7 Haziran Seçimleri ve Çerkesler

0
202

Değişen ve gelişen dünya ile birlikte, Türkiye’de yaşanan demokratikleşme sürecinin, biz Çerkesler için fazla bir şey getirmediğini görüyoruz. 2015 parlamento seçimleri yaklaşırken,  siyaset ortamında, Çerkesler’e yer verilmemiş olması, gelecekte de bir şey getirmeyeceği anlamını taşıyor. Bu konuda kimseyi suçlayacak halimiz yok. Önce kendi durumumuzu gözden geçirmemiz gerekiyor. Ülkenin kaynaklarını ve devletin güçlerini ele geçirmeye odaklı, kişisel ve kitlesel çıkar hesapları üzerine kurulu siyasi partilerin, görünen halimizle, bize lütufta bulunmalarını, “haydi şu Çerkesleri de yanımıza veya aramıza alalım” demelerini beklemek mümkün değil herhalde.

Mevcut siyasi partilerin yapıları, ideolojileri ve amaçları bu ise, Çerkesler’i önemsemeleri, yanlarına veya içlerine almayı düşünmeleri için, ya ideolojilerine ve amaçlarına hizmet edeceklerinden emin olmaları, veya birlik halinde güçlü bir oy potansiyeli olarak görmeleri gerekiyor. Buna rağmen, geçmiş dönemlerde, onların ideolojilerine ve çıkarlarına hizmet etmeye amade birkaç Çerkesin parlamentoya girmesi bizi sevindiriyordu. Bu seçim döneminde o da yok.

Sürekli canımızı sıkan bu durumu değiştirmek iddiası ile örgütlerimizde, her seçim döneminden önce, geç kalmış bazı girişimler başlatılsa da sonuç değişmez. Ders aldığımızı düşünerek ümitleri bir sonraki seçim dönemine erteleriz. Ama mevcut kitle partilerinin içinde, kendi kimliğimizle yer tutup, kendimizi kabul ettirip, bir sonraki seçim dönemine hazırlanma zahmetine katlanmayız. Çünkü, siyasi partilerin içinde, tipik Çerkes karakteri ile bunu başarmak mümkün değil. Belli ideolojiler temelinde, örgütlenmiş siyasi partilerde farklı kimliğimizle yer bulabilmek için, ya parti ideolojilerinin hizmetinde olmak, veya bizi ciddi bir oy potansiyeli olarak görmeleri lazım. Ayrıca Çerkesler’in, Türkiye coğrafyasındaki dağınık hali de zorlukları arttıran çok önemli bir faktör.

Ben gençliğimde, 60’lı ve 70’li yıllarda, o zamanlar iki zıt kutup görünümünde, iktidar ve ana muhalefet partileri konumundaki, CHP’ye Eyüp’te ve AP’ye (Adalet Partisi) Beşiktaş’ta katılma teşebbüsünde bulundum ve her iki partinin yapılarını ve işleyişlerini yakından tanıdım. Görünen ideolojileri farklı da olsa temel amaç, devletin ve ülkenin kaynaklarını ve imkanlarını ele geçirmek ve kullanmaktır. Bugünkü siyasi partilerde  de, temel yapı ve anlayışın farklı olmadığını görüyoruz. Bu durumda, tipik Çerkes karakteri ile ve bugünkü örgütsel yapımız, daha doğrusu örgütsüz halimizle, Türkiye’nin siyasi arenasında, dolayısı ile TBMM’de yerimizin olmadığı açıkça ortada. Dolayısı ile, Çerkeslerin devlet gücünden ve imkanlarından yararlanabilmesi söz konusu değil.

Bu durumda, Çerkesler şapkayı önüne koyup çok iyi düşünmek zorunda.

Türkiye’deki varlığımız milyonlarla ifade edildiğine göre, toplumsal bir güç potansiyeline sahip olmamız lazım. TBMM dışında da olsa, bu gücün varlığını hissettirmenin bir yolu olsa gerek. Bu yol güçlü bir diaspora örgütü oluşturmaktan başka bir şey değildir.

Bu konudaki dağınıklığımız ve başarısızlıklarımız da ortada. Bu nedenle, kerameti kendinde gören bazı kişiler ve gruplar ortaya çıkıp, toplumun liderliğine talip oluyor ve kendi doğrultusunda koşmaya başlıyorlar.

Bundan 4 yıl kadar evvel, Çerkes toplumunu görünür kılmak iddiası ile, toplumu sokağa indirmeyi deneyen bir grup aktivistimiz, mevcut örgütleri ve KAFFED’i yok sayarak ve örgütlü yapıya cephe alarak, kişisel kahramanlık hevesi ile yola çıktılar. Büyük bir cesaretle giriştikleri ve gerçekleştirdikleri eylemler bir ilkti ve önemliydi. Ama ne yazık ki, örgütlü toplumun desteğini almadığı için çok cılızdı.  Mevcut örgütlere ilgisiz, uyuyan bazı kişileri uyandırır gibi olduysa da, kutuplaşmaları körükledi. Daha evvel, Adige-Abaza ayırımı ile sarsılan örgütsel yapıyı, kamuoyu karşısında daha da sarstı.  Sonuçta topluma fayda değil zarar getirdi.

Aynı grup bu defa, ÇERKES etnik kimliği adına ve çok az bir katılımla ÇDP’yi (Çoğulcu Demokrasi Partisi) kurdu. Müthiş bir cesaret ve büyük bir girişim. Ancak yine arkalarında toplum yok, kurumlar (dernekler ve KAFFED) yok. Dolayısıyla hesap ve mantık yok. Üstelik halen sanal ortamda topluma ve kurumlara hakaret eden, nefret saçan yazılar devam ediyor.

Partinin, 7 Haziran seçimlerine katılma şansı olmadığı için, Çerkes oy potansiyelinin yüksek gözüktüğü seçim bölgelerinde bağımsız adaylar gösterildi. İstanbul’da Prof. Dr. Günsel Şurdum Avcı, Kenan Kaplan ve Ali İhsan Aksamaz. Ankara’da Faruk Aslandok, Samsun’da Saim Sezgin, Kayseri’de Emine Aslandok, Bursa’da  Aydın İlhan, Düzce’de Ayşe Pişkin ve Eskişehir’de Timur Şahan.

Çerkesler,  bu seçim döneminde, siyasi partilerce dışlandığına göre, bu bağımsız adaylar, kendi kimliği için oy kullanmak isteyen Çerkes seçmenler için tek seçenek gibi gözüküyor. Kaldı ki bağımsız adaylardan çoğu derneklerde ve kurumlarda görev almış, hizmet üretmiş, toplumu temsil etme ehliyetine sahip kişilerdir. Ayrıca, söz konusu partiden bağımsız olarak birikimi, enerjisi ve güçlü hitabeti ile tanınan Yalçın  Karadaş da bağımsız adayımız. Ancak, adaylığını Günsel Hanım ile aynı seçim bölgesine taşımakla büyük bir yanlış yaptı. Bu hareket, ön plandaki Çerkeslerin klasik uzlaşmama inadını gösteren tipik bir örnek. Hem kendisi hem de toplum açısından büyük bir şanssızlık.

Sonuç olarak, 7 Haziran günü seçim sandığına gidecek Çerkes seçmenlerin vereceği karar çok önemli. Siyasi arenadan dışlanıldığına göre, Çerkes toplumunun tamamen yok sayılmasına karşı, her Çerkes seçmenin oy sandığının başında tek seçeneği gözüküyor.

8 Haziran günü sonuçlar açıklandığında, Çerkes adaylar adına çıkacak oy sayısının çok düşük olması  iki büyük tehlikenin işareti olacaktır:

  1. İçimizdeki pesimistler (her zaman negatif yayın yapan kötümserler) ve Murat Bardakçı gibi provokatörler, “işte bizim söylediğimiz gerçek bu” deyip bayram edecekler. Toplumun özgüveni büsbütün yok olacak.
  2. Çerkes toplumunu ve kimliğini yok saymayı politikalarına yerleştirmiş ve her fırsatta Çerkesler’i aşağlamayı görev sayan siyasiler ve yerleşik güçler, bu görevlerine daha büyük iştahla devam edecekler.

Diğer taraftan, söz konusu Çerkes adayların yüksek oy alarak başarı ile çıkmaları, hele seçim kazanmaları halinde, Çerkesler siyasi arenada ve kamu oyunda güçlü bir konum yakalamış olur.  Ancak, bütün yanlışlarına ve arızalı davranışlarına karşın, ÇDP’nin müfrit yöneticileri ve taraftarları, kerameti kendilerinde görerek, aynı yıkıcı, bölücü ve tahrip edici söylem ve eylemlerine devam edebilirler. İşte bu durumda, toplumun önüne çıkan şans bir daha geri gelmemek üzere yok olur.

Bu gerçekleri göz önünde tutarak;

  1. Bağımsız Çerkes adayların, ‘her bir oy’un sihirli gücüne inanarak çok çalışmaları,
  2. Siyasi parti ÇDP yönetici ve taraftarlarının, seçmeni caydıracak söylem ve eylemlerden kaçınmaları,
  3. Her Çerkesin mutlaka sandığa gidip, kimliğine sahip çıkmak adına oy kullanmaları gerekir.

 

Yaşar Nogay

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz