“Adıge” isminin kadim kuşatıcılığı (2)

0
2750

İnsanlık tarihinin bilinebilen en eski bazı kelimeler, diksiyon nüanslara, köklü değişimlere uğrasalar da rivayet kültürü, dini kaynaklar, tabletler, mitolojik söylenceler vb. çeşitli kaynaklar yoluyla günümüze ulaşabilmişlerdir. Bu kelimelerin hangileri olduğunu burada sıralamayacağız elbette. Ancak onların hangileri olduğunu sizler okudukça farkına varacaksınız.

Bunun dışında, Linguistik (Dil Bilim), Linguistik Antropoloji (dili zaman ve mekân boyutları içerisinde, sosyo-kültürel yönden inceleyen bir alt bilim ünitesi) yönünden yapılan çalışmalar, zamanla ırki mülahazalar karışsa bile, bu alandaki önemli bilimsel çalışmaların başında gelmektedir. Bu seslerin peşine düşüp ayrım yapmaksızın bütün dilleri kazımamız halinde, otokton kelimelerin ve seslerin orijinal hallerini ve en orijinal sesleri, olabildiğince, yeniden yakalama fırsatını bulmuş ve şaşırtıcı sonuçlara ulaşacağımızdan kuşkum yoktur.

Bir önceki yazımızda Âdem kelimesinin etimolojisi üzerinde etütler yapmıştık. Burada Âdem’in ya da ilk insanın hayat buluş anı ile ilgili terminolojilere de bakmamız gerekmektedir. İlk insanın can bulması, yaşama merhaba demesi, O’nun ilk nefesini almasıyla olmuştur.

İlk insanın, ilk nefesi alması ya da havanın, insan bedenine ilk girişiyle hapşırdığı rivayet edilir. Bu gayet mantıklı ve anlaşılabilir bir durumdur. Bu durum aynı zamanda var olmanın var olmanın (Psew/Псэу) ilk işaretidir. Yani hayat buruna giren ilk havayla birlikte başlamıştır. Bu gün de öyledir. Havasız hiç bir canlının yaşaması mümkün değildir.

Hapşırırken çıkardığımız temel sesler: P Su W / П Сэ У sesleridir. Adıge dilinde pe ( P) kelimesi burun anlamına gelmektedir. Aynı dilde se (S) kelimesi de bir şeye meyil etme, alışma (yése), bir şeye terbiye etme (ğase), eğitilmiş (sağe), bir şeye sonlu süzülüş. Suda yüzme (yesı), bir yerde oturma (şıs)

Öyleyse Adıgecedeki p + se (pse / псэ) : can sözcüğü ilk insanın burnundan giren ilk hava sonucunda başlayan var olmayı, yaşamayı (псэу)  ifade etmektedir. Âdeme isimleri biz öğrettik (Bakara-31) ayetine de ters değildir. Âdemde var olan kavrama ve taklit etme melekesi kelimelerin öğrenilmesine neden olmaktadır.  Merakımızı çekecek bu önemli serüven bununla da bitmiyor.

Adıgecede Wo / О sözcüğü, kozmik varlık’ı ifade eder. Aynı zamanda gök demektir. Kelimelere, kelime sonlarına gelmesi durumunda, bir tarzda, bir durumda, bir şekilde var olma, anlamı katar. Bu durumda P + se +w (psew /  псэу ): Yaşamak, var ol(mak) alımına gelecektir ve öyledir zaten.

Aynı ses köklerinden oluşmuş olan Psaw / псау kelimesi de bütün, bütün olarak var olma anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca bir önceki yazımızda Ha / Хьа kelimesinin insan anlamına geldiğini söylemiştik.

İlk insanın havayla ilk temasında, yani ilk nefes alışından sonraki hapsır(ma) anımda gayri ihtiyari çıkardığı bu seslerin toplam anlamı Ha psuw / Хьа псу : insana hitaben, sağ ol, var ol, yaşa anlamını içermektedir. Eğer bu hapşırma hikâyesi doğruysa Âdem’e kendisine yüklenen yaşama  (Psew) görevi kendisine tekrarlattırılmışta sayılır.

Âdem’in hapşırmasından sonra, Allahın kendisine vermiş olduğu yaşama nimetine karşılık olarak elhamdülillah, dediği rivayet edilir. Burada şu kadarını hatırlatmak isterim: İşin hikâye kısmına inanmak veya inanmamak herkesin kendi elinde. Bununla ilgili kaynakların da ne derece sağlam olduğu da ayrı bir konudur. Amacım hikâyeyi sizlere aktarmak ta değil. Burada önemli olan insanlık tarihi kadar eski olan kelimeleri yakalayabilmek ve onların tahlillerini yapmak ve Adıge Dili’ni yeniden keşfetmek ve insanlığın ortak mirası olan bu dil yoluyla, belki insanlığın ata dilene yeniden yolculuk yapmaktır.

Elhamdülillah kelimesi H, M, D, (HaMD) ve E, L, H (ELAH) seslerinden meydana gelmektedir. HaMD kelimesindeki H: İnsanı; M: Kokuyu, soyut değeri, manayı; D: İçine almayı, kabul etmeyi, bir şeyi diğer bir şeye iliştirip dikmeyi, birlikteliği ifade etmektedir. Öyleyse HMD: İnsan olarak, Allahtan gelen bu sorumluluğu kabul ettiğinin beyanıdır. İnsanın kendisine verilen yaşama karşılık olarak Lütufta bulunan Zat’a karşılık olmak üzere verilen şükran ifadesidir.  Ancak burada beyanın kime yapıldığı söz konusu değildir. HaMD: Kabul beyanın kime olduğu, yani şükranın kime yapıldığı ise E L H seslerinden oluşan kelimede belirtilmektedir.

Nedir E L H (E La Ha)?

E: Bildiğimiz el demektir. Peki, neden E (1Э) sesinden, daha doğrusu kelimesinden el anlıyoruz? Bu soru kalıbı her zaman geçerlidir ve bu soru kalıbını etimolojik çalışmaları devam ettirdiğimiz sürece unutmayacağız. Ancak uzun bir açıklama gerekeceğinden burada cevabını vermeyeceğim.

Le: Makyaj yapmak, boyamak, çizgi çizmek (Line), profile sokmak, kalıba sokmak, bir tarzda görünür kılmak gibi anlamlar içermektedir. İngilizcedeki child</em>; Adıgecedeki chale / К1алэ; argoda kullanılan lan vb. kelimelerde geçen L’si çocuğun ete, kemiğe bürünerek, kendine özgü bir tarz kazanarak görünür olmayı ifade eder. Daha ilginci Adıge dilinde et kelimesi Lı / лы kelimesiyle karşılanır. İnsanın adeta et elbisesini giymesi onun artık görünür olduğunu, bir profile kavuştuğunu ve bir tarza boyandığını ifade eder.

Ha / Ho: İnsan… Nefes alıp veren, ete, kemiğe bürünmüş varlık… Öyleyse, E L H (Allah): İnsanı kendi eliyle yaratıp ona şekil veren varlık. Burada yanılgıya düşmemek adına HO / ХЬО kelimesinin uzaktaki O, ya da işaret edilen bu, şu, o sıralamasından sonra dördüncü kademedeki O anlamına geldiğini hesaba katmak gerekmektedir. Bunu bu günkü Adıge dil bilimciler de Adıgeler de unutmuş durumdadırlar. Bu kelime işaret sıfatı ve işaret zamiri olarak ta kullanılmaktadır.

–                     Ho uner daxe  / Хьо унэр вфхэ: O (uzaktaki) ev güzel. (Dördüncü kademedeki işaret sıfatı) 

–                      Hour daxe / Хьоу дахэ: O (uzaktaki) güzel. (Dördüncü kademedeki işaret zamir) 

Bu durumda E La Ho kelimesi, “Eliyle şekil veren, profile sokan O… anlamı çıkar ki benim tercih yorumum önceki tarzdır.

Burada Âdem’in bu ifadeleri kullanıp kullanmadığını bilmiyoruz. Bu bir rivayet… Ancak burada kullanılan sözcükler, Hamd ellah (Elhamdülillah) gerek o zaman kullanılmış olsun, gerek daha sonra kullanılmış olsun zaman itibariyle ilk dönem kelimelerdendir. Bu gün bu kelimeleri yorumladığımızda ulaştığımız sonuç ise görüldüğü gibi son derece manidardır: Âdem’in kendisine verilen (psew / yaşama, can bulup var olama) görevini kabul edip ona boyun eğmiş olma durumunu beyan etme hali.

Dilin doğuşu sürecinde seslerin, kelimelerin ve cümlelerin oluşumu son derece önemlidir. Buradaki benim temel görüşümün, insanoğlu bu süreçte, Doğayı Taklit’e dayandığıdır. Ancak bütününü buna dayandırmak ne derece doğrudur? Burada psikolojinin, çalışmanın ve doğrudan ilahi öğretilerin yeri ve payı ne kadardır? İnsanoğlu yıllar yılı bu tip sorulara cevap aramaktadır. Ancak öğretinin algılama ve ses taklidi yoluyla olduğu en kapsamlı gerçek olsa gerektir. Dünyada en büyük mukallidin insanoğlu olduğunu söylemiştik.

Yani Allah’ın Âdem’e pse / ruh verip nefes almasıyla söylettiği ilginç HAPSUW: Varol, sağ ol, yaşa seslendirmesinin sonucu, HaMD ELeHa (Hamd Allah) insana verilen yaşam nimetini kabulü ve yapılan teşekkürün ifadesidir.

Sayı: 2014 02
Yayınlanma Tarihi: 2014-02-25 00:00:00