Bir iddianame felaketi

0
15

İstanbul‘da yürütülen KCK soruşturmasının iddianamesi tamamlandı. 147’si tutuklu 193 sanığın yer aldığı iddianame, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi‘ne gönderildi. İddianamede, tutuklanmaları kamuoyunda tartışma yaratan yayımcı Ragıp Zarakolu yardım ve yataklıkla, akademisyen Prof. Dr. Büşra Ersanlı ise örgüt yöneticiliği ile suçlanıyor. İddianamede Zarakolu’nun 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapisle yargılanması istenirken, Ersanlı’nın ise 15 yıldan 22.5 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanması talep edildi.
Hakların gaspı
Açıklanan iddianame, pek çok gazeteci yazar tarafından adeta topa tutuldu. Örneğin Yeni Şafak Yazarı Ali Bayramoğlu, “Bir iddianame felaketi: KCK” başlığıyla yazdığı yazıda “Böyle kanıt, böyle iddianame, böyle yargılama olur mu? Oluyor… Olunca da şu vahim sonuçları üretiyor: Özgürlüklerin ve hakların kanun üzerinden gaspı… Kürt politikasına temas etmenin, Kürt alanına girmenin, toplantılarına gitmenin dahi suç haline dönüşmesi… Meşru siyaset alanının, meşru siyasi eylemin ve siyasi düşüncenin tam baskı altına alınması… Yargının demokratik iklim ve politikalara tavır alması, siyaset alanına dalması… Vahim…” dedi.
Zayıf ve çürük
Cengiz Çandar iddianameye ilişkin şunları yazdı: “193 sanıklı KCK iddianamesi açıklandı. Son zamanlarda ‘özel yetkili savcılar’ın hazırladığı birçok iddianame gibi, bu da vahim ve ciddi ‘hukuk açığı’na işaret ediyor. Davanın sembol isimleri haline gelmiş olan Prof. Büşra Ersanlı ile dünya çapında saygınlığı olan yayıncı Ragıp Zarakolu’na isnat edilen suçların dayanakları iddianameye baktığınız takdirde, ‘balçıkla sıvanamayacak’, üstü kapatılamayacak kadar zayıf ve çürük.”
Yoruma dayanıyor
Oral Çalışlar ise 12 Eylül zihniyeti ile KCK iddianamesi arasında paralellik kurarak şu yorumu yaptı: “Büşra ile ilgili bölüm, telefon görüşmelerinden ve evinin basılmasıyla elde edilen bazı notlardan oluşuyor. Bunların hiçbirinde PKK’yı veya silahlı şiddeti savunan bir ibare yok. Suçlamalar yorumlara dayanıyor. Yapılan konuşmalar, muhalif bir siyasi parti yöneticisinin eleştirilerinin ötesine geçebilecek bir nitelik göstermiyor.
Ragıp Zarakolu ile ilgili bu kadarcık bir iddia bile öne sürülmüyor. Ragıp, Büşra gibi BDP yöneticisi ve üyesi de değil… Yaptığı tek temel şey, meşru ve yasal bir parti olan, Meclis’te grubu bulunan BDP’nin düzenlediği Siyaset Akademisi’nde ders vermek. (Büşra hakkındaki temel suçlamayı da Siyaset Akademisi’nde ders vermesi, akademinin örgütlenmesinde aktif görev alması oluşturuyor.) 
Yargı, ne yazık ki şiddetle düşünce arasına bir sınır çekebilecek geleneklere sahip değil.”
 

Sayı : 2012 04

Yayınlanma Tarihi: 2012-04-01 00:00:00