Savaşa hazırlanırken “barış”tan söz etmek – Bill Van Auken*

0
292

ABD Başkanı Barack Obama, 21 Mart’ta Kudüs’te yaptığı konuşmasında, ABD’nin İsrail’i kayıtsız şartsız destekleyeceğini belirterek Suriye ve İran’a karşı savaş tehdidini yineledi. İsrailli yüzlerce öğrenciye yapılan konuşma, Washington’un, “barış süreci” denen ve on yıllardır can çekişen diplomatik maskaralığı sürdüreceğini vurguluyordu. Bu maskaralık, İsrail’in Filistin halkını baskı altına almasına ve ABD’nin Arap dünyasındaki çıkarlarının korunmasına hizmet ediyordu.

ABD yönetimi, başbakan Benjamin Netanyahu hükümeti üzerinde etkili olan aşırı sağcı siyonistlerin Obama’yı sorularla sıkıştırmasından çekindiği için, İsrail Parlamentosu yerine bu dinleyicileri seçmişti.

Obama, Kudüs’ten önce helikopterle, Batı Şeria’da işgal altında bulunan Ramallah’a gitti ve Filistin Yönetimi (PA) Başkanı Mahmud Abbas ile bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Yüzlerce kişi, Obama’nın ziyaretini protesto etmek için Ramallah sokaklarına çıktı ama Abbas’ın binasına yaklaşmamaları için PA polisleri tarafından yolları kesildi. Polisle karşılaşan göstericiler , “Kahrolsun askeri rejim” diyerek Abbas aleyhinde sloganlar attı.

Obama, Abbas’a baskı yaptı

Obama, işgal altındaki Batı Şeria’da giderek artan siyonist yerleşimlerinin “olumlu” olmadığına dair basmakalıp sözler söylerken, İsrail’in bölgeyi terk etmesine yönelik 2009 yılındaki çağrısını yinelemedi. Filistin Yönetimi ve Abbas’a bu konudaki taleplerinden vazgeçmeleri için baskı yaptı. Obama, İsrail siyasetinin “karmaşık” olduğunu ve yerleşimlerin “hemen çözülecek bir sorun olmadığını” iddia etti. Filistinlilerin “Bütün sorunlar çözüldüğünde müzakere yaparız, aksi takdirde müzakerenin anlamı yoktur” görüşünü savunmalarını eleştirdi.

Aslında “iki devletli çözüm” denilen öneri; İsrail’in 1967 yılında işgal ettiği ve Filistinlilerin mini devleti olması öngörülen küçük alanın yarısından fazlasının siyonist yerleşimlerle silinip süpürülmesiyle hükmünü yitirmişti. Şu anda bu bölgede 560 bin İsrailli yaşıyor. Nüfus, Obama’nın göreve gelmesinin ardından 60 bin arttı.

New York Times, Filistin Yönetimi’nin Obama ‘yla görüşmesinin “konu başlıkları” ile ilgili, Abbas ve temsil ettiği kesimin ABD ve İsrail’e boyun eğmeye hazır olduklarına dair bir haber yaptı. Belgelerde, Netanyahu’nun “müzakere sürecinde yerleşim aktivitelerini durduracağına söz vermesi” konusunda Obama ile gizli bir anlaşma yapmasına dair bir öneriden bahsediliyor.

Obama, İsrail başkanı olmalı”

İsrail basını ve Filistinli analistler, Obama’nın İsrailli öğrencilere yaptığı konuşmayı, siyonizm ideolojisinin ABD tarihindeki başkanlar arasındaki en coşkulu sahiplenilişi olarak yorumladı. Bir İsrail gazetesi, Obama’nın İsrail’e göç edip başkanlığa aday olmasını istedi.

Obama, İsrail’in koşulsuz kendisini savunma hakkı olduğuna vurgu yaptı ama bu hak İsrail’in işgal ve bombardımana tabi tuttuğu defalarca Batı Şeria’daki Filistinliler, Gazzeliler ve Lübnan gibi komşu ülkeler için önerilmiyor. İsrail, bu ülkelerin aksine, ABD’nin bölgedeki karşı-devrimci politikalarının ve yeni sömürgeci operasyonlarının kalesi.

“ABD ve İsrail arasındaki güvenlik ilişkisi hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Siyasi, askeri ve istihbarat teşkilatlarımız arasında eskisinden daha çok alışveriş var” diyerek övünen Obama, İsrail Savunma Güçleri’ne her yıl aktarılan milyarlarca dolarlık ABD askeri yardım ödeneğinin sonraki yıllarda da devam etmesi konusundaki görüşmelerin sürdürüldüğünü bildirdi.

Obama, Suriye’yi askeri müdahale ile tehdit ederek “Suriye halkına karşı kimyasal silah kullanılmasına ya da bu silahların teröristlere geçmesine göz yummayacağız. Dünya izliyor ve biz sizi sorumlu tutacağız” dedi.

19 Mart’ta, Halep yakınlarında hükümetin kontrolündeki bir köye düzenlenen, 30 kişinin ölmesine neden olan ve kimyasal silah kullanılan saldırının, ülkede rejimin değişmesini isteyen ABD ve müttefiklerinin arka çıktığı “teröristler”in işi olduğuna dair ciddi deliller var. Amerika başkanı, El Kaide bağlantılı bu güçlere değil daha önce Lübnan bölgesinde etkili olan Hizbullah’a atıfta bulundu. Dünyadaki bütün ülkelere, Hizbullah’ın “terör örgütü” listesine eklenmesi için Washington’la birlikte hareket etme çağrısında bulundu.

İsrail’in İran’a saldırma hakkı var” 

Obama, Washington’un Tahran’ı diplomatik yöntemlerle boyun eğdirmeye çalıştığını ve “zamanın sınırsız olmadığını” ileri sürerek, İran ve nükleer programına yönelik tehditlerinin dozunu arttırdı. “Amerika, İran’ın nükleer bir güç haline gelmesini engellemek için yapılması gereken her şeyi yapacaktır” dedi. Konuşmasının geri kalanının çoğu “barış süreci” ve “iki devletli çözüm”ün yeniden yürürlüğe geçirilmesi ile ilgiliydi.

Obama, 20 Mart’ta gerçekleştirilen basın toplantısında, İsrail’in İran’a tek taraflı saldırma “hakkı” olduğunu belirterek “Her ülke, herhangi bir askeri harekat başlatmak konusuna kendisi karar vermelidir. İsrail’in konumu Amerika Birleşik Devletleri’nden farklıdır” dedi.

ABD emperyalizmi, Irak’ı işgal edişinden on yıl sonra, nüfus ve toprak olarak Irak’tan üç kat büyük İran’a karşı yürütülecek savaşın zeminini döşüyor. Gerekçeler yine aynı: Dünyanın jeopolitik açıdan en önemli ve en zengin enerji kaynaklarını barındıran bölgelerinden birini yönetmek. (globalresearch.ca)
*Politikacı, “Sosyalist Eşitlik Partisi” aktivisti.

Çeviri: Serap Canbek

 

Sayı : 2013 051