Çeçenya’nın kayıp oğulları

0
108

Havalar soğumaya başladığında, Liza Mazhayeva günlük işleriyle meşguldü. Kırık dökük çatı ve pencereleri olan viran evini temiz tutmak için elinden gelenin en iyisini yaparken bir yandan da dört çocuğu, iki torunu ve hasta kocası için yemek yapıyordu. Liza’nın hayatı, Çeçenya Cumhuriyeti’nin başkenti Grozni’deki diğer itaatkar ve dindar binlerce kadından biraz farklıydı.
Geçen hafta bana, “Çocuklarım hayatlarında çok mutluluk görmediler. Onlar için savaş hiç bitmedi” dedi. Evinin küçük salonunda konuştuk onunla, aynı odada 18 yaşındaki küçük oğlu İbrahim bir oyuncak timsahla Liza’nın torunlarını eğlendiriyordu. “Çocuklarım Çeçenya’ya karşı yürütülen savaşta yetiştiler ve şimdi de Çeçen polisi, ne zaman dışarı çıksalar onlara savaş açıyor” diyor. Geçtiğimiz Kasım ayında İbrahim ne zaman gitse camiye gitse ya da arkadaşlarıyla takılsa her seferinde gözaltına alınmıştı, arkadaşlarının çoğu aşırıcılık şüphesiyle izlenenler listesindeydi.
Ama daha büyük sorunları da olmuştu. 2013 sonlarına doğru, Greko-Romen güreş hayranı olan 22 yaşındaki büyük oğlu Sayid’le ürkütücü bir telefon görüşmesi yapmıştı. Oğlunun o yılın başından beri “iş için” Türkiye’de olduğunu sanıyordu ama o kış gününde güçlükle duyduğu oğlunun kısık sesiyle söylediklerinin ardından gerçeği anlamıştı.
Oğlu, “Anne seni Suriye’den arıyorum. Eve dönmek istiyorum. Lütfen bana yardım et” demişti. Nasıl olmuşsa oğlu, Türkiye’den Suriye’ye gitmiş ve Işid’e katılmış. Kendisini “yavrusu yaralanmış bir kurt” gibi hisseden Liza, arkadaşlarından borç almış ve Grozni-İstanbul uçağı için bilet almış. Kendi kendine “Neden Suriye?” diye soruyormuş. Sayid’in geçmişini düşünmüş ve oğlunu “raydan çıkaran” şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmış.
Anılarında özellikle bir gün öne çıkmış: Eylül 2011’e ait bir gün. O zaman 18 yaşında olan Sayid, ikindi namazı için mahalle camisine giderken, Liza’nın 7 yaşındaki oğlu “Anne, hemen dışarı gel, bahçede bir sürü asker var” diye bağırmış. Hızla dışarı çıkan Liza birkaç adamın Sayid’in kollarını bükmeye çalıştığını görmüş, oğlunu rahat bırakmalarını istemiş. Ama adamlar Sayid’in suçlu olduğunu, bir arkadaşına yolladığı mesajda “yasaklanmış” birşey yazdığını söylemişler. Adamlar oğlunu polis arabasına tıkmaya çalışırlarken Sayid ellerinden kurtulmuş ve kaçmış, yakınlardaki bir kulübede saklanmış. Liza bayılmış. Liza, “Sanırım, o günden sonra karakteri değişmeye başladı. Artık çok daha çabuk sinirleniyordu ve polis şiddetine müsamaha göstermeyen fevri bir insan olmuştu” diyor.
Liza tüm bunlardan sonra nihayet 2014’ün ilk aylarında oğluyla Türkiye’de buluştuğunda, Sayid tüm nedenleri açıklamış. İnternette Beşar Esad rejiminin çocuk kurbanlarını görmüş. Gözü dönmüş ve Allah adına, öldürülen çocukların öcünü almaya karar vermiş. Daha önce Işid’e katılmış olan Çeçenlerle irtibat kurması çok zaman almamış. Savaşın mahvettiği ülkeye 2013 yazında gitmiş ve dört ay kalmış. Karısı ve yeni doğmuş bebeği bu süre zarfında Türkiye’de imiş.
Ama Sayid Suriye’de tanık olduğu şeylerden hoşlanmamış. Liza, “Işid’in kötü olduğunu düşünmüş” diyor. O ara Sayid’in çocuğu hastalanmış. Türkiye’ye dönüp karısı ve çocuğuyla olması gerektiği konusunda cihatçıları bir şekilde ikna etmiş. Liza, Işid tarafından pasaportuna el konulan oğlunun seyahati için yeni belgeler alabilmeyi başarmış ve onu evine getirmiş.
Halihazırdaki Rusya yasalarına göre Işid’i bırakıp geri dönenlerin polise teslim olmasını gerektirdiğinden Sayid de teslim olmuş. Şu anda iki yıllık cezasını çekmek için hapishanede.
Sayid’in avukatı Zaurbek Sadakhanov, davanın ve hükmün “tamamen yasadışı” olduğunu söylüyor. Sayid’e isnat edilen suçun dayandırıldığı kanun maddesinin yasadışı örgütlere katılmayı yasakladığını ama ülke dışındaki aktiviteleri içermediğini belirten Sadakhanov, “Onu dava etmek için mahkemenin yasal dayanakları yoktu, çünkü Rusya’da böylesi vakaları kapsayan bir yasa mevzuatı yok” diyor. Böylesi yasadışı yöntemler alışılmadık bir durum değil. Rusların cihada katıldığının farkına varan Rusya’nın güvenlik güçleri, böylesi durumlarda acımasız ve yasadışı önlemler almak konusunda zaten hiçbir zaman çekingen olmamıştı.
Liza şu aralar en azından Sayid’in hayatından endişe duymuyor. “Cezaevinde daha emniyette” diyor. Ama diğer oğullarının evde duracağından nasıl emin olabilecek? Fransa ya da Ukrayna’da bir suça karışmalarına varabilir mi bu gidiş? Esad’la Allah adına savaşma ihtimali bir başka oğlunun aklını çelebilir mi? Gözünde yaşlarla, bunun olası olduğunu itiraf ediyor. Çünkü vatanlarında “kayıp ve tehlikeli”ler. Yerel polis tarafından işkence görüyor, Rusya’nın korkutucu ve kanunsuz güvenlik güçleri tarafından takip ediliyorlar.
Salonun duvarında “Hazreti Muhammed’in ümmetiyiz” yazılı bir poster asılı. Mazhayeva’nın iddiasına göre, FSB ajanları 2011’de Sayid’i işe almak istemişler. İşbirliği yapması karşılığında üniversite eğitimi alma fırsatı teklif etmişler. Liza, “Muhbir olmayı ret etti. O kabul etse de biz izin vermezdik” diyor.
19 Ocak günü gerçekleşen buluşmamızın öncesinde Liza ve ailesi, Muammed Peygamber’i tasvir eden Charlie Hebdo karikatürlerine karşı kızgınlıklarını ifade etmek için kitlesel bir yürüyüşe katılmışlardı. O gün Çeçenya’nın tümü seferber olmuş gibiydi. Ülkenin farklı yerlerinden gelen binlerce vatandaş peygambere duydukları sevgiyi göstermek için Grozni caddelerinde yürümüştü. “Muhammed’i seviyoruz” başlıklı protesto, ülkenin başkanı Ramzan Kadirov ve itaatkarları tarafından düzenlenmişti.
Liza ve oğullarına yardımcı olan insan hakları aktivisti Heda Saratova, Liza’nın öyküsünün çok bilindik ve tanıdık olduğunu belirterek, “Her iki Çeçen anneden biri Mazhayeva ile aynı durumda” diyor. Suriye’ye giden Çeçen gençlerden 280’inin öyküsünü biliyoruz. Birçoğu sebepli ya da sebepsiz olarak polis tarafından taciz edilmiş, bu durum da gidip savaşmalarını hız vermiş” diyor. Saratova, cihat savaşı hayali kuran işsiz gençlere yardım etmek için Çeçenya’nın uzun vadeli bir plan yapması gerektiğine inanıyor. İnançları ve İslam’ı aşağılayanlara duydukları nefret için bir araya gelebilseler de işsizlik ve sosyal haklar sözkonusu olduğunda çok farklı şekilde bölünmeler içine girebiliyor Çeçenler. Ve belki de bu durum, Çeçenya’nın gençliğini yabancı bir savaşta anlam aramaya itiyor. (foreignpolicy.com)

Çeviri: Serap Canbek

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here