Kadın Tanrıçaların Sonu

0
2021

Afrika’da – Nijerya’da -, erkek, kadını hamile bırakıncaya kadar el üstünde tutulurdu. Kadın hamile kalınca erkek bir grup kadın tarafından bağlanarak öldürülürdü. Bu, tanrıçanın yıllık – sevgilisinin / oğlunun öldürülmesi – töreniydi. Cilalı Taş Çağında, Yüce Tanrıçanın oğlu / sevgilisi de – zor kullanılarak öldürülürdü. Bu anlayış bir kurban kut töreniydi. Kut törenlerinde genellikle erkek kurban edilirdi. Daha sonra bu kut törenleri erkekler için birer dayanıklılık” sınavlarına dönüştürüldü. Kurban Kültürünün İbrahim’in oğlu İsmail’i kurban edişi, Sümer, Mısır, Babil, Anadolu, Klasik Yunan, Kafkasya uygulamaları olarak sürdürüldü.

Eskiden kurban kadınlara sunulurken, tanrıçaların saygınlıkları ellerinden alınınca artık önemsiz görüldüler. Kadına; “aklı sıkı düzeni kaldırmaz, aklı kıttır” denilmeye başlanıldı. Kuzey Kafkasya’da NartSeteney toplumun yüce anası ve danışma organıyken, oğlu Sosrukua artık ona; “Kadın sözünün kılavuzu olmaz” demişti. Kutsal kitaplar da erkeğe; Esirgeyen, acıyan babalar, parlak ışıkta nur içinde oturur” demişti.

Sanskritçede tanrı anlamında kullanılan Dev, parlak” ya da “ışık” saçan demektir. Hurrilerin ve Guttilerin tanrısı olan Mitra’da sürekli ışıkla birleştirilmiştir. Kafkas Nartlarında da Adiyuf ışık saçan tanrıçaydı. Gece sefere çıkan Nartlara yol gösterirdi. Mezopotamya’da dinsel inançlarda Namnu; yeryüzüyle gökyüzü arası sayılıyordu. Enki ise suda giden tanrı olarak kabul ediliyordu. Hor; ışıkla iyiliğin, Set; karanlıkla kötülüğün simgesine dönüştürüldü. Güneş tanrısı Hor, gece ve karanlığa karşı verdiği savaşta, Set geceyi simgeliyordu, Hor’un karşıtıydı. Yukarı Mezopotamya’da (Dersim’de) ise, Karanlık tanrıçası Taru, Aydınlık tanrısıyla savaşıyordu.

Zamanla Hors, Osiris’e dönüştürüldü. Osiris’i öldürüp kendini on dört parçaya ayırmıştı. Osiris’i öldüren Sit ya da Set’ti. Sit -ya da- Set Sanskritçede “parçalayan” demekti. Set İsis oldu. HorRa oldu. Yukarı Mezopotamya’da (Dersim’de) Taru, Ra’ya karşı savaştı. Ra, ışığın anası, parıldayan, ışığın efendisine giden yolun önderi anlamında yol’a dönüştü. Raolağı“yol yöntem, yol yordam” oldu. Yani Işığın oğlunun koyduğu kurallar, yöntemlerdi.

Hors’la, Osiris, Işığın oğulları anlamında kullanılıyordu. Işığın oğullarını yani tanrıları, Tanrı Pita ya da Ptah yaratmıştı. Pita, Ptha, Piton bir tür yılandı. O Mısır tanrıçası Yılanlı Hanım kabul edilmişti. Bütün Tanrıları Pita ya da Piton yani Yılanlı Hanım doğurmuştu. Anlatılmak istenen buydu. Kafkasya’da Adığelerde de yılan yedi rakamı “bıle”yi ifade ediyordu.

Yılan, Çivi yazılarında da taşa vurulmuştu. Kadın anlamında okunuyordu. Sümer dilinde Sümerologlarca da yılan, kadın olarak okunuyor. Taru Tanrıça, Yukarı Mezopotamya (Dersim’in) Tanrıçasıydı. Onun iki kızı vardı. Biri Mezulla diğeri Hulla. (Bu sözcüklerin bir anlamı var mı bilinmiyor.) Ayrıca Taru bir yer altı karanlıklar tanrıçasıydı. Yani, Yılanlı Kadın demekti. Yer altındaki bu Yılan Tanrıça, Yılan Hanım anlamına gelen Zin-tuti idi. Yukarı Mezopotamya (Dersim) DımılicesindeZin-tuti; Zin, Jeni, Ceni, Geni kadın demekti. Mısır dilinde de Zin-tuti“Yılan Kadın” demekti. İbranice Baal, Hititçe – Hurrice boğa, yüce, güçlü anlamında kullanılıyordu.

Yılanlı Kadın, İranca (Persçe) Ahura Mazda – Ehriman ve JehYosmaların Tanrıçası olarak şeytanla cinsel ilişkiye girer. Bütün erkekleri baştan çıkartır. “Bütün kadınlar şeytanın kölesidir, erkeklerin bozulmasında” kadınlar sorumludur.

Bu anlayışlar tümüyle kadın erkinin ortadan kaldırılması için “tanrıçalık” sonunu “tanrılara” bırakmak için ileri sürülmüş; kadına uygulanan baskıların ortaya çıkması böyle sağlanmıştı.

Bir İran söylencesinde Ahura Mazda, Yina adlı kişiyle “insanlar günah işlediği için yıkımın, taşkınlar biçiminde geleceği konusunda bu adamı uyarırlar”.Yina’ya, Vara’ya çıkmasını söylerler. (Vara: Persçe kale demek. Dersim Dımılicesinde ise, yayla demek.) İçine ateş, su, yiyecek ve insanları çift olarak almasını söyler. Nuh Tufanı örneği karşımıza çıkıyor. İbraniler bunu Sümerlerden almış, Ararat Sümer Tanrıçası Enlil’di. Burada Sümerler bir sözlerinde: “Enlil’in tufanı geldi toprak yenilendi” derler. Söylence İbrahim’in ateşi Nuh’a, İran’ın, Ahura Mazda’ya, Klasik Yunan’ın Promete’ye, Kafkasya’nın Sosrukua’ya, Medlerin Kawa’ya dönüştürülmüş (tümü de erkek) halidir.

Sümer Cenneti Dilmu’a söylencesi ise; “su olmadığı için bitkilerin büyümediğini” anlatır. Kafkas Nart mitolojisinde ise, kuraklık oluşunca Nart kızları dağın yamacına suya gider, orada Seteney çiçeğiyle karşılaşırlar, güzelliği karşısında büyülenir, dans eder eğlenir, suyu taşımayı unuturlar… Sümer Eridu Tapınağı Tanrıçası Enki kuraklıkla karşılaşınca yeryüzünü sulamak, için topraktan su çıkarmasını buyurur. Dünya düzeni kuran Enki söylencesi: “Su topraktan fışkırsın, yeryüzü sulansın” diye “taşkınlardan yararlanıldı” der. Tevrat’ta geçen bu söz Sümer Enki söylencesinde yer almaktadır.

Sonuç olarak, pek çok mitolojik söylencelerde tüm tanrıçaların yetkileri ya ellerinden alınmış ya da onlar destan tekstlerinde ölmüştür. Nart mitolojilerinde ise, Seteney, destan tekstlerinde yaşatılmıştır.

Sayı: 2014 01
Yayınlanma Tarihi: 2014-01-16 00:00:00