Diren İnce Memed

0
232

Yaşar Kemal’le tanışmam yirmili yaşlarımda “İnce Memed”le oldu. Yaklaşık on yıl önce onu tekrar okuduğumda yıllarca neden aklımdan çıkmadığını anladım. İnce Memed; Yüzyıllık Yalnızlık, Karamazov Kardeşler ve Tutunamayanlar gibi yüreğimde güzel bir köşeye yerleşmiş kitaplardan biri.

Yazımı yazarken göz ucuyla kitaplığıma bakıyorum. Beş bölmeli kütüphanemin en üstünde mavinin tonlarını taşıyan dört kitaptan yükselen dalga seslerini işitir gibiyim. Beş raık bir paragrafın başlığı gibi duran bu kitaplar Türk edebiyatının baş tacı Yaşar Kemal’in “Bir Ada Hikâyesi” dörtlemesini oluşturuyor. İlk üçü yayınlandıktan sonra dördüncüsünü büyük bir sabırla beklediğim, bu süreçte unutmaktan endişe duyduğum bölümleri dönüp tekrar tekrar okuduğum bu kitaplar ve içindeki hayatlar yıllardır benimle.

Yaşar Kemal’in bu dörtlemesini, yaşayan bir efsaneyi okuma tadında onunla konuşur gibi okudum. Kuşu, kelebeği, uğur böceği, eşek arısı, çınarları, böğürtlenleriyle, kayalardan fışkıran envayi çeşit çiçeklerin kokusu size kadar geliyor. Karınca Adası yeşilin her tonuyla coşarken denizde balıklar menevişleniyor usta yazarın kaleminin ucunda. Bütün doğa, Anadolu’nun bütün renkleri Kürt’ü Çerkes’i, Ermeni’si, Süryani’si, Yezidi’si aklınıza ne gelirse, kim gelirse her şeye dokunmuş yazar. Türkiye-Yunanistan mübadelesini anlatıyor. “…ölmüş şehrin bekçileri ve sofiler” diyor, diri diri bir çukura atılıp ölüme terk edilmiş çocuklar ve Sivri adaya topluca sürülen köpeklere de acı bir dokunuş yapıyor. Belki ömür boyu unutamayacağınız acı bir dokunuş… Savaşın ne menem bir şey olduğuna, alınan yanlış bir kararla doksan bin askerin Allahuekber dağlarında donmasına, onların bitle imtihanına acı bir dokunuş… Hemen ardından çiçeğe değil arıya durmuş armut ağaçları, sarıya, yeşile kesmiş Karınca Adası, beyaza kesmiş Sarıkamış, usta yazarın kaleminden her tür canlı nasibini alıyor ve okurken oradan oraya savruluyorsunuz.

Usta betimlemelerle dolu bu kitaplarda tüm halkları kucaklayan yazarın başkahramanı bir Çerkes, hem de Uzunyaylalı bir Kabardey. Bunun yanı sıra başka Çeçen ve Çerkes kahramanlarını da sayfalarında yaşatması, beni kitaba daha da bağlamıştı. Şimdi uyanmasını bekliyorum umutla. Belki onunla yanyana oturup yerin göğün nasıl beyaza kestiğini, hastalandığında o kar beyazında onu yitirmekten nasıl korktuğumu anlatabilirim. “Deniz o kadar durgun o kadar durgundu ki; karıncalar su içerdi.”

Edebiyatın deryasından iki yudum su alan bir karıncaydım bu kitapları okurken. Bir gün ağzımda bıraktıkları tadı anlatabilmek umudunu senelerce büyük bir inançla taşıdığımı, onu kaybetmekten en çok korktuğumuz bu günlerde fark ettim.

Dilimde menevişlenen bir minnet,

Diren İnce Memed!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz