Tarihten bir sayfa: Şenıbe ile röportaj

0
275

-Sayın Şenıbe,bizim ARGUN gazetesinin son sayısında, sizinle Maykop’ta çıkan AdıgeMak gazetesin­de neşredilmiş olan bir röportajınız Türkçeye çevrilerek basıldı. Gazetemizin okurları sizin özgeçmişinizi yakından tanımak istiyorlar. Biyografiniz hakkında bilgi verir misiniz? Mesela doğum yeriniz, doğum tarihiniz, gittiğiniz okullar vs. gibi.

Kabardey’in Nalçik şehrinde 1936 yılının Mayıs ayında dünyaya geldim. Babam okumuş­tu, inşaatçıydı, ben küçük iken o, Alman savaşı­na gitti. 37 yaşında orada vurulup öldü. Annem medresede okumuştu, hala yaşıyor. Uç erkek kardeşim var; biri doçent Kompitur eğitimcile­rinin yöneticisidir. İkincisi müzik okulunun başkanı, en küçüğü ressamdır.

İki çocuğum var; Büyüğü kız, evli. Dama­dım da bir Çeçen genci. S.Peterburg’ta yaşıyor­lar. Küçüğü ise oğlum, o okuyor. Ben Nalçik Üniversitesi’nde siyaset bilimi, toplumbilim ve ruhbilim dersleri okutuyorum.

-Dağlı Halkları Konfederasyonu’nun başkanısınız. Bu konfederasyon ne za­man kuruldu?

Gürcülerin Abhazlara silahlı saldırıları başladığında 1989’un Ağustos ayında Kaf­kas milletleri kurulu tertipledik. Bu kurul­da demeklerle, partiler vardı. Bunlar ciddi çalışmalarına devam ederken, 1991 Kası­mının 1-2’sinde 13 halkın temsilcisiyle Sohum’da toplandık. Toplantıya katılanlar, önce gelenler gibi, yine dernek elçisi sayı­labilecek her halkın temsilcisi 10’ar kişilik heyetlerdi. Bu temsilciler toplantısında Kafkas halklarının konfederasyonu kurul­du, parlamento, başkanlık, mahkeme oluş­turuldu.

-Amacı nedir?

Her şeyden önce Kafkas halkları ara­sında savaş çıkmaması için, çıkanı da dur­durmak için her gün çalışıyoruz. Dahası ileriye yönelik olarak Kafkas milletlerinin kardeşliklerini yeniden pekiştirmeleri için çalışıyoruz. Politika, ekonomi, kültürel yönlerden onların birlikte olmaları (birleş­meleri) tek bir devlete sahip olmaları gibi.

-Amaçlarından ne kadarını, nasıl ger­çekleştirdi?

Yapmak istediklerimizin en önemlileri­ni yerine getirmeye muvaffak olduk, önce­likle halklarımız arasında çıkmak üzere olan çarpışmaları 6 defa önledik. Mesela Mayıs ve Haziran 1992’de Gürcülerin Abhazya’ya silahlı saldırısını önlemede konfe­derasyonun, Adıgelerin büyük faydası ol­du. En önemlisi de konfederasyonun saye­sinde Güney Oset toplumunu Gürcülerle, Rusya’nın askerleri tarafından imha edil­mesine engel olunması gibi. Bundan başka da konfederasyon İnguşlarlaOsetlerin sa­vaşa girmelerini önlemeyi başarabildi.

-Konfederasyonunuzun Rusya Fede­rasyonu ve SNG’de (Bağımsız Devletler Topluluğu) etkinliği ve gücü ne? Bu konuda ne­ler söyleyebilirsiniz?

SNG ile şimdilik herhangi bir ilişkimiz yok. Fakat Rusya’nın tutumunu değiştire­ceğiz. Şimdilik o bizden çekiniyor, sebebi

olmadan, aleyhimize konuşuyor, pek çok yalanı kullanıyorlar. Rusya parlamentosu bu yakınlarda, Eylül ayında Nalçik’e yakın Psifabe’de Rusya’da yaşayan halklar top­lantısı yapacaklarını, bu toplantıya bizim de konfederasyon olarak katılmamızı söy­lediler. Biz de kabul ettik, müzakere etme­miz gereken konuları ortaya koyduk. Bu konulardan biri de Çeçen Cumhuriyeti’ni Rusya’nın kabul etmesi ve tanımasıydı. Halkların özgür olarak federasyon içinde kalması, Şapsığların topraklarının geri ve­rilmesi ve başka şeyler de konuşuldu.

