Fesapş

0
372

Mecburi bir aradan sonra yeniden fesapş diyerek, yeni bir formatla sizlerin karşısına çıkabilmek çok güzel bir duygu.
Köşe yazarı olmak zor zanaattır. Fikirlerinizin beğenilmesini istiyorsanız yazmamak en doğrusudur. Böyle bir niyet, empoze etmektir, başkalarının fikrini dikkate almamak hatta onları küçük görmeye bile gidebilir.
Önemli olan fikrinizi paylaşmak, okuyucunuza ulaşmaktır. Okuyucuya bir esnafın müşterisine bakar gibi bakmayı gerektirir: Velinimet misali.
Toplumsal ilişkiler de öyle değil midir? Ama sağlıklı bir geçmişinizin olması gerekir. Diaspora toplulukları, maalesef dış etkilerle yurtlarından sürülmüş, tramvatik milletlerin bakiyeleridir. Millet olduklarına önce kendilerinin inanması gerekir, yakın diaspora topluluklarının dayanışma içinde olması elzemdir. Bir güç olmadan, hakim milletin bir öyle bir böyle tepkisine maruz kalırlar. Kardeşlikten hainliğe sürekli terfiler söz konusudur.
Millet kelimesi Arapça Kam’dan gelir. Yani Kavim, millet kelimesini karşılar. Millet ile Ulus devlet Türkiye dahil olmak üzere bütün Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da karıştırılır. Bu karışıklık diasporanın beynine de ilmek ilmek işlenir, sanki millet olmak için ulus devlet olmak, hele ki toprağının olması şartmış gibi… Bunun önüne geçmek imkansız gibidir ama diaspora topluluklarına bunu bir kez yerleştirdiniz mi, hele bir de biz milletiz düşüncesini yaygınlaştırdınız mı ortaya çıkan güç Ferhat’a dağları deldiren güç olur.
Çerkes milleti, travmanın dibine vurmuş bir millettir. Diaspora toplulukları içinde farklı bir konuma sahiptir. Roman, Ermeni, Yahudi diasporalarına benzemez. Osmanlı, İran ve Rusya arasında satranç tahtasına dönmüş ana vatanlarında piyon misali vezir’in peşine düşmüştür. Sonuç malum; 1864 Büyük Sürgünü ve milyonlarca kayıptır. Aslında kayıp sürgünde ve savaşta hayatını kaybeden milyonlar değildir. O kaybın etkisi dalga dalga biraz da toplumsal zaaflarımızdan büyüyerek üzerimize çarpan tsunamidir. O tsunami etkisinin ezdiği bizler yani, diasporanın çocuklarıdır.
Çerkes adını doğru kullanmamız öncelikle şarttır. Bu kelime bizlere Adıge-Abaza; Daryal’ın batısı veya doğusunda yaşayanları ayırmaksızın yabancıların bizi tanımlamak için kullandıkları bir isimdir. Farklılıklarımız o kadar azdır ki, yaşam tarzımız ve kültürel benzerliklerimizden ileri gelen bu isme diaspora olarak bir üst kimlik olarak sahiplenmeliyiz. Ama bir tek etnisitiye bağlamak, bizi ayırır. “O bizden değil”den tutun “ideolojimizin asil bir neferi” ifadesini kullanarak aramızdaki “sivri dillileri” görmezden gelmemize neden olur. Çerkes kelimesi, biz diasporanın asil Kuzey Kafkasya Halklarının, üst kimliği olmalıdır. Mali, kültürel, siyasi kısaca her alanda birlik içinde üretmemizin; anavatan kabul ettiğimiz “KAFKASYA”nın anahtarı olmalıdır.
Kendi kimliğimiz tabi ki önemlidir. Ancak milli kimliklerimiz eşitliklerle parantez içerisi ifadelerle sınırlandırılmamalıdır. Milli benliğimizle çalışmalı, nihai güç olmak için birliği kabul etmeliyiz.
Birlik olmak özveri gerektirir. Diliniz kemiksizse; işte o zaman yol çekilmez olur. İnternetin en büyük sorunu budur: Klavye başına geçen şövalye oluyor. Kahvehane köşelerinde, ocak başlarında vatanı milleti kurtaran filozoflara rahmet yağdırırcasına “ben” temelli eksik egolu bir sürü zat size, çevrenize ders vermek için, sizi küçük düşürmek için sıraya girer.
Ancak unuttukları bir şey vardır: Güneş balçıkla sıvanmaz. Bu tür insanlara Yunan mitolojisindeki Ikaros’un akıbetini okumalarını tavsiye ederim.
Facebookta özelikle gazetemize yönelik medeni düşüncelerini, kalplerindeki en kuytu gölgelerin arasından çıkartarak paylaşan ‘elohların, kalpaklarını önlerine alıp düşünmeleri gerekmektedir. Bakmayın ‘eloh’ dediğime. Yaşça büyük küçük zihinlere de bu sözüm.
Jıneps, yalnız Çerkes halkının değil; halkların sesidir. Bu halklara ve bu halkların sıkıntılarını, hakim çoğunluğa Xabze’nin gücüyle, Jıneps adıyla duyurmaktır. Dört dörtlük müdür, istenilen etkiyi yaratmakta mıdır, yeterli kitleye ulaşabilmekte midir, bunlar tartışılabilir. Jıneps zor bir yola, kendi insiyatifiyle çıkma cesaretini göstermiştir. Kitleye, kitleye rağmen ulaşmak için çaba sarf etmektedir. Önce bu çabaya saygı göstermek gerekir.
Bu iradeyle her konuda belli bir görüşe sahip insanlara, gençlere kapılarını açmış, sayfalarında yer vermiştir, vermeye de devam edecektir.
Jıneps gazete midir, aylık mıdır, vs. ifadeler kurumlarımıza ve kültürel emek sarf edenlere bir önyargılı bakışın acı tecellisidir. Çerkesler, kurumlarına ve insanlarına yakınlık uzaklıkla değil, kıskançlıkla korumayı ilke edinmelidir.
Haksız bir şekilde ÇDP haberini, ÇHY hareketinin haberinin yapılmadığı iddiasına bu köşenin ilk yazısıyla cevap vereyim: En son Çoğulcu Demokrasi Partisine ait bir haber, Jıneps’in 2014 Eylül sayısında yerini bulmuştur.
Buradan çıkan acı sonuç; önyargıya esir olan bireyler, millet ve birlik kavramını kavrayamazlarsa ütopyalarını gerçeğe çeviremezler. Bizim ise nitelikli bir birliğe ihtiyacımız vardır. Kurumlarımızı yargılamak ve yıpratmak yerine, güçlendirmek ve sesimizi duyurmak için yapıların içinde mücadele etmeyi prensip edinmeliyiz. Düşüncemizi yansıtmıyor diye, yayın organlarımızı sırf eleştirmek için nefes almamalıyız. Abone olun, abone bulun; okuyun, okutun. Okur olarak düşüncelerinizi yazın. Jıneps’e kan olun ama köstek olmayın.
Böyle gelişir ve güçleniriz. Ne Jıneps ne başka bir yayın, eser bunu haketmiyor. Ortada ciddi bir emek ve ayrılan zaman var. Emeğe saygı çok önemlidir. Xabzemizin gereği olan saygıyı ve sevgiyi; yaşarken göstermekten korkmayalım.
Ferhat Göçer’in dediği gibi “iki satırlık adamlar” söz söylemeden önce biraz aynaya baksınlar.
Birlikte isek güçlüyüz.
*
Kültür emektarımız, değerli abimiz ve “Cennet Mekan” Faruk Beşgür’ün aziz hatırasına saygıyla eğiliyorum. Bu dünyadan bir Nart daha göçtü. Acılı ailesine, dostlarına sabırlar dilerim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz