Vernon’da Bir Abhaz Bilgesi

0
118

 

Murat Yagan’ın bir Kanada kasabası olan Vernon’a hakim bir tepeden bakan evine yaklaşıyoruz. Evin girişinde bizi, Vernon’daki üniversitede bir öğrenci olan, Xabze topluluğu üyesi Gregor karşılıyor ve bana Abazaca sesleniyor : “Bzıyala Waabeyt!” (Hoşgeldin!). Beni görmek için gelmiş misafirlerle dolu geniş bir eve giriyorum.

Tüm misafirler, Murat Yagan tarafından oluşturulan özgün Ahmsta Xabze felsefi öğretisini yaymak için 1975 yılında Kanadalılar ve Amerikalılar tarafından kurulan Xabze topluluğunun üyeleri. Pamela Rose, Sharon Allen, Gerg Kemp, Joan McIntyre ve topluluğun lideri Ralph Maddes’in yanı sıra, topluluğun İsrail’deki temsilcisi Lisa Talesnik ve bir çok topluluk mensubu ile tanışıyorum. Abhazya ile ilgili bir çok soru sorarak adeta üstüme hücum ediyorlar: Ambargo halen sürüyor mu, yeni bir savaş tehdidi altında mıyız, ekonomik durum nasıl, Abhazya’yı ziyaret etmek mümkün mü? Sohbet uzayıp gidiyor. Nihayet gece yarısına doğru bu insanlar törensel bir biçimde veda edip ayrılıyorlar ve olağanüstü Murat Yagan ailesi ile baş başa kalıyoruz.

Murat Yagan kimdir ve Ahmsta Xabze öğretisi neyi anlatıyor? Türkiye diasporasından bir Abaza olarak hem Abhazya’dan hem de Türkiye’den uzak bu Kanada kasabasında niye yaşıyor? Tüm bu sorular çok ilgimi çektiğinden büyük bir memnuniyetle Xabze Topluluğu’ndan Vernon’a gelip, Murat Yagan’ın evinde misafir olmam için yapılan daveti kabul ediyorum.

Buradaki birçok şey bana Abhazya’daki Kafkas Dağları’nı hatırlattı: Vernon’un etrafındaki karla kaplı dağların manzarası (bu arada burası meşhur bir kış tatil merkezi), burada yaşayan insanların sıcaklığı ve misafirperverliği, Xabze topluluğunun Abhazya’yla yakın manevi bağı ve Xabze, Aleişwe, Amarje gibi Abazaca terminolojinin sıklıkla kullanılması. Ama benim için villadaki gecenin en büyük sürprizi, aniden bir Kafkas ezgisi duyup Xabze topluluğu üyelerinin zarif hareketlerle kusursuz bir Kafkas dansı yaptıklarını görmek oldu. Tüm bu Kanadalılar ve Amerikalılar birçok halis Kafkasyalıyı kıskandırabilecek kadar ustaca dans ediyorlardı. İtiraf etmeliyim ki ben kıskandım. Sanki Rocky Dağları’nın eteklerinde Pasifik Okyanusu’nda, o uzak Kanada’da değil de Abhazya’daymışım gibi hissettim.

Murat Yagan ile sohbetlerimden edindiğim izlenim şu oldu: Düzgün gri sakalları ve insanı adeta delip geçen siyah gözleriyle bu karizmatik adam, bir Abaza yaşlısı, bir Nart gibi ama aynı zamanda İncil’den çıkıp gelmiş bir peygamber gibi de görünüyor. Kıyafetleri içinde sert ama zarif bir duruşu var. Konuşması düzgün, telaşsız ve amaçlı. Geniş alnı bu soylu görünümü tamamlıyor ve gözleri, hem bilgeliğini hem de ruhunun asaletini yansıtıyor. Ortamdaki konuşmalar Kafkasya’ya, Abhazya’ya döndüğünde onun sessiz bakışları aniden ateş gibi parıldıyor. Ve Murat Yagan, zarif eşi Maise ile coşkulu bir Kafkas dansına başladığında, hareketleri bir kartal misali gençlik enerjisiyle doluyor.
Murat Yagan 86 ve Türkiye’deki Düzce kasabası yakınlarındaki bir Abaza köyünden olan karısı Maise Gogua-pha ise 75 yaşında. İleri yaşına rağmen Maise genç kız zarifliğini ve olağanüstü güzelliğinin izlerini hala koruyor. Enerjik ve duygusal hali, tüm Xabze topluluğuna adeta annelik yapması, bana 100 Nart’ın bilge ve güzel annesi Setenay Guaşe’yi hatırlatıyor.

Murat Yagan 16 Aralık 1915’de doğmuş. Ataları Kuzey Kafkasya’dan Aşkara bölgesinden gelmiş. Murat Yagan bunları ünlü otobiyografisi “Kaf Dağı’nın Ardından Geliyorum”da şöyle anlatıyor: “Benim ailem Kafkasları terk etti, çünkü (Kafkasya’yı) terk eden diğer tüm Abazalar gibi aptalca davranmışlardı. Dedem Sat 15 bin kişiyi Türkiye’ye götürdü Sat’ın kendinden küçük üç kardeşi daha vardı Gut, Tat ve Aşer. Tat Mısır’a gitti ve Kahire’de yerleşti. Orada Mithat Paşa olarak bilinir. Güzel bir oğlu vardı Adley Yagan Paşa, ki o çok iyi bir eğitim aldı. 1920 ve 1926 yıllarında iki kere Mısır Başbakanı oldu. Kral Faruk tahttan çekilmek zorunda bırakılınca Adley Paşa’nın heyekeli müzenin bahçesinde yalnız kaldı. Bugün bile Kahire’de Şar-i Adley (Adley Caddesi) vardır.”

Murat Yagan’ın babasının Abaza ismi Met’ti ve ailesi asil Maan sülalesinin bir kolu olarak biliniyor. Met Osmanlı sarayında önemli bir pozisyon edinmiş birisi olmasına rağmen Mustafa Kemal ve arkadaşlarını desteklemeyi tercih etmiş. Bu sayede Murat Yagan’ın babası 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra oluşan ilk parlamento’da milletvekili olmuş. 1926 yılında ise yeni yönetimin azınlıklara özelde de Kafkasyalılara yönelik inkarcı politikalarını protesto için istifa etmiş. 1927 yılında ise faili bilinmeyen bir cinayete kurban gitmiş. Hükümet çevrelerinin bu suça dahil olduğuna dair şüpheler olmasına rağmen, Mustafa Kemal eski yoldaşına hürmetini göstermek için, Yagan Met’in cenazesine katılmış. Met’in annesi de ünlü Ubıh devlet adamı Hacı Grandük Berzeg’in ailesinden. Bilindiği üzere bu uzlaşmasız Ubıh lider Rus işgalini kabul etmeyi ret etmiş ve tüm halkının Türkiye’ye göç etmesine önderlik etmişti. Murat Yagan ellerine Hacı Berzeg’in portresini alıyor, ona dikkatle bakıyor ve ağır bir tonda “Halkını mahvetti” diyor.

Delikanlı olduğunda, fiziksel ve ruhsal gelişiminde, onu kadim Abhaz-Adıge şövalye geleneklerinin ruhu ile eğiten Abaza ve Adıge yaşlıları büyük rol oynuyor. Genç bir adam olduğunda ise Murat Yagan, Kuzey Kafkas kültürel diasporasının aktif bir üyesi oluyor. Rehberi ve öğretmeni ise ünlü şair ve tarihçi Ömer Begua’dan başkası değil. Murat Yagan ondan hürmetle bahsediyor. Murat Yagan’ın bir diğer Abaza öğretmeni ise İstanbul’da geçen yüzyılın başlarında basılan Abaza alfabesinin müellifi Mustafa Butba’ydı. Murat Yagan kendisine üç ay konuk olan ve Anadolu’daki Ubıh, Abaza ve Adıge köylerine yaptığı gezilerinde ona eşlik ettiği Fransız Kafkasolog George Dumezil’le de iyi görüşürdü.

Murat Yagan’ın kendisi de yazmaya çok erken henüz yeni yetme bir delikanlı iken başladı. Ne yazık ki bu ilk dönem yazılarından geriye neredeyse hiçbir şey kalmamış. Murat Yagan annesinin evinde İstanbul’da bıraktığı ilk dönem şiirlerinin yer aldığı defterlerin, onun vefatının ardından kaybolduğunu üzülerek anlatıyor. Sadece 14 yaşındayken ana dilinde, Abhazya için yazdığı bir şiiri hala hafızasında.

Murat Yagan Türkiye’nin ve Paris’in okullarında mükemmel bir eğitim almış. Ama bilim değil spor özellikle de binicilik onun gerçek tutkusu olmuş. Türk Ulusal Binicilik müsabakalarına katıldığı gibi hem 1936 Berlin Olimpiyatları’nda hem de diğer uluslararası müsabakalarda Türkiye’yi temsil etmiş. Ama asıl büyük başarıyı 1937 yılındaki Dünya Şampiyonasında, engel atlama dalında ünlü İtalyan rakibi Castiliani’yi geride bırakıp, bu dalda altın madalya kazanarak elde etmiş. Performansı ona bir çok ödül ve madalya kazandırdıysa da, kendisini Abaza addetmesine rağmen tüm resmi raporlarda Türk Binici olarak geçmesi onun pek hoşuna gitmemiş.

Kafkasya ve Abhazya onun kalbinde her zaman özel bir yere sahip olmuş. “Kalbim hep oradaydı” diyor Murat Yagan. “Tüm hayatım boyunca bir gün Abhazya’ya dönmeyi istedim. Gerçekten kendimi evimde hissedeceğim için Abhazya’da nerede, nasıl yaşadığımın bir önemi olmayacaktı.” Bir kaç kez ülkesinin iyiliği adına bir şeyler yapmak üzere geri dönmek için girişimde bulunmuş. 1950’li yıllarda Kruşçev zamanında yabancı turistlere Sovyetler Birliği’ni ziyaret etmek için ilk kez izin verildiğinde Murat Yagan, çok ümitlenmiş ve adeta uçarak Sovyet Konsolosluğu’na vize başvurusu yapmış. Kendisine verilen yanıtta Kafkasya hariç olmak üzere Sovyetler Birliği’nin dilediği her yerine ziyarette bulunmasına izin verildiği söylenmiş. Bu nedenle bu gezi hiçbir zaman mümkün olmamış. Türkiye’deki hayatından da memnun olmayan Murat Yagan 48 yaşındayken dört çocuğu ve eşi Maise ile birlikte Kanada’ya göç etmiş. İngiliz Kolombiya’sındaki Vernon kasabasını yerleşmek için tercih etmiş zira burası dağlık arazisi nedeniyle kendisine Kafkas dağlarını anımsatıyormuş. Emekli oluncaya kadar evler inşa ederek geçimini sağlamış. Büyük bir gururla kendi elleriyle inşa ettiği bir çok güzel ev gösterdi bana.

Kaf Dağının Ardından Geliyorum adlı Ahmsta Xabze öğretisinin popülerleşmesine katkıda bulunan ve hala da bulunmaya devam eden kitabında Murat Yagan bir çok çatışma ve dramatik olayla dolu uzun hayatını resmeder. İlginç kişilerle bir araya gelişlerinden bahseder: siyaset adamları (ki bunlar arasında Atatürk de vardır), Kuzey Kafkas diasporasının aktivistleri, din adamları ve işadamları. Bu kitabında bize ilk aşk heyecanlarından da bahseder. Kitabın önemli bir bölümü onun yorucu manevi aranışına ayrılmıştır. Bu manevi arayış onu önce mistik Sufi tarikatlarına, oradan da Mesih’in öğretisini takip edenlerin yanına götürür. Bu manevi arayışın en önemli neticesi, Abaza-Adıge halklarının kültürel gelenekleri tarafından yaratılıp, binlerce yılın imbiğinden süzülerek bugünlere gelen ve kendisine o daha henüz toy bir delikanlı iken katı Abaza-Adıge öğretmenlerince aşılanan o manevi mirasın büyük değerini anlaması olmuş. Yagan’ın, kısmen paganizm formunda, bilhassa da “Apsuara-Adighagha”’nın sofistike görgü kuralları içinde korunarak Batı Kafkaslardaki dağlıların arasında hala hayatta kalabilen Abaza-Adıge kültürel ve estetik geleneğinin felsefi köklerine dönüşü, onu bu eşsiz manevi mirası formüle etmeye, daha doğrusu sistematize (kodifike) etmeye götürmüş. Uzun arayışlar ve kutlu esinler neticesinde Ahmsta Xabze öğretisi Murat Yagan tarafından geliştirilmiş.

Ahmsta Xabze mistik sufizm ve Hristiyanlığa içkin unsurların, insan var oluşunun özüne, insanın toplum ve doğal çevre içindeki yerine, mistik olanla, gerçek olana, ruha ve iradeye dair kadim Abaza-Adıge düşünce ve kavramlar sisteminin organik bir sentezidir. Ahmsta Xabze öğretisinde hem moral hem de mistik öğeler önemli bir rol oynar.

Xabze öğretisi üç hiyerarşik düzeyden oluşur: Aleişwe, Xabze ve Ahmsta Xabze. İlk düzey Aleişwe, adabı muaşeret düzeyidir. Bu düzeyde, misafirleri ağırlarken, düğün cenaze gibi törensel yönleri olan ritüelleri icra ederken, arkadaşları ve akrabaları ziyaret ederken, yani gündelik yaşamda her gün karşı karşıya bulunulan durumlarda insanların sosyal davranışları düzenlenir. İkinci düzey olan Xabze’de, toplumun sevk ve idaresine dair gerekli bilgiler düzenlenmiştir. En son ve en üst düzey olan Ahmsta Xabze ise, uzun süren fiziki ve entelektüel çabalarla ulaşılabilen bir düzeydir. Bu çabalar aklın en mükemmel evi olan insan sinir sisteminin maksimum düzeyde gelişimini hedefler. Ahmsta Xabze düzeyine ulaşmak, irade gücü ve azim konusunda olduğu kadar, kişinin kendisine gereken özellikleri geliştirmesi için doğal kapasitesinde de artışı zorunlu kılar. Ahmsta terimi asil olarak çevrilse de bu öğreti bağlamında sosyal anlamından farklı bir içerik kazanmıştır. Bu terim, entelektüel etik elite içkin, spesifik bir eğitim ve fiziksel-zihinsel egzersizlerin kombinasyonu sonucunda ulaşılabilecek fiziksel ve ruhani düzeyleri tanımlamak için kullanılır. Ahmsta teriminin bu anlamı, bir başka Abazaca terim olan “Ahmistaşwara”da ifade edilen manayı yansıtmaktadır. Ahmistaşwara Kuzey Batı Kafkaslardaki geleneksel dağlı topluluklarına (Murat Yagan’ın Çerkesler ortak paydası altında tanımladığı Apsualar, Abazinler, Adıgeler ve Ubıhlar) içkin olan şövalyevari görgü kurallarını ve psikolojik kodları yansıtır.
Murat Yagan’ın Ahmsta Xabze’ye girişte yazdığı üzere, kendisine sıklıkla şu soru sorulmaktadır:

-Ahmsta Xabze bir din midir?

Bu sorunun cevabı:

-Hayır, Ahmsta Xabze bir din değildir. Var olan herhangi bir dine engel de değildir, ama var olan bir dinin gereklerini yerine getirirken uyulabilen bir başka çerçevedir. Ahmsta Xabze aslında bir tür uygulamalı bilimdir; Ahmsta Xabze yetilerini yaşamda bütünüyle uygulayan bir insan gibi yaşama sanatıdır. Xabze aynı zamanda mistik bir bilim olarak da tanımlanabilir. Xabze öğretisine göre insan, ruhu olan bir vücut değil, fakat daha çok bir binicinin bir atı sürmesi gibi bir vücudu araç olarak kullanan bir ruhtur. Doğumda güçlü ve mükemmel olan vücudun fiziksel egzersizlerle ruhu taşıyacak daha da mükemmel bir araç haline gelmesidir. Bu yüzdendir ki fiziksel egzersizler ve nefes egzersizleri diyetle birlikte Xabze’nin organik bir parçasıdır. Murat Yagan’ın bu öğretisine sıklıkla “Kafkas Yogası” demesi tesadüfî değildir.

Murat Yagan 1975 yılından itibaren öğretisini bir grup öğrenciye aktarmaya başladı. Kısa zamanda bu grup büyüdü. 1992 yılında amacı Murat Yagan tarafından sözlü olarak aktarılan Xabze’nin korunması, yaygınlaştırılması ve yazılı hale getirilmesi olan bir vakıf kuruldu. Vernon’daki Xabze Bürosu’nda Murat Yagan’ın konuşmalarını içeren binlerce kaset var. Bu kasetlerde Xabze öğretisinin farklı yönleri işlenmiş. Xabze öğrencileri bu kasetlerin çözülmesi, yayına hazırlanması ve basılması için çok gayretli bir şekilde çalışıyorlar. Xabze öğretisinin değişik yönlerine dair seminer ve tartışma formatında yıllık seminerler, atölyeler ve eğitim çalışmaları daima birçok öğrencinin ilgisini çekiyor. Birleşik Devletler ve Kanada’da iki yüzün üzerinde Xabze öğrencisi var. Aynı şekilde Avrupa ve İsrail’de de küçük gruplar mevcut. Bu arada, Xabze’nin bazı üyeleri birçok Batılı entelektüel üzerinde büyük etkisi olan mistik Rus filozof George Gurdjieff’in takipçisi haline gelmişler. Murat Yagan birçok belirgin farklılıkları da işaret etmesine rağmen kendi öğretisiyle Gurdjieff’in öğretisi arasında yakınlıklar olduğunu da düşünüyor. Xabze Vakfı kendi yayınevini de kurmuş: Xabze Yayınları. Bu yayınevi Murat Yagan’ın beş kitabını basmış: Kaf Dağı’nın Ardından Geliyorum, Xabze Öğretisi, Abhazların Uzun Yaşama ve Esenlik Kitabı, Ortaçağ Sufi Şairleri Gaibi ve Yunus Emre’nin iki şiir kitabının Murat Yagan tarafından yapılmış tercümeleri. Yayınevi ayrıca Murat Yagan’ın broşürlerini de basmış: Ahmsta Xabze’ye giriş, Kafkas Dağları’nın kadim ruhsal öğretisi, Xabze topluluğu nasıl kurulur?, Sabah egzersizleri -hareket ve nefes egzersizlerinin sistemi. Vakıf, The Kebzeh Review adında bir bülten de çıkarıyor. Murat Yagan’ın diğer bazı çalışmaları da basılmış: Transformasyon ve Bilgi, Psişe, Aşk ve İradenin Yedi Yolu. Şimdi Murat Yagan en büyük eseri üzerinde çalışıyor: Ahmsta Xabze kitabı. Bu kitapta öğretisi tam ve en eksiksiz biçimde ifade edilecek.

Murat Yagan’ın kitapları Avrupa, Kanada ve Birleşik Devletler’deki büyük kitapçılarda bulunabiliyor. Book World of British Columbia Dergisi Kaf Dağı’nın Ardından Geliyorum isimli kitabı yirminci yüzyılda British Columbia’da basılmış en önemli iki yüz kitap listesinde yayınlamış. Ünlü Kanadalı şarkıcı Loreena McKennitt A Book of Secrets (Sırlar Kitabı) adlı albümünde yer alan Night Ride Across the Caucasus isimli şarkısını Kaf Dağı’nın Ardından Geliyorum isimli kitaptan etkilenerek bestelemiş. Bu şarkı için yazdığı açıklamada ünlü şarkıcı Kelt ve Abhaz geleneklerinde at binmenin ruhsal terbiyede benzer roller oynadığına dikkat çekiyor.

Murat Yagan ve Xabze Topluluğu üyeleri Abhazya’nın dert ve sıkıntılarıyla yatıp kalkıyor; anavatanıyla ilgili her şeyle yakından ilgileniyorlar. Yakın geçmişte Abhazya’da yaşanan savaş esnasında Murat Yagan ve onun topluluğunun üyeleri Birleşmiş Milletlere, Amerikan, Kanada ve Avrupa hükümetlerine sayısız protesto mektubu yolladılar. Savaşın hemen ardından Murat Yagan ve eşi Maise Abhazya’yı ziyaret etmeye muvaffak oldular. Murat Yagan, çatışmaların yarattığı tüm tahribata karşın, Abhazya’yı, her zaman anavatan olarak gördüğü bu toprakları, beklentilerinin çok ötesinde güzel bulduklarını itiraf ediyor bana. Yagan’ın masasında hem Abhazya’da hem de New York’ta karşılaştığı Abhazya Cumhurbaşkanı Ardzınba’nın fotoğrafı var. Çalışma odasında Abhazya bayrağı asılmış ve kütüphanesinde Abhazya ve Kafkaslarla ilgili çok sayıda kitap bulunuyor. Murat Yagan, Abhazya’da (Abazalara özgü) geleneksel dinin hala korunduğunu, insanların Dıdrıpş Anıhası’na (Abaza geleneksel dininin önemli bir kutsal ziyaretgahı ç.n) büyük hürmet göstermeyi sürdürdüklerini, bu ziyaretgahın koruyucusunun (rahibinin) Hıristiyan ve Müslüman cemaatlerinin başları ile eşit statüde Abhazya Cumhurbaşkanı’nın yemin törenine nezaret ettiklerini benden duyduğunda ne kadar etkilendiğini gizleyemiyor.

Abhazya ve onun problemlerine ilgi gösterme hususunda Yagan’ın sergilediğine benzer yaklaşımlar Xabze Topluluğu’nun diğer üyelerince de paylaşılıyor. Bir çokları Abhazya’ya gitmenin ve oradaki insanlarla tanışmanın hayalini kuruyor. Topluluğun en aktif üyelerinden biri olan Pamela Rose bana Gürcü-Abhaz Savaşı esnasında kendisinin ve diğer topluluk üyelerinin Abhazya lehine düzenledikleri kampanyadan bahsediyor.

Bu ziyaretim esnasında bir başka topluluk üyesi Joan McIntyre kendisinin edebiyat dersleri verdiği yörenin üniversitesi Kelowna’da bana Abhazya hakkında seminer verme olanağı sağladı. Seminerimin ardından profesörlerden biri yanıma geldi ve Abhazya’ya uluslararası tanınma için şans diledi. Beni ilk gelişim esnasında Abazaca selamlayan Xabze topluluğunun genç üyelerinden Gregor’la aramızda geçen bir sohbeti de hatırlıyorum. Murat Yagan’ın çocukları büyümüşler ve değişik yerlere taşınmışlar. Murat Yagan ve eşi Maise kendileri ile beraber yaşayan genç Gregor’u “torunumuz” diye tanıtıyorlar. Gergor ise Maise’ye Abazaca büyükanne anlamına gelen “Sandu” hitabıyla sesleniyor. Gregor üniversiteyi bitirip diplomasını aldıktan sonra Abhazya’ya gidip yerel gençlere kendi küçük işlerini organize etmede yardımcı olma planını anlatıyor. Çerkes ve Abaza danslarını çok güzel oynuyor ve Abazaca’yı öğrenmeyi hayal ediyor. Bu amaçla Abhazya’da bir köyde yaşamayı ve bu sayede sadece dili değil ama ayrıca Ahmsta Xabze Öğretisi’nin önemli bir parçası olan geleneksel Abhaz adabı muaşeret sistemi “Apsuara”yı da öğrenmeyi istiyor.

Öğretinin kayda geçirilmesi ve bir dizi organizasyonel tedbirin hayata geçirilmesi (vakıf için bina alınması, seminerlerin organize edilmesi, yayınevinin kurulması) için geçirilen uzun bir dönemin ardından bugünlerde Xabze topluluğu, artık dış dünyaya açılacağı ikinci bir doğumun eşiğinde. Durum bir Amerikan eyaleti olan Batı Virginia’dan, artık ABD Xabze Vakfı’na başkanlık da eden iş adamı Marz Attar’ın topluluğa katılımıyla daha da dinamik bir hal kazanmış. Enerjik ve sevimli Sharrron Allen, Murat Yagan’ın kişisel asistanı ve o da topluluğa yeni bir enerji katmış. Murat Yagan’ın inisiyatifi ve Xabze topluluğunun desteğiyle ABD başkenti Washington DC’de yeni bir organizasyon resmen tescil edilmiş : “Society of Friends of Abkhazia” -S.O.F.A (Abhazya’nın Dostları Cemiyeti). Daha şimdiden bir internet sitesi oluşturmuşlar ve Washington’da bir ofis açmayı planlıyorlar. Bu organizasyon Abhazya’da bir dizi insani, kültürel ve ekonomik proje planlıyor. Hatta, halihazırda Abhazya’da internete erişimi de sağlayacak modern bir telekomünikasyon şebekesi kurulması hususu üzerinde çalışılmış bile.

Geçen Sonbahar, Murat Yagan ve bir kaç aktivist bir aydan fazla bir süreyi Washington’a yakın dağlık bölgede konumlanmış ve bahçesinde Abhaz, Çerkes ve Amerikan bayraklarının birlikte dalgalandığı Amerikan Xabze Merkezi’nde misafir olarak geçirince yeni bir aktivite start almış. Ben de kendi adıma, Marz Attar tarafından idare edilen bu merkezde Murat Yagan, Maise, Marz, onun eşi Carrie, Sharron ve diğer topluluk üyeleri ile hoşça sohbet etme imkanı bulduğum bir kaç saati geçirme şansına sahip oldum. Bu ziyaretimle eş zamanlı olarak Georgetown Üniversitesi’nde Abhazya’daki durumla ilgili seminerim organize edildi. Ayrıca gazetelere, televizyon ve radyolara mülakatlar verdim. Bazı Kongre üyeleri, üniversite rektörleri, Amerikan Kongre Kütüphanesi çalışanları, Kafkasya üzerine çalışan değişik uluslararası kuruluşların liderleri, Washington’daki Kuzey Kafkas Diasporasının temsilcileri ve işadamı Kerim Natirbov ile Amerikan Dışişleri Bakanlığı’ndan emekli bir Adıge olan saygı değer babası ile tanışma fırsatı buldum. Diğer akılda kalan görüşmelerim ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ve Radio Liberty’nin yetkilileriyle ve kıdemli bir Sovyetolog ve Amerikan Dışişlerinin eski bir üst düzey memuru olan Poul Goble ile yaptıklarımdı. Bunun gibi hepsi de Xabze topluluğu, özellikle de Marz Atar ve Sharron Allen’in dinamik işbirliği ile mükemmel şekilde organize edilmiş daha bir çok ilginç görüşmelerim de oldu.

Profesör İnal-İpa’nın Diaspora Abazaları isimli kitabında kendisi hakkında bazı bilgiler mevcut olmasına rağmen, Murat Yagan’ın çalışmaları çok uzun bir süre boyunca Abhazyalı okurlar için bilinen şeyler değildi. Murat Yagan’ın çalışmalarının ve kişiliğinin önemi kendi yurdunun insanları için hala keşfedilmeyi ve anlaşılmayı bekliyor. Murat Yagan’ın kitaplarını Rusça ve Abazaca’ya çevirmeliyiz ki, Kafkaslardan kopup gelen en özgün düşünce adamlarından birisi olan, 86 yaşında ama tam bir enerji ve yoğun entelektüel yaratıcı aktivite deposu, en büyük hayali ise yurdu Abhazya’nın gerçek manada özgür ve bağımsız bir ülke olduğunu görmek olan bu kayda değer adamı toplumumuza tanıtabilelim.

Kısa süre içinde öylesine candan dostlar haline geliverdiğimiz Xabze topluluğuna ve Ayhabıları Murat Yagan ve eşi Maise’ye veda etme vakti yaklaşıyor. Murat Yagan’a Abhazya’nın halkına bir mesajı, söylemek istediği bir şeyler olup olmadığını soruyorum. Bu sorum Murat Yagan’ı sarsıyor. “Söyleyeceğim çok şey var, ama konuşmaya başlarsan korkarım ağlayacağım!” diyor bana. Gözlerinde yaşlar beliriyor, beyazlaşmış başı öne eğiliyor ve sessizleşiyor. Sonra aniden devam ediyor “Söylemekten asla yorulmayacağım bir şeyi söyleyeceğim onlara iletmen için sana, Ançua Hapsuara iumırdzın!” (Ançua –Abhaz Tanrısı- geleneğimiz Apsuara’yı korusun!”

(*) O tarihlerde Hollanda Leiden Üniversitesi’nde Dilbilim Doktoru olan ve halihazırda Abhazya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Vyaçeslav (Slava) Çirikba tarafından 9 Nisan 2001 tarihinde kaleme alınan ve Abhazya Sohum’da basılan Respublika Abkhazia Gazetesi’nde 21-22 Nisan 2001 günü Rusça olarak yayınlanan bu makale, Murat Yagan’ın 20 Aralık 2013 günü aramızdan ayrılması nedeni ile Metin Sönmez’in editörlüğünü yaptığı Abkhaz World İnternet sitesinde İngilizce olarak yeniden yayınlanmış ve bu edisyon Türkçeye tercüme edilmiştir.

Çeviri: Anıt Baba

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here