Pelasg asıllı bir halk: Etrüskler

0
15

George Thomson’la, 1983 yılında, “Eski Yunan Toplumu Üzerine İncelemeler/ TARİHÖNCESİ EGE” adlı iki ciltlik kitabını çeviren Celâl Üster, Yazko çeviri ödülünü kazanınca tanıştım. O günden sonra da kitapları temel başvuru kaynaklarımdan biri oldu.

George Thomson’un doğru bulduğum görüşlerini yeri ve zamanı geldiğinde hep anlattım, yazılarımda kaynak olarak gösterdim. Daha önce bu sütunlarda tarihöncesi Ege halklarıyla ilgili çıkan yazılarda bu yazarın görüşlerinden söz edildiğini yazılarımı takip eden herkes hatırlayacaktır. İki değerli okur, G. Thomson’u benim yazılarımla tanıdıklarını, ancak kitabını piyasada bulamadıklarını, (kitap halen piyasadadır, bulamayanlar yayınevinden temin edebilirler) G. Thomson’un Etrüsk dilini Kafkas dilleriyle ilişkilendirmesini de yazılarımdan öğrendiklerini ve çok etkilendiklerini belirterek bu konuda daha detaylı bir yazı yazıp yazamayacağımı sormaktadırlar.

Bu yazı, yukarıda açıkladığım nedenlerle yazılmıştır. Yazıda, G. Thomson’un görüşleri hiç özetlenmeden, ancak kısaltılarak ve daha kolay anlaşılması için ara başlıklar atılarak sunulacaktır. Bunu yapmadan önce, Greklerden önce yaşayan tarihöncesi Ege halklarına bir göz atmamız gerekmektedir.

Tarihöncesi Ege Halkları

Tarihöncesi Ege’nin en eski ve önemli yerleşim merkezi Girit’tir. En eski Girit halkı bütün uzmanlar tarafından Anadolu’yla ve özellikle de Karyalılarla ilişkilendirildiği gibi, diğer adları Termil olan Lykialılarla da ilişkilendirilmektedir.

Karyalılar, çok eski zamanlardan beri Anadolu kıyılarında yaşıyorlardı. Yunanlılardan önceki tarihöncesi dönemdeyse güney Ege’nin her yanına yayılmış durumdaydılar. Kykladların en eski sakinlerinin de (Minos kültürünü yayan halkın) Karyalılar oldukları kabul edilmektedir.

Tarihöncesi kuzey Ege’de Yunanlılardan önce yaşayan en önemli halk Etrüsklerin de dahil olduğu Pelasg halkıdır. G. Thomson’un bu halk hakkındaki saptamalarının aşağıda aktarıyorum.

Pelasglar, Tarihöncesi Kuzey Ege Halkı

“Pelasglar, Kuzey Ege’nin çeşitli yörelerinde, kendi dillerini koruyarak yaşamışlardır: Örnekse Makedonia kıyılarındaki Akte’de, aynı yörede bir yerlerde bulunan Kreston’da, Lemnos ve İmbros adalarında, Propontis kıyılarında Kyzikos bölgesinde Plakia ve Skylake’de. Ayrıca Samothrake’de, Troas’da, Lydia’da, Lesbos’da ve Khios’da yaşadıklarından da söz edilmiştir.

Pelasglar, Yunanistan’da, Zeus Pelasgios’un Dodana’daki eski tapınağında ve Pelasgikon Argos ya da Pelasgiotis diye bilinen Thessalia ovasında adlarını bırakmışlardır. Pelasglardan, Boiotia’nın ve Peloponnesos’daki Akhaia bölgesinin ilk sakinleri ve özellikle de Attika, Argolis ve Arkadia’nın yerli halkı olarak söz edenler de olmuştur. Olympia yakınlarında, bir zamanlar bütün bir Elis bölgesinde görülen Kaukonlar adlı bir kabilenin kalıntıları vardı. Bunlar da büyük bir olasılıkla Pelasglardandılar. İlyada’da, Pelasgların yanı sıra Kaukonlar adını taşıyan bir kabileden Troyalıların bağlaşıkları olarak söz edilmektedir; aynı ada daha kuzeyde Karadeniz kıyısındaki Paphlagonia’da yaşayan Kaukonlarda bir kez daha rastlanmaktadır. Güney Pelopennesos’da ya da Kykladlarda Pelasgların hiçbir izine rastlanmamakla birlikte, Odysseia’da onlardan Girit’de yaşayan halklardan biri olarak söz edilmektedir.” (Thomson, cilt 1, s.191)

Pelasglar Karadeniz’in Ötesinden Geldiler

“Peki, Pelasglar nereden gelmişlerdi?

…Eldeki bütün ipuçları bizi kuzeye götürüyor: Makedonia kıyılarına ve Hellespontos’un girişindeki Samothrake, Lemnos ve İmbros adalarına. Pelasgların izini Hellespontos’tan ve Propontis’ten geçerek Anadolu’nun kuzey kıyılarına dek sürebildiğimize göre, onların anayurdunun Karadeniz’in öte yanında bir yerlerde bulunduğunu düşündürtecek güçlü bir kanıtımız olduğunu söyleyebiliriz.” (Thomson, cilt 1, s.192)

Etrüskler, Pelasgların Koludur

“Ataları Ege’nin kuzey kıyılarından olan Thukydides, Akteli, Lemnoslu ve Attikalı Pelasgları Tyrrhenler (Tyrsenler) olarak tanımlamaktadır. Nitekim, Sophokles de, Argolis’teki Pelasglar için aynı adı kullanmaktadır. Yunanlılar Etrüskleri Tyrsenler olarak bilirlerdi. Yunan geleneklerine göre, Etrüskler İtalya’ya Ege’nin bir yöresinden göç etmişlerdi; Herodotos bunların Lydia’dan göç ettiklerini söylemekte, kimi yazarlarsa Etrüskleri Thessalia’dan, Lemnos’dan ya da İmbros’dan göç eden Pelasglar olarak tanımlamaktadırlar. Nitekim, Caereli Etrüskler de soylarının Thessalialı Pelasglardan geldiğini ileri sürmüşlerdir. Tyrrhenos, bir Lydia kenti olan Tyrrha’nın budunsal türevidir. Targinius’un Yunancadaki biçimi olan Tarkhon’un erkek kardeşinin adıdır Tyrrhenos. Tarkhon ile Tyrrhenos’un babası olan Telephos ise, İtalya’da Targuiniilerin atası, Lydia’da da Teuthraia kralı olarak ortaya çıkar. Son olarak, Lemnos’ta bulunan kimi yazıtlar, Etrüsk dilini çok andıran bir dilde yazılmıştır. Gerçi Lydialıların dili konusunda pek az bilgi vardır, ama eldeki bilgiler bu dilin de aynı aileden olduğunu göstermeye yeterlidir.” (Thomson, cilt 1, s.193)

Attika’daki Etrüskler (Tyrrhen-Pelasglar)

“Attika’daki Tyrrhen-Pelasglar, Lemnosluların bir koluydu. Bir zamanlar Atinalılar, Akroplis’i çeviren duvarları ördürmek için Pelasgları tutmuşlardı. O günlerde kölelik diye bir şey yoktu, su getirmek için Enneakrunos Çeşmesi’ne giden Atinalı kız ve erkek çocuklar durmadan Pelasgların saldırısına uğruyorlardı. Bu yüzden, Pelasglar Attika’dan kovuldular ve gidip Lemnos’a yerleştiler.

Demokrat Atinalılar, Pelasg kökenli oluşlarıyla övünüyorlardı. “Toprağın oğulları” diyorlardı kendilerine. Herodotos, bunları, Helenleşmiş Pelasglar olarak tanımlar. İlk krallarından biri evliliğin kurucusu Kekrops’du. Kekrops’dan önce kadınlar gelişigüzel ilişkide bulunuyor ve çocuklarına kendi adlarını veriyorlardı. Etrüsklerle ilgili olarak da bize tastamam bunlar anlatılmaktadır.” (Thomson, cilt 1, s.195)

Etrüsklerin Anadolu’yla İleri Bağlantıları Vardır

“Yer adlarındaki çeşitli benzerliklere bakılırsa, Etrüsklerin Anadolu’yla (yalnızca Lydia’yla değil, Karia ve Lykia’yla da) daha ileri bağlantıları söz konusudur. Dahası, bütün bir Ege havzasında ve güneyde Kilikia’ya, kuzeyde Kafkasya’ya kadar Anadolu’nun iç bölgesinde Hellenik olmayan birtakım öğelere ( -nth, -nd, -ss, -tt) dayanan Korinthos, Kelenderis, Myndos, Parnassos, Knossos, Hymessos, Adramyttion gibi yer adlarına rastlıyoruz. Thalassa (Attika lehçesinde thalatta) sözcüğü de aynı türdendir. Bu tür sözcükler, Helen öncesi dillerin varlıklarını en uzun süre korudukları Karia’da ve Lykia’da çok boldur, ama bunların geniş bir alana yayılmış olmaları, bir zamanlar Ege havzasında Anadolu’dan çıkan benzeşik bir dil alanının doğmuş olması gerektiğini göstermektedir.” (Thomson, cilt 1, s.195)

Etrüsk Dili Kafkasya’daki Dillerle Bağlantılıdır

“Son olarak Etrüsklerin dili, Kafkasya’da hâlâ konuşulan dillerle bağlantılıydı. Bunu ilk kez elli yıl önce Thomsen ortaya çıkarmış, Mar da onaylamıştır.

Benim varabileceğim yer burası. Etrüsklerin konuştuğu dilin ve kimi Asya dillerinin Kafkasya’yla bağlantılarının doğurduğu sorunlar, Karadeniz’den Suriye’ye, Ege’den Sümer’e kadar bütün bölgeyi kaplayan ortak bir dil alt-katmanının bulunmasıyla karmaşıklaşmış ve büyümüştür. Dahası, bu diller, Hint-Avrupa yayılmasının meydana geldiğine inanılan Güney Rusya’dan gelmişlerse, Yunan dilinde Hint-Avrupalı olmayan son derece yerleşik kimi öğeler Yunanca’nın kendisi kadar eski olabilir. Kesin bir sınıflama olarak Hint-Avrupa kavramının kendisinin bile yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir. Böylesine kapsamlı sorunların, birkaç sayfada çözülmesi şöyle dursun, yeterince ortaya konulması bile beklenemez. Anadolu’nun tarihöncesine ilişkin daha ileri araştırmaların gerçekleştirilmesini sabırla beklemekten başka umarımız yok. Ben burada, yalnızca, Ege’nin ilk halklarıyla ilgili eski Yunan geleneklerinin, bilgisizce kaleme alınmış duygusal yazılar ya da eski çağlara değgin palavralar diye nitelendirilerek bir yana atılmaması gerektiği noktasında diretmek istiyorum. Bu ayrıntılar bir araya getirildiğinde, kazıbilim ve dilbilim araştırmalarının ortaya çıkardığı görünümle uygunluk gösteren tutarlı bir resim oluşmaktadır.” (Thomson, cilt 1, s.196)

Yunan Dilindeki Yabancı Sözcükler

Yukarıdaki paragrafta altı tarafımdan çizilen bölümdeki çok önemli bir saptamaya tekrar dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Burada “Yunan dilinde Hint-Avrupalı olmayan son derece yerleşik kimi öğelerin Yunanca’nın kendisi kadar eski olabileceği” belirtilerek, böyle bir yapılanmanın tarihöncesi dönemde Kafkasya ve Kafkasya’nın doğal bir şekilde ilişkide bulunduğu coğrafyada (Güney Rusya’da) gerçekleşebileceği öngörüsünde bulunulmakta ve bunun sonuçlarından söz edilmektedir. Bu öngörünün doğru olabileceğini düşünüyorum. Çünkü, Thomson, Yunanca’nın kendisi kadar eski fakat Yunanca olmayan sözcüklere örnek olarak “erkek kardeş” anlamındaki adelphos ile “kız kardeş” anlamındaki adelphe sözcüklerini göstermektedir. Ancak yazarın,  Adıge dilinde yalnızca kadınların “erkek kardeş” anlamında kullandıkları “delkh” sözcüğünden haberi yoktur. “Delkh” sözcüğü, Yunanca’daki Adelphos ve Adelphe sözcüklerinin Adıge kökenini gösterdiği gibi Thomson’un yukarıdaki öngörüsünü de doğrular (Thomson, cilt 1, s.162).

Sonuç

Tabloyu tamamlamak için, G. Thomson’un Greklerle birlikte görülen ve Çerkeslerin ataları olan Akalar (Akhalar), Henioklar ve Zygileri Kafkasya’yla ilişkilendirdiğini belirtmemiz gerekmektedir.

Belirtilmesi gereken bir başka konu da G. Thomson’un Etrüskler hakkındaki savunduğu görüşün aslında kendisinin bu kitabı yazdığı dönemden elli yıl önce ortaya atılmış olmasıdır. Aslında Thomson, V. Thomsen’in 1899 yılında ortaya attığı görüşü savunmaktadır ve Mar başta olmak üzere bu görüşü destekleyen çok sayıda yazar vardır.

Thomson’un dikkat çektiği diğer bir husus, “Ege’nin ilk halklarıyla ilgili eski Yunan geleneklerinin” bir yana atılmayıp dikkatle incelenmesi ve bu konudaki bulguların dilbilim ve kazıbilimle birlikte değerlendirilmesi şüphesiz ki büyük önem taşımaktadır.

Kaynakça

George Thomson, Eski Yunan Toplumu Üzerine İncelemeler Tarihöncesi Ege, 1. ve 2. cilt, Çeviren: Celâl Üster, Payel Yayınevi, İstanbul.

 

Sayı : 2014 02

Yayınlanma Tarihi: 2014-02-24 00:00:00