Çerkes Ulusal Hareketi Nereye? (3. Bölüm)

0
119

Öncelikle bir örgütün 14 kişilik bir yönetim kurulu ile herhangi bir kararı alıp uygulatabilmesinin yaşamın pratiğine aykırı olduğunu belirtmek isterim. Zira; 14 kişiyi bu tür gönüllü örgütlülüklerde bir araya toplamanın zorluklarının yanı sıra işlevsel de değildir. Bu zorluk KAFFED’de farkında olmadan bir sürü sıkıntılar yaratmaktadır. Yönetim kurulunu toplamak sıkıntılı ve meşakkatli bir iş olduğundan, özellikle başkan yardımcılığı ve koordinatörlük statüsündeki görevler tüzük dışı misyonlar yürütmektedir. Bu durum zaman zaman KAFFED yönetimi ile bu organları karşı karşıya getirmekte, yanı sıra kamuoyuna da çelişkili açıklamaların yapılabilmesine neden olmaktadır. Bu duruma Birgün gazetesine verilen demeçte yaşananlar ve Adıge Dil Derneği ile KAFFED genel merkezinde yapılan toplantıda alınan kararların uygulanma aşamasına yakın bir süreçte, KAFFED yönetiminin Samsun’da yapılan yönetim kurulu toplantısında KAFFED genel merkezinde alınan prensip kararlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini örnek gösterebiliriz.
Bu nedenlerle KAFFED tüzüğünün değiştirilerek yönetim kurulu üye sayısının 14 kişiden 7 kişiyedüşürülmesi elzemdir. 7 kişiye düşürülen yönetim kurulu periyodik ve olağanüstü toplantılar yaparak güncel durumlara etkin bir şekilde müdahil olmalıdır. Diğer taraftan KAFFED tüzüğünde temsilde adalet kavramı bulunmamaktadır. Liste usulü seçimler günümüz demokrasi anlayışında kabul edilmemektedir. Zira; 200 delegeden 99 delegenin yönetim kurulunda temsil edilmemesi 99 delegenin temsil ettiği kitlenin söz yetki ve karar sürecinden uzaklaştırılması örgütün demokratikliğini bugün olduğu gibi tartışılır hale getirmektedir. KAFFED ulusal örgütlenmemizdir. Hedefi de Çerkes ulusal örgütlenmesi olmalıdır. Çerkes ulusal sorununun çözüm önermelerinin birden fazla olması da gayet anlaşılır bir durumdur. Çerkes ulusal sorununun çözümü konusunda farklı yönelim ve önerileri olanların KAFFED yönetiminde temsil edilmesi bir haktır. Bu nedenle liste usulü seçimin tüzükten çıkarılması yerine çarşaf liste sisteminin getirilmesi olmazsa olmaz bir durumdur. Çarşaf seçim sistemi de yeterli değildir. Temsilde adalet ilkesi gereği, Çerkes ulusal sorunu konusunda farklı düşünen grupların ayrı ayrı seçime katılması, en çok oyu alan grubun 3 kişi, daha az oy alan 2 +2 ya da 4+2+1 gibi alınan oy oranına göre temsil edilmesi ile birlikte demokratikleşmenin önünün açılacağı mutlaktır. KAFFED’in demokratikleşmesi, yönetsel olarak hızlı karar alabilen bir örgüt hale gelmesi, Çerkes ulusal sorununun çözümünü de kolaylaştıracaktır. Yine KAFFED’in danışma kurulu niteliğinde olan başkanlar kurulu yaşamın olağan akışından dolayı etkin hizmet verememektedir. Oysa hızlı pratik ve anlık hizmet verebilecek bir danışma kurulunun oluşturulması güncel yaşam içinde anlık gelişen sorunların çözümü konusunda etkili olacaktır. Örneğin; eski başkanlar, akademisyenler, sosyologlar, vakıf başkanları, milletvekillerinden oluşturulacak bir danışma kurulu, kararların alınması sırasında yönetim kurulunun işini kolaylaştıracaktır.

SURİYE SAVAŞI VE ÇERKESLER

ABD’nin projelendirdiği, Türkiye ayağını AKP ve genel başkanı Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü BOP’un (Büyük Ortadoğu Projesi), Ortadoğu’da yönetimlerin değişmesine neden olduğu bilindik bir durumdur. Kuzey Afrika’dan başlayıp Ortadoğu’ya kadar uzanan bölgede uygulanan bu projede Tunus, Libya, Irak, Suriye, Kuzey Irak, Filistin, Mısır ve Türkiye gibi ülkeler bulunmaktadır. Proje devam ederken bazı ülkelerde yönetimler tekrar tekrar değiştirilmişse de ithal ikame olan bu proje, çok fazla toplumsal karşılık bulamadığı için, uygulanmakta olan ülkelerde önlenemez iç savaşlar çıkmasına neden olmuştur. Saydığım bu ülkelerin hemen hemen tamamında az ya da çok sayıda soydaşlarımız yaşamaktadır. Bu durum Türkiye’de yaşayan soydaşlarımızı da dolaylı olarak etkilemesinin yanı sıra çözüm misyonu da yüklemektedir. Bu misyon iki türlüdür. Birincisi, BOP projesinin etkin bir misyonla Türkiye üzerinden yürütüldüğü, yürütmenin hükümet olduğu, hükümetin ise Türkiyeli soydaşlarımızın azımsanamayacak bir bölümü tarafından destekleniyor olması. Proje kapsamındaki ülkelerden, özellikle de Suriye’de yaşananlar, hükümetten desteğin çekilmesini zorunlu hale getirmektedir. İkinci misyon ise, süregelen Suriye savaşı nedeni ile sürekli mağdur olan soydaşlarımızın öncelikle anavatanda, mümkün değil iseTürkiye’de sürdürülebilir bir yaşam için ikamet ve istihdamının sağlanmasıdır.
Suriye’den yaklaşık 5000 civarında Çerkes, savaş bölgesinden ayrılarak Abhazya, ABD, Almanya, Kabardey-Balkar, Adıgey Cumhuriyeti (AC), Ürdün ve Türkiye’ye göç etmiştir. Bu sayıdan daha fazla bir Çerkesnüfusunun ise, Suriye’de savaşın tarafı olarak yaşamaya çalıştığı bilinmektedir. Özellikle bu soydaşlarımızın AC’ye yerleştirilmesinde sorunlar yaşandığını, Rusya Federasyonu’nun (RF) bu yerleşimlere sıcak bakmadığını, gerek AC’de yaşayan soydaşlarımızdan gerekse savaş mağduru soydaşlarımızın beyanlarından anlıyoruz. Şu anda Türkiye’deki kamplarda 1300 civarında Çerkes’in tutsak gibi yaşadığını biliyoruz. Bu sayı yaklaşık 250-300 aile eder. Türkiye’de yaşayan Çerkes nüfus ve konumlanmalarını dikkate aldığımızda, bu kadar bir nüfusun istihdamını RF, Abhazya ve Türkiye’de yapılacak diplomasilerle çözülebilmesi mümkün iken çözülememesi, diaspora örgütlerimizin bir ayıbı olarak ortada durmaktadır. Bir taraftan 21 Mayıslarda yaşadığımız zulmü anlatmak için sokaklara dökülürken, diğer taraftan aynı durumu bugün yaşayan soydaşlarımızın kamplarda, tel örgüler arasında, 50 derece ısıya maruz konteynırlarda maruz bırakmak, kendi içinde ciddi bir çelişki barındırmaktadır. Bu anlatım diaspora örgütlerimizin Suriyelilerle ilgili bugüne kadar yapmış oldukları girişimleri yok saymak anlamına gelmez. Diğer yandan kamplarda yaşayan soydaşlarımızın eğitim sağlık vb. sorunlarının çözülmesi için yeterli faaliyetlerin yapılmadığını da ne yazık ki gözlemleyebiliyoruz. Özellikle kamplardaki çocukların eğitim süreçlerinin çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu konuda Adıge Dil Derneği başkanı Ali İhsan Tarı’nın kampa giderek öğretmenlerle (Suriyeli öğretmenler) görüştüğünü, öğretmenleri Dil Derneğinin bulunduğu Konya’ya davet ederek, orada bulunan Dil Derneği öğretmenleri aracılığı ile kısa süreli seminerler vererek eğitmeye çalıştığını, zaman zaman dil öğretmenlerinin kamplara giderek eğitim vermesinin dışında ciddi bir önlem alınamadığını biliyoruz. Kamplarda bulunan Çerkeslerle ilgili yapılması gerekenler;
1.Çocuklar kamplarda kaldıkları sürece eğitimlerinin (Adigabze) sağlanması.
2.Kamplarda kalan Çerkeslerin yaş, cinsiyet ve mesleki analizlerinin yapılması.
3.Suriyeli Çerkeslerin yerleştirilmesi ile ilgili diaspora Çerkeslerinin aralarında iş bölümü yapması.
4.İşyerleri ile görüşmeler yapılması, konut tahsisleri yapılması.
(Devam edecek)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here