“21 Mayıs’lar, Çerkes Halkının Diriliş Günü olmalıdır”

0
306

Şahin Konuş, 1977 Samsun doğumlu ve Adigelerin Şapsığ boyunun Lhaşe (Лъашэ) sülalesinden. Kamu personeli ve evli, bir kız çocuğu babası. Üniversite yıllarında Aydın’da başladığı dernekçilik faaliyetlerine Samsun Kafkas Derneği’nde devam ediyor. Derneğin çeşitli yönetim kademelerinde yer aldıktan sonra 2011 yılından beri başkanlığını yürütmektedir. Dernekçilik dışında dostu ve kardeşi diyebileceği Çetao Nart Atalay ile “Çerkes ve Kafkasya Damgaları ve Aileleri” konusunda bir kitap çalışmaları var. 2013 sonuna doğru yayımlamayı planlıyorlar. Şahin Konuş’la dernekler, asimilasyon ve Çerkeslerin siyasi taleplerine dair onuştuk.

-Dernekçilik nedir?

-Dernekçilik, diaspora tarihine bakarsak, ilk 1950’li yıllarda kurulan İstanbul Kafkas Kültür Derneği (Dosteli Yardımlaşma Derneği) ve Birleşik Kafkasya Derneği ile başlamış ve kuruluşundan beri hemşehri dayanışmasından öteye de geçememiş ve belirli bir kısırdöngü içinde sıkışmış kalmıştır. Ancak şehirlerde kurulan dernekler, asimilasyona karşı birer direnç noktası ve Çerkes Aydınlarının yetiştiği birer okul da olmuştur. Bugün baktığımızda baskın kültür bizleri yok etmektedir. Nedir bunlar? Popüler kültür, televizyon, kültürümüzün şehir yaşamında yaşama olanağı bulamaması vb. Dernekler, bunlara karşı bir direnç noktası olmayı amaçlamalı ve asimilasyona karşı, dur diyecek ilk yerler olmalıdır.

-Asimilasyona karşı neler yapılabilir?

-Asimilasyona karşı durmak için önce milli bilinç ve Çerkes kimliğine sahip olmak gerekir, bunun olmazsa olmazlarından biri de dildir. Dilsiz ulus ölüdür diye bir söz var, anadil olmadan tam anlamıyla bir Çerkeslikten bahsedemeyiz. Burada asıl iş ailelere düşmektedir, dil biliyorlarsa dili çocuklarına aktarmalı, bilmiyorlarsa okullarda seçmeli olarak verilmeye başlanan anadil eğitimi derslerine çocuklarını yollamaları, dilimizin gelecek kuşaklara aktarılması gerekmektedir. Asimilasyona ancak bu şekilde dur diyebiliriz.

-Kafkas derneklerinin amaçları ve talepleri nelerdir?

-Derneklerin, özelde Samsun Kafkas Derneği’nin en önemli amacı asimilasyonu durdurmak ve asimilasyona karşı milli bilince sahip, Çerkes kimliğini sahiplenen insanlar yetiştirmek ve kültürün yaşatılmasını sağlamaktır. Bu nasıl olacak derseniz bugünkü şartlar altında oldukça zor. Toplum, dernekleri ne kadar çok sahiplenirse derneklerin de o kadar güçlü olacaklarını düşünüyorum. Toplumumuzda şöyle bir önyargı da yok değil. Dernekler sadece oyunun ve eğlencenin, boş işlerin olduğu yer gibi bir düşünce var ancak bunun hiç de doğru bir düşünce olduğunu düşünmüyoruz. Bunun nedenleri arasında, derneklerin amacına yönelik faaliyetler yapmaması da olabilir. Derneklerin, yaptığı önemli işleri kendi tabanına anlatamaması ve iletişim kuramaması olabilir.

-İktidardan talepleriniz nelerdir?

Biz Samsun Kafkas Derneği olarak, KAFFED’in kurucu derneklerinden birisiyiz. Örgütlü olmaktaki en önemli amaç güç birliğidir. Birlik olarak, taleplerin arkasında daha güçlü durulabilir. KAFFED, bugüne kadar yaptığı dil, anayasa, Suriyeli soydaşlarımızın sorunları gibi taleplerinde olumlu ya da olumsuz bir cevap alabildiyse bu, örgütlü yapısından kaynaklıdır. KAFFED’in problemleri, eleştirilecek yönleri yok mudur? Elbetteki vardır ama bu sorunlar ancak KAFFED’e sahip çıkılarak aşılabilir.

-Çerkesler bazı taleplerinde Kürt ulusuyla bağdaştırılmaktadır. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

-Kürtler, ulusal bilinçlerine bizlerden çok önce varmışlardır. Ancak tüm toplumda bizler de dahil bir önyargı, ortak taleplerimizde bile onlarla aynı kefeye konulmaktan hoşlanmama gibi bir düşünce oluşmuştur. Bunun en büyük nedeni, birçok insanın kendi dünya görüşlerini Çerkesliğe yamamalarıdır. Bu siyasi görüşlerin bakış açısını Çerkesliğe uydurarak Çerkes kimliği oluşturmak üzerine oluşturulan bir düşünce yapısına sahip insanlarımız var.

Şimdi Kürtler anadil eğitimi istiyor diye biz istemeyecek miyiz? Köy adlarımız değiştirildi, eski köy adlarımızı talep etmeyelim mi? Kürtlerle bizim taleplerimiz paralelse paraleldir, onlar kendi taleplerini dile getirir, biz kendi taleplerimiz getiririz. Hak aramada birçok yöntem vardır ancak biz hiçbir zaman şiddeti savunmadık ve böyle bir hak arayışı içinde de olmadık, olmayız da ancak demokratik haklarımızı ve taleplerimizi dile getirmekten de çekinmemeliyiz. Kürtler, Lazlar vd. paralel olsa dahi. Zaten KAFFED’in Laz Kültür Derneği ile ortak çalışmaları da oldu ve bunun gibi çalışmalar da olmalıdır.

-Siyaset üretmeliyiz söylemlerine ne diyorsunuz?

-Bizim eskiden Xase geleneğimiz vardı. Thamateler, halkın temsilcileri toplanır, bir karar alırlardı, belki de biz bunun eksikliğini yaşıyoruz. Siyasi bir talep, birlik olunmadıkça tam anlamıyla savunulamaz. Örgütlü olunmazsa, üretilen siyaset havada kalır. Çerkes halkının taleplerini savunan bir siyasi parti olabilir mi? Bence çok zor. Çünkü 12 Eylül sonrasında bütün ülke halkları gibi apolitik olan halkımızın topyekün bir siyasi parti etrafında toplanması oldukça zordur. Başka siyasi partiler içinde bu olabilir mi derseniz, bence imkânsız ve imkânsız olduğu da çok defalar görülmüştür.

-21 Mayıslar anma değil de bir protesto olmalıdır söylemlerine ne diyorsunuz?

-Bugüne kadar 21 Mayıs törenleri hep dramatize edilen törenler oldu. Bana göre 21 Mayıs’lar, Çerkes Halkının Diriliş Günü olmalıdır. Bu anma törenleri içinde protesto da olacaktır ağıt da. Zaten protesto da bir anmadır sonuç itibariyle. Olunmaması gereken asıl, radikalleşmedir. Çünkü radikalleşen ortamlar kontrol edilemezlerse sonuçları daha kötü, zararları daha büyük olabilir. Yeri benim açımdan çok önemli değildir. Evet, konsolosluk önlerinde olayın müsebbibini protesto edebilirsin, Samsun’da da, Kefken’de de yapabilirsin, her halükarda sonuçları bence aynı olacaktır. Ben şahsen, yaptığımız eylemlerin Rusya üzerinde bir etkisi olduğunu da düşünmüyorum zaten. Önemli olan biz bugünlerde kendi insanımızı ne kadar bilinçlendirebiliyoruz, asıl nokta orası.

Bundan sonra Kafkas dernekleri ve KAFFED nasıl bir yöntem izlemelidir?

-Buna tam olarak cevap veremem, biz dernek olarak hedeflediğimiz yolda çalışmaya devam ederiz, ama başarılı olmamızın tek şartı toplumumuzun derneğimizi ne kadar sahipleneceğine bağlıdır. KAFFED de aynı şekilde tüm toplumun sahiplenmesi gereken, en büyük örgütlü yapımızdır. KAFFED ne kadar güçlü olursa, taleplerimizi ve haklarımızı o kadar güçlü savunabiliriz. Muhalefet tabi ki olacaktır ancak muhalefet de bu örgüt altında olmalıdır. Güçlü bir yönetim, güçlü bir muhalefet KAFFED’i daha güçlü kılacaktır.

 

Sayı : 2013 05