Türkiye’den Gelen Heyetin Ziyareti Üzerine Düşünceler

0
450

Türkiye’den aralarında milletvekilleri, rektör, belediye başkanı ve sivil toplum temsilcilerinin de bulunduğu kalabalık bir heyetin Abhazya’yı ziyareti, Abhazya’nın çok çalkantılı bir dönemine denk düştü. 27 Mayıs’ta başlayan, Haziran başında Cumhurbaşkanı Ankuab’ın istifası ile en üst seviyeye çıkan olaylar, Kırım’ın Rusya Federasyonu (RF) tarafından ilhakı, Güney Osetya’nın RF’ye katılım için adımlar atmaya başlaması, Doğu Ukrayna’da RF yanlısı bir ayaklanmanın başlaması ertesinde başta Rus basını olmak üzere bazı çevrelerde Abhazya’nın statüsünün tartışılmaya açılması. Böyle sıkıntılı bir sürecin hemen devamında gerçekleşen bu ziyaret, Abhazya kamuoyu ve aydınlar tarafından tarihi niteliklere sahip bir ziyaret olarak algılandı ve ülkede uzun süre konuşuldu.
Bu ziyaret ve ziyarette ele alınan konular gerçekten de üzerinde konuşulmaya değer. Her şeyden önce bu ziyaretin Abhazya’nın son yıllardaki en çalkantılı dönemine denk düşmesine rağmen iptal edilmemesi ve olabildiğince olağan bir çerçevede gerçekleşmesi, Türkiye’nin Abhazya’ya, yönetimde kimin olduğundan bağımsız, sürekli bir ilgisinin olduğunu göstermesi açısından manidar. İçinde iktidar partisi milletvekillerinin, TBMM Komisyon Başkan ve üyelerinin de bulunduğu böylesi bir heyetin Abhazya’yı, hem de Türkiye’nin her fırsatta tanıdığını ilan ettiği Gürcistan’ın Abhazya üzerindeki egemenlik iddialarını açıkça reddederek RF sınırından geçiş yapacak şekilde ziyaret etmesinin, TC Dışişleri Bakanlığı’nın haberi ve zımni ya da açık onayı olmadan gerçekleşebileceği diplomatik ve siyasi açıdan düşünülemeyeceğine göre, Türkiye’nin bu ziyaret ile birçok tarafa bazı mesajlar verdiğini düşünmek daha doğru olacaktır. Kanımızca Türkiye’nin bu mesajları şöyle formüle edilebilir:

(Abhazya’ya) Her ne kadar sizi resmi olarak tanımasak da içte ve dışta sıkıntı yaşadığınız bu zor döneminizde bir şekilde size destek olmaya çalışacağız. Size nefes aldıracak Türkiye’den doğrudan ulaşım, hatta pasaportunuzun geçerli bir belge olarak tarafımızca tanınması gibi konular gündemimizde. Aramızdaki işbirliği olanakları, kendinizi dış politika seçenekleriniz açısından çok çaresiz ve alternatifsiz hissederek sonradan pişman olabileceğiniz adımlar atmamanız için size çeşitli fırsatlar sunabilir.

(Gürcistan’a) Abhazya’ya yönelik aşırı izolasyonist politikalarınız ters tepmeye ve Abhazya’yı RF ile bütünleşmeye doğru itmeye başladı. Bu politikalarınızı gözden geçirmezseniz, biz sizin toprak bütünlüğünüz ve egemenliğiniz ile ilgili kayıtsız şartsız destek politikamızı gözden geçirmek ve bu ülkeyi resmen tanımasak bile, Abhazya ile farklı şekillerle doğrudan ilişkiler geliştirmenin yollarını aramak durumunda kalabiliriz.

(Rusya’ya) Abhazya ziyaretimizi Tiflis üzerinden değil de Soçi üzerinden yaparak Abhazya ile ilgili konumlanışınıza saygımızı diplomatik bir nezaketle gösterdik. Ama Abhazya’daki bu konumlanışınızın Abhazya’nın RF ile bütünleşmesi noktasına varmasına da razı değiliz. Bu tür bir yönelim olursa, Gürcistan ve RF’den bağımsız olarak Abhazya ile doğrudan ikili ilişkiler geliştirebiliriz.
Devletlerden devletlere bu mesajların yanı sıra söz konusu ziyaretin bir mesajının da doğrudan AKP tarafından, Türkiye Çerkes Diasporasına verildiğini ve eğer Abhazya’nın izolasyondan kurtulması isteniyorsa, bunu yapabilecek olan yegane politik gücün kendileri olduğu vurgusunun yapılmak istendiği, böylelikle yaklaşan kritik Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu diasporanın da desteğinin sağlanmaya çalışıldığını düşünmek zorlama olmayacaktır.
Bu ziyaret üzerine son bir kaç şey söylemek gerekirse söze, ziyaretin ajandasında olduğu bizzat heyet üyeleri tarafından açıklanan başlıkların hayata geçirilmesinin diasporamız tarafından çok sıkı bir şekilde takip edilmesi zorunluluğu ile başlamak gerekiyor. Ukrayna olaylarının ve Kırım’ın RF tarafından ilhakının ertesinde, hele bir de Güney Osetya’nın RF’ye bir referandum yolu ile bağlanması gerçekleşirse, RF’den aldığı mali yardımla ayakta durmaya çabalayan, içte karışıklıklara gömülmüş, dışta izole edilmiş bir Abhazya’yı pek parlak bir geleceğin beklemediğini üzülerek söylemek gerekiyor. Bu nedenle Türkiye’nin ajandasında olduğu ifade edilen doğrudan ulaşım, Abhazya pasaportunun Türkiye tarafından tanınması, Ankara’da yarı resmi bir Abhazya Kültür Temsilciliğinin açılması, Abhazya’da verilen üniversite diplomalarının Türkiye’deki denkliğinin sağlanması ve iki ülke arasında kültürel, ticari ilişkilerin çapının genişletilmesi her zaman olduğundan daha fazla Türkiye Çerkes Diasporası tarafından sahiplenilmesi, gerçekleşmesi için ses getiren, sonuç aldıran kampanyalar organize edilmesi gereken hususlar olarak öne çıkıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz