Savaşın şekillendirdiği hayatlar

0
230

Tim Arango*

Türk adam, Kilis’teki tek katlı bej çiftlik evinin önüne kamyonla geldiğinde öğlen vaktiydi. Kamyona bir apartmanı havaya uçurmaya yetecek miktarda nitratlı gübre yüklenmişti.

Adını vermek istemiyor ama Suriyeli isyancılara yardıma istekli olduğunu söylerken mutlu… “Benden ne isterlerse yapıyorum. İtiraz etmiyorum.” diyor.

Kamyondaki yük için ne kadar para harcadığını göstermek için ceketinin cebinden bir fatura çıkarıyor. Kamyonunda 2 ton nitratlı gübre yüklü. 2 saatlik mesafede yer alan Antakya’daki bir toptancıdan almış. 1995’te Oklahoma’da bir kamu binasını bombalayan Timothy McVeigh’in kullandığı kimyasalla aynı ve miktarı da neredeyse eşit.

Ahmet Helo adlı Türk, yükün boşaltılmasına yardım ediyor. Sahibinin depo ücreti aldığı çiftlik evi, gübre torbalarıyla dolu, bir fıçı da sülfür var. Suriye’ye gizlice götürmek için geceyi bekleme planındalar. Helo Esad’a sövüyor ve “Ondan kurtulmak istiyoruz.” diyor. Suriye’nin en büyük şehri Halep’te akrabaları olan Helo, isyancıların patlayıcı imal etmesine yardımcı olmak için sık sık Suriye’ye gidiyor. Söylediğine göre çatışmalara da katılıyor.

Bu adamların yaptıkları kapalı kutu değil, yaptıklarını saklamak için önlem de almıyorlar. Adının Ebu Muhammed olduğunu söyleyen ve gübre ticaretinden sorumlu olan isyancı komutanlardan biri “Bu yasak değil ki. Sadece gübre.” diyor.

Suriye’deki ayaklanmanın başlamasının ardından neredeyse 20 ay geçti ve iç savaş bu uzun sınır boyunda günlük düzeni, konuşmaları ve ticareti belirleyen ve yaşamı şekillendiren bir hale geldi. Suriyeliler hayatlarını değiştirmeye çalışırken Türkler de kendi yaşamlarına tutunuyor ve hem Suriyeliler hem de Türkler bir arada varolma mücadelesi veriyor. Ebu Muhammed, “Ne istediğimizin tarifi yok. Sadece rejimin düşmesini istiyoruz.” diyor.

Savaş girişimindeki çoğu insan gibi Ebu Muhammed’in konuşmaları da çelişkili. Kendisini Suriye’de boyacılık yapan biri olarak tanımlarken, sonrasında ‘inançsız’ Amerikalılarla savaşmak için Irak’a akın eden yabancı savaşçılardan biri olduğunu söylüyor. En sonunda da şöyle diyor: “Dine çok bağlı değilim.”

Suriye’deki cephelerde yabancı aşırı dincilerin etkisinin son aylarda arttığı konusunda hepsi hemfikir. Ebu Muhammed bu konuda “Tanrıya şükür ki artıyor. Yardım eden kim olursa olsun, önemi yok.” diyor.Daha açıkçası din, Suriyelilerin yaşamlarını şekillendirmede daha güçlü bir noktaya geliyor. Öncesinde belki namaz kılan ama hayatları ailelerini geçindirmek ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek gibi dünyevi işler üzerinde odaklanan Suriyelilerin çoğu şimdi sakal bırakıyor, içki içmiyor ve isyancıların kontrolü altındaki bölgelerde Şeriat mahkemeleri kuruyor. Geçen hafta Antakya’daki bir otelde gördüğüm Said al-Assi sakal bırakmış, kendini namaza adamış. Koyun ve badem yetiştirip satan eski bir çiftçi olan Said tüm Suriyelilerin çoğunun kendisi gibi olduğunu söylüyor ve ekliyor. “İnsanların çoğu daha da dindarlaşıyor. Peki neden? Çünkü bütün dünya onları terketti. El-Kaide yardım ediyor ama Avrupalılar etmiyor.”

Türkiye-Suriye arasında gidip gelen isyancı komutanlardan Maysara, Amerika başkanlığı seçimlerinden bir gece önce Antakya’daki bir kafede çay ve sarma sigara içiyordu. “Eskiden alkol alırdım ama bıraktım. Çünkü her an ölebilirim.” diyor. Savaştan önce çiftçilik yapıyormuş ve dinle çok ilgili değilmiş. Ama uzayan savaşın vahşeti Maysara gibi adamların hassasiyetlerini şekillendirmeye başlamış. Maysara, isyancıların Şeriat mahkemelerinin sert adaletini onaylıyor. Özgür Suriye Ordusu ile işbirliği yapan savaşçıların Kürtleri kaçırmasını şöyle açıklıyor. “Bu bir mesajdı: Sizi her an öldürebiliriz.” Suriyeli askerlerin öldürülüşünü gösteren ve Birleşmiş milleler tarafından savaş suçu olarak kabul edilen videodaki kan dondurucu görüntüler için şu yorumu yapıyor: “Bence yaptıkları tek hata görüntü almalarıydı.”

Amerika’daki seçimlerin ardından güvenliğinin sağlanacağı garantisiyle Suriye’yi terketmesi konusunda yinelenen Esad’ı ikna çalışmaları esnasında, aynı kafede bir başka isyancı Abdul Zaki oturuyordu. O sabah bir Rus televizyon kanalına röportaj veren Esad “Suriye’de yaşayıp ölmek” üzerine yemin ediyordu. Esad’ın açıklamaları Twitter’da yayınlanırken Zaki, silaha sarılmış bir gencin meydan okuyuşu edasında cevap veriyordu. “Elbette Suriye’de ölecek. Bunu biz sağlayacağız.” (www.nytimes.com)

*New York Times muhabiri

Çeviri: Serap Canbek

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz