Yugoslavya örneği hatırlanmalı

0
33

Suriye’de her zaman insanlar politikanın içinde olmayı tercih ettiler. Haliyle Adıgeler de. Solcular kendilerini SSCB’ ye daha yakın hissettikleri için rahatlıkla dönebileceklerine inanıyorlardı. Adıgelerin bir kısmı da ABD hayranıydı. Ancak dönüş diye çok ses çıkaran grup değil de ondan sonraki ikinci gruptan diyebileceğimiz insanlar döndü. Dönüşe bir de dinin olumsuz etkileri oldu sanırım. Ben dine inanan bir insanım ama dini propaganda malzemesi olarak kullananların verdiği zarar küçümsenemez.
Kıp Gupse Altınışık
Nalçik’teki Perit Toplum Derneği Başkanı Stash Ahmet, 20 yıl önce Suriye’den anavatana dönüş yapmış olan bir Adıge (Bjeduğ).
Suriye’de üniversite birinci sınıfa başlamışken, eğitimini yarıda bırakarak,19 yaşında anavatana geldi ve eğitimini burada tamamladı. Adıgey’de 6 ay ve Çerkes’te 3 yıl kaldıktan sonra, 2002 yılında Kabardey’e gelerek yerleşmeye karar verdi, burada evlendi ve Nalmes adında 10 yaşında bir kızı var.
Suriye’deki Çerkesler hangi bölgelerde yoğun olarak yaşıyorlar ve nüfusları ne kadar?
Suriye’deki Çerkesler Damask, Halep ve Humus şehirlerinde yaşıyorlar. Toplam nüfusun 70 bin civarında olduğunu düşünüyorum.
Damask’ta yaşayan Çerkeslerin çoğu daha önce Golan’da yaşamış olanlardır.1967 yılındaki Arap-İsrail savaşına kadar. (Suriye’ye ait olan Golan tepeleri İsrail tarafından işgal edilmişti) Golan’da yaşamış olan Çerkeslerin yerleşim yerleri boşaltılınca Damask’a geldiler. Golan’da 12 köy ve Kuneytra adında bir de şehir bulunuyordu. Kuneytra’yı Adıgeler kurmuştu ve yaşayanların çoğu da Adıge idi. Az sayıda da olsa Asetin, Çeçen, Dağıstanlı halklardan bazıları ve Karaçaylar da vardı. Ancak bu halkların toplam nüfusu Adıge nüfusunun yüzde onuna ulaşmıyordu. Damask’ın doğusunda Merc el Sultan adında bir de Şapsığ köyü bulunuyor.
Homsk şehri yakınlarında çoğu Bjeduğ olan bir kaç köy var. Bu köylerde de az sayıda Dağıstanlı halklara mensup yaşayanlar var.
Halep’te ki iki köyden birisi olan Munbic, bir Abzeh köyü iken zamanla köy büyüyerek Arap nüfus arttı. Bu köydeki Adıgelerin çoğu Adıgey’e geldiler. Diğeri ise Hanasir adında bir Kabardey köyü. Bu köydekiler ise dillerini diğerlerine nazaran daha iyi korudular. Pek büyük olmayan bu köyden de bir çok kişi anavatana dönüş yaptı. Dönenlerden Tolustan, Beşkür, Sijaje sülaleri şu anda aklıma gelenler. Halep’e bağlı dağınık bir şekilde yerleşmiş olan başka köyler de var.
Golan’da 1973 yılında kurulan üç köy bulunuyor. Kabardey ve Abzehlerden oluşan Biracem köyü, Abzehlerden oluşan Berekha köyü ve Mudarey adında bir Kabardey köyü. Golan’daki bu köylerde sadece yaşlılar, emekliler yaşıyorlar. Genç nüfus yok. Golan’da yaşamış olanlar her konuda çok şey kaybettiler.
1936 yılında Fransızların yapmış olduğu nüfus sayımında Çerkesler 30 bin kişi olarak tespit edilmişlerdi. O zamanlar Arap nüfusu 2,5 milyon iken şimdi 24 milyona ulaştı. Yani on katı kadar arttı diyebiliriz. Ancak Çerkeslerin Araplar kadar hızlı çoğalamadıkları gerçeğinden hareketle ve gözlemlerimle, Çerkes nüfusu ancak 70 bine ulaşmıştır tahmininde bulunuyorum. Önceki köylü yerleşik yaşamda nüfus artış hızı daha fazlaydı. Şehirleşmeyle birlikte nüfusun artış hızı da gözle görülür bir şekilde düştü.
Suriye’deki Çerkeslerin eğitim durumları nasıl?
Önceden insanlar toprakla uğraşıyorlardı. Bu nesil eğitimli idi ve köyden ayrılıp ya askeriyeye girdiler ya da devlet kurumlarında çalışmaya başladılar. Özellikle de Golan boşaltılınca toprakta çalışanlar başka iş kollarında çalışmaya başladılar. Benim neslim ve sonrasında ise eğitimli insandan çok eğitimsiz insan var. Hayat gailesi ön plana çıktı. İnsanlar çalışmak amacıyla komşu Arap ülkelerine, eğitimi daha iyi olanlar ise Avrupa’ya ve Amerika’ya gidiyorlar.
Kadınlar erkeklere oranla daha eğitimliler. Ancak burada da şöyle bir sorun çıkıyor: son yirmi yılda, eğitimli Çerkes kızları, eğitimsiz Çerkes gençlerini beğenmedikleri için Araplarla evleniyorlar. Gerçi bu oran %10-20 civarında olsa da toplam nüfusun azlığı düşünülünce endişelenmek gerekiyor. Bu sorunun dışında genel olarak boşanmalar da arttı.
Adıgeler xabze ve dili ne kadar koruyabildiler, dönüşe engel neydi?
Bundan 20 yıl önce xabze de dil de korunarak bugüne geldi. Golan’dan kovulan insanlarımız kendilerini koruyabilmek, varlıklarını sürdürebilmek için şartlandılar. Belki bunun da etkisi olmuştur diye düşünüyorum. Zaten varlığımı idame ettiriyorum diye düşünen insan da başka bir kaygı taşımıyor, dönüş gibi.
Dönüş yapanlardan ilk zamanlar gelenler siyasi tercihlerinden dolayı SSCB’ye daha yakındılar. Özellikle Hanasir’dekilerin, anavatandan ayrılanlar babaları olduğu için yani yakın tarihte bir ayrılış nedeniyle geri dönenler de çoğunlukla Hanasir’den oldu.
Suriye’de her zaman insanlar politikanın içinde olmayı tercih ettiler. Haliyle Adıgeler de. Solcular kendilerini SSCB’ ne daha yakın hissettikleri için rahatlıkla dönebileceklerine inanıyorlardı. Adıgelerin bir kısmı da ABD hayranıydı. Ancak dönüş diye çok ses çıkaran grup değil de ondan sonraki ikinci gruptan diyebileceğimiz insanlar döndü.
Dönüşe bir de dinin olumsuz etkileri oldu sanırım. Ben dine inanan bir insanım ama dini propaganda malzemesi olarak kullananların verdiği zarar küçümsenemez. Benim geldiğim 20 yıl öncesiyle şimdiki arasında bir karşılaştırma yapıyorum da, o zamanlar düğünlerde eşarplı bir kız varsa şimdi eşarpsız bir kız görebilirsiniz. Neden, bilmiyorum… Aslında bilinmeyecek bir şey de yok gibi. Şu anki mevcut duruma baktığımızda şimdi yaşananların belli bir zaman diliminde pompalanan propagandaların ürünü olduğunu görüyoruz. İnsanların düşünceleri de dış görünüşleri de değişti zamanla. Anavatanın ekonomisi ve sosyal yaşam standartları daha iyi olsaydı insanlar geleceklerdi. Dini değerler zayıf, erkekler olumsuz, vs.vs. bir çok bahanesi var insanların gelmemek için. Oysa Avrupa’ya ya da ABD ‘ye gidenler dinini mi yaşıyor ya da aynı olumsuzluk sayılan şeyler orada yok mu? Gelmeyecek olan insana her durumda bir bahane bulur. İşte bunlardan bir tanesi din bahanesi. O olmazsa başka bir şey alacak onun yerini. İnsanların düşüncelerinde “vatan” öne çıkamıyor. Bunda en büyük engel de kara propagandanın yoğunluğu olsa gerek.
İnternet ortamında insanlarla konuşuyoruz bunları. Herkes ekonomik koşulları mükemmel olarak yani herşeyi hazır olarak bulmak istiyor. Bir kısmı da bağımsızlık olursa geliriz diyorlar. Oysa talep edilen şeyler, değerler her ne olursa olsun bunlar beraberce birlikte yaşarken elde edilebilecek şeylerdir. Tarihi sabıkası olan ve halen de suç işleyen bazı güçlerin bizi kurtarmaya çalışmaları değildir bence çözüm. Herkes uzaktan, bulunduğu yerden hiç kımıldamadan bizim buradaki wunafemizi yapmaya çalışıyor. Ben de gelin ve ne yapılacaksa beraberce yapalım diyorum. Her yer için yaşamanın bazı zorlukları vardır tabi ki. Ancak anavatanda çekilen sıkıntı ve yaşanan zorluklar sonucu çocuklarımız “Adıge” olarak kalacaklardır. Suriye’de ve Türkiye’de benzer zorluklar çekerek sürdürülen yaşamlarda nesil kayboluyor. Her uzaklaşan nesil başka kültürlerle karışıyor.
İşte bu nedenle insanların gelecek nesilleri düşünmeme gibi bir lüksleri olamaz, olmamalı diyorum.
Suriye’deki mevcut siyasi durumda Çerkeslerin konumu nasıl?
Yönetim taraftarı ve muhaliflerin yanlısı olan az sayıda Adıge var. Adıgelerin çoğunluğu tarafsız olarak sessizce bekliyorlar. Olanı biteni tam kavrayamayanlar ve hatta bihaber olanlar da var tabi ki.
– Bu sorun orada yaşayan insanlar tarafından daha erken anlaşıldığı halde neden bir dönüş hareketi başlamadı, neden insanlar canlarını kurtarmaya çalışmadılar. Neden ateş altında kalmayı beklediler?
Aslında felaketin geleceğini anlamak çok zor değildi. Bunları konuştuk, insanları ikna etmeye çalıştık. Ancak harekete geçiremedik. Anavatandaki bürokratik ve ekonomik engeller anlaşılabilir şeyler ancak insanlarımızın kendilerindeki engeller asıl anlaşılmaz olanı.
Hem yönetim hem muhalefet tarafındaki Adıgeler şu anda tek bir konuda hemfikirler: “Suriye’yi terk edenler Arap ise sorun yok! Çerkes ise ve vatanına gidecekse haindir!” İşte bu noktada aynı düşüncedeler. Gençler ayrılmak istiyorlar, yaşlılar ise gidecekleri yeni koşullardan çekindikleri için ayrılmak istemiyorlar bulundukları yerlerden. Gençler de yaşlıları bırakamadıkları için bir başka yere gitmeleri çok zor görünüyor. Ancak koşullar şimdikinden daha da kötüleştiğinde ne olacak bilemiyorum. Ayrıca bir kişinin belge-vize-yol masrafları 2.000-2.200 doları buluyor. 5 kişilik bir aileyi düşünün, varlıklı olmayan bu insanlar için ciddi rakamlar ortaya çıkıyor. Varlıklarını da paraya çeviremiyorlar. Her açıdan kuşatma altında bu insanlar. Hem ekonomik, hem politik.
Yugoslavya’dan gelerek Adıgey’e yerleşenler çabuk karar verdiler ve hemen savaş arifesinde harekete geçtiler. Ne kadar doğru bir karar verdiklerini herkes gördü. Böyle bir örnek var önümüzde üstelik de. Şimdi Suriye örneği tüm vahametiyle karşımızda duruyor. Türkiye’deki Çerkesler için de benzer sorunların olduğunu düşünüyorum. Yani insanların başlarına felaket gelmeden önce tedbirlerini almak zorundalar. Dünyanın nereye doğru gittiği malum. Bir ailenin her bireyi olmasa bile her aileden bir ya da bir kaç kişi anavatana gelerek burada düzen kurmalılar. Suriye örneğinden hareketle, çalışarak hazırlık yapmalıyız. Hayatta kalabilmek için. Reel olarak her ailenin belirli bireyleri mutlaka buraya gelmeli ki diğerlerinin gelecek yeri hazır olsun. Suriye’de malı mülkü olan insanlar şu anda buraya gelmek istiyorlarsa bile bunları paraya çevirebilecek durumda değiller. Aynı şey Türkiye’deki insanların başına da gelebilir. Bu asla temenni gibi algılanmasın. Kim felaketi ister. Ancak her türlü duruma hazırlıklı olup kendimizi güvence altına almalıyız. Herkes malını mülkünü satsın demiyorum ama en azından bir kısmı için burada bir düzen kurulabilir. Pek çok senaryo düşünülebilir. 2 yıl öncesine kadar Suriye’de bunların olacağını kim hesaplayabilirdi.
-Suriye’deki soydaşlarımız adına, Rusya Federasyonu ve KAFFED’den beklentileriniz nelerdir?
Rusya Federasyonu’ndan bu konuda neler yapabileceği ile ilgili olarak Perit Derneği olarak biz ve DÇB, sorun tespiti ve çözüm önerileri konulu bir çalışma yapmış ve ilgililere iletmiştik. Bunlardan özetle aktarayım:
Oturum talebi halinde belgelerin incelenme süresinin kısaltılmasını ve kişinin vize süresine uygun hale getirilmesini; turist vizesiyle RF’de bulunan Suriyeli Çerkes soydaşlarımızın oturum başvuru işlemleri sonuçlanıncaya kadar RF’de kalış sürelerinin uzatılmasını; davetiye ve vize harçlarından muaf tutulmalarını; RF’ye giriş davetiyelerinin Suriye’deki RF konsolosluklarına ilgili şahısların bilgileriyle e-mail ile direkt olarak gönderilebilmesini; noter onaylı, Arapçadan Rusçaya çevrilmiş olan ve Suriye’de düzenlenen belgelerin RF’de yasal olarak kabul edilmesini; anayurtlarına dönmek isteyen ve göçmen bürolarına gerekli belgeleri veremeyen Suriyeli soydaşlarımıza göçmen sıfatının kazandırılmasını; RF parlamentosunun, Suriye Arap Cumhuriyeti’nde yaşayan Çerkes soydaşlarımızın tarihi anavatanlarına dönmeleri için resmi programa alınmasını.
Rusya Federasyonu’nun demografi sorunu olduğunu biliyoruz.Bu nedenle de “soydaş yasasını” düşündüler. SSCB zamanında ülkeden ayrılanlar ve sistem değişikliğinden sonra başka ülkelerde kalmış olan vatandaşları kapsayacak şekilde “geri dönüş yasası” hazırlandı. Bu yasanın Adıgeleri de kapsaması, RF’nin diğer halklarıyla, Çerkes halkı arasında güvene dayalı bir ilişki ve işbirliği ile iyi niyetli bir halkların kardeşliği adımı atılmış olacaktır.
KAFFED, en yoğun nüfusa sahip diasporamızı temsil eden örgüt olarak, hem Türkiye’de hem de uluslararası boyutta bu konuyu gündeme getirmeli ve hukuksal ve siyasi destek sağlayarak, gündemde tutmanın yolları konusunda çalışmalar yapmalı diye düşünüyorum.
Ayrıca Suriyeli soydaşların başına gelen bu vahim durum için KAFFED, dönüş fonu oluşturabilir ve bu fon şu anda, öncelikle Suriye’den anavatana dönecek olanlara yardım amacıyla kullanılabilir. Sonrasında da -bu olumsuzluktan çıkartılacak dersler olduğu düşüncesinden hareketle- Türkiye’deki soydaşlarımızdan dönmek isteyenlere maddi katkı sağlanabilir. KAFFED’in gençleri hedeflemesi ve gençler için gelecek hazırlığı konusunda çalışması gerektiğini düşünüyorum. Daha önce defalarca belirttiğim “her aileden bir birey anavatanda düzen kurmalı” ısrarımı tekrarlıyorum. İşte bu bir projedir ve hayata geçmesi için çalışılması gerekir.
Millet olarak varlığımızı devam ettirmek istiyorsak “ortak bir akıl”, “ bir çıkış yolu” mutlaka bulmak zorundayız. Vatan bize ne verecek! saplantısından kurtulup kendi geleceğimiz için birlikteliğimize katkıda bulunmalıyız. Israr ediyorum her aileden hiç olmazsa bir birey anavatanda düzen kursun ve ardından gelecek olanlara zemin hazırlamış olsun!  Hem milletim için hem de tüm insanlık için barış diliyorum. (kafkasfederasyonu.org)

Sayı : 2012 03

Yayınlanma Tarihi: 2012-03-01 00:00:00