Xabze ve İfade Özgürlüğü

0
346

Bu ay gözü dönmüş canilerin, yeryüzünün hemen her köşesinde saldırılarıya geçtikleri, kan ve gözyaşı akıtılan “ifade özgürlüğü”nü yazmak istedim. Bugün gençlerimizin büyükleriyle aralarına koydukları mesafelerin temel sebeplerinden birisi de ifade özgürlüklerinin yok denecek kadar az olmasındandır. Gençlerimiz; derneklerde, organizasyonlarda, siyasi meselelerde, ülkede, toplumda kendilerini, hem kendileri (bireyler) adına hem de toplumları (Çerkesler) adına temsil etmek, ifade etmek ve aslında bunu özgürce yapmak istiyorlar. Fakat Xabze’nin büyüklerin “işine gelen” tarafıyla engellendiklerini düşünüyorlar. Haklılar, haklıyız, bunu ifade etmemiz bile aslında ayıplanıyor, ancak bunu ifade etmediğimiz sürece geçmişin-geleceğe bıraktığı miras; bu oto-baskı ve ifade sansüründen nasibini alacak ve bu kötü miras gelecekte, geçmişe duyulan herşeyi kırılgan bir hale dönüştürecektir. Bu hem kültürel aidiyeti, hem de henüz tam yerine oturmamış olsa bile, ulusal değerlerimizi diasporanın yarınlarından koparabilir. Büyüklerimizin, sarsılan otoritelerinden daha çok korkması gereken şeyleri hissetmeleri gerekir. Bu ki; artık giderek küçülen, yok olan, bize “biz” sıfatını kazandıran kültürümüz, tarihimiz, yurdumuz, belleğimiz ve dilimizdir.
Müştereklerimizin “biz”e bürdüğünü, Çerkesliği, Xabzeyi, Bzeyi, bugün gençlere, karşı gelinemez bir otoriter yapı olarak sabitleyerek; büyüğünden korkan, soramayan, araştıramayan, her söylenene hemen inanan bir nesil yaratma amacıymış gibi kullanmak mıdır Xabzemiz? Yoksa; araştıran, sorgulayan, inceleyen, sorabilen bir nesil için, kendi toplumsal otoritelerini gençlerin yolunu açmak için kullanmak mıdır? Bu da düşünen kafanın bize sorusu olmalıdır. Gençlerimizin kendilerini hem kendileri hemde toplumları adına ifade edebilmesi ne kadar korkulasıdır? Kimin için korkunç olabilir? Bugün toplumu adına endişe hissettiğini söyleyen tüm büyüklerimizin; bu kültürü kimden miras, kimden ödünç aldığını iyice düşünmesi lazım. Atalarından miras mı, gençlerinden ödünç mü? Çünkü bunun bir sonucu vardır, miras yediciler ile, sorumluluk taşıyanların arasındaki kıldan ince çizgi budur ve bu çizginin bir tarafı toplumsal felaketimizin, diğer tarafı ise güçlü varlığımızın yolunu açacaktır.
Toplumu adına kendini ifade etmesine saldırılan çocuklar, toplumu adına endişe duyan çocuklardan başkası değildir. Yemug ilan edilen, aşağılanan, küçük düşürülmeye çalışılan bu çocuklar, toplumu adına endişe duyabilen çocuklardır ve bugün onlara saldıran zihniyet, Xabzeyi vücudunda bir zırh gibi taşımakta, toplumsal hiyerarşiyi bu kadar küçültmekte ve gençlere “Xabze”nin dışında hiçbir şey söyleyememektedir. Asıl ayıp olan, Xabzemizin otoriter saygıcılığını bilgiye ve bilince göre değilde, zamana ve yaşa göre tertip etmektir, buna inanmak, bunu yaşatmak, buna dahil olmaktır. Aslında bu-da, toplumsal tarihimizden uzaklaşmanın ve 150 yıllık sürgünlüğümüzün bizden çaldıklarının bir işareti olabilir mi? Nihayetinde 150 yıl, bizden bize ait bir çok şeyi götürdüğü gibi, bize ait birşeyleri de değiştirmiş olabilir. Xabzeyi, toplumsal bir oto-sansüre dönüştürüp, bunun denetleme mekanizmasını da “yaşçılık” ile sağlanmışta olabilir ve gençliğin bunu ciddi anlamda düşünmeleri gerekir. Xabze, toplumsal duruşumuzu ve yarınımızı yönetecek kişileri sadece yaşlı olduğu için yetkilendireceğimiz aptalca bir inanç değil, aksine toplumsal tarihimizin tecrübelere dayalı bir öğretisi olmalıdır. Büyüklerimizde, yaşçılığa indirgenmeye çalışılan bu koca öğretiyi anlamalı ve bugün onu kendi işlerine geldiği gibi yorumlayıp gençlerin kendilerini ifade etmesini engelleyenlere karşı bir tavır sahibi olmalıdır. Gençlerimiz ise; bugün Xabze’yi kendilerine bir silah gibi doğrultan herkese inat, bu öğretinin yaşçılığa indirgenemeyecek kadar değerli olduğunu ve toplumsal iletişimimizi yöneten bu büyük öğretinin; korkan, susan, sinen, zavallılaşan bir Çerkes nesli yaratmaktan ziyade, cesur, bağıran, soran, arayan, hesap soran bir nesil yaratmak için var olduğunu haykırmalı, kadim halkının bu değerini; kötü niyetli kişilerin tekelleştiremeyeceğini ilan ederek, Xabze’yi ifade özgürlüğünü engel olmaktan ziyade, ifade özgürlüğüne garanti olacağı yönüyle sahip çıkmalıdır.
Yarınlar korkanların değil, cesurların yarınıdır ve cesur çocuklar oldukça; yarınki varlığımız, bugünkü yokluğumuza sebep olanlara hesap sorarak daha güçlü olacaktır. Toplumu adına düşünen, sorgulayan, araştıran gençler olarka hepimiz, bu toplum adına konuşma, toplumu adına kendini ifade etme özgürlüğüne sahibiz ve bu özgürlüğümüzü asla teslim etmeyeceğiz. Bu özgürlüğümüze saldıranlara karşı direneceğiz ve herşeye rağmen, tüm deformasyona rağmen Xabze, bizi susturanların değil, bizimle bağıranların bir değeri olarak; biz oldukça, kendisini bizlerle yaşatacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz