Kafkas Diasporası Yayınlarından Seçmeler Haziran 2015

0
226

Kafkasya Kültürel Dergi
Sayı 14 Mart, Nisan, Mayıs 1967

Abhaz Bayrağı Abaza Bayrağı değil miydi?

Beygua ÖMER

Kuzeykafkas halk özellikleri henüz bilimsel araştırmalara materyal verecek kadar mevcuttur. Bunların ışığı altında araştırmalar yapmakta ve mevcut bilimsel yanlışlıkları düzeltmekte gecikilirse, az sonra o halk özellikleriyle beraber birçok gerçekler de sonsuz bir karanlığa gömülüp kaybolacaktır. Bu kayboluşları önlemek isteyen ilim adamlarının ve onlara yardımla manen görevli Kuzeykafkas kültürlü aydınların kaybedecekleri zaman artık kalmamıştır. Bu satırlar böyle bir yanlışlığı düzeltme amacıyla sunulmaktadır.
Muhterem İbrahim Hakkı Konyalı’nın TOPKAPI SARAYINDA DERİ ÜZERİNE YAPILMIŞ ESKİ HARİTALAR adlı bir eseri vardır; İstanbul’da ZAMAN kü-tüphanesi tarafından 1936’da yayınlanmıştır. İlim dünyasına olduğu gibi Kafkas tarihine de kazandırdığı kazançlar dolayısıyle, yazarına ne kadar teşekkür edilse yeridir. Herkesin söylediği “Çerkes Memlükleri”ni diyemeyip yerine “Çerkes Melikleri” diyecek kadar Çerkeslere karşı efendi ve gerçeksever olan muhterem yazarın, bayrakları bulunan Abhazları bir Çerkes ulusu olan Abazadan ziyade Gürcülerden bir kol sanması memleketimizde Çerkes ve Çerkesistan konularında yeteri kadar yayın bulunmamasındandır. Adı geçen eserde; 14, 15 ve 16. yüzyıllarda Abhazya’da kullanılan bayrakların izahları ve resimleri vardır.

1- Al zeminde dikili açık elli Abhaz Bayrağı

Adı öğrenilemeyen bir papaz seyyah bu bayrağı, bugün SOHUM dediğimiz o zamanki SEBASTOPOLİ’de görerek, 1350-1360 İsa yıllarında yazdığı seyahatname ve haritasında 94 Devletin 119 bayrağı içinde göstermiştir. O zaman Sohum’da oturduğu belirtilen Kumanlar Kuzeykafkas Abazası olup adı da Abhazcada Kumalı demektir. Tarih Kumanları “Konglomerato” yani “çeşitli diller konuşan halklar topluluğu” olarak gösterir. Kuzeykafkas halkları topluluğu böyledir ve Kumanlar da Kuzeykafkaslı idi, oradan gelmişlerdi.
Kuzeykafkaslılar eskiden beri, uğradıkları yıkıcı şartlar karşısında yeni ortak bir adla tekrar birlik ve dayanışma kurarlardı. Kimer, Skit, Sarmat, Alan-Assu, Hun, Sabir, Hazar, Kuman, Çerkes adları böyle Kuzeykafkas halkları konglomeratosunun ortak adları idi. Güney Kafkasya’daki soydaşları olan Abhazlara eskiden beri gerek politik yönden ve gerek savaş güçleriyle aralıksız yardım etmek onların geleneği idi. 1068 yılındaki savaşlar Tiflis ile Kolkide arasındaki Abhazları yokedip Abhaz-Kartvel krallığının Kartvel bölgesi kaybedildikten sonra Kolkide’nin kuzey parçasında tutunan Abhazya’yı canlandırmak için önce Kuzeykafkas Abazalarının bir kolu olan KIZILBEK’lerin 1105 ve öbür Kuzeykafkaslı (=Kuman)ların -ve bunların içinde hiç şüphesiz Kuzeykafkas Abazalarının- 1118 yılındaki yardımcı akınlarıyle güneye inerek, Abhazya’da tahta çıkıp yalnız Abhazya’da hüküm süren kral II. David’e yardım etmişler, ülkesini çok genişletip canlandırmışlar ve on binlerce ev ve savaşçılarını da Kartvelya ve Kolkide ve bu arada Abhazya’da yerleştirmişler, bugün Gürcüstan dediğimiz ülkeyi “Abhazya Krallığı” ve “Abhaz-Kartvel Krallığı” adlarıyle iki krallık olarak kalkındırmışlardır (Kırzıoğlu M.F. Kars Tarihi).
İspanyol gezgini papazın 1350’de Sohum’da gördüğü Kumanlar da böyle gelip yerleşen Kuzeykafkaslı (=Kuman) yardımcılardan Abaza grubudur. Eğer böyle olmayıp Abazacadan (Abhazca) başka dil konuşan bir halk Abhazya’da egemen bulunsaydı buranın otohton dili olan Abhazca o egemen dil içinde eriyip kaybolur ve bugüne kadar kalmazdı. Böyle olmadığı gibi, Abhazya’da Kuman dillerinden birinin bile hiçbir izi kalmış değildir. Kaldı ki Kuman bayrağı olan (Kurt başlı bayrak) Abhazya -ve güney Kafkasya’ya- gelmediği gibi, onun kullanıldığı Avrupa Kuman bölge ve yollarında da (Al zeminde açık elli) bayrak gitmemiştir. Netekim, bu tarihlerde yazılan DEDE KORKUT kitabı da bu bayrağın bölgesine KAN ABKAZE İLİ (= Abhaz hanı ülkesi) demekte ve Türk olmayıp Kuzeydoğu Anadolu Uğuz Türkleriyle komşu ve rakip göstermektedir. İ.H. Konyalı’nın adı geçen eserinin 194. ve 203. sayfalarında, bu tarihlerde yapılıp bugün Topkapı sarayında bulunan Lâtince bir haritada Karadeniz’in doğusunda İmeria’nın bitişiğinde Kafkas dağları altında REGNUM UECUSE veya REGNUM VECUSE yazısının okunmakta olduğu belirtiliyor. Bu, coğrafî mevkiiyle de adıyle de REGNUM ABCASE=ABKAZE HÜKÜMETİ’nin tam kendisidir. Netliği silinmiş eski haritada yapılan okunuş hatası doğruyu kaybetmeyecek kadar azdır. Abhaz adını Abkase ve Abkaze şekillerinde yazan eski metinler çoktur. DEDE KORKUT kitabında da bu kelime, yukarıda geçtiği gibi, Abkaze şeklinde geçer ve ABKAZE İLİ (=ABHAZ KRALI ÜLKESİ)ni Türklerden, Gürcülerden ve Trabzon Rumlarından ayrı olduğunu kesin olarak belirtir. Batının ve doğunun bütün yazarları Abhazlarla Abazaların ayniliğini ve Gürcüden başka olduklarını yazar.
1068 yılında Kartvelya’yı kaybedip bugünkü Abhazya’da tutunan “Abhazya Krallığı” tahtına 1089 da çıkan II. David 1113 veya 1120’de -belki kendisini kalkındırıp yayılmasını sağlayan ve Abhaz soydaşları olup Kuman adı altında birleşen Kuzeykafkaslıların etkisiyle- Abhazya Krallığını hânedânın başka koluna bırakarak kendisi oradan elçekmiş ve yeniden aldığı ülkelerin krallığını yapmaya başlamıştır. Orta Abhazya’dan ibaret olan bu yeni Abhazya’nın başına geçen de baba tarafından Bagrat, anne tarafından Abhaz Açıba (Abhaz Bagratları’nın bir kolu)dır. Bunlar yeni Abhazya’nın başına Met İzzet’in “Kadim Kafkasya”sına göre 1113 ve Prof. M.F. Köprülü’nün Türk Halk Edebiyatı Ansiklopedisine göre 1120’de geçmiştir. Hânedânın eskiden beri alıştığı ünvan olan Abhazca Şahişaba=Çaçıba (Krallar kralı soyu) ve Gürcüce Şirvaşize=Şirvanşahzade ünvanını kullanarak, bazen güçlü bazen silik bir otorite ile 1864 Temmuz’a kadar Abhazya’da hüküm sürmüşlerdir. Egemenlik bölgeleri Sohum ve çevreleridir. REGNUM ABCASE=ABKAZE HANLIĞI budur ve yazıya konu üç çeşit Abhaz bayrağı da bu Hanlığa aittir.

2- Al zeminde yatık açık elli Abhaz Bayrağı

Cengizlilerin saldırısıyle dağılan Gürcüstan’dan 1223 yılında kopan güney Abhazya 1239’da Orta Abhazya’ya katılarak genişleyen Abhazya Krallığı ülkesi, 1400 yılında Timur’un saldırısıyle tekrar yıkılan yerlerden kopan bir kısım Abhazın katılmasıyle daha da genişleyince devlet bünyesindeki bu değişiklikle paralel olarak bayrağında da -dikili el yerine yatık el yaparak- ufak bir değişiklik yapılmış ve “Al zeminde yatık açık elli Abhaz bayrağı” ortaya çıkmıştır.
Bu bayrak, Johas de Villadetes’in İspanyolca haritasındaki “58 Devletin bayrakları”ndan biridir. Harita 1428 yılında yapılmıştır. Sayın İ.H. Konyalı bunun Abhaz bayrağı olduğunu yazmakla beraber, Abhazların Abazadan ziyade Gürcü sayılması gerektiğini sanmaktadır. Kendisinin; bu bayrağın milliyetini bildiren kaynağı okumasından da buna ait yazısını yazmasında da çok aceleye gelmesi yüzünden sehve uğradığı apaçık görülüyor. Sayın yazar, adı geçen eserinin 152. Sayfasında; “Kırmızı zemin üzerine beyaz bir el resmini taşıyan bu bayrak Kafkasya’nın Karadeniz sahilinde şimdiki ismi Sohum olan SEBASTOPOLİ şehri üzerindedir. Bu bayrağın milliyetini tayin etmek biraz güçtür. Daha eski ismi Dioscurias olan SEBASTOPOLİ eskiden Abhazya= Kolkide’nin baş şehirlerinden sayılırdı. Trabzon İmparatoru David’in 22 Nisan 1459 tarihli bir tahriratında Türkler aleyhinde kendisine müttefik olanlar arasında Abhazya beyi Rebia ile biraderinin 30 bin savaşçı ile birlikte bulunduğu kayıtlıdır. SEBASTOPOLİ’nin bu tarihlerde Gürcülerin idaresinde bulunduğuna göre bu bayrağa Abaza bayrağından ziyade Gürcü bayrağı demek daha doğru olur” demektedir. Bu ifadesinde açıkça görülüyor ki Trabzon İmparatorunun tahriratındaki bu pasajda Gürcülerden sözedilmediği gibi, bahsettiği Abhazların Gürcü olduklarını belirten en ufak bir imâ da yoktur. Bu pasajla verilen bilginin kaynağı olarak hâşiyesinde gösterilen “Kadim Kafkasya” adlı eser ise; Abhazların Gürcü olduklarını değil de, olmadıklarını gösteriyor; ondan alınan şu üç pasaj da gerçeği göstermeye yeter:
“Gürcü Cumhuriyeti eskiden beri ırkiyle ve tarihiyle Çerkes olan Abhazyalıların bu sevimli ve mukaddes yurdunu hiçbir hakka müstenit olmayarak bu defa Alman kuvveti harbiye ve siyasiyesinin muzahereti fiiliyesiyle işgal altına almış ve Abhazyalıların mevcudiyeti milliye ve hayatiyyesini bütün fecayiiyle tazyiketmiye ve Abhazyalıları ıztıraplar içinde yaşatmağa başlamıştır”. (Kadim Kafkasya. S. 195).
“Gürcülerin ırkça Abhazlılar ile aslâ bir ilgileri yoktur. Tarihçe de; Gürcüler Abhazya’yı fiilen aslâ istilâ edememişlerdir. Tersine olarak, Abhazya hükümdarları bir zamanlar Arap istilâsına karşı Gürcüstan’ın kurtarıcısı olmuşlardır. Hattâ en evvel Bizans İmparatorluğu ve medeniyeti ile temasetmesi hasebiyle Abhazya; fikren Gürcüstan’a da hâkim bir durumda kalmıştır. Bundan başka; Abhazya prensleri, hâkimleri Kutays ve Khoni gibi şehirleri kurmak suretiyle de Gürcüstan’ın imarına ve medenileşmesine hizmetler etmişlerdir”. (Kadim Kafkasya. S. 240).
“… bir Çerkes -Abhaz demek istiyor- kabilesi olduğu sâbit olan eski Apsileler; en muteber tarihçilerin belirttiği üzere, Samırzakan’ın bir kısmında ve bütün Mıngrelistan’da ve bilhassa Zogdidi ve Senakh ilçelerinde yerleşik bulunuyorlardı. Abhaz probleminde tam olarak hak tanır ve tarafsız kalmak şerefini kazanan Gürcü tarihçi Maçavaryan’ın tam bir açıklıkla söylediği üzere Samırzakan’da Ruslar tarafından kurulan özel bir komisyon Samırzakanlıların ve bu bölgenin prens ve bey ailelerinin ezici çoğunluğunun Abhaz bulunduklarını, Samırzakan’ın güney sınırındaki birkaç Mingrel bey ailesinin ise esasen Mıngrelistan’dan gelme olduklarını kesin olarak belirtmiştir. (Sohum Rehberi)”. (Kadim Kafkasya. S. 242).
Bu gibi pasajları çoğaltsak da hepsinin göstereceği şudur ki 1917 yılına kadar hiçbir tarihte Gürcüler Abhazya’ya aslâ hâkim olmamışlardır. Graf Marsilli, Evliya Çelebi, Prof. Bartold, Prof. M.F. Köprülü, Yusuf İzzet Paşa (Met İzzet), Dr. M. Çavaryan, Abkhazian… vs. bütün yazılar Abhazları Abaza gösterir; hükümetlerine de çeşitli yazılarda Abhaz Krallığı, Abhaz Çarlığı, Abhaz Hanı, Abhaz Beyliği, Abbaz Prensliği, Abhaz Hâkimi denmektedir.
Abhazların kendi içlerinden yetişen ilim ve yazı adamları da Abhaz ve Abazaların aynı şey ve Çerkeslerin bir kolu olduklarını bildirir. Dünyadaki 200.000’den fazla olan Abhaz halkından hiçbiri kendisini Gürcü bilmez, Abaza bilir ve Çerkesliğin bir kolu sayar. Hür oldukları zaman Kuzeykafkaslılarla kaderbirliği kurmak ve Gürcüstan’a bağlanmamak için politik ve silâhlı savaşlar yaptığına yakın tarihleri şâhittir. Hâlâ bile Gürcü ve Rus konuşma dillerinde Abhazlara daha çok Abaza denmektedir.
İlim dünyasında Abazo-Çerkes, Abkhazo-Ubykho-Circassien, Abasgo-Kerkete terimleri bol bol görülüyor da Abkhazo-Georgien, Abkhazo-İberien dili gibi bir terim aslâ görülmez. Her şey Abhazların Gürcü olmadıklarını gösterir. Abhazların Gürcü sanılması maddeten bir şey kaybettirmese de, gaye politik milliyet olmayıp Sosyal milliyet ve ilim olunca Abhazın Gürcü olmadığını belirtmek zarurileşir. Ancak; Abhaz aydını bilir ve kabuleder ki coğrafî şartlar zamanımızda Abhazlarla Gürcüler arasında kaderbirliği ve dolayısıyle kardeşlik kurmaktadır ve her iki tarafın birbirinin hak ve hürriyetlerine saygı göstererek yapacakları işbirliği kendilerine huzur sağlar. Bu satırların yazarı da işte o Sohumlu bir Abhazdır.
Konumuz olan bayrağın egemen olduğu bölgeye gelince. Sayın yazarın da belirttiği gibi, bayraklar egemenlik bölgelerini gösterir şekilde haritaya konmuştur; bu sebeple bazıları kuzeyi, bazıları güneyi, güneydoğuyu, doğugüneyi… ni gölge altına alır. Abhaz bayrağı da Sohum’da dikilip Kuban kuzeylerini Don yakınlarına kadar gölgesi altına aldığı görülmektedir. Gerçekten, bayrakların haritada gösterdikleri çeşitli istikametler ve gölgeledikleri bölgeler tarihin de onlara ait gösterdiği yerlerdir. Abhaz bayrağının gölgelediği bölge de Abhazya’dan başka öbür Çerkes (Adıga-Abazin) bölgelerini de kapsamaktadır. Eğer Abhazlar Gürcü olsaydı, milliyeti Gürcü olacak olan Abhaz bayrağı da dikildiği yerin doğu güneyindeki Gürcüstan’ı gölgeliyecek şekilde haritaya konurdu. Halbuki böyle olmamış ve bütün Çerkesistan’ı temsil eder şekilde dikilmiştir.

3- Kara zeminde üç hilalli Abhaz Bayrağı 

Aynı eserin 130-136. sayfalarına konu Hacı Ebülhasen haritasındaki bir bayrak da Osmanlı egemenliği altına girdikten sonraki Abhaz bayrağıdır. Bu egemenlik Hammer’e ve başkalarına göre 1578 yılında Sohum’a Haydar Paşanın tayiniyle başlamıştır (1). Osmanlılar Abhazya’nın iç bağımsızlığına dokunmamıştır. O tarihte Osmanlı ülkelerindeki iki bayraktan biri kırmızı zeminde yukarıya açılmış altın hilalli olup İstanbul, Meraküş, Cezayir, Ucla, Said, Eflak, Kırım, Azak, Ereğli, İnebahtı, Giresun, Antalya, Trabzon, Şam, Kudüs, Mısır şehir ve kalelerinde; kara zeminde yukarıya açılmış üç ak hilalli bayrak da Abhazya’da ve Karabuğdan’da kullanıldığı görülüyor. Üç hilâlden ikisi yukarıda yan yana ve üçüncüsü onların altında sacayakça konmuştur. Buna göre, Abhazya ile Karabuğdan’ın aynı rejimle yöneltildiği ve öbür Osmanlı ülkelerine benzemediği anlaşılmaktadır. Karabuğdan rejimine “Voyvodalık” ve bu Ebülhasen’de de “Karabuğdan Prensliği” ve Abhaz hükümdarlarına da tarihlerde “Prens, Bey, Hâkim, Çar, Kral, Melik” dendiğini görüyoruz. Bayraktaki hilâller Osmanlılık, kara zemin vassallık işareti olsa gerektir. Her üç bayrağın resimleri aşağıda sunulmuştur (2)
(1) Brockelmann’ın Neş’et Çağatay tarafından Türkçeye çevirileri İslâm Milletleri tarihine göre 1577 yılındadır.
(2) Al zemindeki ak el adalet, açık el cömertlik, sol el varlık ve refah (sağ el yapıcılık) sembolüdür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here