliğini bozmalı ve yoğun bir diyaloğa girmeli, 19. yüzyılda gerçekleşen olaylarla ilgili samimi ve dürüst yorumlarını ortaya koymalıdır. Rus yetkililer ‘tarihçiliğin komutanları’yla konuşmaya son vererek Kuzey Kafkasya’daki genç sosyal bilimler uzmanlarının sevgi ve güvenini kazanmalıdır. Bunlar eğer şimdi yapılmazsa bu boşluk ileride başka güçler tarafından doldurulabilir ve Rusya’nın yararına olmaz. (russiaprofile.com)
* Prof. Siyasi analist, Strateji ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS)
Çeviri: Serap Canbek
 
 
 
 
 

Sayı : 2011 06

Yayınlanma Tarihi: 2011-06-01 00:00:00