Sizi gidi “bölücüler

0
1775

Dünyada 6000 kadar dil olmasına karşın bu dillerin tümü 200 ülkede konuşulmaktadır. Bu da, dünyanın tekdilli değil, çokdilli olduğunu gösterir. Bazı ülkelerde yüzlerce dil konuşulmaktadır. Örneğin Papua Yeni Gine’de 850, Nijerya’da 427, Kamerun’da 270, Zaire’de 210, Solomon Adalarında 66, Avustralya’da 250, Hindistan’da 380, Endonezya’da 670 farklı dil konuşulmaktadır. Bütün dillerin %70’den fazlası 20 ulus-devlette konuşulmaktadır… İkidillilik mümkündür.

Birleşmiş Milletler; Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO), 21 Şubat’ı Uluslararası Anadil Günü olarak 1999 yılında ilan etti.
‘100 yıl içerisinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacaksa o dil tehlikededir’ kabulü ile UNESCO raporunda; ‘Dünya’da 2500, Türkiye’de ise 18 dil kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır’ sonucuna varılmış.
2010 yılında Eğitim-Sen’in hazırladığı broşürden bilgiler aktararak, anadile önem vermiş ve uygulamada önlemler almış ülkelerden örnekleri görelim. Anılan ülkelerin anadil yüzünden nasıl “bölündüğünü” de bir daha dikkate alır, ülkemiz yöneticilerinin “anadil bölücü umacısından” söz edip durmalarındaki “haklılıklarını” da anlamış oluruz.
*
Broşürden bölümler:
“Başta Doç. Dr. Kemal İnal olmak üzere broşürün hazırlan­masında emeği geçen Eğitim Sen Anadili Atölyesi katılımcı­larından Prof. Dr. Fatma Gök, Yrd. Doç. Dr. Olgun Akbulut, Zeri İnanç, Ünal Üzmen, Dr. Elçin Aktoprak, Kadir Yalınkılıç, Doç. Dr. Hasan Hüseyin Aksoy, Cumhur Bal, Sami Tan ve atölye dışından görüş ve önerilerini bizlerle paylaşan Necmiye Alpay ‘a teşekkür ederiz…

Anadilinin Önemi ve Anadilinde Eğitim

Dil, bir iletişim aracı olmaktan çok daha fazla şeyi ifade eder. Her dil, o dili konuşan toplumun tarihi­nin ve kültürünün taşıyıcısıdır da… Anadi­li kişinin dünyayla ilk iletişim kurma sürecinde edinip öğrenmeye başladığı ve dolayısıyla kişiliğinin, kimliği­nin, duygusal ve zihinsel gelişiminin ayrılmaz bir parça­sı niteliğini taşıyan dildir. İkinci dil öğrenmediğimizde bir eksiklik yaşayabiliriz ama anadilimizi yitirdiğimizde benliğimizin ve kimliğimizin, duygusal ve zihinsel bü­tünlüğümüzün çok önemli bir tamamlayıcısından mahrum kalırız…
Bir dili kullananlar bulunduğu müddetçe, o dilin yok olmayacağı açıktır. Ancak günümüzde pek çok dil yok olma/edilme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmakta­dır… Artık kullanan kalmadığı için kendiliğinden yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan dillerin yanı sıra bir de konuşuldukları ülkelerin devletlerince yasaklandığı için gelişmesi engellenen, bu nedenle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan diller bulunmaktadır…
Özellikle ulus-devlet inşa süreçlerinde homo­jen bir topluluk yaratma politikalarının, kültürel ve dil­sel çeşitlilik ve zenginlikler açısından ciddi tehdit ve tehlikelere yol açtığı bilinmektedir. Bilim çevreleri bu tehlikenin ortadan kaldırılmasının ve dilsel zenginliğin korunmasının ancak anadillerinin öğretimiyle ve anadi­linde eğitimle mümkün olabileceğini dile getirmektedir. Bu bilimsel doğruyu dikkate alan pek çok ülkede çok dilli eğitim modelleri geliştirilerek hayata geçirilmiştir. Çok dilli bir gerçekliğe sahip olan ülkemizde ise bu sü­reç henüz tartışma aşamasındadır. Ancak ne yazık ki ül­kemizdeki tartışmalar dilsel zenginliğin insanlığın ortak mirası olarak korunması gerekliliği, pedagojik ilkeler ya da eğitim hakkı yerine sadece Kürt sorunu bağlamında yürütülmektedir. Bu ise tartışmanın dar kalmasına ve kutuplaştırıcı bir hal almasına neden olmaktadır…
Dil sadece bir iletişim aracı değildir!
Dil, bir kültürün taşıyıcısı, hatta aynasıdır.
Dil, o dili konuşan halk için bir tür müzedir, taşı­yıcısı olduğu her kültür için bir tür anıttır.

Tekdilliliğin karşısında çokdillilik

Dünyada 6000 kadar dil olmasına karşın bu dil­lerin tümü 200 ülkede konuşulmaktadır. Bu da, dünya­nın tekdilli değil, çokdilli olduğunu gösterir. Bazı ül­kelerde yüzlerce dil konuşulmaktadır. Örneğin Papua Yeni Gine’de 850, Nijerya’da 427, Kamerun’da 270, Zaire’de 210, Solomon Adalarında 66, Avustralya’da 250, Hindistan’da 380, Endonezya’da 670 farklı dil ko­nuşulmaktadır. Bütün dillerin % 70’den fazlası 20 ulus-devlette konuşulmaktadır… İkidillilik mümkündür. İnsan, iki dilden birini kimlik dili, diğerini de ortak anlaşma dili olarak kullanabilir.

Bazı ülkelerde çok dilli eğitim modelleri


Almanya

Almanya’da bazı eyaletlerde ilkokuldan başlaya­rak haftada 3 ile 5 saat zorunlu anadili dersleri verilmek­tedir… Ül­kede “Ulusal Uyum Planı” adı altında çiftdilli eğitimin gerekliliği yaklaşımı kabul edilmiştir.

Çin

Ülkede çok sayıda farklı etnik grup bulunmakta ve yaklaşık 140 farklı dil konuşulmaktadır. 1984 yılında “Ulusal Azınlıkların Bölgesel Özerkliği Yasası” çıkarıl­mıştır… Özerk bölgeler, o bölgedeki eğitim dili hakkında karar alma yetkisine sahiptir. Azınlık mensubu öğrenciler kendi anadillerinin yanı sıra Çinceyi de öğrenmek zorundadır­lar.

Güney Afrika

Bu ülkede ırkayrımcılığına son veren yönetim değişikliklerinin ardından düzenlenen 1993 Anayasası ile dile temel bir insan hakkı olarak bakılmış ve çok-dillik ulusal bir zenginlik kaynağı olarak ele alınmıştır. Bu anayasayla birlikte İngilizce ve Afrikaans dilinin yanı sıra dokuz farklı Afrika (yerel/kabile) dili resmi dil olarak kabul edilmiştir…

İsviçre

23 Kantonlu federal bir cumhuriyettir. Ülkenin resmi ve ulusal dilleri; Almanca, Fransızca ve İtalyancadır. Romans dili de ulusal dil olarak kabul edil­miştir… İsviçre anayasasına göre, bölgeler dillere göre ayrılmakta, diller eşit statüde bu­lunmakta ve azınlık dilleri korunmaktadır.

İsveç

İsveç, 1976 yılında Ev Dili Reformu’nu yapmıştır. Bu reform, göçmen çocuklarının İsveç eğitim sistemine katılmalarını zorunlu kılmakla birlikte isterlerse kendi dil­lerini öğrenme hakkına sahip olduklarını yasal olarak ka­bul etmiştir… İsveç, kültür politikası ve çiftdilli eğitim açısından kıta Avrupa’sından farklı bir yapı göstermekte­dir.
İsveç eğitim sistemi, evde konuşulan dili eğitimde de geçerli dil olarak kabul etmekte ve en az 5 kişilik grup oluştuğunda anadili öğretimi vermeyi belediyelere bir yükümlülük olarak şart koşmaktadır. Anadili öğretimine ihtiyaç olup olmadığını saptamak üzere okullar her eğitim yılının başında ihtiyaç yoklaması yapmak zorundadır. İsveç’te 32 dil grubuna yönelik olarak anadili öğ­retimi organize edilmektedir…

Belçika

Federatif bir ülke olan Belçika’nın üç resmi dili vardır: Fransızca, Flamanca (Felemenkçe) ve Almanca… Belçika’da dil grupları özerktir. Bu nedenle üç topluluk (Flamanya, Valonya ve Brüksel), özellikle eği­tim ve kültür konularında kararlarını tümüyle kendileri almaktadır…

İspanya

1978 İspanyol Anayasası’nın 3. maddesi Kastilya dilinin resmî İspanyolca olarak tanındığı karara bağlanmakta, fakat Kastilya dili dışında diğer İspanyol dillerinin kurulacak özerk bölgelerin statüleri uyarınca ikinci resmi dil olarak tanınması da kabul edilmektedir. 3. madde İspanya’nın bu dilsel çeşitliliğinin kültürel bir miras olduğunu belirterek bu mirasın korunmasına ve saygı gösterilmesine de yer vermektedir. Bu bağlamda bugün İspanyol Anayasası’nda tarihsel milliyet olarak adlandırılan ve diğer 14 bölgeden daha geniş özerklikle­re sahip olan Katalonya, Bask Ülkesi ve Galiçya’da böl­ge halkının dili ikinci resmi dil statüsündedir. Eğitim de bu özerk bölgelerin yetki alanında olan bir konudur ve her üç bölgede de anadilinde eğitim-öğretim mevcuttur.

Sayı: 2012 02

Önceki İçerikVunerov
Sonraki İçerikTürkiye Diasporası Yayınlarından Seçmeler Şubat 2012
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.