İlk taşı kim atacak?

0
269

Nalçik’te üç gündür hava güneşli idi. Gündüz sıcaklık artı değerlerde. Umarım bu durum devam eder. Zira kar ve soğuk hava yordu iyice hepimizi… Bu yazıyı okuduğunuz sıralarda Soçi Kış Olimpiyat Oyunları, kapanış töreni ile tamamlanmış olacak. Yedi yıl süren hazırlık ve inşaat çalışmalarını tamamlayan Rusya Federasyonu (RF), organizasyondan beklentilerini karşıladı mı zaman gösterecek. Bu sürece karşı olan Çerkesler tarafından yürütülen protesto kampanyaları ve eylemler ne oyunların düzenleniş mantığını etkileyebilmiş/değiştirebilmiş ne de engelleyebilmiştir. Batı ise, RF demokrasisine ve hukuk dışı iç uygulamalarındaki insan hak ve özgürlükleri ihlallerine dikkat çekmiş; olimpiyat açılışına katılımı “düşük düzeyde” tutmuştur. İnsan hakları örgütleri, çevreciler ve birçok hayvan hakkı savunucuları da karşı kampanyalar yürüttü. Şimdi tüm taraflar için süreç, bireysel, ulusal ve uluslar arası boyutta ve anlamda yeni bir aşamaya geçmiştir denilebilir.

Rusya, süreç boyunca kararlı tavrını hiç esnetmemiştir. Yolsuzluk ve rüşvet sorunuyla baş edemeyen, cinsel azınlıklar başta olmak üzere her tür azınlık üzerindeki baskılar batı tarafından eleştirilerek izlenirken; burjuva demokrasisi normlarına bile yaklaşamayan iç demokrasisini parlatmak için bir fırsat olarak gördüğü olimpiyat oyunlarına çok önem verdiği, rekor düzeydeki harcama olan elli beş milyar dolarlık harcama ile açıkça görülüyor. Sovyet Sisteminin dağıtılmasıyla kapitalizmin inşası için yeni bir kapitalist sınıf yaratmada zorlandığı görülüyor. Yeni sınıf olan oligarklar ellerinde bulundurdukları muazzam sermayeyi istihdam yaratan yatırımlara dönüştürmediler. Küçük ve orta boy sanayinin olmaması, üretken el sanatları ve meslek guruplarının ve geleneğinin olmaması bilinen endüstriyel ortam ve yapı kurulamadı, oluşamadı. Dolayısıyla Soçi’de yapılan her şey sermaye sahibi oligardlar için yüksek gelirli rant olarak görülmüştür. Oligarkların bir kısmının devlet kademelerinde üst düzey devlet görevlisi, bürokrat oligarklarla iş birliği içinde; dışarıdan getirilen teknik ve mesleki elemanlarla kârlı işler yaptıklarını düşünmek gerek. Olimpiyatların inşasında ve oyunlar sürecinde yerel halka olanak yarattığından söz edilmezken, arazi-arsalarının zorla ellerinden alınarak ve kamulaştırılarak yoksullaştıklarından söz edilmektedir. Dört kademe güvenlik çemberi oluşturulmuş, Soçi’ye araç girişi yasaklanmıştır. Abhazya sınırı kapatılmış, olimpiyat tesislerinin inşasında çalışan tüm göçmen işçiler ve kuşkulu göçmenler il/bölge dışına çıkarılmıştır. Bu uygulamayı önceden bilen işverenler göçmen işçilerin hak edilmiş alacakları ödenmemiş, ciddi ve yaygın mağduriyet yaratılmıştır. İki binin üstünde, sokak köpeği ve kedi itlaf edilmiş, bölge insanlarının olimpiyatları izlemek için Soçi’ye gitmesi adeta yasaklanmış, en azından caydırıcı derecede zorlaştırılmış, çok zorunlu haller dışında bölge insanları Soçi’ye sokulmamıştır. Güvenlik, en üst düzeydedir. Elli beş milyar dolarlık show, Rusların kaybettikleri öz güvenlerini tekrar kazandırdı mı şüpheli… Eşcinsel bir müzik gurubunun açılış sırasında sahne alması, Putin’in “eşcinsel arkadaşlarım var’’ demeçleri, batının Rus demokrasisine olan eleştirel bakışını pozitif etkiledi mi, o da şüpheli. Skandala varan açılış aksaklıklarını, on üç altın madalya ile yarışmaları ilk sırada tamamlamaları durumu dengeledi mi zaman gösterecek. Rus rantiyer sermaye sahiplerinin ciddi servet kazandıkları kesin ama…

Olimpiyatların yapıldığı Soçi, kadim yerel halk olan Çerkeslerin eski başkenti. Yine olimpiyat alanı Kızıl Çayır denilen alan, Kafkas-Rus savaşının son ve en kanlı çarpışmasının yapıldığı yerdir. Çerkeslerin kanıyla kızıla boyanan bu alanda 1864’te Çar ordusu savaşın sona erdiğini resmen ilan etmiş ve resmi askeri geçit töreni düzenleyerek başarısını kutlamıştır. Onbinlerce Çerkesin atalarının isimli/isimsiz mezarlarının bulunduğu bu alanda olimpiyat yapılması, onların geçmiş acılarına saygı duyulmaması, hatta duygularını, gururlarını ve tarihsel acılarını aşağılamaları; hatta, olimpiyatları gerekçe göstererek yerel halk üzerindeki merkezi baskının arttırılması, onları yok sayması işin en önemli boyutudur. Soçi’de, bir meydana piramit şeklinde siyah bir taş anıt üzerinde “21 Mayıs 1864 tarihinde burada, uzun süren Kafkas savaşının bitişini kutlamak için Rus birlikleri bir geçit töreni düzenlemiştir” ibaresi çeşitli dillerde yazılarak dikilmiştir. Yerel giysileriyle çarlık zamanı Kazakların silahları ve atları ile, yani, Çerkesleri katleden Kazakların, Soçi sokaklarında güvenlik sağlayan atlı görevliler olarak dolaşması, zihniyet bozukluğunu abarttıkları görülmüştür.

Soçi Olimpiyatları’na karşı çıkanlar için de yani bir dönem başladı denilebilir. Çerkes Yurtseverleri, Çerkes Solu, Çerkes Aktivistleri, Çerkes Demokrasi Platformu ve benzeri isimlerle sosyal medyada küçük gruplar şeklinde iletişim örgütü kuran bir kısım Çerkesler ile Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) gibi yaygın örgütlenmiş yapılar, dernekler ile Jıneps Gazetesi yedi yıl boyunca Kış Olimpiyat Oyunları’nın Soçi’de yapılmasına karşı çıktılar. Özgün eylemler, ortak eylemlerle seslerini ve tepkilerini duyurmaya çalıştılar. Seslerini duyurmada göreceli başarılı olsalar da, yeteri kadar kamuoyu oluşturdukları söylenemez. Örgütlenme ve siyaset yapma geleneği hayli zayıf olan; genel eğilim olarak da siyaseten merkeze bağlı düşünen ve oy kullanan Çerkesler için bu durum şaşırtıcı olmamıştır sanırım. Olimpiyatların yerinin değişmesini sağlayamadılar. Düzenleme mantığındaki kötü niyetin değişimini de sağlayamadılar. Çünkü her şeyden önce güç olarak farklı düşünenlerin varlığı ve bölünmüşlük süreç boyunca görmezden gelinmiş, iç eleştiriyi başlatma ve yürütmenin bölünmüş durumu ‘’bölüneceğiz’’ gibi mantık dışı bir oto kontrolle süreç tamamlandı. Yukarıda bahsettiğim karşı olanlar ki, bunlar isim olarak çoğaltılabilir de, karşı olmayanlar hatta karşıymış gibi yapanları da kendi güçleri arasında gördüler. Güney Osetya Cumhuriyeti, Abhazya Cumhuriyeti ve RF içinde yar alan Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes Cumhuriyetleri Soçi Olimpiyatları’nın yanında yer almışlardır. Bırakın eleştirmeyi, bu cumhuriyetlerinin sokaklarında olimpiyat meşalesi dolaştırılmış, Adıgey Cumhurbaşkanı bizzat Maykop sokaklarında meşaleyi dolaştırırken, 12 milliyeti sembolize eden 12 Çerkes atlısını da arkasına almayı ihmal etmemiştir; ama ellerinde ne bayrak ne de flama taşımamışlardır. Buna rağmen ne Abhazya beklediği ticari ve turistik geliri elde edebilmiş, ne de Adıgey ve diğer cumhuriyetler süreçten ekonomik ve turizm/tanıtım anlamında bir yarar elde edebilmiştir. Kaldı ki, Kabardey Cumhuriyeti’nde ilk gün iki/üç yüz kadar Çerkesin Nalçik’teki son derece barışçı protesto eylemi anında şiddetle bastırıldı. İlk, tek ve son eylem…

Soru şu. Soçi’de olimpiyatlara karşı olanlar R.T. Erdoğan’a “Soçi’ye gitme!” dediklerinde, “senin kendi cumhuriyetlerinin cumhurbaşkanları gidiyor” dese nasıl bir cevap vereceklerdi… Ya da şöyle söylenebilir. Kendi devlet başkanlarına gitme diyemeyenler, demeyenler, nasıl başka devlet başkanlarını gitme diyebildiler ki… Siyaseten yatay bölen bu farklı duruşların yüksek sesle tartışılmadan iç hesaplaşma /yüzleşme yapılmadan Çerkeslerin doğru ve etkili siyaset yapabileceği düşünülmemeli sanırım. Celladına aşık yöneticilerle, seçme seçilme hakkından yoksun, demokratik seçme gücü olmayan, atamalarla yönetilen toplumun demokratik hak arama geleneği de oluşmadı, oluşmayacaktır da. Diasporada kendilerini yok olmanın girdabına bırakmış ama nezaketin ve asaletin tek temsilcisi zanneden ‘’saf’’ Çerkeslerin, kendi öznel duyarlılığını toplumun duyarlılığı zannedip, toplumu inanç tutkalıyla iktidara yapıştırmaya çalışan “uyanıklarla”, ulusal sorunu ulusal müziği dinlemek/dinletmek zanneden saf romantik Çerkeslerle ve politika yapmayı sosyal medyada esip gürlemek zanneden “siyaset külhanbeyleri” ile yüksek sesle bir tartışma, yatay bir ayrışma yaşanmadan yerinde patinaj yapan toplum; doğru bir ulusal politika oluşturamayacak, ses getiren ve sonuç alan ulusal güç oluşturamayacaktır. Sorun, ‘’ ilk taşı kim atacak?’’

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz