Vladimir Jirinovski Kafkasofobinin aynası mı?

0
210

Sergey Markedonov*

Rusya Federasyonu (RF) Meclis Komisyonu, 11 Aralık 2013’te LDPR (Rusya Liberal Demokrat Parti) başkanı Vladimir Jirinovski hakkında aşırı milliyetçi söylemleri hakkında bir uyarı yazısı yayımladı.

Parlamentoda beraber çalışan mesai arkadaşları tarafından aslında bu tür abartılı söylemlerine alışılmış olan Jirinovski’ye bu şekilde bir uyarının yapılmasına sebep olan söylemlerinin kaynağı ve altında yatan sebep nelerdi acaba?

Bunun aslında Ekim 2013’te televizyonda popüler olan Vladimir Saloveva’nın hazırlayıp sunduğu “Teke Tek” politika-show programına konuk olan Jirinovski’nin yaptığı açıklamalardan kaynaklandığı anlaşıldı.

Bu programda gazeteci Maksim Şevçenko ile olan tartışma sırasında; Kuzey Kafkasya’daki Cumhuriyetlerde doğumların kontrol altına alınması gerektiğini, ikiden fazla olan doğumlara ceza uygulamasının yapılması gerektiğini açıklamış yine aynı konuşmalar sırasında Kafkasya bölgesinin Rusya içinde tel örgülerle çevrilip bu bölgeye giriş çıkışların kontrol altına alınması gerektiğini de savunmuştu.

Galiba milletvekilleri de Putin’in aynı söylemler sebebiyle Jirinovski’ye yaptığı uyarılar konusunda hemfikirdi. Putin de 6 Kasım 2013’te Jirinovski’yi azarlamış Jirinovski’nin siyasal popülarite için ülkenin temel çıkarlarına aykırı bu tür açıklamalar yapmaması gerektiği konusunda uyarmış kendisine RF kanunlarına ülkenin gelenek ve kültürlerine saygı göstermesi tavsiyesinde bulunmuştu.

Putin bir taraftan bu şekilde ülkenin bu konulardaki kırmızı çizgilerini de belirtmiş olmuştu aslında.

Ancak bir taraftan bakıldığında LDPR liderinin bu söylemleri çoketnikli devlet anlayışında siyasi olarak nitelendirilebilecek bir açıklama olsa da Rusya’nın genelinin konuya bakış açısında aslında buz dağının sadece görünen kısmıdır.
Liberal demokratlar içinde ise siyasi arenada Jirinovski figürü çelişkili değerlendirmelere sahip. Bu değerlendirmelerin boyutu da oldukça geniş olup bu değerlendirmeler Palyaço-soytarı benzetmesinden başlayıp yetenekli politikacı, radikal Rus milliyetçisi ve büyük imparatorluk hayali yanlısı tanımlamalarına kadar uzanıyor.

Gözlemcilerin çoğunluğu Jirinovski’nin politik yeteneğinde aynı görüşte birleşiyorlar. Diğer taraftan onun bu tür söylemlerinin taraftarlarını heyecanlandırsa da bu taraftarlardan gündelik hayatta liberal demokratik yapıda istediklerini bulamamış kesimlerce de yine geçmişte geliştirdiği partinin sloganı olan “Bizler fakirlerden yanayız, bizler Rusya’dan yanayız!” sloganı konusunda uygulamada hayal kırıklığına uğramışlar gibi görünüyorlar.
Bu gün için bakıldığında Kuzey Kafkasya’nın Rusya’ya maliyeti teması önemli bir tema olmaya başladı. Bunun böyle olmasındaki sebepler ise şu şekildedir.

Birincisi bölge güvenliksiz bir bölge olmayı sürdürmekte. Gerçi verilere göre 2013 yılında terörist eylemlerde bir azalma olmuş olsa da rakamlar hala yüksek bir düzeyde. Yılın üçüncü çeyreği sonundaki verilere göre bölgede bu tür eylemler sonucunda 223 kişi etkilenmiş ve bunlardan 133’ü ölmüş, 90’ı da yaralanmış.

İkincisi ise RF’nin genelinde bu bölgenin kendi bölgeleri olduğu anlayışı gün geçtikçe azalıyor. Bunun göstergesi olarak da bu bölgedeki Rus nüfusu sayısı gün geçtikçe azalma eğiliminde. Bu azalma oranı Dağıstan’da %3, Çeçenya’da %1.9, İnguşetya’da %0.8 civarında.

Üçüncü olarak ise federal yönetimde aslında kendisi de Kafkasya bölgesinde genelde Rus politikaları felsefesine uygunsuz olsa da Alarmizm felsefesi oluşturmakta.
Hatırlayacak olursak geçenlerde RF Başbakanı Dimitri Medvedev bölge hakkında yaptığı bir konuşmada; bölgenin tamamen ayrı özelliklerde politik yapıya sahip olduğunu bu yüzden de tek bir seçim sisteminin uygulanamadığını, bu problemler sebebiyle ülkenin seçim sisteminin kalite düzeyini yavaş yavaş yükseltebildiklerini söylemişti.

Bu açıdan baktığımızda geçen seçimlerde tüm Rusya’da tek bir sistemde seçimler yapıldığı halde Dağıstan ve İnguşetya’da Ramazan Abdullatipov ve Yunus Yevkirov halkın oylarıyla değil milletvekillerinin kendi aralarında yaptıkları oylamayla göreve getirilmişlerdi. Aynı şekilde daha sonra Kuzey Osetya da aynı yoldan giderek 31 Ekim 2013 tarihinde yaptıkları parlamento oturumunda anayasalarında bir değişiklik yaparak, cumhurbaşkanının seçimle değil Cumhuriyetin yüksek kademe organlarınca belirleneceği karara bağlandı. Bu karar oylamasına katılan 53 milletvekilinden sadece 6 milletvekili karşı oy kullandı, 8 milletvekili ise çekimser oy kullandı.

Diğer taraftan Çeçenya Ramazan Kadirov’un spesifik yönetimi ile kurulan tamamen ayrı bir yapıya sahip. Buradaki rejim tamamen Sufist islam etkisiyle oluşturulmuş özel bir milli proje görünümünde.

Ramazan Kadirov’un yönetimindeki bu yapı aynı bölgedeki gerek Dağıstan ve Karaçay Çerkes (Etnik ve bölge dengeleri gözetilerek yapılmış karmaşık yapı) gerek Kabardey-Balkar’da (birbirlerine muhalif, geçenlerde istifası gündeme gelen Arsen Konokov ve merhum Valeriy Kokov’un grupları arasında rekabete dayalı sistem) gerekse de Kuzey Osetya’dan (eski Sovyetler Birliği zamanında konsomol olan eski yöneticilerden oluşan) tamamen farklı bir yapı olduğu görülüyor. Çeçenya’da Kadirov ismi sadece bir liderin isminden başka, devleti oluşturan yapıların hepsinin yok edilmesinden öte devlet içinde devlet gibi bir düzene oturtulmuş durumda.

Dördüncü olarak da bugün bölgeye başka bir taraftan bakıldığında bölgenin Rusya’nın genelindeki yaşayış sürecine katılımlardaki azalma da görülmekte. Bunun en basit örneği bölgeden Rus ordusuna askerlik için gidenlerin sayısının sürekli azalmasıdır. Bu problem aslında Sovyetler Birliği’nin dağılmasından itibaren geçen 20 yılda yaşanan ve bir türlü çözüme kavuşturulamayan bir problem.

İşte tüm bu sebepleri de dikkate alırsak Rusya genelinde bu bölge hakkında sosyolojik negatif bir yapı oluşmakta. Sosyal araştırmalar yapan Levada-Sentr’in Ekim 2013’de Rusya genelinde 45 bölgede yaptığı istatistiklere göre halkın %71’i “Kafkasya’yı beslediğimiz yeter” fikrine katılıyor. Aynı şekilde halkın %63’ü de bu bölgelerle Rusya arasında yeni bir ikametgah ve registrasyon sisteminin oluşturulması gerektiğini hatta bu bölge insanların ülke genelinde dolaşımlarını kısıtlayıcı bazı önlemler alınması gerektiği fikrine de katılıyor.
Kafkasya konusundaki bu durum siyasetçilerce de değerlendiriyor tabi ki. Bunların arasında Jirinovski gibi kendi ideolojileri için popülist yaklaşımlarla kullanmak isteyenler de az değil. Onların da peşinde olduğu ülkede biraz önce bahsettiğimiz halkın içindeki Kafkasya’nın Rusya içinde sınırları çizilmiş bir bölge olmasını isteyenlerin oyları. Bu yüzden de ekstra avangard ve radikal söylemler deneniyor. Bunlardan birisi olan “Yeter Kafkasya’yı beslediğimiz” sloganı da bunlardan birisi. Ayrıca bu slogan toplumda ilgi de gördü ve toplum içinde aktif olarak tartışılmaya devam ediyor.

Siyasilerin marjinallikleri ve hiçbir sisteme bağlı olmaksızın bu siyasi arenanın durumu aslında başka bir konu ancak Jirinovski konusuna ciddi olarak bakacak olursak bu kişi çok uzun yıllardır milletvekili olarak parlamentoda ve bütün cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de cumhurbaşkanı adayı olmuş ve ayrıca da alt meclis kanadında eski başkan yardımcısı birisi. Evet, onun bu ırkçı söylemlerine Rusya yönetimi tahammül edemedi ve son olarak Putin’in sert tepkisine de yol açtı.

Ancak esas bilinmesi gereken Jirinovski aslında Rusya’daki bir ruhi yapının aynası durumunda. Rusya’nın bahse konu olan ruhi yapısı ise Kuzey Kafkasya fobisidir. Bu durumda yönetimin yapması gereken aynaya bakıp kızmak yerine Rusya’nın bu ruhi halini gerek Kafkasya’nın içi gerekse Rusya’nın bölgeye bakışını değiştirecek çalışmalar üretmesidir.

Eğer Rusya yönetimi ülkenin bölünmesini istemiyorsa bir an önce Kafkasya’nın Rusya’ya entegrasyonu vaktinin çoktan gelip geçtiğini görmesi gerekiyor. Bu çalışmalar içinde en basiti olarak Kafkasya bölgesinde Rus ordusuna askere gidenlerdeki azalma sorununun çözülmesini sağlasınlar. Diğer taraftan bu sorunun çözülmesi aynı zamanda bölgedeki işsizlik sorununa da fayda sağlayacak bölgedeki illegal yeraltı örgütlenmeleri sorununun çözülmesine katkıda bulunacak toplum için sosyal bir asansör rolü üstlenecektir.

Yapılabilecek başka bir çalışma da tatil yörelerine yapılacak turistik yatırımlardır. Bu yatırımlar sayesinde bölge halkı küçük işletmeler açıp işletmek konusunda projeler üretebilecek bu projelerle devlet ve bölge halkı arasında ilişkiler geliştirilecektir. Yine efektif olarak geliştirilebilecek programlarla emigrasyon ve büyük şehirlere göç sorununun bu şehirler yerine ülkenin daha seyrek az nüfuslu bölgelerine yönlendirilebilir. Bu şekilde ülkenin demografik yapısındaki sorunlara da çözümler üretilmiş olacaktır. Devletin ve STK’ların birlikte yapacağı çalışmalarla diğer taraftan bugünkü bölgesel ticari monopolleşmenin de önüne geçilmiş olacaktır.

İşte bu gibi çalışmalar yapılırsa bölgeyle ilgili sorunlar azaltılabilir böylece de Rusya ve Kafkasya arasında duvar yada tel örgüler örmek gibi fikirler de toplumda daha az rağbet görmeye başlar. Bunun sonucu olarak da Jirinovski gibi siyasiler kendilerine başka siyasi temalar bulmak zorunda kalacaktır.
(www.politcom.ru/16904.html)

Çeviri: Fatih Dinçer
*Siyaset bilimci, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi (ABD)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz