En eski Mezepotamya Halkları

0
2744
Ubeyd Kültürü ve Sümerler
Güney Mezopotamya’nın ilk yerli halkı, “Ubeyd Kültürü” olarak adlandırılır. M.Ö. 4500-3500 yıllarına tarihlendirilen bu halkın adının “Subar” olduğu kabul edilir. (Childe, s.105)
Bu halkın ülkesine M.Ö. 3200-2800 yılları arasında bir halk göç ederek yerleşti. (Bottero, s. 69-228) Landsberger, Sümer kentlerinden çoğunun adının Sümerce olmadığını, eski halkın dilinden olduğunu belirlemiştir. (Kramer, s.62) Bu iki halkın dili de Hint-Avrupalı ya da Sami değildi. Bu halklara, Sami kabilelerinden kopan yarı göçebe halklar da katıldı. Bu halklar yüzyıllar içerisinde kaynaşarak Sümer kültürünü yarattılar.
Sümer Belgelerinde Adı Geçen Mezopotamya Halkları
Sümer’in kuzeyinde yaşayan “Subir” ya da “Subar” halkının ülkesi, daha sonraki Asur ülkesiyle özdeştir. Subar halkının bir kısmı çok erken dönemlerde Samilerle karışarak Asurluları oluşturdu. Samilerle karışmayan kesimse bu bölgede dilini ve etnik kimliğini koruyarak uzun süre yaşadı. (Childe, s.208)
M.Ö. 6000-5000 yıllarından beri Doğu Anadolu’da yaşayan Hurriler (Memiş, s.49), en eski Sümer metinlerinde “Hurum Dağı” ile ilişkili olarak anılırlar. (Kramer, s.363)
Proto-Sümerlerin (Ubeyd halkının), Sümer’in doğusundaki Elam halkıyla ilişkili olduğu genellikle kabul edilmektedir. Sümer kral listelerinde Elam hanedanları çeşitli Sümer kentlerinin yöneticileri olarak gösterilir. Üçüncü Ur Hanedanlığı döneminde orta Dicle ve Diyala bölgesindeki bazı kentlerin Elam’daki Avan Krallığına bağlı olduğu bilinmektedir.
Elam’ın kuzeyinde, Orta Zagroslarda, muhtemelen Orta Asya’daki Kaspi halkıyla ilişkili olan Kassitlerin öncü klanları oturuyordu. M.Ö. 2200 yıllarından itibaren Mezopotamya bölgesinde de görülmeye başlayan Kassitler, Babil’in kuzeyine yerleştiler. (Roaf, s.140) Kassitler, Kerkük bölgesinde de Hurri ve Subarularla birlikte yaşıyorlardı.
Zagros’un kuzey doğusunda yaşayan Gutiler, çok eski dönemlerden beri Babil’e yerleşmeye başlamışlardı. Akadlar döneminde bölgedeki en önemli etnik gruplardan biriydiler. M.Ö. 2200 civarında Sümer ülkesini istila ederek yüz yıl kadar yönettiler. (Mieroop, s.95)
Batıda Sami asıllı Martular bulunmaktadır. Arabistan ve güney Suriye Sami kabilelerinin, Anadolu Hattilerin yurdudur.
Sümer metinlerinde olduğu gibi Akad metinlerinde de, Magan (Umman), Meluhha (İndus) ve Dilmun (Bahreyn) ülkelerinden sıkça söz edilir. (Mieroop, s.90) Magan’ı Mısır’la, Meluhha’yı Habeşistan’la özdeşleştiren yazarlar da vardır. Kramer, “Sümer ve Magan ülkeleri ve halkları arasında epey yakın ve samimi ilişki olduğunu”  belirtir. (Kramer, s.364)
Bölgede Konuşulan Diller
Yakındoğu’da her zaman farklı dilleri konuşan halklar yan yana yaşamıştır. Yerel dillerden çoğunun yazılı kayıtları yoktur. (Mieroop, s.74)
Yakındoğu’da konuşulan Sümerce, Hurrice, Elamca ve Hattice gibi diller birbirleriyle akraba olup, varsayıma göre Akdeniz (diğer adıyla Basko-Kafkas) dil grubundandır. Yazılı kaynakları bulunmayan Subar/Subir dili de büyük bir olasılıkla aynı dil grubundandır. Abaza diliyle akraba olduğu saptanan Buruşak diliyle ilişkili olduğunu düşündüğüm Kassitçenin de aynı dil grubundan olduğu anlaşılmaktadır. Guti dili, Diakonof tarafından Dağıstan halkının diliyle ilişkilendirilir.
Magan ve Meluhha (Melukha) halkları hakkında fazla bir şey bilinmez. Adıge ve Abazalar arasında aynı adları taşıyan iki kılan halen yaşar
Bölgede konuşulan Akadca, Asurca, Aramca, Amoritçe, Babilce gibi diller ise Sami dil grubundandır.
İki Farklı Yaşam Biçimi
Birden çok etnik grubun her dönemde birlikte yaşadığı Sümer ülkesinde, Sümerlerden sonraki en kalabalık etnik grup Samilerdi. Samiler ile Sümerlerin, yalnız etnik kökenleri ve dilleri değil, yaşam biçimleri ve kültürleri de çok farklıydı.
Bölgenin diğer halkları Hurriler, Subarlar, Elamlar ve Hattiler gibi eski neolitik toplum geleneğinden gelen Sümerler, yerleşik ve tarımcı bir toplumdu, büyük kent devletleri kurmuştu. Sümer kent devletlerinde toplumsal tabakalaşma derinleşmiş, sınıflar oluşmuş, soy temelli örgütlenme geride bırakılmıştı. (Kramer, s.109) Samilerse soy temelinde örgütleniyor, yarı göçebe bir hayat sürüyor ve hayvancılıkla geçiniyorlardı.
Bu iki yaşam biçimi, bölgesel düzeyde birbirlerini ekonomik olarak tamamlayan bir işbölümüne denk düşse de, iki toplumun sosyal olarak kaynaşmasının önünde büyük engel yaratmış gibidir. Soy örgütlenmesini sürdüren ve sürekli olarak çölden beslenen yarı göçebe kabileler, kentlere tam uyum sağlayamadıkları gibi asimile de olmadılar ve M.Ö. 2300 yıllarında Sümer kentleri arasındaki çekişmelerden yararlanarak iktidarı ele geçirdiler. Sümerler, bu tarihten sonra gerilediler ve yavaş yavaş tarih sahnesinden silindiler.
Sonuç
Yukarıdaki tespitlerden de anlaşılacağı gibi, en eski dönemlerde Mezopotamya’da konuşulan diller, Sami olmadığı gibi Hint-Avrupalı da değildi. Bölgenin en eski halkları; Sümerler, Subarlar, Hurriler, Hattiler, Elamlar, Maganlar, Meluhhalar ile bölgeye göçmen gelen Gutiler ve Kassitler, aynı dil grubundan akraba bir dil konuşuyorlardı.
Bölgenin yerleşik halklarının konuştuğu bu dil, “Akdeniz Dil Grubu” denilen dildir.
Mezopotamya bölgesinde muhtemelen M.Ö. 3000 yılları civarında görülen Sami halklar ise farklı bir dil konuşuyor ve farklı bir kültürü temsil ediyorlardı. Mezopotamya bölgesinde bu iki kültür yüzyıllarca yan yana yaşadı ve birbirleriyle mücadele etti. Bu kültürlerin sentezlenmesiyle insanlığın görkemli uygarlıklarından biri doğdu.
KAYNAKÇA
1. Ekrem Memiş, Eski Çağ Türkiye Tarihi, 2001.
2. Jean Bottero, Mezopotamya, 2003.
3. Marc Van De Mieroop, Antik Yakındoğu’nun Tarihi, Ankara, 2006
4. Michael Roaf, Mezopotamya ve Eski Yakındoğu, İstanbul, 1996.
5. Samuel Noah Kramer, Sümerler, İstanbul, 2002.
6. V. Gordon Childe, Doğu’nun Prehistoryası, 1971.
                                            [email protected]

Sayı: 2012 03
Yayınlanma Tarihi: 2012-03-01 00:00:00