Yefendi – Yamazin Cemaatleri

0
2194
İşgal, istila, zulüm, kırım, kıyım, ne çok vurulmuşlardı… Antik çağdan başlayarak Ege Havzası halkları Grekler, Avrupa halkları Venedik, Cenevizliler, Bizanslılar, ardından İskit- Kimmerler, Hun, Hazar, Moğol, Pers, Arap, İran, Osmanlı saldırıları, Rus kırımları. Kafkasya halkları tümüne karşı koymuş varlıklarını günümüze getirmişlerdi.
Kuzey Kafkasya’da yerleşik olarak yaşayan pek çok halklar gibi Adığelerin de Ruslarla ilişkisi 15. yy. da başlamıştı. Ardından I.Petro Kuzey Kafkasya’yı istila etmeyi kanlı şekilde hayata geçirdi. Katliam, kan, zulüm Çarlığın politikası oldu. Petro’dan sonra Rus Çarlarının Kafkasya üzerindeki istilaları son bulmadı. 1760’larda Çarlık, mızraklarının sivri ucunu daha hızla Adığelere doğrulttu. O sıralar Osmanlının Kafkasya’da gelişmeye başlayan nüfuz etkisiyle İngilizlerin de Adığe direniş hareketlerini kendi yararlarına kullanma istekleri karşısında, Çarlık ta bölgenin zenginliklerini terk etmedi. Kafkasya’daki sömürgecilerin aralarındaki çıkar çatışmaları böylelikle Osmanlı-Rus savaşlarına dönüştü. Sonunda Osmanlıyla Çarlık, Adığeleri dışarıda tutarak aralarında Küçük Kaynarca’da anlaştı. Kırım Hanlığını “müstakil” gördüler Kuban bölgesini Çarlığa bıraktılar. Çarlık tarafından ilhak edilen Kuban bölgesi topraklarında Adığeler çıkartıldı. Osmanlı Rus zorbalığı yaralar açıyordu. Olmadık yollarla katliamlar devam ediyordu. Adığelerden boşaltılan topraklara Zaparoj Kazakları iskân ediliyordu.
Osmanlılarla Adığelerin ilişkileri Kırım Hanları aracılığıyla başlamıştı. Adığelere Moğolların yaptıklarının kat kat fazlasını Kırım Hanları yapmaya başlamıştı. Osmanlılar Kırım Hanları aracılığıyla Adığeler üzerinde tahakküm kurmuşlardı. İstanbul’dan gönderdikleri mollalar, imamlar (Yefendiler-Yamazinler) misyonerlik yapıyorlardı. Yefendi cemaatlerine katılmış pek çok Adığe feodal beyleri İslamiyet’in kabul edilmesi için halka baskı uyguluyordu. Adığey köylerine camiler ilk defa bu sıralar (1780) yapıldı. O tarihlerde Adığelerin inançları çeşitlilik gösteriyordu. Çok tanrılı inanç dizgeleriyle birlikte, içlerinde ateistlerle, Hıristiyan inançlılar yan yana yaşıyorlardı. Müslümanlığı yeni benimseyen boylar feodal beylerin Yefendi – Yamazin cemaatlerine katılmış, tazyiklerle Hıristiyan boyların inançlarına saldırıyor, kiliseleri yıkıyorlardı. Hıristiyan inançtakiler de Müslümanlığı yeni kabullenenlerin camilerine saldırıyor, camileri yıkıyorlardı. Tartışmalı, kavgalı süreç boyları bir araya getiremiyor, aralarında birliktelik kurulmuyordu. Böylece Rus istilaları kolaylaşıyor, saldırılara karşı birlik oluşmuyordu.
Osmanlı misyoner faaliyetleri olan Yefendi -Yamazin cemaatlerinin derdi Hıristiyanlığı kabul etmiş Adığe boyları olan “Gavurları, Müslüman etmekti”. Osmanlının Kırım Hanları üzerinden yürüttüğü bu faaliyetler Hıristiyanlığa inanmış Adığe boylarını Ruslarla ittifaka zorluyordu. Pek çoğu Ruslarla ilişki kuruyor, bazı defalarda aralarında anlaşıyorlardı. Müslümanlığı kabul eden boylarsa Kırım Hanları üzerinden Osmanlıya yakınlaştılar. Müslüman boylar, Yefendi – Yamazin cemaatlerinin bağnazlığıyla Adığeler arasında yaygınlaştırılan İslami öğretileri Arapça olarak dayatıyor, Arapça dil çalışmaları yürütüyorlardı. Olan; ulusal süreci tamamlayamayan Adığelere, Adığey ülkesine, Adığe aydınlanmasını yürütenlerin çalışmalarına oluyordu! Adığeler arasında ulusal aydınlanma ilk bu sıralar başlamıştı. Adığece anadilde yapılan çalışmalar Yefendileri -Yamazinleri rahatsız ediyordu. Yefendi – Yamazin cemaatleri aydınlanmanın önünü kesiyor, anadile, anadil çalışmaları yapanlara saldırıyorlardı. Adığece anadilde okuma kitapları, alfabeler hazırlayan aydın kişilerin önünü kesiyorlardı. Adığece anadilde ilk okuma kitapları hazırlayan Nevtoko Şeril’iko’nun yazdıkları, Yamazin – Yefendi cemaatlerinin etkisindeki feodal sınıfların dayatmalarıyla yakıldı. Tobil Talustan taşlatıldı, sürgün edilenler oldu. Adığece anadil yerine Arapça öğreti, Arapça dil çalışması dayatıldı. Aydınlar kentlerde, özellikle feodalizmin güçlü olduğu kırsal bölgelerde Adığece anadil çalışmalarını halka kabul ettiremediler. Anadilde okuyup yazma aydınlar arasında sınırlı kaldı, bu çalışmalar engellendi, geniş kitlelere ulaştırılmadı. Yefendi cemaatlerinin tazyikleri ve kışkırtmaları sonucu, tartışmalı, kavgalı bir ortamda Adığece yazılar yazan aydınlar cezalandırıldı. Yefendilerin – Yamazinlerin desteklediği feodal beyler Adığece anadilde değil Arapçayla öğrenimi halk arasında yaygınlaştırdılar. Adığe aydınlarının bu ilk dönemde hazırladıkları okuma yazma, alfabe örnekleriyle ürettikleri eserler ne yazık ki geniş kitlelere ulaştırılamadı.
Negume Şore, ölümünden bir yıl önce (1843) şöyle demişti: “(…) inanmıştım, çalışmalarıma başlarken. Bir gün dağlılar, yaşamın aydınlığına ererek uyanacaklar. Bir zaman gelecek kendimizi bilime, kitaplara, yazı yazacak alfabeye adayacağız. Çalışmalarımda beni umutlandıran, cesaret sağlayan, özlediğim, gelecek zamandır. Onun için kendimi her an feda edebilirim. Kim bilir? Çalışmalarımı yadırgayacak olanlar da vardır. Fakat bir gün bilim, kültür için çalışacak gelecek kuşak beni anımsayabilir. (…) Yurdumda bilime, kültüre önem verilecek çağı ben görmeyebilirim. “(*)
Sömürgeciliğin, bağnaz gericiliğin karşısında yer alarak anadilde yazılar yazan Adığe ulusunun karanlıktan kurtulmasını isteyen aydınlanma hareketi öncüsü Negume Şore’nin ölümünün 168. yılında da Adığe evlatları onu unutmadı.
(*) Bahar Dünyanın Süsüdür. Yamçı.1977 

Sayı: 2011 06
Yayınlanma Tarihi: 2011-06-01 00:00:00