Basında İzmir Çerkes Kongresi

0
4472

İzmit eski mutasarrıfı Çule İbrahim Hakkı’nın girişimleri sonunda İzmir’de kurulun Şark-ı Karib Çerkesleri Temin-i Hukuk Çemiyeti ve 24 Ekim 1921 tarihinde gerçekleştirilen “Çerkes Kongresi” nin nedenleri şöyle sıralanıyor:

“Birtakım Çerkez grupları da Yunanistan güdümünde bir özerk Çerkez Kölemen yönetimi kurmak amacıyla Şark-ı Karib Çerkezleri Temin-i Hukuk Cemiyeti ’ni meydana getireceklerdir. Bu dernek 24 Ekim 1921’de İzmir’de büyük bir kongre düzenlemiş, ayrıca, Çerkez Teavün Cemiyeti de İstanbul’da buna benzer bir kongre toplamıştır (Tanör 2002: 110).”[1]

“Abaza ve Çerkezlerin saraya kız vermeleri kendilerine birçok fayda sağlamıştır. Bu menfaatlerini kaybetmek istememeleri nedeni ile sarayın etkisi altında kalarak hareket etmeleri”

“Bolu isyanında Çerkezlerin sarayın yanında yer almaları kadınlar yolu ile kurulan saray-çerkez yakınlığının sağladığı olanakları yitirme korkusudur.”[2]

“Ayaklanan Çerkez ve Abazaların düşünceleri, Hendek’i almak, İzmit ile bağlantı sağlayıp Yunanlılarla birleşmek ve güya kendi hayat ve geleceklerini milli kuvvetlerden kurtarıp, garanti altına almak istemişlerdir.” [3]

“Yozgat isyanları’na Çerkezlerin katılım nedenlerinin İstanbul’da neşredilen Serbesti gazetesinin ‘… Biga’nın 18 köyü top atışları sonucu yerle bir edildi, şimdi sıra öbür Çerkez köylerindedir…’ şeklinde yayın yapması.” (411 M.Ünal, Kurtuluş Savaşı’nda Çerkezlerin Rolü s. 290) [2]

“17 Temmuz 1920’de HİF(Hürriyet ve İtilaf Fırkası) genel merkezinde Hİ, Türk Teali, Çerkez Teavün, Nigahban-ı Hukuku Osmanî, Siyasi Mağdurlar Parti ve Dernekleri, HİF ikinci başkanı Gümülcüneli İsmail Bey’in başkanlığı altında bir toplantı yaparak birlik halinde çalışmaya ve ikiye bölünmüş olan HİF’nın birleşmesine yardım etmeye karar vermişlerdir.” ( Sarıhan, Kurtuluş , c.III, s. 130) [2]

Dönemin gazetelerinde ise Çerkes çoğunluğun adı geçen kongreye itirazlarını görüyoruz;

“Çerkez Teavün Cemiyeti üyeleri Mareşal Fuat başkanlığında İstanbul’da bir Çerkez Kongresi toplamıştır. Kongre, devlete bağlılık kararı almıştır. 22 Ağustos 1921 tarihli Açıksöz Gazetesinde, Çerkez Kongresi’nin, hain İzmit Mutasarrıfı ve hempasının hain teşebbüslerini red ve telin ettiği haberi yer alacaktır”. [4]

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına telgraf çeken Düzceli Abazalar ise “Bina­enaleyh Türkiye Büyük Mîllet Meclisi uğrunda fedayı cana karar veren biz Düzce Abazaları Abazalık namı taşıyan bu gibi hainleri, alçak­ları tel’in ve Büyük Millet Meclisi uğrunda her türlü fedakârlığa amade olduğumuzu arz eyle­riz.” diyerek İzmir Çerkes Kongresini kınıyorlardı. [5]

“Liva Şuunu” başlığı altında İzmir’e Doğru gazetesi ise “Türk- Çerkes Kardeşliği” başlığı ile şu haberi veriyordu: “Kemâl-i memnuniyetle haber alındığına göre Gönen’de memleketin bütün eşraf ve ulemâsı ve Kuva-yı Milliye ile Çerkes kardeşlerimizin rüesasından mürekkeb büyük bir içtimâ’ yapılmış ve bu içtimâ’da Türk ve Çerkes’in kardeş olduğu ve ebediyyen kardeş olacağı hakikati kat’iyetle tekrar izhâr edilmiştir.” [6]

“2 Ağustos’ta İstanbul’da ayan azasından Müşir Fuat Paşa’nın başkanlığında, Merkez Kumandanı Ahmet Fevzi Paşa ve Çerkez ileri gelenleri ile bir toplantı yapılmıştı. Burada, Atina’ya giden İzmit mutasarrıfı İbrahim’in hain teşebbüsünü ret ve lanetleme kararı verilmişti. Teâvün Cemiyetinin bir toplantısında da yanlış davranışların Çerkezliği temsil edemeyeceği ve bunların Çerkezler adına söz söylemek salahiyetine haiz bulunmadıkları beyan edilmişti. 2 Ağustos’ta, İstanbul Merkez Kumandanı Ahmet Fevzi Paşa İkdam Gazetesi murahhaslarına bir beyânatta bulunmuştu. Bu beyanatta; “Çerkezler, katiyyen iftirak fikrini bilmemişler. Çerkezler, Türklerle beraber güler ve onlarla beraber ağlarlar. Çerkezler, ekmeğini yiyip suyunu içtikleri memlekette nankörlük etmezler. Ba husus din hususunda Türklerle ayrıları gayrıları yoktur. Çerkezler, indinde Türklük Çerkezlik yoktur. Dinimizin yasak ettiği veçhile tanıdığımız millet millet-i İslamiye, vatan darü’l İslâm’dır. Aksi fikirde bulunanların Çerkezlik hakkında beyan-ı mütalaada selahiyetleri yoktur” demişti. (Hâkimiyet-i Milliyye, 17 Zilhicce 1339, 21 Ağustos 1337 (1921) Pazar, No:268, s.1.) (Ancak İzmir’de Yunan emel ve fikirlerine destek olan Çerkezler vardı ki bunlar “Arızalı Çerkezler”di ; “Arızalı Çerkezler”, başlıklı yazı bkz. Hâkimiyet-i Milliyye, 13 Rebiülahir 1340, 13 Kanun-ı Evvel 1337 (1921)Salı, No:377, s.2.). [7]
“Bunun için de Çerkez ulema, eşraf ve muteberleri 27 kişilik imzayla Aziziye’den bir telgraf yollamışlardı. Bu telgrafta; Sivas Çerkezleri, Osmanlı toplumuna dâhil oldukları günden bugüne kadar Türk kardeşleriyle müşterek etmiş ve etmektedir. Aralarından bazılarının Yunanlıların hain emellerine vasıta olduklarını üzüntüyle duydukları, bu durumu lanetledikleri ifade edilerek; Çerkezlerin bunlara alet olmayacakları ilân ediliyordu ( “Çerkezlerin Reddiyesi”, Hâkimiyet-i Milliyye, 13 Rebiülahir 1340, 13 Kanun-ı Evvel 1337 (1921) Salı, No: 377, s. 2.), ( “ Çerkezler Arasında”, Hâkimiyet-i Milliyye, 10 Ramazan 1340/7 Mayıs 1338 (1922) Pazar, No: 500, s.1.).” [7]

İtilaf devletlerinin konu hakkındaki takındıkları tutum ise şu şekilde açıklanıyordu;

“İtilaf devletleri bu talebe sıcak bakmamışlar ve örneğin savaş sırasında Çerkezlere verdikleri sözlerden kaynaklanan sıkıntılar yaşanmıştır. Lord Curzon, genel aftan Müslümanların yararlandırılmaması isteğinin Türk Hükümetinin bir misilleme düşüncesinde olduğu izlenimini verdiğini bundan dolayı da birtakım azınlık mensubunun ülkeye dönmekten korkacaklarını ifade etmiştir. Curzon Bursa’yı da içine alacak şekilde Kuzey Anadolu’da meskun Çerkezlerin oturdukları bölge itibariyle savaş yıllarında müttefiklerle sıkı temasta bulunduklarını ve bu kimselerin bugün ülke dışına dağılmış bir durumda olduklarını ifade ederek kapsamın genişletilmesini talep etmiştir. Bununla birlikte İsmet Paşa konferansın birinci devresinde genel af ile ilgili taleplerini büyük ölçüde karşı tarafa kabul ettirmiş….” [8]

Sonuç olarak bu olayla doğrudan veya dolaylı olarak ilişiği bulunan dokuz bin Çerkes Yunan vatandaşlığına geçmişti (“1923 Martı’ nda ise bu nüfus 1.150.000 kişiyi bulmuş buna Yunan vatandaşlığı alan 100.000 Ermeni,1000 Süryani ve 9.000 Çerkez’de dahil edilmiştir” ). [9] Diğer taraftan İzmir Çerkes Kongresi ve Çerkes Ethem’le ilişkilendirilen “ayrılıkçı” olarak nitelenen Gönen ve Manyas Çerkes köylerinden 14 adedi her şeyleri ellerinden alınarak cezalandırılıyor ve Doğu Anadolu’ya sürgüne gönderiliyordu.(Mehmet Fetger Şoenü, Çerkes Sorunu Hakkında Türk Kamuoyu ve TBMM’ne, I.Sunu 18 Agstos 1923 ve II.Sunu 15 Kasım 1923)[10]

Ayrıca TBMM’nin 22/23 Nisan 1924 tarihinde ki gizli celse de aldığı kararla 150 kişilik bir ” hıyanet” listesi hazırlanıyordu.[11]Hazırlanan bu150 kişilik listenin 86 kişisi Çerkeslerden oluşuyordu. “İçişleri Bakanı olarak atanan Çerkes kökenli Recep (Peker) de 150’likler listesinin yürürlüğe girmesini sağlayan kararnameye imza atar!” [12]Yine 29 Nisan 1938 de TBMM’de kabul edilen ve 16 Temmuz 1938 tarih ve 3961 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 3527 nolu Af Kanunu ile 150’likler listesine af çıkartılıyordu. [11]

İzmir Çerkes Kongresi hadisesini Atilla İlhan, ”Bu ‘Oyun’O eski ‘Oyun’, adlı yazısı ile Cumhuriyet gazetesinde (28 Mayıs 2004); ve Toktamış Ateş, ”Etnik Tahrikler” adlı yazısı ile Bugün gazetesinde (30 Haziran 2007) eleştirmişlerdi.

Çerkesler, “hainlik” ile “sadakat” arasında toz bulutlarıyla kaplı yolda, hangi taraf olursa olsun her taraftan daima “Hain Çerkes” ve “İşbirlikçi” olarak adlandırıldılar. Oysa başka bir taraftan da “Devletçi” olarak algılandılar.

Günümüzde ise Çerkesler, takkelerini önlerine koyup karar vermeliler; her taraftan değil bir taraftan olduklarını, o tarafın da kendileri, ÇERKES olduklarını.


Türk Çerkes Kardeşliği

“Kemâl-i memnuniyetle haber alındığına göre Gönen’de memleketin bütün eşraf ve ulemâsı ve Kuva-yı Milliye ile Çerkes kardeşlerimizin rüesasından mürekkeb büyük bir içtimâ’ yapılmış ve bu içtimâ’da Türk ve Çerkes’in kardeş olduğu ve ebediyyen kardeş olacağı hakikati kat’iyetle tekrar izhâr edilmiştir.
Türk ve Çerkes İslâmdır, kardeştir. Dâima kardeş yaşayacak olan bu iki unsur arasına tohum-ı nifak sokmak isteyen şakiler bir takım âmâl-ı sefile ta’kib edenlerdir. Malumu’lesâmi olan eşirrâ Türk ve Çerkesler tarafından müştereken takib ve tedib edilecektir esâsâtını ihtiva eden mukarrerâttan sonra beliğ dualar okunmuş Türk ve Çerkes eşraf ve ümerâsı derin bir muhabbetle ve memnuniyetle bu mukarrerâtın infaz edilmesine karâr vermişlerdir.
Bu hamiyetkâr kararları pek tabiî görüyoruz, İslâmiyet esas-ı mukaddesine tâbi olan Türk ve Çerkeslerin dâima yekdiğerlerini kardeş gibi sevecekleri kat’idir.
Ecnebi menfaatine âlet olan eşhas istedikleri kadar aleyhte uğraşsınlar: Türk ve Çerkes vatanlarına tecâvüz eden mel’ûn düşmanları karşısında müttehid bir kitle olarak milli ve dinî vazifelerini yapacaklar ve sefil düşmanı memleketten tard edeceklerdir.
Vatanın müdâfaası için teşekkül eden Kuvâ-yı Milliye dâima Çerkes kardeşlerinin cephede muavenet ve fedâkârlıklarını görmekte müftehirdir. İnâyet-i Hak’la ve bu müttehid karar sayesinde dâima ortalığı bulandıran şakiler güruhu müştereken tedib edilecektir. Bu suretle en hâin bir düşman her türlü mukaddesatımızı çiğnemek için hücuma hazırlanırken bütün cihan anlayacaktır ki Türk ve Çerkesler dâima olduğu gibi ele vererek ibrâz-ı fedakârı edeceklerdir”

İzmir’e Doğru Gazetesi, 10 Kanun-ı sani 1336, no: 17


[1] Mustafa Ekincikli, Gazi Türkiyat, güz 2012/11: 137-153 Parlamenter sisteme geçiş sürecinde Batı Anadolu Kongreleri

[2] Hacer Göl. Milli Mücadele Dönem inde Hürriyet ve İtilâf Fırkası, Ankara-2008.

[3]Yunus Kobal, Milli Mücadele’de İç Ayaklanmalar, Türkler, Ankara 2002, c.xvı, s.78-89

[4] kaynak: ksg ııı, as

[5] TBMM tutanak, i:17 7.4.1337 c:1

[6] İzmir’e Doğru Gazetesi, 10 Kanun-ı sani 1336, no: 17

[7] Hatice Mumyakmaz, Hâkimiyet-i Milliyye Gazetesi’ne göre Millî Mücadele’de Milliyet: Türkler, Kürtler, Çerkezler, Hıristiyan Türkler, Ermeniler ve Rumlar ( 1920 – 1922 ) ÇTTAD, vı/15, (2007/güz), s.s.111-129

[8] Halil Şimşek, Lozan’ın Getirdiği Statü ve Türkiye’ de Azınlıkların Durumu (1923-1974) Ankara, Ocak 2006

[9] Antonios PAVLIDIS, “Yunan Kaynaklarına Göre Mübadele Meselesi 1918-1930”, İstanbul

1997, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü yayınlanmamıs Yüksek Lisans Tezi, s.17

[10] Mehmet Fetgeri Şöenü, Tüm Eserleriyle, KAFDAV Yayınları Ankara 2007

[11] İlhami Soysal,150’likler, Gür yayınları, İstanbul 1985

[12]İzzet Aydemir, Yüzellilikler Listesi ve Çerkesler. http://www.kaffed.org/index.php/bilgi-belge/tarih/item/226-yuzellilikler-listesi-ve-cerkesler.html

Sayı: 2013 04

Önceki İçerik“Farklılıklarımız zenginleştirilmeli”
Sonraki İçerikKISA… KISA… KISA…
Jiy Zafer Süren
1951’de Samsun’da doğdu. Üniversite’yi terk etmiş ve muhasebeci olarak çalışarak emekli olmuştur. Çeşitli dergilerde şiir ve araştırma yazıları yayınlandı. Kafkasya üzerine yayın yapan, As Yayın’ın kurucuları arasında yer aldı. “Çipxe, Kafkas Aile Armaları” (derleme) ve “Tama Bahar Gelmeyecek” (şiir) isimli iki kitabı vardır. Nisan 2008 itibariyle Jıneps gazetesi yazarları arasında yer aldı, Ocak 2011 tarihinden bu yana yayın kurulu üyesidir.