Kafkas Diasporası Yayınlarından Seçmeler Temmuz 2015

0
211

Diaspora yayınlarından seçmeler köşemiz bir saygı duruşu. Dönemlerinde kimliklerini yaşatabilmek ve geleceğe –bugünlere- taşıyabilmek için samimi olarak emek verenler için.

Ama sadece bu değil, aynı zamanda geçmişten ders çıkarmak için bir rehber. Geçmişte ne gibi sorunlarla karşılaşıldığı ve ne gibi çareler üretildiğini anlamak için önemli bir hatırlama. Sıklıkla öyle konular gündeme geliyor ki “birbirinin kopyası” dedirtiyor insana, yani geçmiş ve bugün kalmıyor.

Ve aynı zamanda dünden bugüne ne kadar yol alabildiğimiz konusunda bir ölçümetre yayınlar.Tabi ki dış dinamikler, yaşanılan ülkenin durumu, ülkenin de dahil olduğu dünyadaki durum, bu ölçümetrede belirleyici etkide. Bakmaya çalıştığım, bütün bu etkileri göz ardı etmeden iç dinamiklerimizle ne kadar yol aldığımız. Yol almak görece bir kavram gibi görünse de kimliğin durumunu, ülkenin ve dünyanın diğer kimliklerinin durumu ile karşılaştırma olanağı verebiliyor. Tek başına bu durum bile bir dizi şeyi yorumlamak için önemli.

Açık olan bir şey var ki yerimizde sayarak ilerlemeye çalışıyoruz. Ülkenin demokrasi konusundaki durumuna benziyoruz diyebilirim. Ama çok daha ileride olabilmemizi engelleyen kendimiz olmuşuz. Ayağı fren pedalında olanlar, gaz pedalına ayak uzatanlara göre daha belirleyici olmuş. Tersine çevirmek umudumu koruyorum. Tabi ki gerekli yerlerde fren pedalı da devrede olmalı. Sanal ortamın hakaretamiz yaklaşımlarında örneğin; saldırgan, kutuplaştırıcı, kara çalıcı yaklaşımlarda örneğin.

Bu ayki konuğumuz, Çerkes kimliğinin yaşatılmasında önemli emek veren İzzet Aydemir’in “Kafkasya” kültürel dergisi.

Yaşar Güven


Yayına Başlarken

Kuzey Kafkasya’nın kültür ve folklörünü inceleyip, tanıtmak amacını güden dergimiz bugünden itibaren yayımına girmiş bulunuyor. Bizleri bu yönde çalışmaya zorlayan sebeplerin başında hiç şüphe yok ki günden güne benliğini kaybederek dejenerasyona uğrayan Kuzey Kafkasya kültürünün bugünkü durumudur. Dün herkesin hayranlığını kazanıp, ilgisini çeken bir Kuzey Kafkasya kültürü vardı. Acaba bugün de aynı durum mevcut mudur? Bu soruya olumlu bir cevap vermek mümkün değildir. Bu konuda gerçek olan kültür alanında çok şeylerin yitirilmekte olduğudur. Öyle ki ilmi bir şekilde değerlendirilememiş olan gelenek ve göreneklerimizin etki sahası gün geçtikçe daralmakta, bunun sonucu olarak da birçok kötü davranışlar tabii alışkanlıklar halinde karşımıza çıkmaktadır. Topluluğumuzda sık sık rastlanan çeşitli saygısızlıklar hep bu kültürden yoksun kimselerin eserleridir.

İşte biz bu amaçla büyük bir kıymet taşıyan, gelenek ve göreneklerimizi okuyucularımızın istifadesine sunmak için bir çaba sarfetmek istiyoruz. Bunu yaparken de hiçbir zaman çok az olan imkânlarımızla bu dâvanın altından kalkacağımız iddiasında değiliz. Ankara’daki Kuzey Kafkasya Kültür Derneğimizin çalışmalarına yardımcı olarak yayına girişen dergimiz bu yolda karınca kararınca kendine düşen görevini yerine getirmeğe çalışacaktır.

Dergimiz genel olarak kültür ve folklor konularında yayın yapacak ve bu amaçla Kuzey Kafkasya’nın:
A) Tarih, Coğrafya, Edebiyat, Sanat, Dil, Sosyal hayat ve Mitolojisi,
B) Çeşitli memleketlerde yaşamış ve halen hayatta olan devlet adamı, şair, ressam ve bilim adamlarının hayat ve eserleri,
C) Dünyanın çeşitli bölgelerindeki Kuzey Kafkasyalı toplumlarla, bunların dernek çalışmaları,
D) Yabancı dillerde Kuzey Kafkasya hakkında yayımlanmış olan dergi ve kitapların tanıtılmasıyla bunların imkân nispetinde Türkçeye çevrilmesi ele alınacaktır.

Bugün en ilkel toplumların dahi sosyal hayat, tarih, dil vs. çok külfetli çalışma ve incelemeler pahasına ele alınmaktadır. Bu konularda Kuzey Kafkasyalılar hakkındaki çalışmalar ise çok eski devirlerde başlamış bulunmaktadır. Öyle ki Kuzey Kafkasya hakkında çeşitli memleketlerde ve bilhassa Avrupa’da yayınlanan eserler “bir dağ” büyüklüğündedir.

Fakat ne yazık ki bugün Türkiye’deki Kuzey Kafkasyalılar da dahil pek az kimse bu gerçeği bilmekte, bunun dışında büyük bir çoğunluk Kuzey Kafkasya medeniyeti hakkında kulaktan dolma ve hiçbir ilmi esasa dayanmayan söylentilerle yetinmektedir.

Yayın hayatına atılışımızın sebeplerini okuyucularımıza kısaca açıkladıktan sonra biraz da dergide takip edilecek sistemden bahsedeceğiz: İki ayda bir yayınlanacak olan dergimizde tarihi olaylar bir bir sıraya konulacak, geçmiş yıllardaki olaylar önem derecesine göre öncelikle ele alınacaktır. Meselâ; Mayıs-Haziran ayına ait sayımızda geçmişte Mayıs-Haziran aylarında cereyan etmiş olaylara yer verilecektir. Bundan maksat ta Kuzey Kafkasya’nın tarihini bir aktüalite halinde okuyucularımızın gözü önüne sermektir. Ayrıca her sayımızda mümkün olduğu kadar çeşitli konular işlenecek, bunu yapmakla da Kuzey Kafkasya bir bütün halinde ele alınmış olacaktır. Türkiye’de ve yabancı ülkelerde cereyan eden yayın ve dernek çalışmaları da imkân nisbetinde okuyucularımıza zamanında duyurulacaktır.

Bizi destekleyecekleri vadinde bulunan hemşerilerimizden kuvvet alarak giriştiğimiz bu


GÖRÜŞLER

İzzet Aydemir

Bugün Kuzey Kafkasya’da yaşamakta olan Çerkesler çeşitli cumhuriyet ve muhtar bölgeler adı altında, birbirlerinden ayrı, kendilerinden olmayan topluluklara tabi olarak varlık ve benliklerini yaşatma çabası içinde bulunmaktadırlar. Bunların yaşayışları dergimizin yayınları arasında okuyucularımıza anlatılmaktadır. Bunun dışında önemli bir problem daha vardır ki o da bir asırdan fazla bir zamandan beri ana yurtlarını terkederek Türkiye, Suriye, Ürdün, Irak, Mısır, Amerika ve çeşitli Avrupa memleketlerinde yaşayan Kuzey Kafkaslıların durumlarıdır. Bunlar birbirinden ayrı, düzensiz, bulundukları toplum içinde sadık birer vatandaş olarak yaşamakta, kısmen de olsa benliklerini koruma çabası içinde bulun-maktadırlar. Aralarında bulundukları toplumun en yüksek kademelerini işgal etmiş pekçok Kuzey Kafkaslının dışında pek az aydın kendi milli meseleleriyle ilgilenmekte, diğerleri çeşitli sebeplerle milli davalarında rol oynayamamaktadırlar. Biz bunların nedenleri üzerinde bilahare durmak kaydıyla çeşitli ülkelerde pek az da olsa milli meseleleri üzerinde çalışma gösterenlerin, bu konudaki düşüncelerini anlatmaya çalışacağız.

Şüphesiz her millet gibi Kuzey Kafkasyalılar da milli benliklerini koruma ve istikballerini garanti altına alma bakımından birşeyler yapmak istemektedirler. Bu da ancak bütün dünyada sayıları 5-6 milyonu bulabilen Kuzey Kafkaslıların kendilerine ait bir toprak üzerinde bir araya gelip bağımsız olarak yaşayabilme imkanına sahip olmalarıyla mümkündür. Acaba çeşitli memleketlerde Kuzey Kafkasya’nın istikbali yolunda yapılan çalışmalar nelerdir? Şimdi bunları inceleyelim.

1- Merkezleri Avrupa ve Amerika’da olan ve çoğunluğunu birinci ve ikinci dünya savaşından sonra Kafkasya’dan ayrılan Kuzey Kafkasyalıların teşkil ettiği gurubun çalışmaları. Bunlar Kuzey Kafkasya’nın tamamen bağımsızlığa kavuşmasını, bunun için de Kuzey Kafkasyalılara yardım edecek devletlerle işbirliği yapılmasını, onların yardımıyla politikalarını yürütürken diğer taraftan da, bilhassa orta doğuda bulunan Kuzey Kafkasyalıların milli benliklerini yitirmemelerini ve bir “Kafkas vatanı yaratma” fikrini benimsemelerini teşvik ederler. Bunların fikrine göre milletler ergeç bağımsızlıklarını kazanacaklardır ve Kuzey Kafkasya da bu hakka sahip olacakların başında gelmektedir.

Bu fikre karşı duranların görüşleri ise şu merkezdedir: Kuzey Kafkasya diğer mahkûm milletlere nazaran apayrı bir özelliğe sahiptir. Bugün kısmen de olsa hürriyetinden mahrum olmayan milletlere nazaran Kuzey Kafkasyalılar çok kritik bir vaziyettedir. Diğer milletlerin aksine, zaman Kuzey Kafkasyalıların aleyhine çalışmakta, nüfusunun çoğunluğu anavatan dışında yaşamakta ve gün geçtikçe de asimilasyon sonuca bu nüfus sıfıra inmektedir. Ayrıca ileri sürülen bağımsızlığa kavuşma yolu ancak yeni bir dünya savaşının neticesine bağlanmaktadır ki bugün için bu ihtimal çok uzaktır. Bu görüşe şunu da eklemek gerekir ki birçok büyük devletler Kuzey Kafkasyalıların hakkını savunup onlara maddi yardımlarda bulunurlarken gerçekte kendi menfaatlerini düşünmekte, diğer birçok milletler yanında Kuzey Kafkasyalıları da istismar etmektedirler. Geçmişte edinilen tecrübeler bu görüşlerin ne kadar yerinde olduğunu anlatmaya yeterlidir. Bu gün dahi Avrupa’da Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığı yolunda yapılan çalışmaların esasında bu istismarları kolayca görmek mümkündür. Çeşitli yer altı zenginliklere ve bu arada bol miktarda petrole sahip olan Kuzey Kafkasya’nın bağımsızlığı çalışmaları yapılırken bu hususların göz önünden uzak bulundurulmaması gerekir.

2- Kuzey Kafkasyalıların Avrupa’ya nazaran çoğunlukta bulundukları memleketlerde ve realist olmaktan uzak olan çalışmalar. Bunların arasında daha ziyade mistik çalışmalar önem taşır. Bunlara göre Kuzey Kafkasya’da olsun, muhacerette olsun bütün Kafkasyalıları birleştirmek için dini birlik yeterlidir. Binaenaleyh dine önem verilmeli, mümkün olursa Kuzey Kafkasya’daki Müslümanlar İslâm âlemine çekilmeli, bağımsızlığa kavuşma fikri ancak böyle bir ortamda düşünülmelidir. Bu görüşte din ön plana alınmalı, milliyet bunu takip etmelidir. Bu şekil faşist görüşle de bağdaşmaktadır. Bunlar bulundukları memleketlerde kendi fikirlerinin savunucusu olan parti ve derneklerle işbirliği yapmaktadırlar. Bu görüşe karşı ise pekçok itirazlar olmakla beraber, en başta gelen şey bugünkü Kuzey Kafkasya’da yaşayan Çerkeslerin bir kısmının Müslüman olmayıp, Hıristiyan oluşudur. Yirminci asır artık laik düşünüşe sahip bir görüşü tamamen benimsemiştir. Kuzey Kafkasya’daki Müslümanların ön plana alınıp, diğerlerinin saf dışı tutulmasına en başta Avrupalı devletler meydan verecekler midir? Ayrıca bu görüş Kuzey Kafkaslıların hürriyet ve bağımsızlığı ile ne dereceye kadar bağdaşabilmektedir?

3- Bilhassa Suriye ve diğer Ortadoğu memleketleriyle Türkiye’de bir takım kimselerce benimsenmeğe başlayan fikir. Bunların fikrine göre bugün dünyada Kuzey Kafkasyalıların topluca barınabilecekleri bir yer varsa o da Kafkasya’dır. Çeşitli politik çekişmelerle huzurları kaçmış ve fakir düşmüş olan Kuzey Kafkaslı azınlıkların bir an önce ana yurtları Kafkasya’ya dönmeleri en çıkar yoldur. Bütün çalışmalar bu yönde yapılmalı, eğer Kuzey Kafkasyalıların istikballeri samimi olarak düşünülüyorsa, bunun dışında bir çözüm şekli aranmamalıdır.

Tabii, bu görüşe Ortadoğu’da yapılan çeşitli propagandalar etkide bulunmuştur. Ancak Kuzey Kafkasya’daki yöneticilerin empoze etmek istedikleri bu düşünüşün bir nedeni vardır. Bu yöneticiler belki de düşüncelerinde samimi olabilirler, fakat bir an için yüzbinlerce insanın ana vatanlarına dönmek istekleri göz önüne alınırsa, bu yöneticiler bu büyük problem karşısında ne yapacaklardır? Bu işi organize etme güç ve yetkisine sahip olabilecekler midir? En önemli bir hususta Kuzey Kafkasya’ya bir dönüşte bu insanları ne gibi bir akıbet bekleyecektir? Bunlar Kuzey Kafkasya’da bundan sonra olsun kaygısız bir hayat yaşayabilecekler midir?

4- Bütün bu fikirlerden ayrı olarak (Bu görüşü savunanlar Türkiye’de çoğunluktadır) Kuzey Kafkasyalıların bağımsızlığı davasını ortaya atmanın faydasızlığını savunan görüştür. Bunlara göre Kuzey Kafkasyadakileri kendi alın yazılarıyla baş başa bırakmalı, çeşitli ülkelere yerleşmiş olan Kafkaslılar bulundukları ortama uyup kişisel çıkarlarım düşünerek, kendi yaşantılarını iyiye götürme yollarını aramalıdırlar. Yaşadıkları memleketin kanunları çerçevesinde milli benliklerini idame ile kültürel çalışmalarda bulunmayı düşünenler olduğu gibi, bunu dahi lüzumsuz addeden ve bir an önce asimilasyona gidilmesini isteyenler de mevcuttur.

İşte Kuzey Kafkasyalıların bizzat kendilerinin bir çözüm yolu bulmak zorun-da bulundukları problemler bunlardan ibarettir. Bugün dünyada bir Kafkas davası var kabul ediliyorsa -ki olmalıdır- bu işte çaba sarfeden aydınların herşeyden evvel yapacakları birşey vardır: Herkesin benimseyebileceği, Kuzey Kafkaslıların istikbaline en uygun olan hal şeklinin tayiniyle, takip edilecek yolun bilinmesi. Aksi halde belirsiz ve başıboş çalışmaların fuzuli bir gayretkeşlikten ileri gidemeyeceği akıldan çıkarılmamalıdır.

Asrımız büyük meselelerde, düzenli, disiplinli, kollektif ve şuurlu çalışmayı gerektiren bir politika izlemeği gerektirmektedir.

Önceki İçerikKadirov ve Çeçenya’nın gizlenen gerçekleri
Sonraki İçerikİyi Sonuç
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz