Yerli Halklar Hakları II ve JTX

0
472
Jıneps’in Mart sayısında Yerli Halklar Hakları ile ilgili bir yazım yayınlanmıştı. Bu konuda daha çok yazılması, konuşulması, tartışılması ve konunun toplumun geniş kesimlerine mal edilmesi gerektiğine inanıyorum.
 ‘Yerli Halklar Hakları Deklarasyonu’nu (YHHD), uluslararası düzeyde en üst uluslar arası örgüt BM tarafından benimsenen ‘Temel İnsan Hakları ana hatları üzerinde formüle edilmiş bir kılavuz olarak görüyorum. Bu deklarasyon (öncesindeki çalışmalar dahil) baz alınarak:
a) Brezilya, Beliza, Surinam, Avustralya, Kanada, Japonya, Bolivya, Honduras, Yeni Zelanda, Amerika, Filipin ve Namibya’da Yerli Halklar yararına, bazıları Yerli Halklar Hakları Deklarasyonu maddeleri üzerinden mahkeme kararlarıyla, bazıları ülke Parlamentolarının ilgili anlaşma uyarınca aldıkları kararlarıyla Yerli Halkların topraklar, kaynakları, dil, din, kültür ve etnik farklılıklarının tanınması, iadesi, korunması ve geliştirilmesi yönünde kararlar alındı ve bu kararlar uygulanmaktadır. Yine aynı yöntemlerle Yerli Halklara yapılmış yanlış ve zorlama uygulamalar konusunda resmi özür dilemelerde bulunulmuştur.
b) Sami halkının Norveç-İsveç-Finlandiya devletleriyle yaptığı anlaşmayı sağladı. (Sami Convention)
c) Filipinlerde Yerli Halklarla ülkenin yönetimi konusunda koalisyonlar yapıldı.
d) BM Yerli Halklar Hakları Deklarasyonu onlarca Yerli Halkın diline çevrildi ve BM’nin 6 resmi dilinde yayınlandı
e) BM’de eski organlar yerine Yerli Halklar Hakları ile ilgili bölümler oluştu: UNPFII, (BM Yerli Halklar Sorunları Daimi Forumu) EMRIP, (Yerli Halklar Hakları Uzmanlık İşlergesi) ve UNPO (Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Organizasyonu) vb.
f) Yüzlerce Yerli Halk örgütü bir araya geldi ve birbirleriyle bağlantısı kurularak destek, deneyim, bilgi alışverişi fırsatı sağlandı.
g) En önemlisi, Yerli Halkların kendi haklarını ulusal ve uluslararası düzeyde hukuksal olarak nasıl elde edebileceklerini formüle etti. Hukuksal temelde yerli halkların eline güçlü bir silah verdi.
Deklarasyonun devletler tarafından imzalanmasıyla, ilgili devletlerin doğrudan taraf olmasını sağladı. Bu büyük bir güçtür. Bir devletten hak talep ederken, ilgili devletin imzaladığı bir anlaşma temelinde hak talep edildiğinde işler eskiye göre daha bir kolaylaşır. Yeter ki farkın farkında olup, gerekli organize ile talepleri gerçekleştirebilecek güç ve yetkede olunsun. Bu noktada diasporanın ilgili YHHD maddeleri temelinde taleplerimizi somutlaştırıp, meşru olarak talep edebilecek organizeleri yapabilmesi gereklidir.
Yani önümüzde iki görev var:
1.                              YHHD temelinde diasporanın taleplerini yakın ve uzak hedef olarak belirlemek,
2.                              Bu taleplerin meşru temelde olduğunun ispatı.
Bu meşruiyetin iki ayağı vardır. Biri hukuksaldır. Diğeri ise talep eden halkın meşru temsilinin STK olarak oluşturulmasıdır.
M. 1’deki taleplerimizin hukuksal temeli ve m. 2’nin birinci ayağı doğrudan ilintilidir: BM’nin 13 Eylül 2007’de açıkladığı ve şimdi tüm devletlerin imzaladığı; o güne kadar oluşmuş temel insan hakları anlaşmaları, konvansiyonlar, deklarasyonlar üzerinde oluşturulan 46 ana maddeden oluşan BM Yerli Halklar Hakları Deklarasyonu başta olmak üzere; BM’nin 20 Aralık 1993 deki “Ulusal veya Etnik, Dinsel veya Dilsel Azınlıklara mensup olan kişilerin haklarına dair” bildiri; BM’nin 9 Aralık 1948 de yayınladığı “Jenosit’in Önlenmesi ve Cezalandırılması Hakkındaki Sözleşme” ve diğer BM ve AB “Azınlık ve İnsan Hakları” belgeleri taleplerimizin hukuksal temellerini oluşturacaktır..
Meşru temsilin oluşturulması .. Bu nasıl olacak?
Gönüllü ve inançlı bir Komite-Kongre veya Konsey- ilgili STK’larla birlikte ülke bazında her birimi kucaklayan ciddi bir uygulama planı çıkarmalı. Ve sonra BM ilgili birim gözlemcileri, AB ilgili birim gözlemcileri, Uluslararası NGO’ların gözlemcileri, Rusya Federasyonu “Yurtdışındaki Vatandaşları ile ilgili Komisyon temsilcisi”, ilgili Türkiye Devletinin resmi gözlemcisi ve ilgili STK’ların gözlemcileri gözetiminde olabildiğince en geniş – demokratik meşru bir temsilin sağlanmasıyla…..
Bununla ilgili açıklamalara önceki yazımda kısmen değinmiştim, tekrar irdeleyelim: Bu yapı eski adetlerimizde vardır. Dünyada henüz demokrasi ve demokratik açık temsil yokken Çerkeslerde her birimin temsil edildiği, herkesin konuşma hakkının olduğu, demokratik ikna temelinde açıklıkla tartışılabilinen, sonunda ortak bir kararın alındığı ve herkesin bu karara uyduğu bir meclis yapımız vardı. Bu yapı yaptırımın bu anlamda iki başlı olduğu TC döneminde bile kısmen de olsa uygulanmıştır. (Yani resmi-merkezi kanunlar ve yerel adetler). İşte bu yapının adı ‘Jile Tharua Xase*’dir (JTX). Türkçeye Halk Meclisi veya Yeminli Halk Meclisi olarak çevrilebilir. (Çerkes Halk Meclisi veya Çerkes Yeminli Halk Meclisi). Bu yapı aynı zamanda Modern Temsil kurallarına da uygundur. Oluşumu, modern kuralların getirdiği yöntemler yardımıyla da sağlanabilir. Elbette ki, etkin bir gönüllü organizatör komite olmalıdır. Bu komite; öncelikle genel ve ayrıntılı bir temsilin nasıl oluşturulacağını planlamalı daha sonra ilgili BM birimleri, AB ve Türkiye İnsan Hakları birimleri ve gözetimcileri, resmi veya tümüyle sivil gözetim birimleri ile görüşüp oluşturulan uygulama planını birlikte uygulama yolunda uyumlaştırmalıdır. Ulusal ve uluslararası gözlemcilerin bulunması meşruluğumuzun bir başka belgesi olacaktır. Bu uygulama planı takvim oluşturmakla somutlanacak bir plandır.
Plan aslında taşrada, köy ve kasabalarda en geniş katılımın sağlanacağı toplantılarla halkın bilgilendirilmesi ve temsilcilerin seçilmesi şeklinde olmalıdır. Bu, kırsal alanlarda daha kolay çözülebilecek gibi görünüyor. Kentsel alanlarda insanlara ulaşmak daha zor. Ancak ulusal ve uluslararası alanda doğru olarak temsil edildiğimizi, oluşturulacak meclisin en geniş temsil ile yetkilendirildiğini ispat etmemiz ve kabul ettirmemiz gerek. Halk Meclisinin, oluşumunda hiçbir şüpheye yer bırakmaması gelecekteki görevleri için şarttır. Bu yolda dernek, lokal vb. birimlerimizi de elbette değerlendirmeliyiz. Yerel ve uluslararası gözlemcilerin de bulunduğu bu tür bir temsil, uluslararası arenada meşru bir Meclis-Parlamento olacaktır. Giderek alt kurumlar, dış ve iç seksiyonlar, haklarımızın, taleplerimizin duyurulması için organlar oluşturulacaktır. Temsil organının ve alt kurumlarının görev, sorumluluk ve periyodik toplantıları belirlenecek, hükümetlerle (Türkiye-Rusya) ve yetkililerle ayrıca UNPO, BM ve AB’nin ilgili birimleri ile görüşmeler düzenlenecektir. JTX’in üst temsil organı ile ilgili iç tüzük ve yönetmeliklerin belirlenmesi, TC, Rusya ve uluslararası organlarca tanındığının deklare edilmesi gerekmektedir.
Gerçek anlamda kitle tabanı olan bir Meclis etkin bir güç olacaktır. İçeride ve dışarıda baskı unsuru olacaktır. Diasporamızın geleceği ve sorunlarımızın çözümü konusunda tüm muhataplar bizleri dikkate almak zorunda kalacaklardır.
İçinde ne tür farklı görüşler barındırırsa barındırsın, böylesi bir örgütlenme YHHD’deki maddeler temelinde olacağı için her tür alt görüşler ve platformlar için bir çekim merkezi olacaktır. Halkımızın dağınık yapısını toparlayarak dinamizmimizi arttıracaktır. İşte bu nedenle her toplantıda YHHD haklarını tanıtmalı, tartışmalı ve nasıl geliştirildiklerini öğrenip öğretmeliyiz.
Her türlü ciddi girişim için, hele Türkiye çapında etkin bir JTX için mutlaka kaynak gerekmektedir. Bu konuda profesyonelce kaynak bulmaya çalışmalı, yılmamalıyız. Yukarıda kaba hatlarıyla belirtmeye çalıştığım JTX projesi detaylandırıldığında ciddi bir ekip, zaman ve harcama gerekecektir. İnsanlarımız, öncülerimiz, aydınlarımız, işadamlarımız ve entelektüellerimiz bu sorunu bir düşünsünler ve sorsunlar:
Bizim yapmamız gerekenleri bizden başka kim yapabilir? ‘Biz’den başka?
*xase / khase / hase: meclis anlamında

 

Sayı : 2011 08