-Kuzey Kafkasya’da; a) Kumuk-Avar, b) Lezgi-Azeri, c) Oset-İnguş, d) Oset- Gürcü, e) Abhaz-Gürcü anlaşmazlıkları giderek üzücü bir hal alıyor. Sırasıyla an­latır mısınız?

Oset-Gürcü, Abhaz-Gürcü, Oset-İnguş, ilişkilerinin en korkunç durumunu anlat­mıştır sanırım. Konfederasyon bu uğurda bütün gücünü kullandı. Bundan sonra da bu ilişkilerin bozulmaması için uğraşacak. Şimdilik en zoru Kumuk-Avar ve Lezgiyle Azerilerin ilişkileridir. Bunlar için de Kon­federasyon çalışmaktadır. İnşallah, onların da kan akıtmaktan vazgeçeceklerini umut ediyoruz.

-Bildiğiniz gibi Ubıh dili artık konu­şulmuyor. Fakat Ubıhlann büyük bir bö­lümü günümüzde Adıgece konuşuyor. Küçük bir kısmı da Abhazca konuşuyor. Türkiye’deki Ubıhların miktan 250.000 kadar tahmin ediliyor. Şimdi Kuzey Kaf­kasya’ya geri dönenlerin içerisinde Ubıhlar da var ve bu insanlar Kuzey Kafkas­ya’da aldıkları yeni pasaportlara milli­yetlerini Ubıh olarak yazdırıyorlar, siz bu isim yazdırma konusunda neler söy­leyeceksiniz? Sizce bu isim yazdırma ko­nusu yararlı mı?

Bu soruya çok sevindim. Biz ŞenıbelerKaberdeyiz, ama kökenimizin Ubıh ol­duğunu biliyoruz. Bize Türkiye’den yazdıklarından öğ­rendiğime göre Türkiye’de 60 bin Ubıh var. Şimdi dediğiniz gibi 250.000 Ubıh varsa bu büyük şans ve mutluluktur.

Ubıhlann kendi ismini yazdırmalarını ben doğru buluyorum. Bütün Adıge halk­ları gibi Ubıhlar da kendi halk ismini kul­lanmalı. Onların ülkelerine dönmeleri ise, her şeyden daha önemlidir. Bunu herkes görmeli, bilmelidir.

Eski ülkemizde bulunan dernekler 1991 yılında toplanarak karar aldılar. Ubıh’ın da, Şapsığın da, Hatıkoyun de, Bjedığun da, Besleneyin de, Kaberdeyin de ve diğer halkların hepsinin adının yanı­na kendi milliyet isimleri olan “Adıge” di­ye yazılmasını uygun buldular. Yabancı ülke dillerinde çok bilinen “Çerkes” diye de yazılacak. Ubıhlar, Ubıh olarak yazıl­sın, Ubıhlar da kendi halk isimlerini kul­lanmalıdır.

-Çeçen Cumhuriyeti’nin geleceği hak­kında ne söyleyebilirsiniz? Komşularıy­la, özellikle Gürcülerle politik anlaşmaz­lık söz konusu mu?

Çeçen devleti konusunda şimdilik işler o kadar kolay düzene girmeyecek, ona tüm Kafkasya destek verirse, Çeçen Cum­hurbaşkanı Cohar Dudayev de politikaya daha bir (usta) akıllıca yaklaşırsa sorunların çoğu çözülecek, sonuç da iyi olacaktır. Çeçen özgürlüğü için Konfederasyon da yoğun baskı yapıyor. Çeçenlerle Gürcüler politik konularda şimdilik anlaşamıyorlar. Bunda Gamzakurdiya daha kabahatli, Du­dayev de dolayısıyla. Lâkin biz ümit ediyoruz bu sürtüşme kötüye gitmesin, tüm Kafkas halkları anlaşabilsin.

-Konfederasyonunuzun bu anlaşmazlıkları çözümleyici öneri ve girişimleri var mı ve etkili mi?

Yukarıda da dediğim gibi Konfederasyon bu barış konusuyla uğraşıyor. Gamzakuridiya’nın başbakanı evime telefon ederek Konfederasyon Şevardnadze ile ilişki kurmasın” diye bana ricada bulundu. Bizim Gürcü yöneticileriyle olan ilişkimiz onların tavrına bağlı. Gamzakurdiya kan dökmeyi başlattı. Şevardnadze onları dur­durmak için gayretle uğraş verdi. Abhazlarla Güney Osetya ile ilgili konularda da Konfederasyonun ortaya koyduğu şartlara Şevardnadze tam bir anlayış gösterdi. Hem kendi, hem onunla birlikte olanlar, Kaf­kasya’nın takdirini kazandı. Hepsinden önemlisi Osetya’daki kan dökülmesinin durdurulmasıydı. Onlarla konfederasyo­nun birlikte çalışması daha kolay oldu. Konfederasyonun bütün anlaşamayanlara böyle yaklaşımları olacaktır. En önemlisi halkların birbirleriyle savaşmamasıdır. Kafkasya, uluslararası kurallara göre an­laşmalıdır.

-Gürcistan, Abhazya Cumhuriyeti’nin egemenlik kararını tanır mı?

Gürcistan, er geç Abhazların egemenli­ğini tanıyacak.

-Kuzey Kafkasya’daki şu andaki eko­nomik yapı işlek ve yeterli midir?

Kuzey Kafkasya’da ekonomiyi düzene koymak için ihtiyaç duyulan her şey bol bol var. Ama Rusya gibi, onun da ekono­misi çok hasta. Bu ekonominin tedavisin­de Türkiye’de, burada yaşayan Kafkas halklarının büyük katkılan olacaktır.

-Kuzey Kafkasya halklan, kendi başlarına dünyanın öteki ülkeleri arasında yer edinebilir mi? Onlar Rusya olmadan yaşayabilirler mi?

Kıızey Kafkasya’nın küçük toplumları birleşik devletleri, er veya geç diğer özgür ülkeler gibi dünyadaki yerini alacak, hem de: orada iyi bir konuma sahip olacaktır. Fakat her zaman onun Rusya ile ilişkisi bulunacak. Ancak bundan sonra onları Rusya kolonisi, esiri, kölesi olarak göre­meyecektir.

-Her alanda yetişmiş insanımız var mı?

Kafkas halklarımızda her alanda her türlü işte yetişmiş insanlarımız var. Fakat bunların kendilerinin özgür devletleri ol­madığından dolayı bu bilgilerini yeterince kullanamıyorlar.

-Konfederasyonunuzun ilişki içerisin­de olduğu Avrupalı ülke ve organizas­yonlar var mı? Bu ilişkilerden söz eder misiniz?

Konfederasyonun ilişkisi olduğu Av­rupa’da OON’ye katılmayan milletlerin or­ganizasyonuyla yani Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Örgütü (UNPO) ile ilişkisi var.

-Sayın Şenıbe, şahsen nasıl bir dünya düzeni düşlüyorsunuz?

Milletlerin, devletlerin dünya düzenini zorbalığa dayanan düşünceyle kurma­larının ne denli yanlış olduğu açıklık kazandı. Tahmin edilir ki, bunun olumlu so­nuçları da görülür. Tüm dünyada savaşla, korkuyla, ölümle işlerin yürütülür, becerilir olduğu devirler geçti. Onların beklenti­li savaşların getireceği kötülükler değil, kazanç getiren ekonomi ve teknolojidir.

Dünyanın geleceği teknolojide ve ekonomide, rekabette ve yarışta üstün gelmeye bağlı olacaktır. Bunu anlamayan milletler, devletler yok olacaklar, bu alanlarda güç­lü olanlar şimdiki teknolojiyi ekonomiyi yaşam çabalarına koşanlar, ulus olarak dünyanın bu gelmekte olan daha güzel var olacaklar. O yönden Türkiye’de yaşayan kardeşlerimiz bize sonsuz değerde yardımcı olacaklardır.

——————————————

*ARGUN Gazetesi Yıl:2 Sayı (14)Eylül 1992 (Temmuz-Ağustos1992)