ÇERKEZ MİLLETİNİN DÜVEL-İ MUAZZAMA VE ÂLEM-İ İNSANİYET VE MEDENİYET-İ UMUMÎ BEYANNAMESİ (2. Bölüm)

0
399

Elyevm (bugün) Yunan işgal-i askerisi altında bulunan Garbî Anadolu yani Balıkesir, Bandırma. Erdek, Gönen, Biga, Kirmasti, Mihaliç, Bursa, İnegöl, Ye­nişehir, Aydın, Manisa, İzmir, Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar ile İzmit, Ada­pazarı, Hendek, Düzce, Bolu ve havalisi Çerkez ahalisinin biz zirde (aşağıda) vaz ü’l-imzâ salâhiyet-dâr (yetkili) murahhasları (delegeleri) ve Yunan Hükûmeti’nce musaddak (tasdik olunmuş, geçerliliği kabul edilmiş) “Şark-ı Karib (Yakın Doğu) Çerkezleri Temin-i Hukuk Cemiyeti” müessisleri (kurucuları); harb-i umumî neticesinde düvel-i muazzamaca kabul ve ilân edilen milliyet prensibiyle taayyün eden (beliren, ortaya çıkan) hukuk-ı milliyesine istinaden (dayanarak) İzmir’de, kongre halinde bî’l-içtima (toplayan) ekalliyet (azınlık) hâlindeki mil­letlerin hukukunu deruhde (üstlenme) ve düvel-i mağlûbeye (yenik devletler) kabul etdirmeyitaahhüd eden Düvel-i Muazzama (büyük devletlerdi İtilâfiyye ve müşarikleriyle (ortaklarıyla) bilhassa Yunan hükûmet-i fahimesine (kuvvetli, nüfuz sahibi) Çerkezlerin iltica eylediğini beyanla mutalîb-i milliyesinin (millî is­teklerinin) is’âfını (kabul edilmesini) rica eyler.

Anadolu’da elyevm mukim (oturma) bulunan Çerkezler sıhhate karib (gerçeğe yakın) hesapla iki milyon raddesindedir (civarındadır).
Çerkezler; lisan, ‘âdet (âdetler), hissiyat ve medeniyyet itibarıyla an’anât-ı milliyesini (millî ananelerini) muhafaza ve idame edegelmişlerdir. Çünkü tarih-ikadîmin (geçmişin) şarkda ve Yunanistan’da kayd edildiği medeniyetlerin cüm­lesinde “R’as-ı KafkasınValidî (Kafkas yolunun babası)” olan Çerkezler bir unsur-ıâmil olduğu gibi asr-ı hâzırın (bu asrın) medeniyet-i aliyyesini tesis eden ırk-ı ebyazın (beyaz ırkın) ve “Âri (Hint-Avrupa dil ailesinden olan ırk)”lerin müm­taz ailesinden oldukları İngiliz, Fransız, Alman, Rus ve Yunanmüverrihlerinin (tarihçilerinin) tarihî eserleriyle sabittir.
Çerkezlerin Hükûmet-i Anabiyyenin inkırazı (sona ermesi) üzerine makarrı (başkenti) Mısrü’l-Kabire (Kahire) olmak üzere umum Arabistan ve Şimalî Afrika (Kuzey Afrika) ve Suriye’ye şâmil olarak tesis eyledikleri hükümetin üç asır kadar yapidar olduğu (devam ettiği) ve millî yurtları olan Kafkasya’da cumhuriyet şek­linde haiz oldukları idarî ve siyasî istiklâli, Rus istilâsına ve kumandasında her gûnâ (her türlü) vesait-i harbiyye (harp araçları) ile mücehhez (donatılmış) Rus İmparatorluğuna karşı 20 sene mütemadiyen (devamlı olarak) mücahedât-ı seciânesi (kahramane savaşları) maruf (bilinen) ve müsellem-i (doğruluğu kabul edilmiş) ümemdir. (1- Müslim-i ümemdir. 2- Müslüman ümmetlerdir).

Merhum müşarûnilhin işbu mücahedâtı Rusların tefavvuk-ı azimesi (üstün gelişi) karşısında bi’z-zarure (zorunlu olarak) ma’teessüf akim (sonuçsuz) kalınca Rus Çarlığı’nın âmâm-i mahsuse-i temsiliyyesinden (kendini temsil isteğinden) bi-­hakkın (haklı olarak) şüphe eden üç milyondan ibaret olan Şimalî ve Garbî Kaf­kas Çerkezlerinden iki milyon mikdarındaki nüfusu o zamanki Bab-ı Âli’nin izhar eylediği (hazırladığı) sıyanetkâr (korumacı, himayeci) davete tâbiiyyetle (uyularak) peyderpey Türkiye’ye hicret eylediği (göç ettiği) ve Şimal Kafkasya’da kalan bir milyon nüfusun tekessünle (çoğalarak) bu güne kadar üç milyona baliğ olduğu Rus istatistikleriyle sabittir.

Bu hesapça Türkiye’ye hicret eden iki milyon Çerkez nüfusunun şimdiye kadar üç misli teza’ula (iki misli artma) altı milyona baliğ olması lâzım gelirken ma’teessüf bugün iki milyona karib (yakın) bulunmaktadır. İlel-ü esbabına (se­beplerine) gelince; pek aşikâr bir hakikat olduğu veçhile Osmanlı Hükümetinin gayr-ı kabil-î inkâr (inkârı mümkün olmayan) su-î idaresi (kötü yönetimi) ne­ticesinden mütevellid (doğan) gevâil (gaileler) ve mesaibe (felâketler) kurban edilmek yüzünden Çerkezler dört milyon nüfustan mahrum kalmışlardır.
Kaldı ki 13 sene evvel Meşrutiyet-i idarenin ilânı üzerine rüşd-ü siyasîden (doğru, olgun siyaset) mahrum ve ancak Türkçülük ve Turancılık hissiyatıyla meşbû’ (dolu olan ve tarihte misli görülmemiş) bir suretdeanâsır-ı saire-î Osmaniyyeyi (Osmanlının diğer unsurları, azınlıkları) tedhiş (yıldırma) politikasıyla Türkleştirmek siyaset-i sakimesini (yanlış siyasetini) takip eden Türk zimamdarânının (yöneticilerinin)siyaseti Türk olmayan bilcümle anasırın (unsurların) emniyeti hayatiyye ve milliyyeleriniselb etmekle (inkâr etmekle) Çerkezlerde de “sırf emel-i tahaffuz (kadimi koruma) ile” muhakkak bir hiss-î şikâyet ve iftirak uyandırmış (fark, ayrılma, dağılma) ve binnetice Çerkezler bu mezâlim-i mütevelliyedenistihlas (ardarda gelen zulümlerlerden kurtulmak) maksad-ı âlisiyle (büyük amacıyla) bir gaye-i millî takibine ve millicilerin alenen Çerkez milletini mahva kıyam (toplanması) etmesinden naşî (dolayı) onlarda silâhla müdafaa ve mübarezeye (savaşmaya) mecbur kalmışlardır.

Bu yüzden Çerkezler binlerce değerli evlâdını ebediyyenkayb etti. Emsal ve hayvanatınehb ü gayret (yoğun) ve köyleri ihrak edildi. Velhasıl Çerkezlik telâfisi gayr-ı kabil (mümkün olmayan) maddî ve manevî hasarat ve zayiat-ı müdhişeye (aşırı kayıp) giriftar olmakla (uğramış olmakla) beraber bu mücahedesindenâ-kâbil-i tezülzül (sarsılmaya rağmen) bir azm ile sebat etmiş (ka­rarlılıkla dayanmış) ve elyevm (hâlâ) etmekte bulunmuşlardır.
Gerçi Çerkezler gerek kumandan ve gerek nefer sıfatıyla harb-i umumiye iş­tirak etmediler değil; fakat bu iştirak milel-i saire (diğer milletler) misüllü (gibi) fiili, emelî, hissî olmaktan ziyade derhi (zorlamayla, istemeyerek) ve kanunî idi.Ma-mafih mütarekeyi müteakip Çerkezlerin bir kısm-ı kalilî (az kısmı, birazı) Ana­dolu ihtilâlcilerine bir galat-ı hiss ile (duygu yanıltısı) iltihak etmiş (katılmış) ve her nevî Mustafa Kemal’in taht-ı saltanatını tesise medar olacak harekât-ı fiiliyede bulunmuş iseler de Kemalistlerin gayr-i insanî harekâtını ve sakim siyasetlerini (yanlış siyasetlerini) onlar dahi yakinen görüp anlayınca-rücû’amucib (dönmeyi gerektiren) mahzûr-ı azim (büyük engel, sakınca) olmayacak bir müddet-i kalile (az bir zaman) zarfında Çerkezlik amâlî (emelleri) dairesine nadimân (pişman olarak) avdet etmişlerdir (geri dönmüşlerdir).

Bilhassa Çerkezler; makam-ı hilâfete merbutiyyet-i maneviyyeleri (manevî bağ­ları) baki olduğu halde Bab-ı Âli’nin Kemalistlerle birleştiğini ve bunca fedakârlığına rağmen Çerkezliği tamamen ihmâl etdiğini saklamaya lüzum görmedikden sonra Çerkezlik muhakkak ve tabiî bir kararla kendisine halas ü necat (kurtuluş) vadeden ve bunu menatık-ı işgaliyesinde (işgal bölgelerinde) fiilen isbat eden Yunan or­dusuna iltihak etmeyi menafîhayatiyye ve milliyeyi (millî ve hayatî çıkarlar) ik­tizasından (gereğinden) addetmiştir (nitekim daha evvel Arnavut ve Arap akvam-ı necibesinin (soyu, nesli temiz) de Türklerden iftirak ve infikâkla (ayrılmakla) ecnebî halaskarlara (yabancı kurtarıcılara) aynı saik (sevk eden, götüren, süren) ve endişe ile iltihâk ve temayül etdiklerine şüphe yokdur) bundan sonra birçok sene devam eden mücadele esnasında Çerkezler Müslim ve gayr-ı Müslim binlerce nüfus-ı masumeyi millîcilerin katliamından kurtarması itibarıyla şayan-ı teskâr (anılmaya değer) hıdemât-ı memduhede (övgüye değer hizmetlerde) bulunmuşlardır.

Yunan Hükûmet-i fahimesi beynelmilel haiz olduğu evsaf-ı medeniyye ve insaniyyesi icabıolarak (medenî ve insanî vasıflarının gereği olarak) dinî farkı nazar-ı itibara almaksızın (dikkate almadan) Ermeni ve bilhassa Rum mu­hacirleriyle mütesaviyen (eşit olarak) ve belki fazlasıyla Çerkez muhacir ve mül­tecileri hakkından alâka göstererek emr-i iaşe (yardım işini) ve isdanlarınımüreffehen (rahatlıkla) temin etmiştir.
Yunan Hükûmet-i fahimesi Anadolu’ya ayak basdığıtarihden itibaren daire-i işgal-i askerisine dahil olan menatıkda (mıntıkalarda) meskûn Çerkez ahalisine, Kemalistlerin mezalim ve tazyiki üzerine arz-ı dehalet (merhamet dileyenlere) edenlere, harben esir aldığı milletdaşlarımıza istisnâen ve teveccühkârânehüsn-ü kabul ve muamele (iyi karşılanan davranan) ve ibraz-ı itimad (itimad etme, gösterme) ve muhabbet eylemesi (sevgi göstermesi) hassaten (özellikle, yalnız) binlisan-ı minnet ve şükranlarla yâd ve teskâra (anılmaya) sezadır (layıktır).

Binaenaleyh bu muamelât-ı cemile (iyi muameleler) ve samîmiyye, Çer­kezlerin Anadolu’da kabiliyyât-ı medeniyyeyi (medenî kabiliyetleri) haiz ve istihlâsa lâyık (kurtarılmaya) bir millet olduğu ve Anadolu’daki Rum unsuruyla Çer­kezlerin tekabül eden (karşı karşıya gelen) menafi-i hayatiyye ve hukuk-ı siyasiyyelerininmüteseviyen (eşit olarak) himaye ve sıyanet edilmesi (ko­runması) lâzım geldiği kanaatinden nâşî (dolayı) olduğunu Çerkezler kaviyyen (kuvvetli olarak) ümit ve temenni etmek ister.

Tafsilât-ı ma’rûzeden maksat (ayrıntılı anlatımdan amaç):
a. Millî çehremizi göstermek,
b. Anadolu’da akvam-ı mütemeddienin (medenî kadimlerin) ihtizar ve dikkatini celbe lâyık bir Çerkez milletinin yaşadığını bildirmek,
c. Üç yüz seneden beri mütemadi (aralıksız) bir suretde hükümran olan su-i idare (kötü yönetim) yüzünden vâdî-i inkıraza (yıkılış vadisine) yuvarlanan ve asri ve medenî bir idare tesis-i kabiliyetinden mahrum, dahilen ve haricen şark-ı kâribde (Yakın Doğu) ve dolayısıyla Avrupa’da bir unsur-ı şûriş ü harb bulunan (kargaşa ve harp unsuru) Osmanlı Hükümeti ve ilân-ı Meşrutiyetle onun yerinekâim olarak Osmanlılığın inhilâline bâdî olan (Osmanlılığın çözülmesine sebep olan) müfrat (unutulmuş, terk olunmuş) Türkçülerin siyaset-î meş’ümesi (uğursuz siyaseti) Anadolu sahasında Türk’den gayrı bir milletin hakk-ı hayatını tanımamakta ısrar eylediği âlem-i medeniyetçe gayr-ı kâbil-i inkâr bir hakikât ol­makla) bundan böyle Çerkezlerin Şark-ı Karib de Türk idare-i meş’umesinden tahliyesiyle (uğursuz Türk yönetiminden kurtulmasıyla) Yunan himayesi altında bir unsur-ı sulh ü mü sâlemet (barış unsuru) olarak yaşamları esbabının teminî arzusunu izhar (gösterme) ve temenniden ibarettir.

Binaenaleyh; Düvel-i Muazzama-i İtilâfiyye ve müşariklerince (ortaklarınca) millî olan mütelib-i atiyyemizin (gelecekteki isteklerimizin) kabul ve tervicini (des­teklenmesini) kongremiz rica ve asâr-ı fiiliyesine (faaliyetlerinize) sabırsızlıkla intizâr edildiğini zât-ı asilânelerine arz ile kesb-i şeref eyler (şeref kazanır).

1. Beyne’d-düvel (devletlerarasında) kabul ve ilân edilip muahedât-ı sabıka-î sulhiyyeidhal edildiği gibi (eski barış anlaşmalarına dahil edildiği gibi) Şark-ı Karibmüsalâha-i atiyeyesine de (gelecekteki Yakın Doğu barışı) idhâlîkaviyyenme’mul olan (katılması kuvvetle beklenen) ekalliyet hâlindeki (azınlık) milletlerin hukuk ve menâfî-i siyasiyyelerini temin ve tatmin edecek olan madde-i ahkâmının (hükümlerinin) bilumum Çerkezlere de teşmili (yayılması).

2. Çerkez milleti, Anadolu’da her veçhile kendisiyle hemhal (aynı durumda) ve menhafî-i mütekabile ile (karşılıklı menfaatler) haiz-i irtibat (irtibatlı) bulunduğu Rumunsuruyla hukuk-ı mütesaviye (eşit haklar) dairesinde tevhid-î mukadderata (kader birliğine) râgıp (istekli) bulunduğuna binaen terakkî ve inkişâfât-ı milliyesine (da­yanarak ilerleme ve ortaya çıkan milliyesini) kendisinden kuvvetle ümit ettiği Yunan Hükûmet-î medeniyyesinin himaye-i fiiliyyesineidhali (fiilî korumasına alınması).

3. Çerkez milletinin evvelâ Halife ve Bab-ı Âli’nin ve bilahiremenâfî-i milliye ve hayatiyye şevkiyle giriştiği bu mübareze (savaş) yüzünden düçâr olduğu bil­cümle zarûriyâtlarınınakd-i sulh olacak Türk Hükûmeti’nden tazmini esbabının (sebep olunan ziyananödenmesi) temini.

4. Sulh konferansında bâlâdaki (yukardaki) mütâlib-i milliyemize (millî isteklerimize) muarız zuhurunda (karşı gelen olduğunda) delâîl (deliller) ve izahat-i mukniayı (inandırıcı açıklama) der-miyas etmek (ortaya koymak) ve müdafaât-ımukteziyede (gerekli savunmalarda) bulunmak üzere konferans meclis-i âlîsine (yüce meclisine) salahiyyet-dâr (yetkili) murahhaslarımızın (delegelerimizin) davet buyurulması.

Binaenaleyh mutalib-î mesrûdenin (bildirilen isteklerin) tervic (desteklenmesi) ve kabulü hususunda müzaheret (yardım) ve muavenet-i medeniyyeyi evvelâ Düvel-iMuazzama-iİtilâfiyye’den; saniyen (ikinciolarak) Yunan Devlet-ifahînesinden, salisen (üçüncü olarak) âlem-i insaniyyet ve medeniyyetden rica ve intizar eylediğini (beklediğini) ve bundan böyle amâl-i milliyyesinin husulüne (millî isteklerinin ortaya çıkmasına) hadim (hizmetçi) teşkilât-ı siyasiyye ve ictimaiyeyi (siyasî ve toplumsal teşkilâtı) yapmak, Çerkezlerin an’anât ve ihtiyacât-ı milliye, diniyye ve medeniyyeleri dairesinde temin ve terakki ve inkişafları esâsâtınıte’emmül (iyice düşünme) ve ihzar eylemek (hazırlamak) ve hükünât ve mecâlis’ialiyye ile tesis-i intibat ile inde’l hâce (gerektiği zaman) salahiyyetdâr murahhaslar göndermek ve teşebbüsat-ı siyasîyyeyiifâ ve evrak-ı lâzımeyi (ge­rekli evrakları) tanzim ve imzaya ve hukuk-ı milliyesinin mütevakkıf (dur­durulduğu) olduğu umur ve hususatın (işlerin) ve intihab eylediği heyet-i dâime-i faaliye teşkil eden ve mukaddema (eski) Yunan Hükûmeti’nce resmen tanınmış olan “Şark-ı Karib Çerkezlerin Temin-i Hukuk Cemiyetini” tevkil ile (vekil ederek) ictimaına (toplantısına) nihayet verdiğini arz vesileyle ta’zimat’ımahsudesini (saygılarını) takdim eyler ve MinAllahü’ltevfik (yardım Allah’tandır).


24 Teşrin-i Evvel (Ekim) Sene 1921
11 Teşrin-i Evvel (Ekim) Sene 1337

Adapazarı Murahhası Bâğ (**) Talastan Bey
İzmit Murahhası Çöle İbrahim Bey
İzmit Murahhası Çeyu Kâzım Bey
Hendek Murahhası Bâğ Osman Bey
Düzce Murahhası Maân Ali Bey
Düzce Murahhası Hamta Ahmet Bey
Kandıra ve Karasu Murahhası Maân Şirin Bey
Yalova-Karamürsel Murahhası Ançok Yakup Bey
Bilecik Murahhası Bâğ Rıfat Bey
Eskişehir Murahhası Bâğ Kâmil Bey

Geyve Murahhası Çöle Arslan Bey
Bursa Murahhası HarunelReşid Efendi
Biga Murahhası Ançok İsa Nuri Bey
Gönen Murahhası Lampaz Yakup Efendi
Gönen Murahhası Sahakomit Hafız Said Efendi
Erdek Murahhası Şehabil Hasan Bey
Bandırma Murahhası Neçoko Hasan Bey
Bandırma Murahhası Berav Said Bey
Bandırma Murahhası Brezek Tahir Bey
Balıkesir Murahhası Bezadog Said Bey
Manisa Murahhası PesaverReşid Bey
Aydın Murahhası Kovace Hüseyin Bey
Kütahya Murahhası Açofit Sami Bey
(**) İsimlerin başındakiler Çerkezlerin boy adlarıdır.

(*)Kaynakça: Askeri Tarih Bülteni,Şubat 1996, Sayı: 40,
Sayfa: 67-78
Metin aynen aktarılmıştır

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz