P’astecı Aysa’nın Evi Nasıl Yandı?

0
1824
Cemil Cahid Hurdaz'da*
 
Hurdaz’da da 12-15 asker kaçağı vardır. Bunlardan biri dedem Süleyman Faik idi. Anneannemin anlattığına göre askeri okul son sınıfta iken orduya alınmış Erzurum’a Rus cephesine gönderilmişti. Orada Ruslara karşı savaşırken bacağından yaralanmış, Sivas’ta tedavi gördükten sonra tekrar cepheye gönderilmiş. Her ne olduysa oradan kaçıp memleketine gelmiş ve asker kaçaklarının arasına katılmış.
 
Anlatılanlardan hatırımda kalan bazı asker kaçaklarının adları şöyleydi: Ajiy Süleyman Faik, Ajiy Mahir,-diğer adıyla Gıdış dede, P’astecı Kaki İsa, ama nedense herkes ona Aysa derdi ve dedemin dayısı Çikhen Kurtca.
Herkesin bildiği gibi, Cemil Cahit Toydemir Paşa Amasya’da görev yapmaktadır. Kurtuluş savaşının kazanılabilmesi için ordunun yapılandırılması gerekmektedir. Asker kaçaklarının tekrar orduya kazandırılması gerektiğinden zaman zaman ordu köylere baskınlar yaparak yakalayabildiklerini tekrar askere almaktadır.
 
Bu baskınlardan biri de Hurdaz’a yapılır.
 
Bir sabah alaca karanlıkta Hurdaz askerler tarafından kuşatılır. Tepelere toplar kurulur. Kimse köye girip çıkamaz. Asker kaçaklarının evleri tek tek aranmaya başlar. Askerlerin başında bizzat Cemil Cahit Paşa vardır.
İlk aranılan ev köyün hemen girişinde, Pınzaç Hasan Çavuş –ki dünyalar tatlısı, herkesin cici annesi Zübeyde teyzenin babası-ile büyük babam Ajiy Hasan Çavuş’un evlerinin arasındaki yoldan gidilen P’astecı Aysa’nın eviydi. Askerler evi didik didik ararlar. Aysa’yı bulamazlar. Anne ve babasını dışarı çıkartırlar. Cemil Cahit Paşa onlara oğullarını teslim olmaya niçin ikna etmediklerini sorar. Aldığı cevaptan memnun değildir. Tüm köy halkına gözdağı vermek için askerlere evi yakmaları emrini verir. Zavallı yaşlı insanların tüm yakarış ve ağlayışları paşayı ikna edemez. Ev tamamen yanar.
İkinci Durak Ajiy Gıdış dedenin evidir. Askerler orayı da arar. Tabii onu da bulamazlar. Evde tek başına yalnız yaşlı annesi vardır. Onu dışarıya çıkarırlar. Paşa onu da bir güzel azarlar ve evini yakacağını söyler. Yaşlı kadın paşaya yalvarır. Paşa onu dinlemez ve evi ateşe verdirir. Kadıncağız ağlar sızlar. Köylülerinde büyük gayreti ile Paşa bu aman’ı kabul eder ve evin bir odası yandıktan sonra askerlere ateşi söndürmelerini söyler, ateş söndürülür.
 
Dedem Ajiy Süleyman’ın evi hemen caminin güney duvarındadır. Karden İsaların eviyle yan yanadır. İki katlı evlerin arka tarafından merdivenlerle cami avlusuna inilmektedir. Karden İsa’nın babası Hurdaz’a yerleşildiğinde köyün ilk imamı olarak görev yapmıştı. Süleyman dedemin amcasının adı da Süleyman idi ve o da Karden İsa’nın babası gibi ulema sınıfındandı. Her iki evin önünde ortak kullandıkları iki odalı sevimli bir Haceş vardı. Şimdiler de rahmetli öğretmen Enis Deveci’nin yazları kullandığı ev.
 
Cemil Cahit Paşa gelir Ajiy Süleyman’ın evine. Evde yalnızca yaşlı bir annesi vardır. Paşa bizzat kapıyı çalar ve anne dışarı çıkar. “Bak anacığım, senin oğlun diğerleri gibi değil, işte kılıcı işte diploması, bulursam, hiç acımadan kapıda asacağım” der. Yaşlı kadın :”Ne diyeyim ay paşam, bulursan as” der. Paşa Haceş’e buyur edilir. Cam önündeki divana oturur. Kahve pişirilir, usullere göre ağırlanır.
 
Paşa dinlendikten sonra diğer asker kaçaklarının evleri ve bulunabilecekleri sanılan köydeki diğer evler aranır. Akşam askerler cami havlusunda ateş yakıp, köyden temin ettikleri hayvan ve malzemelerle yemek pişirirler.
Akşam iyice karanlık bastıktan sonra, dedem, Haceşte Cemil Cahit Paşa’nın oturduğu divanın alt bölmesinde gizlendiği yerden çıkar. Karanlıktan istifade ederek kayıplara karışır. Sabahleyin de askerler köyden ayrılırlar.
Daha sonraları kaçak askerler için genel af ilan edilir. Hurdaz’daki asker kaçakları bu aftan yararlanarak teslim olurlar herkes bir cephede vatani görevini yapar. Dedem de Merzifon jandarma müfrezesi komutanı olarak görev yapar, orada da eşkiyalar ile savaşırken sol kolundan yara alır.
 
Asker kaçakları arasından tek bir kişi, dedemin tüm yalvarmalarına rağmen teslim olmaz. O kişi Süleyman dedemin dayısı Çikhen Kurtça’dır. Daha sonra yakalanır ve Amasya Carcurum da kurşuna dizilir.
 
Cemil Cahit Paşa’nın ikinci gelişi, askerlikten emekli olup, İstanbul milletvekili seçildiği 1946 yılıdır. Cami avlusuna kırmızı halılar serilir, bütün köy ve yakın köylerden insanlar gelir, ziyafet verilir. Söyleşiler yapılır, nutuklar atılır.
İşte, meşhur Cemil Cahit Toydemir Paşa acısıyla tatlısıyla Hurdaz’dan böyle geçmişti.
 
Çok sonraları askerler arasında şöyle bir deyim söylenmeye başlanmış: “Haşere için DDT, ordu için CCT.”
———
*Anlatan: Rahmeti anneannem Pegbılat Emine

Sayı: 2011 08
Yayınlanma Tarihi: 2011-08-01 00:00:00

Önceki İçerikDinle Hey Kutsal Kotıj !
Sonraki İçerikKutlama
Jiy Zafer Süren
1951’de Samsun’da doğdu. Üniversite’yi terk etmiş ve muhasebeci olarak çalışarak emekli olmuştur. Çeşitli dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Kafkasya üzerine yayın yapan, As Yayın’ın kurucuları arasında yer aldı. “Çipxe, Kafkas Aile Armaları” (derleme) ve “Tama Bahar Gelmeyecek” (şiir) isimli iki kitabı vardır. Nisan 2008 itibariyle Jıneps gazetesi yazarları arasında yer aldı, Ocak 2011 tarihinden bu yana yayın kurulu üyesidir.