Troya Efsaneleri (5) – Spartalı Helena

0
984

Kuğu Yumurtasından Doğan Güzel

Aphrodite’nin, Paris’e aşkını vaat ettiği güzeller güzeli Spartalı Helena, Zeus’la Leda’nın kızıymış. Adını Sparta’nın ay tanrıçasından alıyormuş.
Efsaneye göre Zeus, bir kuğu biçimine girerek Leda ile birlikte olmuş. Aynı gece, kocası Sparta kralı Tyndareusla da birlikte olan Leda, günü zamanı gelince iki kuğu yumurtası yumurtlamış. Birinden Helena ile Polydeukes, diğerinden Kastor ile Klytaimestra doğmuş.

Helena’nın Bir Çocukken Kaçırılması

Helena, daha ergenliğe ulaşmadığı sırada bile, selvi boyu, ince beli, sarı saçı, gök gözleriyle tanrıçalar kadar güzelmiş. Onu bir gören etkisinden kurtulamaz, bir daha aklından çıkaramazmış.
Helena’yı bu sıralarda görüp aşık olan Atinalı Theseus, onu kaçırarak Atina’ya götürmüş. Ancak bir savaş çıkacağından korkan Atinalılar, Helena’yı kabul etmemişler. Theseus da Helena’yı annesi Aithra’nın yanına götürmüş. Helena’nın kardeşleri Dioskurlar (Polydeukles ve Kastor), Helena’yı kurtarmak için Aithra’nın yaşadığı Attika’ya gitmişler. Theseus bir savaşa gittiğinden annesinin ve Helena’nın yanında değilmiş. Dioskurlar, kız kardeşlerini geri getirirken, Theseus’un annesi Aithra’yı da, Helena’ya hizmet etmesi için kaçırıp Sparta’ya getirmişler.

Helena’ya Talip Olan Prensler

Helena, genç kız olduğunda daha da güzelleşmiş. Güzelliği bütün Yunanistan’a yayılmış. Onu gören her gencin yüreğine aşk ateşi düşmüş. Yunanistan’da ne kadar prens, ne kadar yiğit varsa ona talip olup evlenmek istemiş. Tyndareos, ne yapacağını, kızını kime vereceğini şaşırmış. Çünkü bir tercih yaptığında, talipler arasında kavga çıkmasından korkuyormuş.
Helena’nın talipleri arasında kurnaz ve akıllı bir genç, İthakeli Odiseus da varmış. Odiseus, her ne kadar Helena’ya talip olsa da kendisinin seçilemeyeceğini anlamış. Aslında o, Tyndareus’un kardeşi İkarios’un kızı Penelope ile evlenmek istiyormuş. Kurnaz Odiseus, bir gün Tyndareos’un yanına gidip, “Eğer kardeşin İkarios’un kızı Penelope ile evlenmeme yardımcı olursan, hiçbir sorun çıkmadan kızını nasıl evlendireceğini söylerim” demiş.
Tyndareos sevinerek kabul etmiş. Sorunu hallederse, onu Penelope ile evlendireceğine söz vermiş.
Odiseus, “Helena kocasını özgürce seçsin, ama seçimden önce bütün talipleri topla. Helena’nın yapacağı seçime saygılı olacaklarına, seçilecek adamı gerekirse canları pahasına savunacaklarına yemin ettir” demiş.
Bu öneri, Tyndareos’un da kafasına yatmış. Hemen Helena’nın taliplerini toplamış. Deniz Tanrısı Poseidon için bir at kurban etmiş. Bütün taliplere, atın kanlı sakatatları üzerine Odiseus’un belirttiği gibi yemin ettirmiş.
Helena’nın Zor Seçimi
Yeminden sonra, sıra Helena’nın kendisine eş seçmesine gelmiş. Ama kolay olmamış bu seçim. Bu birbirinden yakışıklı, birbirinden yiğit ve zengin prenslerden hiçbiri, Helena’nın yüreğini hoplatamadığından; Helena, ne yapacağını bilemiyor, içlerinden birini seçmekte zorlanıyormuş. Ayrıca bu seçimin kültürel ve politik bir yanı da varmış. Çünkü Helena’nın seçtiği eş, Tyndareus öldüğünde Sparta’ya kral olacakmış. Çünkü Spartalılar, o sırada ana tanrıça kültüründenmişler. Krallık da babadan oğula değil, anadan kıza geçiyor ve kızlar adına damatlar krallık yapıyorlarmış. (Graves, s.767)
Helena’nın taliplerinden bir kısmı Helena gibi ana tanrıça kültüründenmiş. Bu kültürden olan halklar Pelasg ve Kar (Leleg) soyundan gelen yerli halklarmış. Diğer taliplerse Helen soyundanmış. Bu halklar, aslında Girit kökenli olan Zeus’u ululuyorlar ve soyu baba yanlı sürdürüyorlarmış. O dönemde, ataerkil kültür gittikçe gelişip güçleniyor, Pelasg ve Kar soylu pek çok halk da bu kültürü benimsiyormuş. Daha önce efsanesini anlattığımız Tantalos oğlu Pelops’un torunları Akhalar, Helen soylu halkların krallarıymış. Kral soyuna “Akha” denildiğinden Helenler de “Akha” olarak anılıyorlarmış. Aslında Akhaların kökeni Phalagonia ya da Maionia, yani Anadolu’ymuş.
Şimdi, gelelim Helena’nın taliplerinden en ünlülerine. Taliplerden biri, Girit kralı Deukalion’un oğlu İdomeneus’muş. İdeomeneus’un soyu, baba tarafından Zeus’a, anne tarafından Kolkhisli güneş tanrı Helios’a uzanıyormuş.
Bir diğer güçlü talip Akha soylu Menelaos’muş. Menelaos, O zamanlar dünyanın en zengin şehirlerinden biri olan Mykenai’in kralı Agamemnon’un kardeşiymiş. Soyu lanetli de olsa, yiğit, dürüst ve zengin bir insanmış Menelaos.
Telamon oğlu Aias ile üvey kardeşi Teukros; at adam Kheiron tarafından yetiştirilen güçlü ve cesur bir yiğit, Athena’nın koruduğu Diomedes; Helena’nın kardeşleri Dioskurların desteklediği Atina kralı Menesthios, diğer önemli taliplermiş.
Helena günlerce düşündükten sonra Menelaos’u seçmiş. Helena’yla evlenen Menelaos, Tyndareos’un ölümünden sonra Sparta kralı olmuş. Böylelikle Akhalar, bir Leleg yerleşimi olan Sparta’yı hanedandan bir prensesle evlenerek ele geçirmişler.

Paris’in Sparta’ya Gelmesi

Helena Sparta’da mutlu bir şekilde yaşarken Helena’yı elde etmek için yola çıkan Paris, Sparta şehrine gelmiş ve Menelaos tarafından çok iyi karşılanıp sarayda ağırlanmış. Paris ile güzeller güzeli Helena bu şekilde karşılaşmışlar ve birbirlerine aşık olmuşlar. Paris, Helena’ya kaçıp Troya’ya gitmeyi teklif etmiş, Helena da kabul etmiş. Menelaos’un evden ayrıldığı bir gün iki sevgili, Sparta kralının çok değerli hazinelerini de alarak Troya’ya hareket etmişler. Eve döndüğünde durumu anlayan Menelaos çılgına dönmüş. Mykenai kralı Agamemnon da kardeşinin karısının kaçırılmasına çok kızmış. Akhaları ve müttefiklerini yaptıkları yemini de hatırlatarak Troia’ya karşı savaşa davet etmiş. Bu çağrıya bütün Akhalar uymuş.

İphigeneia’nın Kurban Edilmesi ve Troya’ya Hareket

On yıl savaşa hazırlanan Akhalar, hazırlıklar bittikten sonra Aulis limanında toplanmışlar. Agamenon’un emrine girip Troya’ya hareket için uygun rüzgârı beklemeye başlamışlar, ancak rüzgâr bir türlü esmemiş. Bunun üzerine ünlü kahin Kalkhas’a başvurmuşlar. Kalkhas, Agamenon’un tanrıça Artemis’in sevdiği bir geyiği avladığını, buna çok kızan tanrıçanın rüzgârı estirmediğini, Agamemnon öz kızı İphigeneia’yı tanrıçaya kurban etmezse de estirmeyeceğini söylemiş. Çaresiz kalan Agamemnon, İphigeneia’yı kurban etmeye karar vermiş.
Kahin Kalkhas, İphigeneia’nın başını çiçeklerle süslemiş ve kurban etmek üzere sunağa çıkarmış. Bütün Akha kralları ve ordusu saygı duruşunda sessizce bekliyormuş. İşte o sırada tanrıça Artemis, İphigeneia’yı gözden kaybetmiş ve İphigeneia’nın yerine bir dişi geyik koymuş. Bu dişi geyik tanrıçaya kurban edilmiş. Tanrıça Artemis, İphigeneia’yı Kırım’daki Taurisler ülkesine götürerek tapınağına rahibe yapmış.
Tanrıça Artemis kurbanı kabul ettiğinden rüzgarlar esmiş, yelkenler şişmiş ve Akha gemileri Aşşuva sahillerindeki Troya’ya doğru yola çıkmışlar. Günlerce yol aldıktan sonra Troia kıyılarına ulaşıp sahilde karargah kurmuşlar ve kenti kuşatmışlar. O günden sonra iki taraf arasında on yıl süren amansız bir savaş başlamış. O savaşın dokuzuncu yılındaki elli bir günlük bölüm, Homeros’un “İlyada” adlı destanında anlatılmaktadır.

Mitolojik Anlatımın Kodları

Efsanelerde gerçek olaylar mitolojik kodlarla anlatılır, bu kodlar çözülmediğinde gerçeklikler anlaşılmaz ve her şey bir masal tadında kalır. Efsane, masal olarak da güzeldir elbet, ancak kodlar çözülüp gerçeklikler anlaşılırsa daha da güzel olur.
Mitolojide Zeus’un tanrıçalar, periler ve kraliçelerle gönüllü ya da gönülsüz evliliklerinden söz edilir. Reel durumda bunun anlamı, tanrıçaların temsil ettikleri halkların Zeus’u ululayan Akhaların egemenliğini kabul etmesi demektir. Kralların “Zeus” ya da “Zeus’un oğlu” unvanlarını almaları da aynı gerçekliğin başka türlü ifade edilmesidir.
Helena’nın Atinalılar tarafından kaçırılması ve geri getirilmesi, iki ülkenin birbirlerine yaptıkları akınlar olarak; Akhaların Helena’nın eş seçimi öncesinde yaptıkları yemin de, Çanakkale Boğazı’nı kontrol ederek deniz ticaretini denetleyen Troya ve Aşşuvalı müttefiklerine karşı, bu ticareti ele geçirmek ve Aşşuva kıyılarında koloniler kurmak isteyen Akhaların kendi aralarında yaptıkları bir anlaşma olarak değerlendirilmektedir. Zeus’un kılık değiştirerek Tyndareus’un eşi Leda’nın ırzına geçmesi ve bu ilişkiden Zeus’un çocuklarının doğması, Sparta’nın önemli bir savaş yaşanmadan baskıyla ve hileyle Akhaların egemenliğini kabul etmesi anlamına geldiği gibi, Helena’nın Menelaos’u eş seçmesi de, bu bağımlılığın pekiştirilmesi ve anaerkil kültürün yenilgisi demektir. Aynı şekilde Helena’nın Paris tarafından kaçırılmasının, daha önce Troya’ya yapılan bir akına misilleme olarak Troya’lıların Sparta’ya yaptıkları bir saldırı ve yağmalama harekatı olduğu akla uygun bir varsayım olarak öne sürülmüştür. (Graves, s. 838)
İphigeneia’nın Artemis’e kurban edilmesiyle ilgili mitos, çok açık bir şekilde İbrahim peygamberle ilgili İbrani mitosunun birebir kopyasıdır. Ancak İbrani mitosu beş yüz yıl kadar daha eskidir.
Son olarak Sparta adıyla Lydia başkenti Sardis’in adının bir çeşitleme olarak görüldüğünü, Spartalılarla Çerkes gelenekleri arasında ilişki kuran yazarlar bulunduğunu ve o dönemde Sparta’da görülen kral, yerleşim ve tanrı adlarının Yunan diliyle açıklanamadığını belirtelim. (Bernal, s. 108 ; Thomson, s. 179; Namıtok, s.199 ve İzzet, s.44-342)

Kaynakça
1. Aytek Namitok, Çerkeslerin Kökeni, 2.Kitap, Ank. 2008.
2. Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, İst.
3. George Thomson, Tarihöncesi Ege, 2. cilt, İst. 1985.
4. Martin Bernal, Kara Atena, İst. 1998.
5. Met Çünatıko Yusuf İzzet, Kafkas Tarihi-11, Ank. 2009.
6. Robert Graves, Yunan Mitleri, İst. 2010.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz