ABD’nin Çerkes aşkı (3)

0
305

Amerikan çıkarları ile İsrail çıkarlarının örtüşmediği bir politikaya rastlamamız zordur. Amerika dünyayı yönetse de Yahudilerin de Amerika’yı yönettiği daima ifade edilmiştir.

Kafkasya politikasının neresinde Yahudiler var diye baktığımızda Kafkasya’daki Yahudi topluluğuna bir göz atmamızda yarar vardır.

Gürcistan Yahudileri

“1970’lere kadar nüfusu 100.000 civarında olan cemaatin çoğunluğu İsrail, ABD, Rusya ve Belçika’ya göç etti. 2004’te ise sadece 13.000 Yahudi Gürcistan’da kaldı. 2002’de yapılan nüfus sayımına göre Gürcistan’da Yahudiliğe inanan sayısının 3.541 olduğu belirlendi. Gürcistan Yahudilerinin en büyük kollarından biri olan Legişvili’nin İsrail, Moskova, Bakü, Düsseldorf ve Cleveland’da akrabaları vardır. New York ve çevresinde ise 700 adet Gürcü Yahudisi yaşamaktadır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan eden Gürcistan’dan İsrail’e yapılan göç sayısı 2008 Güney Osetya Savaşı ile ivme kazanmıştır.”

Güney Osetya Yahudileri

“Güney Osetya Yahudilerinin tarihinin başlangıcı Gürcistan’ın diğer bölgelerindeki Yahudilerin tarihine benzemektedir. Güney Osetya’nın başkenti Tshinvali’de büyük ölçüde Yahudi nüfusu ve bu Yahudilerin kendilerine ait mahalleleri vardı.

1891’de, Aşkenaz haham Avraham Khvolis Litvanya’dan Tshinvali’ye taşındı. Khvolis, Tshinvali’de bir okul bir de sinagog inşa ettirip, burada Avrupa rabinik öğretileri Gürcü Yahudilere öğretti. Khvolis’in yaptırdığı sinagog bugün ıssız bir sokakta terkedilmiş olarak bulunmaktadır. Duvarında top mermisinin bıraktığı delik mevcuttur. Bugün, Hristiyanlar tarafından Pazar günleri vaftiz törenleri yapılmaktadır.

Sovyet verilerine göre 1926 ila 1939 yılları arasında Güney Osetya’da 2000 Yahudi yaşamaktaydı. 1926’ya kadar ise şehir nüfusunun üçte birini Yahudiler oluşturmaktaydı. Sayıları, Sovyetlerin diğer büyük şehirlerine veya İsrail’e göçle azaldı.

Güney Osetya Yahudi nüfusunun çoğu, 1991-1992 Güney Osetya Savaşı sebebiyle Gürcistan’ın diğer şehirlerine veya İsrail’e kaçtı. Geri kalanları ise 2008 Güney Osetya Savaşıyla ülkeyi terketti. Bugün Tshinvali’de yaşlı bir kadın olan tek bir Yahudi kaldı.”

Abhazya Yahudileri

“Abhazya Yahudilerinin nüfusu, Aşkenaz, Gurjim ve diğer Yahudilerden oluşmaktadır.

1840’larda Sohum’a Rus garnizonu yerleştirilen Yahudiler bu garnizonun kalesi Karadeniz savunma hattının bir parçasıydılar. 1897 nüfus sayımı verilerine göre Sohum’da birçok Aşkenaz bulunmaktaydı. 20.yy’ın başlarında bir sinegog inşa edildi.

1940’ların sonu 1950’lerin başında, Sovyetler Birliği’nde Yahudilere karşı yapılan kampanyalardan Abhazya Yahudileri de nasibini aldı. Ekim 1951’de Sohum sinagogu yıkıldı.

1959’da Yahudi nüfusu 3.500’e kadar çıktı, fakat bunların çoğu 1970’lerde başta İsrail olmak üzere başka ülkelere göç ettiler.

Ağustos 1992’de patlak veren Gürcistan ile olan çatışmada dahi Abhazya’da epeyce Yahudi bulunmaktaydı. Bu çatışma döneminde, İsrail Yahudi Ajansı ülkeden ayrılmak isteyen Yahudilere yardımcı oldu. Ülkede kalmak isteyenler ise Sohum’un Abhazlar tarafından geri alınışına tanıklık etti”.

2009 itibariyle Abhazya’da, çoğu Aşkenaz olan, 150 Yahudi kalmıştır. Cemaatin Sohum’da bir sinagogu bulunmakta ve halen hizmet vermektedir.
İsrail’in Gürcistan elçisi Rivka Cohen, Abhazya’yı Temmuz 2004’te ziyaret etmiştir.

Birobidzhan Yahudileri

“Birobican’da kurulan Yahudi özerk devleti Perslerin İsrail’i isgalinden beri dünyada kurulan ilk Yahudi devletiydi. Mayıs 1928’de Ukrayna, Belarusya ve merkez Rusya’dan gelen ilk grup yerleşimciler Tikhonkaya tren istasyonunda indiler. Sovyet hükümeti her türlü ihtiyacı karşılamıştı. Yerleşimciler Amur vadisinde Trans-Sibirya demiryoluyla bağlantılı küçük köyler kurdular. Tikhonkaya istasyonu bölge merkezi yapıldı ve adı Birobidzhan kenti olarak değiştirildi.”

Rusya’nın Hahambaşı Berel Lazar, “Stalin’in asıl hedefinin Yahudileri Sovyetler Birliği’ne zarar veremeyecekleri bir bölgeye sürgün etmek” olduğunu söylüyor. Bir başka amaç da, Yahudileri, Rusya ile Çin arasında tampon gibi kullanmaktı. Zamanında Yahudileri yeniden yerleştirmek için düşünülen Uganda ve Japonya gibi yerlerden farklı olarak, Trans-Sibirya demiryolu hattında bir tren durağı olan Birobidzhan, hâlâ bir Yahudi merkezi.” olduğunu ifade ediyor.

Yahudiler, Rusya Federasyonu topraklarında bulunan  İsrail’in kurulmasından yaklaşık 20 yıl önce Sovyet lider Stalin’in Rusya’nın Uzakdoğu’sunda kurduğu Yahudi Özerk Bölgesi’nin yok oluşuyla ilgili öngörülerde bulunuyor, rahatsızlıklarını zaman zaman gazete köşelerine taşıyorlar.

İsrail ve Yahudilerin Kafkasya bölgesinde yoğunlaşan Yahudi nüfusunu görmemezlikten gelmeyecekleri kesin gibi gözüküyor.  Kafkasya’daki  Rusya Federasyonu ve ABD arasındaki şimdilik sakince yaşanan satranç oyununda Yahudilerin oyun dışı olması bu manzara karşısında pek mümkün gözükmüyor. Rusya ve ABD arasında çoktan bir paylaşımın yaşandığı bölgede Yahudilerin de kendi çıkarları doğrultusunda, yan yollara saparak, faaliyetlerde bulunmaları beklenen bir harekettir.

Kafkasya bölgesinde radikal İslam’la Yahudileri yakın ilişkiler içerinde gördüğümüzde şaşırmamakta yarar var.  Bu yakınlaşma listesine Çerkesleri de dahil ederek olaylara bakacak  olursak, Haham  Avraham Şmuleviç önemli bir Çerkes dostu (!) ve önemli bir Yahudi aktivist olarak karşımıza çıkıyor.

Avraham Şmuleviç=Demin Nikita Sergeyeviç=Haham Partizan Kimdir?

Yukardaki üç ayrı isimle anılan ve  Çerkeslerin hayatına giren Haham’ı tanımaya çalıştığımızda, enteresan bir yaşam öyküsü olduğunu görüyoruz.

“1968 Murmansk doğumlu. İsrailli politik aktivist ve haham. Aynı zamanda siyasetçi ve tarihçi. Hipersiyonizm hareketi “Bead Artseynu”nun kurucusu ve lideri. İsrail’de bir merkez ofis olmakla birlikte başka ülkelerde de ofisleri var. Murmansk’ta doğdu, doğumda Demin Nikita Sergeyeviç olarak kaydedildi. Sonradan kullanma başladığı Şmuleviç onun anne soyadıdır. Leningrad üniversitesi Jdanov biyoloji fakültesinde okudu. 2002 yılında paranormal olayları inceledi, özel gizli bir laboratuardaki gizli bir araştırmada yer aldı. 1981 yılında KGB’nin önerisi ile Leningrad üniversitesinden atıldı. 1980 yılından bu yana Yahudi göç özgürlüğü, kültürel dini ve ulusal hareketi içerisinde lider aktivist olarak yer aldı. Şmuleviç’in Siyonist faaliyetlerini teşhir eden birçok makale Sovyet basınında yayınlandı. (Pravda Vostoka – Komsomolskaya Pravda – Leningradskaya Pravda ve bazı televizyon programları olmak üzere birçok yerde birçok kez siyonist faaliyetleri teşhir edildi.  Birkaç kez tutuklandı, 1981 yılında İsrail’e ilk gelişinden sonra ismini İbrahim (Avrom) olarak değiştirdi. 1984 yılında SSCB’deki yasadışı Yahudi hareketinin lideri olan Şmuleviç’e İsrail parlamentosu Knesset kararı ile fahri İsrail vatandaşı statüsü verdi. 1989 yılında Rusya Federasyonu Siyonist Örgütleri Birliği “İrgun Sion”un kurucularından birisi oldu. (1989 ağustos) SSCB’nin ilk Siyonist kongresini toplayan yönetim kadrosunda yer aldı ve kongrenin başkanı oldu.

1991 yılında İsrail’e taşınarak Hahamlık eğitimi aldı ve Hebron şehrine yerleşti. Bu şehir kutsallık açısından Kudüs’ten sonra İsrailin en önemli ve Arapların yoğun yaşadığı bir şehridir.”
Avrupada siyasi temasları, radikal İslam ilişkileri
Siyonist Avraham Şmuleviç’in İtalya Müslüman Meclisi lideri Şeyh Abdul Had Palazzi ve diğer şeyhlerle ilişkilerini sürdürdüğü ifade edilmektedir. İtalyan Müslüman Meclisi lideri ve “İslam-İsrail Derneği” eş kurucusu Şeyh Abdul Hadi Palazzi ve Kanadalı İmam Halil Muhammed, “Kuran’ın Siyonizm’i desteklediğini” belirtmişlerdir. Siyonist hareketi destekleyen Müslümanlar arasında, Pakistanlı Müslüman gazeteci Tashbih Sayyed ve Bangladeşli Müslüman gazeteci Salah Choudhury de bulunmaktadır.
İslam ile Siyonizmin yakınlaşmasında (!)  Adnan Oktar’ın basında çıkan “Museviler de peygamber soyudur, mübarek bir nesildir” açıklamalarını ve bu yöndeki yaklaşımları hatırlamakta yarar var.  Yine İtalyan Müslümanları ve İtalya ile ilgili Adnan Oktar’ın açıklamalarında “İtalyanlar da Türk-İslam Birliğine girecekler” ifadeleri Hıristiyan, Musevi ve Müslüman yakınlaşmalarının somutlanacağına dair öngörülerdir.
Arap -Yahudi çatışmalarının en yoğun yaşandığı şehirlerden olan Hebron’da Araplarla birçok çatışmaya Haham Partizan kod adı ile katıldığı ifade edilen, yukardaki Çerkes bayrağını bir ucundan tutup çekiştiren, Çerkeslerin yeni dostu (!) Avraham Şmuleviç’in  yakınlaşmaları saymakla bitmiyor.
Kabardey –Balkar’ın Çerkes aktivisti Larisa Dragova gibi isimlere Üniversite kampüslerinde “Radikal İslam” dersleri vermeye devam ediyor.

DEVAM EDECEK…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here