Röportaj: Mehmet Aslantuğ

0
25
“Neyi uygulayıp, koruduğumuzdan daha önemli bir şey var. Yeniden yorumlamak ya da olduğu gibi korumak istediklerimizdeki yeteneğimiz ve kararlılığımız! Khabzenin anlamını da öyle buluruz inancındayım.”

Röportaj: Enver Sağlam
O bir sinema adamı… O bir düşünce adamı… O bir demokrat… Ve o bir Çerkes…
Gerektiğinde ‘Çerkes Duruşu’nun ne olduğunu kamuoyuna gösteren…
Bu sayımızda gazete sayfalarımızın konuğu olan ama aynı zamanda bir Çerkes olarak evsahibi de olan Mehmet Aslantuğ ile yoğun programında bir boşluk bularak söyleşi gerçekleştirdik.
Medyadaki vıcık vıcık ortamdan kendisini ve ailesini korumaya gösterdiği olağanüstü gayretini de kısaca belirttikten sonra onun doğasında olan ‘Çerkes Duruşu’nu anlatmak için bir örneği vurgulamak gerekli. Bu örnek, onun biraz belki de ‘övülmenin mahcubiyetinden’ yüzünün kızarmasına neden olacak bir olay olması itibarıyla çok özel. Son dönemde tekrar gündeme gelen Ahmet Kaya’nın Magazin Gazetecileri gecesindeki linç girişiminde arkasında duran ilk kişi Mehmet Aslantuğ’dur. Ve bu çok uzun zaman sonra kamuoyuna yine bir başkası tarafından aksettirilmiştir.
İşte o Mehmet Aslantuğ gazetemizin konuğu oldu.
-Çerkes olduğunuzu çocukluğunuzdan beri biliyor muydunuz?
Babam, Samsun / Hamzalı-Gölceğizden, Abzah Tuğlar’dan Mehmet’in oğlu Murat(1917); Annem de Ubıh. Samsun/Terme-Üskütübaşı’ndan. Babamı, ben dört yaşındayken kaybedince anne tarafıyla birlikte büyüdük. Bölge de malum, Çerkes nüfusu olarak kalabalıktır.
-Çerkes kimliği konusunda farkındalığınız (yani etnik köken farkındalığı) ne zaman oluştu? 
Büyüklerin anlattıklarından başlayarak; dinledikçe, okudukça, savaş ve sürgünle derinleşen acılara, travmalara duygusal tanıklığınız arttıkça; aidiyet duygunuz da artıyor şüphesiz. Size bırakılanın bir hatıra defteri olmadığını öğrenmeye başlıyorsunuz.
-Tarih derslerinde Çerkes Ethem’in hainlikle anılması, sizde duygusal dalgalanma yarattı mı?
Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşının kutuplaşmaya neden olması ayrıca hüzün veriyor aslında. Bunun birçok örneğini görmek mümkün! Madem, ayrıca iktidar meselesine kilitlenmiş bir kavga olduğunu ve tasfiye edildiğini düşünüyorsun; elbette kardeş kavgasına neden olmayacaksın; ama, çekildiğin yere de dikkat edeceksin!
Hiç kimseyi, bizden ya da değil diyerek aklamayı ya da karalamayı doğru bulmayız şüphesiz. Bu, ırkçılık olur zaten. Etnik aidiyetler yanlışı temize çekme bölgeleri değildir, olamazlar da! Kendine tayin edilen görevler çerçevesinde yakınlarına bile idam sehpası kurabilmiş birinde, gerçekten önemli katkıları olmuş bir cephe adamının psikolojisinde, yeni yapılanmaların yan etkileri olmuştur, doğal olarak. Öyle bir adam zaten; ama, ortak hareketin ruhuna inanmasaydı; kendi gururuna, bilindik inadına, savaşçılığına teslim olur, epeyce zarar verebilirdi. Bunu yapmak istemediğini görüyoruz. “Hatalarım vardır; ama asla vatan haini olmadım” diyen biri.
-Kh(X)abze sizin için ne anlam ifade ediyor?
Neyi uygulayıp, koruduğumuzdan daha önemli bir şey var. Yeniden yorumlamak ya da olduğu gibi korumak istediklerimizdeki yeteneğimiz ve kararlılığımız! Khabzenin anlamını da öyle buluruz inancındayım. Süzülüp bugünümüzü karşılayan, kavrayan; bizi belirleyip, sosyal çevreyle ilişkimizi anlamlandıran; tarihsel süreç içinde diğer uygarlıklarla mukayeseli bakıldığında, korunmasına inandığımız ne varsa elbette. Kutlamanın, silahını ateşlemekten geçtiğini zannedenler için memleketin birçok kırsalında çözüm bulunamazken; bir kararla ve zorlanmadan silahı yasaklayabiliyor, uygulatabiliyorsanız; değerli bir mirasa sahipsiniz demektir! Khabze, bu değeri temsil ediyor.
-Çerkes olmak ya da Çerkes terbiyesi ile büyümek, sinema dünyasında bir avantaj mı dezavantaj mı yarattı?
Bu sorunun yanıtı yok! Varsa da tahmin ettiğiniz ya da varsaydığınız gibi değil. Öyle örnekler var ki; etnik ve kültürel aidiyetler aynı, yol yordamınsa yakından uzaktan bir alakası yok! Bunu neyle açıklayabiliriz? Galiba doğru olan Çerkes kimliği üzerinden yanıtlamadan anlatmaya çalışmak; yani elde var insan! Yetiştiği ortamdan birtakım değerler yüklenip yola çıkan; ama belki de, kolaylıkla vazgeçen insan.
Yapımcıları dahil olmak üzere, sahne sanatının, televizyonun, sinemanın mensubu olmak; beklentilerini olduğu gibi yerine getirmek; hayatın diğer iş alanlarında ve siyasette olduğu gibi hatırı sayılır bir hırs gerektirir. Sayıca çok az istisnalar dışında hiç kimse şöyle bir cümle kurmaz! “İstediğiniz bende yok; ama komşu dükkânda bulabilirsiniz”
Etnik/Kültürel kimlikten ve sektörden değil de, yine insandan devam edersek, hepimiz farkındayız ki, bu günün dünyasında tamahkâr olmayanın, onuruyla kârlılığı mukayese bile etmeyenin, bazı insani kuralları işletiyor olanın, oturmasını kalkmasını bilenin, sözü adaletli kuranın, arkasında duranın filan kıymeti azaldı! Sistem, sadece sonuç arzuluyor. Bu ihtiraslı yanıyla, yaşadığı gezegeni bile yiyip bitirmekte bu denli kararlıyken insan, her şey daha güçleşiyor elbette. “Basit yaşa ki, başkalarının da yaşam hakkı olsun” demiyor sistem! “Aşkın İkinci Yarısı” adlı filmimizde, Arif’in sevgiliye mektubundan bir replikle tamamlayayım: “Öğrendiğim ne varsa, yenilgilerimin sebebi de onlar oldu! Bu hayatla baş etmeyi öğrenemediğim için beni bağışla”.
-Bugün Çerkesler’in en önemli sorunlarını neler sizce?
Sinerjiye ve devralınan mirasın bilincine ihtiyaç var. Ne uzak, ne de küçük sayabileceğimiz, bugünün çocuklarının belki de birçoğunun tam kavrayamadığı o derin travmaların ve kayıpların hatırasına duyulan, duyulacak saygının devamlılığına ihtiyaç var! Kimseyi incitmeden, birbirimizi yok saymadan, birbirimize küsmeden!
-Çerkesler, sorunlarının çözümü için gerekli stratejileri uygulayabiliyor mu?
Türkiye’nin endişelerini arttırmamak gibi gerekçeler; kültürel mirasın yaşatılması için önemli olan talepleri erteletiyor olabilir şüphesiz. Anavatanları var, gidip gelebiliyorlar; isteyen yerleşebiliyor diye de düşünülüyordur. Burada aradıkları da dillerinin ve kültürlerinin korunması, yaşatılmasından başka birşey değil sonuçta.
-Türkiye’deki diğer halklarla Çerkeslerin kurması gereken ilişki ne olmalı?
Güven ve barışın dili yeter diye düşünüyorum!
-Sizce bugünkü örgütlenmeler, Çerkeslerin sorunlarını kamuoyu aktarmada başarılı mı? Ya da Çerkes halkını temsil edebiliyorlar mı?
Fiziki yapılanmaları yakından takip eden biri değilim. Yıllardır süregelen ziyaretlerim olmuştur elbet; ama, bu teşkilatların görevlerini, niyetlerini ne kadar hayata geçirebildikleri konusu çok kapsamlı bir konu. Bulunduğum yerden eleştiri ve öneride bulunmam zor!
-Muhittin Kandur yeni bir film hazırlığında. Çerkes Ethem. Neler söyleyeceksiniz bu konuda?
Senaryosu üzerinde çalışıyor Muhittin Bey. Eğer projeye yakışan kaynak için sıkıntı yaşanmazsa, mümkün gibi. Takvim de sağlıklı işlerse sorun olmaz.
-Atilla Ulaş şimdi Abhazya’da yaşıyor. O anlatmıştı. Bir ara bir tv dizisi projesi için eşiniz Arzum Onan Kafkas-Abhazya KD de dans dersleri almış. Nasıl bir proje idi bu?
İstanbul-Adapazarı-Düzce-Ankara-Samsun hattına yayılan bir dizi projesiydi. Bir ayağını da Kafkasya’da kurmak istemiştim. Öyküyü tamamlamıştım. Araya birtakım işler girdi. Bu projeyi de dar vakitlerde çekmek istemedim açıkçası. Uygun bir zamanda gerçekleştirebiliriz.

Sayı : 2011 07

Yayınlanma Tarihi: 2011-07-01 00:00:00