Kadim Çerkes El Sanatları

0
204

GİRİŞ

El sanatlarıyla ilgili çalışmalarımızın başlangıcı yirmi yılı aşkın bir zamana dayanıyor. Bu zaman diliminde çeşitli kurumlarca düzenlenen fotoğraf, resim, el sanatları kursu gibi değişik kurslara devam ettik. Ayrıca söz konusu uğraşlarımızla ilgili olarak yaptığımız araştırmalarımızı da bu öğrenme, bilgilenme sürecine ilave etmemiz gerekir.
Geçen bu süre içerisinde farklı malzeme ve teknikler kullanarak resimler, panolar, değişik objeler ürettik. Tablolarımız karma ve kişisel sergiler yoluyla yurt içinde, yurt dışında sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Yaptığımız resimlerden bazıları ülkemizi yurt dışında tanıtmak amacıyla Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen gezici karma sergiye dahil edildi ve bir yıl boyunca dış ülkelerde sanatseverlerle buluştu.
Son on yedi yıldır araştırma ve çalışmalarımızı Çerkes El Sanatları üzerinde yoğunlaştırdık.
Bu arada belirtmek istediğimiz bir başka önemli nokta da şudur: Bilindiği gibi 1864’te Rus Çarlık Yönetimi tarafından kendilerine önce soykırım uygulanan, anayurtları Çerkesya’dan zorla çıkarılan, daha sonra da Osmanlı Devleti’nin değişik vilayetlerine (Balkanlar’dan Filistin’e ve Anadolu’nun değişik yörelerine) yerleştirilen Çerkes göçmenlerin torunlarının yaşamakta olduğu kent ve köylerde Çerkes el sanatlarının üretimi azaldıysa da günümüzde bu geleneği hâlâ sürdürenler de var.
Bakırcılık, keçecilik, sepetçilik ve benzeri pek çok meslek günümüzde ya tamamen ortadan kalktı ya da unutulma noktasına geldi. Bu nedenle, yıllar içerisinde kazandığımız deneyimleri bir kitapta toplayarak hem Çerkes El Sanatları ile ilgilenenler için yazılı bir kaynak oluşturmaya, hem de böyle bir çalışmayla ülkemizin kültürel- sanatsal yaşamına küçük bir katkıda bulunmaya karar verdik.

Elmas Eşsiz ve Ayşe Eşsiz

 

ÖNSÖZ

Biz, Elmas Eşsiz ve Ayşe Eşsiz, Kabardey boyundan baba tarafı Dışek, anne tarafı Şocen olan iki kardeşiz. Yugoslavya’nın Stanovızte köyünde doğduk, Türkiye’ye göçte Niğde vilayetinde iskân edildik, orada büyüdük, okuduk, hayata atıldık. 1961 yılında İstanbul’a taşındık. Kafkas Kültür Derneği ile 1968-69 yıllarında tanıştık ve bu, yaşamımızın bir dönüm noktası oldu.
Çerkes (Adıge) el sanatları içerikli bir kitap hazırlamaya kalkıştığımıza bakıp bu konuda aileden çok bilgili, kültürlü olduğumuz düşünülmesin. Bu alanda bilgi sahibi olmayı bırakın, Çerkes el sanatlarını ne görmüş ne de duymuştuk. Çünkü biz Adıge toplumu dışında, şehirde yaşadığımızdan olsa gerek, Adıge el sanatlarından çok uzak kalmıştık. Ama yine de, o devir ve ortamda geçerli olan her çeşit yerel nakışı, okulda öğretilen her nevi nakış, dikiş ve el işini yapmakta kimseden geri kalmamaya çalışmıştık. Ancak gelin görün ki, Adıge el sanatlarından bihaberdik.
İstanbul’a taşındıktan sonra da bu konuda pek bir şey duymadık, ta ki 1986 yılında, bir gün Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği’nde, “Adıge el sanatlarını yeniden gün ışığına çıkaramaz mıyız?” sorusuyla karşılaşıncaya kadar. Her türlü nakış işini yapabilen kişiler olarak, Adıge el işlerini de görsek hemen yapabilirmişiz gibi!.. “Hiç görmedik, bir görsek!” diyecek olduk. Hemşehrilerimizden genç, güzel bir Abaza kızımız bize dışeyide nakışından üç parça getirdi. Bu nakışların eski yıllara dayandığı belliydi. Nakış tekniğine baktığımızda: “Bunu yapmak mümkün değil, bu yapılamaz! Hatta kenarındaki vağe denen şeridi bile yapmak imkânsız!” dedik, korktuk, sindik.
Daha sonra, 1986 yılında, Kış Hazret Ali’nin Kafkasya-Nalçik’te hazırlayıp yazdığı, vağe denilen şeritlerin resimli tariflerini içeren broşür elimize geçti. Yayınlandıktan epey sonra bize başarı dilekleriyle birlikte bu imzalı broşürü gönderen Kış Hazret Ali’ye sonsuz teşekkürler!..
Broşürü okuduk, broşürdeki çağrılara uyduk, tatbik etmeye çalıştık… Başardıkça heveslendik ve bununla kalmayıp broşürü Türkçeye çevirdik. Bu arada, Kafkasya- Nalçik’te çıkan, Oşhamafe dergisinin 1. sayısı (Ocak-Şubat 1980) biraz gecikmiş olarak elimize geçti. Bu dergide Kafkas el sanatları hakkında bir yazıya rastladık. Orada “Çerkes el sanatları yeniden canlandırılsa ne iyi olur” çağrısı vardı. O yazıyı da Türkçeye çevirdik. Lakin, ne kadar kitap karıştırıp, yazılar okuduysak da nakış sanatı hakkında teknik bilgi aktaran bir ipucuna dahi rastlayamadık.
1995 yılında Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği’nin katıldığımız bir toplantısında, Günsel Şurdum Avcı hanımefendi “Bu işi kimler yapabilir?” diyerek konuyu yeniden gündeme getirdi.
Bunun üzerine biz de “Kim yapabilir, kimler biliyor, kimler hatırlıyor?” diye araştırmaya başladık. Şimdiye kadar erişebildiğimiz bilgileri önce kendimiz uygulamaya çalıştık, sonra da kalıcı olsun diye bu bilgileri elimizden geldiğince kâğıda dökmeye karar verdik. Ama yaptığımızın devede kulak olduğundan hiç şüphemiz yok. Nakışı, el işlerini yapmakta zorlanmıyoruz, zorlandığımız şey materyal bulmak. Materyaller elimize geçtikçe, ömrümüz imkân verdiğince bu işe devam edeceğiz.
Elbette bir tek bizim çalışmamızla bir ulusun tüm yaptıklarını gün ışığına çıkarmak mümkün değil. Toplumumuz içinde bu işlere yatkın olanların, ecdatlarının emeklerini düşünüp, onları yâdederek kendilerine miras kalan bu kültürü sürdürmelerini, öteye taşımalarını, gelecekteki nesillere aktarmalarını gönülden diliyoruz.
İsmini hatırlayamadığımız o güzel genç kızımızdan çok çok özür dileriz, adresini kaybettiğimiz için bize verdiği nakış örneklerini kendisine iade edemedik. Bize bu yayın sayesinde bir şekilde ulaşabilirse çok mutlu oluruz. O üç parça nakış bize çok faydalı oldu. Önce gözümüzü korkuttuysa da, on iki yıl sonra, dışeyidenin tekniğini biz yine o nakışlardan öğrendik.
Bu tekniğin çözümünde yengemiz Müminat Eşsiz (kendisi Adıgelerin Bjeduğ boyundandır) yardımcı oldu, ayrıca şağe şeridin dokuma tekniğini hatırlayabildiği kadarıyla bize aktardı. Kendisine annesinden kalan şağe çengelini, ciğerdeldi ve Adıge kirmen başını da çalışmamıza katkı olsun diye bize armağan etti, kendisine müteşekkiriz, ruhu şad olsun.
Şerizet Altınışık hanımefendinin de (kendisi Uzun Yayla Kabardey boyundandır) yardımları azımsanamaz: Simle kamçı sapı sarmasını, katmalı denlheçteki katma işleminin yapılışını, udane teşeyi (ipliğe sim sarmak), udane teşeden yapılan bazı motifleri gösterdiği gibi, cedıne yumurta işlemesini başlayıp, nasıl tamamlayacağımızı da tarif etti. Kendisine çok teşekkür ediyoruz.
Ahmet Özel’e çok teşekkür ederiz. Kafkasya’da, Nalçik şehrindeki bir müzede bulunan Kafkas el sanatları kataloğunun bir kopyasını ulaştırmakla bize çok büyük bir yardım yapmış oldu. Bu kataloğun içindeki dışeyide nakış desenlerinden çok faydalandık.
Akile Duman Albayrak hanımefendiye de çok teşekkür ediyoruz. Çalışmamıza destek vermek için kendi evindeki kamçıyı bize emanet edip çalışmamız tamamlanıncaya kadar detayları takip etmemize imkân sağladı, sonsuz teşekkürler.
Günsel Şurdum Avcı hanımefendiye çok teşekkür ediyoruz. Israrlı istekleri, devamlı teşvikleri olmasaydı, belki bu çalışma hiç ortaya çıkamazdı, kendisine de sonsuz teşekkürler.
Yücel Öztekin hanıma da, bize şağe şerit dokuma tahtalarının şeklini gösterip, saçaklı şeridin dokunması hakkında fikir verdiği için çok teşekkür ediyoruz.
Değerli kardeşimiz Özalp Göneralp’e sonsuz teşekkürler. Tanıştığımız günden bu yana ilgisini hiç eksik etmedi. Fikir, bilgi ve görüşlerini bizimle paylaştı. Eline kitap, dergi, resim geçtikçe bize ulaştırdı. Bizi devamlı teşvik etti, yüreklendirdi. Sağ olsun, var olsun.
Sevgili kardeşimiz Nurcan Ersoy’a da sonsuz teşekkür ediyoruz. Emeğini hiç esirgemeden canla başla uğraşarak bize yardımcı oldu ve olmayı da sürdürüyor, sağ olsun, tekrar teşekkürler.
Çalışmalarımızı güzel çizimleriyle resimleyerek bu kitaba büyük anlam katan Kamuran Tunç bey kardeşimize de çok çok teşekkür ederiz.
Son olarak, bu kitabın basılmasını sağlayan Durdu Ergün’e (Degune) teşekkür ediyoruz.
Ayrıca burada isimlerini anamadığımız pek çok hemşehrimiz teşvikleriyle bizi hep yüreklendirdiler, hepsine ayrı ayrı teşekkür ederiz.

Elmas Eşsiz ve Ayşe Eşsiz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here