Pelops Efsanesi

0
1109

Bu yazıda ele alacağımız Pelops Efsanesi, Akhaların Anadolu ve Kafkasya’yla ilişkisini gösteren ilginç bir efsanedir. Özetleyerek sunuyoruz.

Pelops Efsanesi ve Bereket Kültü

Tantalos’un oğlu Pelops’u kurban edişinin temelinde ölen dirilen tanrı inancının bulunduğunu daha önce de belirtmiştik. Bu inancı kısaca açıklamak istiyoruz.

Yabanıllar kutsal ruhun bazı insanların bedenine yerleştiğine inanırlardı. İnsan şeklindeki tanrının ölümü üzerine ruh başka bir bedene göç ederdi. Bedenine kutsal ruh yerleşen insanlar tanrı adına konuşurlar ve doğa olaylarına hükmederlerdi. Çoğu kez kral olarak görev yapan bu insanlar ürünün yetişmesinden ve halkın başına gelecek her türlü kötülükten sorumlu tutulurlar, kıtlık zamanlarında cezalandırılır ve hatta öldürülürlerdi. (Frazer 1, s.35-40-43-48)

Kralların herhangi bir kişisel kusur görülür görülmez öldürülmesi töresi dünyanın pek çok yerinde uygulanmıştır. Bu inanç Babil’de de vardı. (Frazer 1, s. 223)

Bu uygulamanın temel nedeni, yaşlanan canlıları ortadan kaldırarak bereketi sürdürme isteğidir. Çünkü ilkel insanlar için dünyadaki her şey canlıdır. Bitki, ağaç, su, hayvan ve dağın ruhu vardır. Ağacın içinde bulunan ve hem insan, hem bitki biçiminde gösterilen ağaç ruhu ürünü geliştirir, sığırların çoğalmasını sağlar, kadınlara çocuk bağışlar (Frazer 1, s. 71-73-77). Çeşitli hayvanlarla temsil edilen tahıl-ruhunun ekin biçilirken orakçıların önünden kaçtığı ve son demette yakalandığına inanılmaktadır. (Frazer 2, s.11)

Bitkilerin ruhlarının sağlığı ve zindeliği ilkel insan için bereket ve sağlık demektir. Kışın bitkisel yaşamın zayıflaması ilkel insan tarafından bitki ruhunun zayıflaması olarak yorumlanmaktadır. Bereketin azalmadan sürdürülmesi için onda bedenleşmiş kutsal ruh yaşlanarak çürüyüp bozulmadan, zayıflamaya başladığının belirtileri görülür görülmez, öldürülüp daha genç bir bedende daha güçlü bir biçimde yeniden yaşama dönmelidir. Ölen-dirilen tanrı inancının temelinde bu inanç bulunmaktadır. (Frazer 1, s.213-235-243)

Bitki dünyasının ölüşü ve canlanışı, bütün Ortadoğu’da dinsel törenlerle kutlanırdı ve inanç temelde aynıydı. Sümer’in bitki tanrısı Tammuz, bu inancın en arkaik temsilcisidir. Osiris, Eski Mısır’da aynı inancı temsil eder. Aynı inanç, Hatti kökenli Telepinu ile Hititlerde de görülür. Phrygia’nın bitki tanrısı Attis; Suriye’nin bitki tanrısı Adonis ve Ege’nin Anadolu kökenli bitki tanrısı Dionysos aynı inancın klasik çağdaki temsilcileridir.

İlkçağdaki İnsan Kurbanları

Markiz adalarında bedenleşmiş tanrılara insanlar kurban edilirdi. Sami halkların kralları ulusal tehlike zamanında oğlunu halk adına kurban ederdi. Salgın hastalık, kıtlık, felaket ve savaş anlarında Fenikeliler en sevdikleri çocuklarından birini Baal’e kurban ederlerdi.

Rodos’ta da Baal’e her yıl insan kurban edilirdi. Samilerde ve bazı Kızılderili halklarda ilk erkek çocuğun tanrıya kurban edilmesi adeti vardı. Ruslar da ilk çocuklarını kurban ederlerdi. (Frazer 1, s. 39-229)

Benzer ritüellere Arkadya’da da rastlanıyordu. Pelops, Arkadyalı kral Stymphalos’u kalleşçe öldürmüş bedenini parçalayarak etrafa saçmıştı. (Graves, s.539)

Tantalos Oğlu Pelops

Tantalos efsanesini anlatırken Pelops’a da değinmiş, babası tarafından tanrılara sunuluşunu anlatmıştık. Şimdi de yaşamını anlatacağız.

Zeus tarafından diriltilen Pelops, Paphlagonia tahtını babası Tantalos’tan devralarak bir bu ülkede yaşadı. Daha sonra barbarlardan gördüğü baskılara dayanamayarak tahtı terk ederek Sipylos Dağı’na yerleşti. Orada da Troya kralı İlos’un baskısıyla karşılaşarak Yunanistan’a geçti ve Elis bölgesindeki Pisa kralı Oinamaos’un kızı Hippodameia ile evlenmek istedi. Ancak Hippodameia’nın babası kızıyla evlenecek adamın kendisini araba yarışında yenmesini şart koşmuş, kendisini yenemeyen on iki damat adayının kafasını keserek evinin kapısına asmıştı.

Oinamaos’un tanrısal atları çok hızlıydı. Ayrıca Hippodameia’yı taliplerin arabasına bindirerek dikkatlerini dağıtıyor, arabanın da yükünü çoğaltıyordu. Bunlara rağmen Pelops Hippodameia’ya talip oldu. Pelops’un kurbanını kabul eden Poseidon da, hiç ıslanmadan denizleri aşan kanatlı bir araba ve kanatlı iki at hediye etti.

Pelops, bununla yetinmeyerek Oinamaos’un arabacısı Myrtilos’u, Hippodameia’yı ilk gece koynuna vereceğini söyleyerek kandırdı. Kimilerine göre de, pelops’u görür görmez aşık olan Hippodameia, kendisine aşık olduğunu bildiği Myrtilosla bir gece geçireceğini söyleyerek anlaştı. Sonuçta Myrtilos, Oinamaos’un arabasının dingil çivilerini gevşetti. Yarışın sonuna doğru Oinamaos’un arabasının tekerlekleri çıktı ve Oinamaos arabanın altında kalarak hayatını kaybetti ya da Pelops tarafından öldürüldü.

Yarışı kazanan Pelops’un denize attığı Myrtilos, Pelops soyuna lanet okuyarak öldü. Soyun başına gelen korkunç belaların kökeninde Myrtilos’un ilenmesinin bulunduğuna inanıldı. (Graves, s. 538; Erhat, s.157-229)

Pelops Anadoluludur

Pelops, daha sonra Troia’yı yıkan Akha (Aka) soyunun atasıdır. Akha (diğer adıyla Myken)halkı, MÖ 2.bin yılın ortalarından itibaren bölgede görülmektedir.
MÖ 1460-1250 yılları arasındaki Hitit belgelerinde geçen Ahhiyava devletinin Akhaia (Akha) ile aynı olduğu genellikle kabul edilmektedir. Nerede olduğu bilinmeyen Ahhiyava devleti, Batı Anadolu’daki Aşşuva devletiyle ittifak içindedir. Ahhiyavaları Rodos merkez olmak üzere, Karia ve güney İonia’ya konumlandıran bilim adamlarının görüşlerine katılıyorum. (Çapar, s.389-407-413) Akhaların yöneticileri olan bu halk Anadolu’yla ilişkili bir halktı ve Thomson’un da belirttiği gibi, “Yunan ana karasının Akhaları değildi”. Yunanlılarla ilişkili olduğu kadar Kafkas halklarıyla da ilişkiliydi. (Thomson, s.120-145)

Pek çok bilim adamına göre Pelops oğullarıyla Akhalar aynı soydandır. Ancak bundan kuşku duyan Thomson’a hak vermemizi gerektiren kanıtlar da vardır.

“Eğer Akhaların Thesalia’dan Peloponnesos’a gitmelerine önderlik eden Pelops kendisi de bir Akha idiyse, Akhaların geldiği yörede iz bırakmış olması beklenirdi. Ama bırakmamıştır. Boiotia’dan ayrılmadan, kız kardeşi Niobe’yi Thebai’lı Amphion’la evlendirmiş, Niobe Amphion’a Khloris’i doğurmuştur; Khloris de Neleus’un karısı olmuştur. Thebai, Mykene ve Pylos hanedanları arasındaki eski bağların bir belirtisi olması bakımından ilginçtir bu.

Pelops, Peloponnesos’a yerleştikten sonra, Kadmos ocağından Laios’u ağırladı orada.

Khaironeia’da onun değneği kutsal bir emanet olarak saklandı. Pelops’un değneği Khaironeia’ya Phokis’ten getirilmişti. Phokis’e de, Pylades ile evlendiğinde Agamemnon’un kızı Elektra tarafından Mykene’den getirilmişti. Hepsi bu. Pelops’un Boiotia’yla üç bağı söz konusu; bunlardan bir Mykene’ye kadar gerilere; Thessalia’da ise Pelops’un en küçük bir izine rastlanmıyor. Dahası, niteliği pek bilinmeyen bir yazar olan Autesion’u bir yana bırakırsak, tüm eski yazarlar, Pelops’un Anadolulu olduğu (bir Lydialı, bir Paphlagonialı, bir Phrygialı ) konusunda birleşiyorlar. İsterseniz, gelin bir de yaşam öyküsüne kulak verelim Pelops’un. Çünkü, Pelops’un yaşam öyküsü, tarihsel gerçek kırıntılarının bir kuttörenler yıkıntısıyla kaynaştırılarak nasıl tipik bir Yunan destanına dönüştürüldüğünü görmek bakımından öğretici bir örnektir” (Thomson 2, s.138)

Tüm eski yazarların Tantalos ve Pelops’un Anadolu asıllı olduğu konusunda görüş birliği içinde olması da Thomson’u doğrulamaktadır.

Efsanede Geçen Adlar

E. Forrer, Homeros’un söz ettiği Akha prenslerinin adlarını Hitit belgelerinde saptadığını ileri sürmüştür. P. Kretscmer de adlar arasındaki benzerlikleri dilbilim açısından savunmuştur. Bu bakımdan, Pelops efsanesinde geçen Myrtilos’un adıyla Hitit kralı Myrsil’in adı arasındaki benzerlik çok ilgi çekmektedir (Thomson, s.143). İlginç adlardan biri de Pelops’un arabasının sürücüsü Killos’un adıdır. Çünkü bu adın kökenindeki “Kil/Kıl” sözcüğünü bir Adıge-Abaza kılanı halen ad olarak kullanır.

Pelops’un ele geçirip adını verdiği Peloponnesos’un daha önceki adı “Apis” idi ki (Thomson, s.140), bu adı Apsuvalar halen kendileri için, ek almış biçimini de ülkeleri için kullanırlar. Apıs/Aps, Apsuva dilinde “can, ruh” anlamına gelir. Apsı-nı, Apsuvaların kendi ülkeleri Aphazya için Aphaz dilinde kullandıkları addır ve “can ülkesi, ruh ülkesi, Apsı ülkesi” anlamına gelir.

“Olympia” yakınlarındaki Pisa kentinin adı da aynı çağrışımları yapmaktadır. “Apıza/Fıza” sözcüğü Apsuva dilinde “önder” anlamındadır. (Turçanınov, s. 226)

Pelops Adı Üzerine

Bilge Umar, “Pelops” adının “Peloponnesos” adında “Pelopo” biçiminde var olduğunu, öz biçimine “pelope, pelopeia” adlarında karşılaştığımızı, Hellen ağzında eril adlara özgü bitişi alarak “Pelops” haline geldiğini ileri sürmektedir. (Umar, s. 652)

Bu açıklama, Abaza diline çok uygundur. Çünkü Abaza dilinde “Pelo-pa”, “Pelo oğlu” anlamına gelir. Pelopsla ilişkilendirilen bir bölgeye Helenler “Paphlagonia”, halkına da “Paphlagon” diyorlardı. Bölge halkının Hititler dönemindeki adı “Pala” idi.

Pala/Pal (Bala/Bal), adlı kılan halen Abazalar arasında yaşamaktadır ve “Pala-pa” adı, Abaza dilinde “Pala oğlu” anlamına gelir. Çerkeslerin arasında yaşayan “Paf, Pafif, Pak, Bah” kılanlarını da belirtmemiz gerekir. (Süren, s.160-190) Aslında “Pah/Pahu” ubıkhların eski etnik adlarından biridir. (Turçanınov, s.186) Paphlagonia adıyla Paphos ve Peloponnesos’taki Lakonia adı arasında Umar’ın kurduğu ilişki yerinde ve doğrudur. Aynı türden bir ilişki “Bafra” kentiyle de kurulmalıdır.

“Pelops” adı Abaza dilinde bileşik bir kelimedir ve efsanenin içeriğine uygun çeşitli anlamlar verilebileceği gibi söz oyunlarına da çok uygundur. Yine de bir karar vermeden önce arkaik düşüncede bu türden adlarla söz oyunları yapıldığını, pek çok gizli anlam yüklendiğini, adla yaratılış, ses, nesne, güç, yazgı ve varlığın doğası arasında varolduğuna inanılan ilişkiler nedeniyle bir sözcüğe monist değil de çoklu anlam vermemiz gerektiğini unutmamamız gerekir. ( Düşüncemizin daha iyi anlaşılabilmesi için bu sütunlarda daha önce yayınlanan “Hiksosların Kökeni-4, Saltis-Salitis Adının Anlamı üzerine” başlıklı yazımızın okunmasını öneriyoruz.)

Pa; Abaza dilinde “oğul” anlamındadır. “İlk, ön” anlamına da gelir, mecazi anlamı “önder”dir; bu anlamlar Adıge dilinde de vardır. Namitok, “Çerkesçe burun pe’den ipe, ape, ipere, apere önde birinci demek olduğunu” belirtir. (Namitok, cilt 1, s.68)

La; Adıge dilinde “ölü” anlamına gelen bu sözcük Abaza dilinde köpek, göz, güçlü, yanma-ışık anlamlarına gelir. (Turçanınov, s. 93-227)

Pşa: Abaza dilinde “Kutsal” anlamındadır. (Turçanınov, s. 236) “Pşı”, Adıge dilinde “asil, soylu” anlamındadır. Bu sözcük her iki dilde de “ilk kan, ilk kardeş” anlamlarına gelir.

Psa (psı): Abaza dilinde “ruh, can ve ölü” anlamındadır. “Psı” Adıge dilinde “su” demektir.
Pa (pı)-la-pşı/Palapş; Adıge dilinde “ilk ölü, asil” anlamına gelmektedir.

“Ps/bz” eki, Abaza/Adıge dillerinde eklendiği sözcüğü dişil yapar. La-ps/Laps: Abaza dilinde “dişi köpek (kancık)” anlamındadır. Bu durumda “Pa-laps ”, Abaza dilinde “ilk dişi köpek”, anlamına gelmektedir. “Pa”, oğul, “laps” dişi köpek ” olduğundan, “kancığın oğlu” ya da “kancık oğul” anlamı da verilmiş olabilir. Pa (pı)-la-ps/Palaps, yine Abaza dilinde, “ilk güçlü ölü, ilk güçlü ruh, ilk köpek ruhu” anlamlarına gelir.

Kullandıkları iki yüzlü baltaya Abazalar “laps” derler. İki yüzlü Amazon baltası “labris” ile “laps” ortak bir kökene sahiptir. Abhaz kişi adı Tlapş ve Adıge tanrısı Tlepş adlarında da “laps/lapş” kökü gözlenmektedir. Bleps (Herakles’in oğlunun adı); Zeus Lepsynos, (Karia’da, Milas-Bafa arasındaki Euromos kentindeki tanrının adı) ve Lapsos (Bithynia’da bir çayın adı) adlarında da aynı “laps” kökü bulunmaktadır.

Bu yoğun bağlantılar tesadüfle açıklanamayacağından bölgedeki halkların Kafkasya’yla ilişkilerini gösteren kanıtlar olarak değerlendirilmektedir.

Kaynakça
Aytek Namitok, Çerkeslerin Kökeni, 1. Kitap, Ank.
Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, İst.
Bilge Umar, Türkiye’deki Tarihsel Adlar, İst.
George Thomson, Tarihöncesi Ege 11, İst.
G.F. Turçanınov, Kafkasya’da Bulunan Antik Eserlerin Keşfi ve Yazılarının Çözümlenmesi, Ank.
James G. Frazer, Altın Dal, (1. ve 2. cilt), İst.
Robert Graves, Yunan Mitleri, İst.
Ömer Çapar, Tarih Araştırmaları Dergisi, 1981-1982, Cilt X1V, Ank.
Zafer Süren, Çipxe Kafkas Aile Damgaları, İst.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz