Çerkesler birbirini kırıyor

0
582

Kurtuluş Savaşında ayrı cephelerde yer alan iki Çerkes’in yolları, bu mücadele yıllarında kesişir.
Eşenli Çerkes Yusuf Bey ile Hacımenteşli Çerkes Şah İsmail birbirlerinin sonlarını hazırlarlar.
İki Çerkesten Yusuf Bey’in derdi daha iyi “Kuvvacı” olabilmek, Şah İsmail’in derdi de daha iyi “Padişahçı” olabilmekti.
Eşenli Çerkes Yusuf Bey için, MİT tarihi ile ilgili kitapta Tuncay Özkan neler anlatıyor bakalım:
“M.M Grubu’nun İstanbul’da gerçekleştirdiği bir intikam olayı da çok önemlidir.
Manyas Eşenli Çerkes Yusuf Bey, Çerkes Ethem’in karargahında divanı harp üyesidir. Atatürk ve Rauf Orbay’ın yakından tanıdığı ve sevdikleri bir kişidir. Sivas kongresine delege olarak katılmıştır. M.M Grubu’nun çalışmalarına aktif olarak katılır ve bazı olaylarda onları yönlendirir. Ankara ile İstanbul arasında gidip gelen ve olayların çözümünde çok etkili olan Yusuf Bey daha sora Adapazarı, Bolu, Hendek çevresinde, Milli Mücadele’nin teşkilatlanması için çalışmalar yapmıştır. Uzun yıllar İstanbul ile Kuvayı Milliye karargahları arasındaki irtibatı sağlayan Yusuf Bey, kendisini tanıyan ve çekinen Anzavur Ahmet Paşa ile (ayaklanan) peşindeki İngiliz istihbaratını bir ara atlatamayacak duruma gelir ve Salihli’ye çekilir.”
“Ancak kendisinin uzmanlığı ve iyi bir istihbaratçı oluşu, kaynakları ve olayları tanımadaki ustalığı onu yeniden göreve getirir. Ankara, kendisinden önemli bir işin halli için önce Adapazarı-Bolu havalisine, ardından da İstanbul’a gitmesini ister. Adını, kılığını değiştiren Yusuf Bey İstanbul’da Özbek Tekkesi Şeyhi olan Ata Efendi’ye gider. Ata Efendi milli mücadele yıllarında M.M Grubu ile Ankara arasındaki haberleşmede ve İstanbul’daki yardımlaşmada etkin olan cesur ve inanmış bir kimsedir. Ata Efendi tekkede silahların saklanması ve Anadolu’ya hem insan hem de silah sevkinde önemli rol oynamıştır. Yusuf Bey İstanbul’da önce Ata Efendi’ ye uğramış ve kendisine Kuvayı Milliye’nin isteklerini aktarıp yardım talep etmiştir. Bu istekleri Ata Efendi tarafından kabul edilir. Ayrıca Yusuf Bey’in Adapazarı-Bolu mıntıkasındaki çalışmalarına ilişkin bilgileri de alarak M.M grubunun emin elemanları aracılığıyla Anadolu’ya aktarır. Bu görüşmenin ardından Yusuf Bey, İstanbul’da silah bulmak ve bunların Anadolu’ya geçişini organize etmek için temaslarda bulunmaya devam eder. Sirkeci’de bir dostuyla gazinoda konuşurken peşindeki Anzavur’un adamlarından Şah İsmail tarafından uzun süren bir takibin sonunda şehit edilir. Yusuf Bey’in M.M Grubu’na dahil olan yanındaki dostu da ağır yaralanır. Yusuf Bey’in ölüm haberini de Anadolu’ya yine Şeyh Ata Efendi ulaştırır.”
“Yusuf Bey’in bu şekilde öldürülüşü, gizli örgütü intikam için biler. Bu ölüm haberini teşkilatla iyi ilişkiler içindeki Hakimiyeti Milliye gazetesi ‘Vatan uğrunda hayatını feda eden şehitin intikamı elbet alınacaktır’ diye verir. Aslında bu bir sinyaldir. Olay, İngilizler ve onların işbirlikçileri, ajanları ile M.M Grubu arasında bir kan davasına dönüşür.”
“Yakalanan katil İngilizlerin araya girmesi ve Yusuf Bey’in kimliği nedeniyle göstermelik bir duruşma sonucu bırakılmak üzere hazırlanır. İngilizler bu olay için Babı Ali’ye Yusuf Bey için nerede görülürse öldürülmesi yolunda Padişah Fermanı bulunduğunu da hatırlatırlar. Damat Ferit Paşa iktidarı katili serbest bırakacak bir de yargıç ayarlamıştır. Davanın olacağı gün M.M Grubu, Kuvvacılar ve Çerkeslerden bir grup duruşma salonunu doldururlar. İngilizler tarafından mahkeme salonunun sarılması ve asker yığınağı yapılması, işbirlikçilerin ajanlarının koridorları tutması bu kalabalığı engelleyemez. Ancak İngilizler ve hükümet bir olayın çıkmasını da beklememektedirler.”
“Yargılama sonunda karar önceden belirlendiği gibi ‘Nefsi Müdafaa’ olarak ilan edilir. İşte o anda kıyamet kopar. Salondaki kalabalık hınçla saldırır. Silahlar patlar. Şah İsmail aldığı kurşunlarla olduğu yere yıkılır. Kargaşa o düzeydedir ki Şah İsmail’i korumakla görevli İngiliz askerlerinin dahi yaralanmasına karşın kimin ateş ettiği belirlenemez. Tutuklamalar, işkenceler de sonucu değiştirmez. Hiç kimse kalabalıktan ateş edeni ya da edenleri görmemiştir.”
“Olay böylece M.M Grubu ve Kuvayı Milliye’nin gücünü ve yapabileceklerini dosta, düşmana gösterdiği bir hareket olarak geçer. “

Gizli servisler için Ankara düzen arıyor

Kendisi de Teşkilat-ı Mahsusa yetiştirmesi olan Çerkes Ethem anılarında bu olayla ilgili olarak şunları söyler:
“Yusuf Bey’e İstanbul’daki ahvalin çok tehlikeli olduğunu ve kendisinden şüphe edildiği için takip edildiğini bildirmişlerdi. Beni de ikaz ettiler. Ben de son gidişine mani olmak istedim. Fakat Adapazarı-Bolu havalisinde vaziyet o kadar vahim idi ki orada taraftar bulmaya mecbur idik. Yusuf Bey şahsiyeti ile bu çok güç görevi yerine getirmeyi başardı. Oradan M.M Grubu’nun elemanları ile temas etmek üzere İstanbul’a geçti. Çok cesur, civanmerd, temiz yürekli bir insandı. Pervasızca vatan hizmetlerine devam etti. Bunu canı ile ödedi. Tek tesellim, katilinin beraat ettirilmesine rağmen yiğit hemşehrilerimiz tarafından layıkı gibi cezalandırılmış olmasıdır. Eğer İstanbul’dakiler bu vazifelerini yerine getirmemiş olsalardı, ne pahasına olursa olsun kendim gidecek, bu işi yapacaktım.”
“Bu olayda da görülmüştür ki Teşkilat-ı Mahsusa bütün bu örgütleri derinden etkilemiş ve onun yöntemleri ve ilkeleri genel kural olarak benimsenmiştir. Bu dönem Türk örgütleri Teşkilat-ı Mahsusa’nın bıraktığı miras üzerinde yükselirler. Ancak kazanılan başarılar yine de yetersizdir.”(1)
Kendisi MM grubu başkanı olan Hüsamettin Ertürk bu olayı nasıl anlatıyor bir de onu görelim;
“Teşkilat-ı Mahsusamızda çalışıp da bize sırtlarını çevirenler, düşmanla bir olanlar yalnız bu kadar değildi. Bunlardan biride Şah İsmail idi. Umumi Harp senelerinde asker firarisi bulunan, İzmir dağlarında şakavetle vakit geçiren ve İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali üzerine dağdan inip Ethem ve kardeşlerinin kurduğu çetelerde Yunanlılara karşı dövüşen bu maceraperest, bir müddet sonra üç kardeşlerle arası açılarak Anzavur çetesine iltihak etmiş ve pek çok masumTürkün kanını dökmüştü. Şah İsmail, millî çetelerle mücadelesinde yakayı ele vereceğini anlayınca, yüz bine yaklaşan Türk banknotunu bohçalara doldurarak karısıyla beraber kendisini Bandırma limanına atmış ve limanda istim üzerinde duran bir motora binerek Yunan donanmasına sığınmış oradan da İstanbul’a gelmişti. Şahİsmail, kayınbiraderi Çerkes Miralay Zeki Bey’i görmek üzere Yıldız Sarayı’na gitmiş, Sultan Vahideddin’in saray muhafızı olan Miralay Zeki Bey de onu izaz ve ikram ederek zatı şahaneye takdim etmiş, Anadolu’daki hizmetlerine mükâfaten Çerkes kıtalarından birine kumandan tayin edilmiş ise de Anadolu’da masum kanı döktüğü ve şehid eylediği kimselerden birinin biraderi olan muallim Şevket Bey İstanbul Adliyesine müracaatla hakkında cinayet davası açmış, bu muhakemenin rüiyeti oldukça uzun sürmüş ve saraya sırtını dayamış olan, işgal kuvvetlerinin de müzaharetini gören Şah İsmail’in beraat ettirileceğini anlayan Şevket Bey, ihkakı hakkı bizzat yapmağa kıyam ederek heyeti hâkime huzurunda cebinden çıkardığı tabanca ile Şah İsmail’i cinayet mahkemesinde öldürmüştü. Bu haini vatan ve alçak katilin velev ki adalet huzurunda dahi olsa katli, Allahın zalimlere takdir ettiği ilâhî adaletin tarihe intikal etmiş bir misali olarak daima kalacaktır.”(2)
Muallim Şevket Bey sakın Eşenli Çerkes Yusuf Bey’in kardeşi olmasın?
Bu örnekte görüldüğü gibi Kurtuluş Savaşı boyunca Çerkesler birbirlerini acımasızca kırıma uğratmışlardır.
Kuvvacıların yanında yer alanlar “Kahraman Türk” oluverirken Padişahçıların safında yer alanlar “Hain Çerkes” oluveriyorlardı.
Soru basit, biri niye “Türk” biri neden “Çerkes”?
Kendi kimliğini inkar edenler “Kahraman Türk” olurken kendi kimliğine sahip çıkanlar “Hain Çerkes”mi oluyorlardı?
Kurtuluş Savaşı süreci bizim açımızdan bu yönüyle araştırılması gereken bir konu olarak önümüzde durmaktadır.

Kaynakçalar: 1-Milli İstihbarat Teşkilatı- MİT’in Gizli Tarihi, Tuncay Özkan, Cumhuriyet Kitapları, İstanbul-2010
2- Hüsamettin Ertürk Anlatıyor, İki Devrin Perde Arkası, Samih Nafiz Kansu, Hilmi Kitabevi, İstanbul-1957

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz