Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Çerkesler, Suriye’de üç siyasal rejim yaşadılar

Şam’daki Çerkes Hayır Cemiyeti Başkanı Dr. Ahmet Kedkuey, 19 Ocak günü, İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nde düzenlenen söyleşide, Suriye Çerkesleri hakkında bilgiler verdi.

Bunca yıl geçmesine rağmen anayurt arkada kalmadı. Biz kendimizi acılı sandık ve ötekinin acılarını hissetmeyecek kadar sevgiyi ve saygıyı paylaşamadık. Böylece yalnız ve kimsesiz kaldık.

Suriye’ye gelen Çerkesler iki yol izleyerek geldiler. Birincisi Kafkasya-Türkiye yolu,ikincisi Kafkasya-Balkanlar yolu. Son gruplar 1900’lerde doğrudan Kafkasya’dan ile Haseki’ye bağlı Kamışlı’ya yerleşmişlerdir. Çoğu Adıge olmak üzere, Çeçen, Oset, Dağıstanlı, Abaza, Karaçay, Avşar vardır. Çoğunluğu Humus ve Golan’da olmak üzere yaklaşık 32 ayrı yerleşim yerine iskan edildiler.

Çerkesler, Suriye’de üç siyasal rejim yaşadılar. Sırasıyla; Osmanlı İmparatorluğu, Fransız mandası ve İstiklal Devresi. Bu değişik siyasal rejimlerin ayrı ayrı etkileri oldu.

Biraz Fransız dönemi üzerinde durmak isterim. Bu dönemde bir Çerkes okulu açıldı, bir Çerkes gazetesi çıkarıldı ‘Marj’ adıyla. Bir Çerkes Cumhurbaşkanı tayin edildi. Damat Ahmet Navi, kendisi Şapsığ. Suriye 4 parçaya bölündü, şiddetli isyan ve ayaklanmalar oldu.

Çerkeslerin bir kısmı Arapların, birkısmı da Fransızların yanında yer aldılar. Ana dile ve geleneklere sıkıca bağlanarak ötekiye sıkı bir gövde gösterisi oldu. Çerkesler olarak o dönemin yarattığı bazı avantajları lehimize kullanabilirdik. Eğer bu olsaydı Araplara karşı durumumuz ne olacaktı bunu hala kendime sorar dururum. Cevabını da bulamıyorum. Aynı şekilde sorduğum başka sorular da var. 1967’deki savaştan sonra Golan’da kalsaydık daha iyi mi olacaktı? Bunlar kaçan fırsatlar mı, yoksa mevcut durumlar daha mı iyi?

Suriye Çerkeslerinin zor ve acılı dönemleri şöyle özetlenebilir:
Osmanlı döneminde Durzilerle iki kanlı savaş yapıldı. 1948 yılında Arap-İsrail savaşında 100’den fazla şehidimiz oldu. Bu İsrail’in kurulduğu yıldır. 1967 yılında Suriye ve İsrail’in Golan tepelerindeki savaşında 12 yerleşim yeri İsrail’in eline geçti, 12 bine yakın nüfus Şam’a göç etti. Tek pantolon ve tek gömlekle gittiler, ertesi günü döneceklerini sanarak.Çok ağır ve yıpratıcı bir durumla karşı karşıya kaldık,her şeye yeniden başlamak zorunda kaldık. Ve yine yalnızlığın acısını çektik. Kafkasya kapıları kapalıydı, Türkiye’ye gelme imkanları bazı kişiler tarafından imkansızlaştırıldı.1967’deki savaştan sonra Amerika’ya, Tolstoy Vakfı aracılığıyla 3000’e yakına insanımız göç etti.

1973 yılında yine bir İsrail-Suriye savaşı patlak verdi ve yine bugünlerde yaşadığımız kriz bütün Çerkesleri etkiliyor. Kimi Türkiye’ye, kimi Kafkasya’ya, kimi Ürdün’e; kim nereden bir çıkış bulabiliyorsa oraya yöneliyor.

Kısaca Suriye Çerkes Hayır Cemiyeti hakkında birkaç bilgi vermek isterim. 1948 yılında kuruldu. 7 şubesi ve 2 irtibat bürosu, 4500 kayıtlı üyesi var. 1967 savaşından sonra evsiz kalanlara 70 ev kurup iskana açtı. Çerkesce öğreten 4 okulumuz var. 5 ihtisas alanına ve bir de laboratuvara sahip bir polikliniğimiz var. Diğer cemiyetlerle birlikte büyük ameliyatları da yapabiliyoruz. Cemiyet, kimsesizlere aylık 20 dolar bağışta bulunuyor. Büyük bir konferans salonumuz, kiraya verilen 5 dükkanımız var. Çerkes kökenli bir işadamı küçük bir hastaneyi bize devretti. Tüm tesisler cemiyetin mülküdür. Cenaze işleri ile ilgilenen bir cemiyetimiz de var, cenaze olduğunda cenaze arabası ve aileye 5000 Suriye lirası veriliyor. Ve bütün bu masraflar cemiyet tarafından karşılanıyor.

Suriye Çerkesleri; memur, ziraatçı, serbest meslek ve işadamlarından oluşuyor; genellersek orta sınıftan oluşuyor diyebiliriz. Eğitim durumları çok iyi. Çerkeslerin durumu Esat’ın ve babasının döneminde çok iyiydi ama kazanan biz değil onlar oldu. Çünkü bize ihtiyaçları vardı. Biz iyi ve dürüst insanlarız. Kazandık ama onlar bizden daha çok kazandı. Bu rejim bizim haklarımızı korudu. Çerkesce okul resmi olarak tanındı, Çerkes kitapları alıp okuyabilirsiniz. Suriye’de bir tek bize tanındı bu hak. Ama Arap halkı rejimden memnun değilse buna saygı duymak dışında bir şey diyemem.

Çatışmalar başladığında 2 ay içinde biter diye düşünürken 6 ay oldu, şimdi biter derken de iki yıl oldu. Şimdi ordu yorgun, hükümet bugünlerde milis kuvvetleri teşkil etmeye başladı. Milis kuvvetleri orduyu çekip daha net hedeflere yönelecek. Bu çatışmaların galibi bana göre ne Esat olacak ne de muhalifler olacak, hiç ummadığımız birisi sahiplenecek bu işin meyvesini. Rusya ve İran’ın desteklediği kadar Batı da destekliyor Esat’ı. Kanaatime göre başta Amerika olmak üzere Esat’ın gitmesini istemiyorlar, gerçekten isteselerdi anında alaşağı ederlerdi. Bu uzatılan savaşta iki ay önce Amerika, ‘aşırı dinci bir grubu terör listesine alacağız’ dedi. İki yıldır muhalifleri destekleyeceğini söylüyor ama desteklemedi. Savaşı uzatıyorlar. Esat gitse bile bu çatışmalar uzun bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.

Suriye Çerkesleri

Suriye’de 1920 yılında Fransa manda rejimi kuruldu. 1935 yılında bu yönetimin yaptığı nüfus sayımı sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir. Bir ailede 5-8 kişi üzerinden yapılan hesapla o dönemde Suriye’de yaklaşık 25 bin Çerkes olduğu sonucuna varılabilir.

Kaynak: ORSAM – Rapor no: 130


Ahmet Kedkuey kimdir?

1943 yılında Kuneytra’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Kuneytra’da yaptıktan sonra 1966-1974 yıllarında İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.1975 yılında Suriye’ye dönerek genel cerrahi ihtisasını Şam Üniversitesi’nde yaptı. Çerkes Hayır Cemiyeti’nin 2002-2004 yıllarında Marc Sultan Şubesi’nde, 2006-2009 yıllarında da Şam’da başkanlığını yaptı. Çerkes Hayır Cemiyeti’nin merkezi Şam’da, 7 şubesi var. Kedkuey, Temmuz 2012’den beri Türkiye’de yaşıyor.

Yazarın Diğer Yazıları

“Evvelden Sonra” 18 Mayıs’ta “Bir Yazar, Bir Eser”de

Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) “Bir Yazar, Bir Eser” adlı programının konuğu gazetemiz yayın kurulu üyesi Birgül Asena Güven. Güven’in Aralık 2023’te yayımlanan “Evvelden Sonra” romanının...

21 Mayıs’ta “Turnanın Dansı”

Çerkes sürgünü temalı "Turnanın Dansı Film Projesi"nin öyküsünü anlatan belgeselin gösterimi 21 Mayıs Salı akşamı 19.00-20.30 saatleri arasında olacak. Projenin ilk toplantısı 26 Ekim’de Ankara’da...

“Derneklerimiz kültürel temelde örgütlenmeler olmakla birlikte sürgün ve soykırım, anadili, dönüş hakkı gibi taleplerimizin aslında siyasetin konusu olduğu açık”

-Nasıl bir KAFFED/Federasyon/Birlik hayaliniz var? Üye derneklerle ilişkiler, uluslararası kurumlarla ilişkiler, sürgün, soykırım, başta anadili olmak üzere kimliğe ve kültüre dair her konuda nasıl...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img