Alan – Sarmat, Moğol İlişkilerinde Dersim

0
1748
Alanların en parlak zamanları X. ve XI. yüzyıldı. İbni Rusta, X. yy. da; “Alan beyleri 30.000 süvari çıkarabilmektedirler. Beyler tarafından yönetilen bu ordu çok cesurdur. İmparatorlukları o kadar büyük, örgütlenmeleri o kadar mükemmel ki, bir köyde horoz ötse, imparatorluğun diğer köylerinde duyulurdu” diye yazmaktadır.
Hazarlara karşı verdikleri büyük mücadeleler sonunda Alanların değerini Bizans kralı, Osetin (Alan) prenslerine büyük önem ve diplomatik payelerle unvanlar vererek ödüllendirmişti. Osetin prensleri, Bulgar ve Ermeni Krallarıyla diplomatik protokollerde aynı değerde görülmüşlerdi. Alan prenslerine Romalılar, “Pnenmatikjonteknon” şanı vermişlerdi.
13. yy. da Moğol saldırıları ile karşı karşıya kalan Alanlar (Osetinler) zaman zaman Moğolları püskürttüler.
Moğol saldırılarıyla Kuzey Kafkasya talan edilirken Alan toprakları da yağmalanmış, Alanlar Kafkas dağlarının en yüksek yerlerine sığınarak yaşamlarını komşu yerli halklarla barış içerisinde bir arada sürdürmüşlerdi. Şiddetli Moğol saldırıları karşısında kalınca da, Ön Asya’ya doğru yüksek dağ geçitlerini aşarak yayıldılar. Bu yayılmalar sırasında Dersim’e kadar dayandılar. Dersim’e yeni gelen Alanlar, Partlarla, Urartular zamanında Bakterian bölgesinden gelip Dersim’de yurt edinen Alanlarla akraba boy ve kabileler oldukları için çabuk kaynaştılar. Ardından da Moğol saldırı ve talanları Dersim’e dayandı.
Moğollar kendi idaresi altına aldığı halklardan vergi topluyorlardı. O zamanlar (1206’da ) Moğol yerel yöneticilerine özgü türlü vergiler vardı. Kırsal alanda yaşayan insanlar yıl içinde bir defaya mahsus olmak üzere, talancı, soyguncu Moğol yerel yöneticilerine koyun ya da altın, gümüş, olarak vergi ödüyorlardı.
Ödenen vergiler yalnız bunlarla sınırlı değildi. Bu vergi dışında Angarya (işgücü) zorunluluğu da getirilmişti. Bu zorunlu Angarya’ya Moğollar “Kalan” diyorlardı. Kalan adı Çince bir sözcüktü. Zamanında Dersim dağlarında, derin vadilerde, tarımla, hayvancılık yapan Dersimlilerin yaşadıkları topraklara Çince bir isim olan “Kalan” adı verildi. Moğollara ait bir tür Angarya vergisi ismi olan “Kalan” adı Dersim topraklarına bu tarihlerde bir ad oldu ve hala bu ad yaşatılmaktadır.
Moğol yerel Beyleri Dersim merkezi olan ve Alanların da yaşadıkları Sağman Dersim Kalesi, Fırat suyunu besleyen kolların kuzey yakasında kurulmuştu. Bu kaleye Moğol yerel Beyleri yerleşti. Yerleşik Dersim aşiretlerini, Alan ve Dımıli (Kırmanç), Zaza halklarını askeri işlerde çalıştırmaya başladılar. Halk bu angaryalardan bizar düşmüştü. Dağlara, ormanlara, derin vadilere çıktılar. Dersim Dımılileri (Kırmançları) Zazaları ile birlikte Alanlar toparlanıp Moğol angaryalarına karşı baş kaldırdılar.
MÖ. 4. ve 3. yy. da bu bölgelere gelip yerleşen Alanlarla 13. yy. da yeni saldırılar karşısında bölgeye gelen Alanlar, aralarında birleşmiş bu topraklar üzerinde pek çok saldırı ve talanlara karşı her zaman en önde direnmişlerdi.
Coğrafyanın bu derin vadileri ve ormanlık dağları Alanlar için birer kapıydı. Alanlar, Dımılillerle (Kırmançlarla) Zazalarla birlikte buralarda ortak bir yaşam sürdürdüler, bu topraklara Dersim “Gümüş kapı” adı verilmişti. Der; Dımıli (Kırmanç) Zaza, Alan (İron) dilinde kapı; Pers, Fars ve Kürtçe’de de kapı anlamındadır. Sim kökü ise yine bu dillerde Gümüş anlamındadır.
Alanca (İronca) aynı isim Alanların ve Kuzey Kafkasya’da yaşayan yerleşiklerin yüksek dağ geçitleriyle dar geçiş alanları üzerindeki derin vadiler Güney Kafkasya coğrafyasını, Kuzey Kafkasya coğrafyasına bağlayan geçitler üzerindeydi. Bu yüksek dağ geçitlerinin olduğu vadiler Kuzey Kafkasya’nın yerleşik güçleri tarafından kontrol altında tutuluyordu. Bu geçitlerin Alan dilindeki anlamı da Daryal “Alan kapısı” anlamındaydı. Tarih boyunca Romalılar, Hazarlar, Moğollar, İranlılar, Araplar, Ruslar bu geçitleri ele geçirmek istiyorlardı. Bu topraklarda o zamanlar, MÖ. 4. yy. da başlayarak Alan – Sarmat kabile birlikleriyle beraber pek çok yerleşik halk yaşıyordu.
Kuzey Kafkasya’da doğanın oluşturduğu çetin, dar ve sarp kayalıklı geçitlerle, derin vadilerden oluşan dik yamaçların geçit noktaları birer zor çıkış kapılarıydı. Alanlarla birlikte yaşayan halklar bu geçitlere “Daryal, Deryal, Derial” (Alan kapısı) ismini vermişlerdi.
Daha MÖ. 76 – 406 arasında başlayarak hüküm süren Alanlar, Erzincan / Erziki / Tercan, Tunceli (Dersim’e) kadar yayılmışlardı. Tercan’ın o zamanki adı Dereksani idi. Dersim Dımılicesinde (Kırmançça da) Zazaca da bu isim “Akşam kapısı”, Dersim ismi ise “Gümüş kapı” demekti. Dersim’de, (Derialani boğazı, Deriali boğazı, Aliboğazı), “Alan vadisi kapısı, Alan boğazı kapısı” anlamında birer ortak ad olmuştu bu topraklara bu kapılar da. Tarih boyunca pek çok defalar yerleşik halklara birer doğal kale görevi gören korunaklı bir coğrafyaydı bu coğrafya. Pek çok defa, kanlı saldırılara sahne olan bu doğal kapılar her defasında da geçit vermedi işgalcilere.

Sayı: 2012 01
Yayınlanma Tarihi: 2012-01-01 00:00:00