Tsitsekun için ne dediler?

0
262

Büyük Çerkes Sürgünü’nün 150. yılı nedeniyle düzenlediğiniz Anma Etkinliğine davetiniz için teşekkür ediyorum.

150. yılında bu elim hadiseyi bir kez daha hüzünle hatırlıyoruz.

Kafkas Dernekleri Federasyonu olarak, ülkemizde barış, kardeşlik ve huzur içinde yaşayan, Türkiye’nin gelişip güçlenmesine büyük katkılar sağlayan Çerkes vatandaşlarımızın tarihine, kültürüne, kimliğine ve haklarına sahip çıkmak amacıyla, büyük bir şuur içerisinde sürdürdüğünüz çalışmaları memnuniyetle karşılıyorum.

Bu vesileyle, Çerkeslerin acısını paylaştığımı ifade ediyor, Anma Etkinliğine katılan değerli vatandaşlarımıza selam ve sevgilerimi sunuyorum.

Abdullah GÜL

Cumhurbaşkanı


Büyük Kafkas Sürgününün 150. yılını anma etkinlikleri kapsamında yaptığınız nazik davet için teşekkür ediyorum.

19 uncu Yüzyılın mazlum halklarından biri olan Çerkesler için, Anadolu yeni bir yurt olmuştur.

150 yıl önce yaşanan büyük facia, Çerkes halkının milli hafızasında derin izler bırakmıştır. Temennim böyle faciaları hiçbir milletin bir daha yaşamamasıdır. Yarınların daha güzel olması için, geçmişten çıkarılacak büyük dersler vardır. Düzenlediğiniz etkinlik, bu noktada son derece yararlı olacaktır.

Bu düşüncelerle Büyük Kafkas Sürgününün 150. yılında, sürgün sırasında hayatını kaybeden bütün kardeşlerimi rahmetle anıyorum. Etkinliklerin başarılı geçmesini diliyor, bütün katılımcıları sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Cemil Çiçek

TBMM Başkanı


Büyük Çerkes Sürgünü’nün 150. sene-i devriyesinde, Çerkes kardeşlerimizin yaşadığı büyük acıları bir kez daha hatırlıyor, acıları bir kez daha yürekten paylaşıyoruz.

İçinde Bulunduğumuz geniş coğrafyanın tüm halkları gibi özgürlüğüne, bağımsızlığına, inançlarına ve değerlerine aşkla bağlı olan Çerkes Kardeşlerimiz, 18’inci yüzyılda insanlık tarihinin gördüğü en büyük zulümlerden birine maruz kaldılar ve sayısı milyonları aşan şehit verdiler.

Hayatta kalanlar ise, doğup büyüdükleri toprakları terketmek suretiyle uzun bir sürgüne mahkum bırakıldılar.

Çerkesler, bu coğrafyanın tüm halkları gibi, ortak bir kaderi paylaştığımız kardeşlerimizdir. Türkiye’nin tarihi Çerkes kardeşlerimizle inşa edilmiştir; hiç kuşkusuz gelecek de hep birlikte inşa edilecektir.

77 milyon içinde, her bir kardeşimizin, kendi ana dilini, kendi kültürünü, gelenek ve inançlarını muhafaza etmesi, kendisini hiç bir ayrıma tabi tutulmaksızın bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olarak hissedebilmesi hükümet olarak uğruna mücadele verdiğimiz bir hedeftir.

İnkar, red ve asimilasyon dönemi geri gelmemek üzere kapanmıştır.

Attığımız adımlarla, her bir kardeşimizin ana dilini konuşabilmesi, öğrenebilmesi ve öğretebilmesi teminat altına alınmıştır.

Öz be öz kardeşlerimiz, 77 milyonla birlikte bu vatan topraklarının sahipleri olarak gördüğümüz Çerkes kardeşlerimizin acı hatıraları hiç kuşkusuz bizim de acımızdır. Çerkes kardeşlerimizin haklı mücadelesini gönülden destekliyor, bir daha böyle büyük acıların yaşanmaması için, barışın ve adaletin egemen olduğu bir dünya mücadelemizi birlikte veriyoruz.

150. Sene-i Devriyesinde, Büyük Çerkes Sürgünü’nde hayatını kaybeden şehitlerimizi; sürgünlerde ölen tüm Çerkes kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yadediyor; Türkiye cumhuriyeti vatandaşı Çerkes kardeşlerimizi ve dünya üzerindeki tüm Çerkeslere sevgilerimi, selamlarımı gönderiyorum.

Recep Tayyip Erdoğan

Başbakan


Bundan 150 yıl önce Rus Çarı tarafından sürgün edilen Çerkesleri her yıl 21 Mayıs’ta anmaktayız. Tarihleri acılarla dolu olan Çerkes kardeşlerimizin sürgün sırasındaki can kayıpları, çektikleri çileler ve sonraki nesillerin kapanmayan yaraları ortak acılarımızdır.

Cumhuriyet Halk Partisi her zaman mazlumların yanındadır ve Çerkes yurttaşlarımızla dayanışma içindedir. Ülkemizdeki Çerkes diasporası Kurtuluş Savaşımızdan başlayarak Türkiye’nin siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. Bu güzide insanlarımızın toplumumuzu zenginleştiren hizmetleri bugün de sürmektedir. Çerkes yurttaşlarımızın sorunlarının çözümü ve beklentilerinin karşılanması eşit vatandaşlık ve hak temelli siyaseti benimseyen CHP’nin öncelikli hedefleri arasındadır. Bu bağlamda, Çerkes yurttaşlarımızın kültürlerinin gelecek nesillere aktarılabilmesi için çaba harcamaya devam edeceğiz.

Başka ülkelerde yaşayan Çerkeslerin sorunları da CHP’nin dış ilişkiler anlayışı çerçevesinde ilgili ülkelerde gündeme getirilmekte, Çerkeslerin insan hakları ve temel özgürlüklerinin korunması istenilmektedir.

Sürgünün 150. yılında Çerkes kardeşlerimizin acılarını paylaştığımızı, içerde ve dışarıda her zaman yanlarında olacağımızı yineler, kendilerini saygı ve sevgiyle selamlarız.

Kemal Kılıçdaroğlu

CHP Genel Başkanı


Çerkesya halklarının 19. Yüzyıl’da yaşadığı büyük trajedinin üzerinden 150 yıl geçti. 21 Mayıs 1864 günü tarihe Çerkes soykırımının simgesi olarak kazındı. Çarlık Rusyası, Kafkasya’nın doğusunda, Dağıstan ve Çeçen-İnguş Bölgesi’nde, savaş boyunca kadın, çocuk ayırmaksızın tam bir imha politikası izledi. 1 milyonu aşkın Çerkes katledildi, daha fazlası vatanından sürgün edildi. Sürgün, Karadeniz kıyısındaki Vubıh, Abaza ve Adıgelere uygulandı. 500 binin üzerinde insan sürgün yolculuğunda ve ilk yerleştikleri bölgelerde yaşamını yitirdi. Sadece Trabzon’da 53 bin Çerkes öldü. Vubıhların dilini konuşabilen kalmadı. Adıgelerin bir boyu olan Natuhayların adı bugün sadece tarih kitaplarında kaldı.

Osmanlı ve Çarlık Rusyası, Çerkeslerin sürgün edilmesinde anlaştı, çünkü Osmanlı’nın “göçmene” ve savaşacak güce ihtiyacı vardı. Osmanlı planlı bir iskân politikası uyguladı. Çerkesler, Osmanlı İmparatorluğu’nun sorunlu bölgelerine ve potansiyel tehlikelere karşı bariyer oluşturacak şekilde, Balkanlar’da Müslüman olmayan halkların civarına, Ortadoğu’da Suriye-Ürdün hattına, Anadolu’da Samsun-Hatay hattı üzerine, İstanbul çevresine, Marmara Denizi doğu ve güneyine yerleştirildi.

Sömürgeciliğe karşı bağımsızlık için direnen Çerkesler dünyanın dört bir yanına dağıtıldılar. Bu tarifsiz acıyı daima yüreklerinde taşıdılar ve ağıtlarını kuşaktan kuşağa aktardılar. Çerkesler şimdi dünyanın 40 civarındaki ülkesinde yaşamlarını sürdürüyor. Vubıh, Abaza ve Adıgelerin Türkiye’deki nüfusu, kadim topraklarında yaşayanlardan çok daha fazla. Bugün Çerkeslerin en büyük bölümü Türkiye’de yaşıyor. Anadolu’daki Çerkes nüfusu 5 milyonu aşıyor.

Çerkeslerin 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanı ile İstanbul’da kurdukları derneklerin ve okulun Cumhuriyet döneminde kapatılması, Çerkes Ethem’e hain damgası vurulması, 1922 yılı Aralık ayında başlayan Gönen-Manyas’taki Çerkes köylerinin doğuya sürgünü, köylerde yürütülen “yurttaş Türkçe konuş” faaliyetleri, “katıksız Türkçe soyadı” kanunu, “okulda Çerkes olduğunuzu söylemeyin” çabaları inkar ve asimilasyon politikaları olarak uygulandı. Zalim yasaklar Çerkeslerin soykırım acısını katmerleştirdi. Bugün de AKP Hükümeti Çerkeslerin demokratik haklarını tanımamakta ısrar ediyor. Çerkes halkının hak taleplerini görmezden geliyor. HDP olarak Çerkes halkının,

– Çerkes kimliğinin ve kültürünün yaşatılmasının önündeki engellerin ortadan kaldırılması,

– Ana dilinde eğitim hakkının sağlanması, üniversitelerde akademik programların açılması,

– Çerkesçe TV ve radyo yayın hakkının sağlanması,

– Çerkes köylerine eski isimlerinin verilmesi, çocuklara Çerkes dilinde isimlerin konulabilmesi,

– Çerkesleri hain olarak anlatan veya inkar eden tüm ırkçı ifadelerin ders kitaplarından ayıklanması haklı taleplerini sahipleniyoruz.

Türkiye, halkların birbiri içinde eritildiği, eritilemeyenlerin düşman ilan edildiği, birbirine karşı önyargı ve nefretle eğitildikleri bir tarihin ağırlığını taşıyor. Çerkes soykırımının büyük acısını paylaşıyor ve Çerkes halkının anadili, kültürü ve inancıyla özgür, eşit ve demokratik yaşam mücadelesini mücadelemiz kabul ediyoruz.

HDP Merkez Yürütme Kurulu

20 Mayıs 2014


ADRESİ DEĞİŞSE DE SOYKIRIMDIR DEĞİŞMEYEN

“Yorgun düştüler savaşmaktan

Çağrılar yaptılar tüm dünyaya

Sağır olmuştu insanlık seslerini duyuramadılar

Sonunda yenildiler

Sonra savruldular dünyanın dört bir yanına nar taneleri gibi…”

İngiltere, Fransa ve Osmanlı ile Rus Çarlığı arasında Karadeniz’in denetimi amacıyla başlayan Kırım Savaşı sonrasında Kuzey Kafkasya topraklarının kontrolünü Rus Çar’lığına devredildi. Rus Çar’lığı 1854 başlattığı Ruslaştırma politikalarıyla binlerce yıldır o bölgede yaşayan Çerkes halkının sürülmesini, Karadeniz’in güvenliği ve Rus birliğinin sağlanması için zorunlu görmekteydi.1859’da Ruslar, bölge nüfusunu kıyı bölgelerine sürmek amacıyla dağ köylerini boşaltmak ve direnenleri katletmeye yönelik bir askeri seferberlik başlattı. 1860’ta Çar II. Aleksander tarafından Çerkesler’e iki seçenek sunuldu: Ya bataklık olan Don bölgesine yerleşecekler ya da Osmanlı’ya sürgün gideceklerdi. Osmanlı kendi nüfus politikalarına uygun bulduğu için bu sürgüne gönüllü ev sahipliği yapmayı kabul etti. Çerkesler cevap olarak bağımsızlıklarını ilan etti. Katliamlar devam etti. Rusların kendi rakamlarına göre üç yıl içinde 450 binin üzerinde Çerkes öldürülmüştü. 1864’te sağ kalanların, Sochi ve diğer limanlardan Osmanlı topraklarına gönderilmesine başlandı. Kimi tarihçilere göre 1.200.000 civarında insan sürgün edildi. Bunun tahmini 400 bin kadarı tutuldukları kamplarda, gemilerde; açlıktan, hastalıktan, yoksulluktan, donarak, boğularak yaşamlarını yitirdiler. Çok değil, bundan 150 yıl kadar önce, 1 milyonun üzerinde Çerkes yaşadıkları topraklardan zorla sürülerek hayatını kaybetti. Tarihin en eski dönemlerinden beri yaşadıkları anayurtları Kafkasya’da bir dil ve kültür geliştiren Çerkesler yüzyıllarca süren direnişe rağmen, büyük devletlerin kolonyalist politikaları ve hedefleri doğrultusunda yaşanan soykırımla, bir halk anayurdundan koparılmış oldu. Bu, modern Avrupa tarihinde yaşanan ilk etnik temizlik, ilk soykırımdır.

21 Mayıs Çerkesler’in 1864’te uğradığı soykırım ve sürgünün yıl dönümü.

Tüm bu tarihi arka perdeye rağmen sadece Gürcistan Çerkes soykırımını tanıdı. Tüm dünya; hala dillerini, kültürlerini unutarak, asimile olarak varlıklarını yaşayan Çerkesler’in bir soykırım kurbanı olduğunu kabul etmedi. Türkiye de ise asimilasyon kimliklerinin, dillerinin, kültürlerinin unutturulmasına dek vardı.

Biz İnsan Hakları Derneği olarak, soykırıma uğramış tüm halklar için, öncelikle tüm soykırımların dünyaca tanınmasını, hafıza merkezlerinin kurulmasını, onarıcı adaletin yani tanıma, özür dileme, yargılama ve kayıpların tazmininin gerçekleşeceği sürecin bir an önce başlatılmasını istiyoruz. Soykırım bir insanlık suçudur ve suçluların tarih ve insanlık vicdanında mahkûm edilmesini istiyoruz.

Çerkes Soykırım gününde de Çerkes soykırımının tanınması için başta Türkiye cumhuriyeti hükümeti olmak üzere tüm dünyaya sesleniyoruz:

*Türkiye ve diğer devletler tarafından “Çerkes Soykırım ve Sürgünü” tanınmalıdır.

* Türkiye’deki diğer halklar gibi Çerkesler de inkar ve asimilasyon politikalarının kurbanı olmuştur. Toplumsal barışın inşası için Türkiye’de yaşayan tüm farklı kimliklerle beraber Çerkeslerin de dillerini, kültürlerini, kimliklerini yaşayabilmek ve yaşatabilmesi adına tüm kolektif hakları tanınmalı ve var olan yasal engeller kaldırılmalıdır.


İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

Rusya İmparatorluğu’nun Batı Kafkasya’yı yani Çerkes topraklarını istilâsını tamamlamasının sembol tarihi olarak kabul edilen 21 Mayıs 1864 Çerkes halkının Büyük Sürgün’ünün yani vatanını terke mecbur bırakılmasının da timsali olarak bilinmektedir. Aslında daha 1783’de Kırım Hanlığı’nın yıkılışından itibaren Çerkes vatanına Rusya İmparatorluğu’nun saldırıları başlamış ve bu yiğit halk bir asra yakın süre istiklâl mücadelesi vermek zorunda kalmıştı. 1864’ten önce de pek çok Çerkesler ülkelerini terk ederek Osmanlı Devleti’ne göçe mecbur olduysa da, 1864 sonrasında Çerkes halkının büyük çoğunluğu vatanından mahrum kaldı ve muhacirlikte büyük acılar yaşadı.

Çerkeslerle yüzyıllarca ortak kaderi paylaşan Kırım Tatarları da 1864’ten üç yıl önce en büyük göç dalgalarından birini yaşamış ve nüfuslarının büyük kısmı vatanlarından kopmuştu.

İki kardeş milletin kader ortaklığı hem diasporada, hem de istilâ edilmiş vatan topraklarında günümüze kadar bir buçuk yüzyıl boyunca devam etti. Her iki toplum da birbirine çok benzer ve aynı sebeplerden kaynaklanan muazzam acıları yaşadı.

Kırım Tatarları Çerkes kardeşlerinin duygularını en iyi anlayabilecek konumdadır. Devasa boyutlardaki facialar bile ne Kırım Tatarlarını, ne de Çerkesleri yok edemedi, onları teslim alamadı. Bundan sonra da teslim alamayacaktır.

Tarih haklı mücadelelerinde mutlaka Kırım Tatarlarının ve Çerkeslerin zaferini yazacaktır.

Vatanı yakın dönemde bir kere daha işgal altına alınmış ve varlığı tehdit altına konulmuş olan Kırım Tatarları adına Kırım Derneği Genel Merkezi kendisininkine çok benzeyen 150 yıllık dinmeyen acısı karşısında kardeş Çerkes halkını saygı ile selâmlamakta ve şehitlerini rahmetle anmaktadır. Geleceğin hem Kırım’a, hem Kafkasya’ya, hem de bütün insanlığa hürriyet, barış ve refah getirmesini diliyoruz.

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği

 

Sayı : 2014 06