“Biz canımızı da ortaya koyarak onurun yanında yer aldık”

0
353

Suruç’taki katliamda annesini ve abisini yitiren Lh’ışe Sinem Kılıç’la konuştuk.

-Okuyucularımıza kendini anlatır mısın Sinem?
1992 yılında Bursa’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Bursa’da tamamladıktan sonra Nalçik’te üniversite eğitimime başladım. Halen Nalçik’te İnşaat Mühendisliği bölümünde eğitimime devam ediyorum.
Abzah boyu Lh’ışe sülalesindenim. Babam 1980 öncesi sosyalist mücadele içinde yer alıyordu. Sonrasında da bu fikirlerini korudu. 1980 öncesi ve sonrasında babam Bursa’da Çerkes dernekleri içinde de yer alarak, kendi kültürünü koruma ve geliştirme mücadelesi yürüttü. Biz de hem sosyalist hem de Çerkes kültürü etkin olan bir aile içinde büyüdük. Demokratik bir aile yapımız vardı. Türkiye’de yaşanan sorunlara ve Çerkeslerin sorunlarına duyarlı birer birey olarak yetiştirildik.

-Kobani’ye gitme fikri nasıl oluştu?
Abim Nartan ile Nalçik’te eğitimimize devam ederken Kobani’nin yeniden inşası için Türkiye ve dünya halklarına çağrı yapılmıştı. Nartan bizim de orada olmamız gerektiği fikri içindeydi. Bunu benimle de paylaştı. Daha sonra Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Kobani’nin yeniden inşasına katılma çağrısında bulundu. “Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz” çağrısına biz de duyarsız kalamadık. Zaten böyle bir fikrimiz olduğu için bu çalışma içinde yer almak istedik.

– Kobani’ye giderken aklınızda ve hayalinizde ne vardı?
Öncelikle etnik kimliğimiz ne olursa olsun yardıma ihtiyacı olan bir halkın yanında olmamız gerekiyordu. Bu nedenle abim Nartan, ben ve annem Ferdane, Kobani’ye doğru yola çıktık. Oraya gittiğimizde savaş nedeniyle yıkık bir kentle karşılaşacağımızı biliyorduk. Halen tehlikelerin var olduğunu da biliyorduk. Ama genç inşaatçılar olarak o kentin yeniden inşasına küçük de olsa bir katkıda bulunmak istiyorduk. Ayrıca Kobani’de süren savaş ve orada kazanılan zafere katkısı bulunanlar arasında Çerkesler de vardı. Onlar Kobani’nin zaferi için mücadele ederken biz de yeniden inşası için mücadele içinde yer almalıydık.
Kobani’de Çerkeslerden oluşan bir tabur bulunuyor. İçinde Çeçen komutanların da bulunduğu bu taburdaki savaşçılarla tanışmak, onlarla sohbet etmek de en büyük hayallerimizden biriydi. Bu taburdaki Çerkesler bizim geleceğimizden haberdardı. Ve bizi karşılamak için Türkiye-Kobani sınırına geliyordu. Fakat biz daha Suruç’ta son hazırlıklarımızı tamamlamaya çalışırken bombalı katliam yaşandı. Bu katliamda abim Nartan ve annem Ferdane’nin de bulunduğu 33 arkadaşım yaşamını yitirdi, yüzlerce arkadaşım yaralandı.

-Kobani’ye ne tür malzemeler götürüyordunuz? Yaşananlara dair neler düşünüyorsun?
Kobani’ye gitmek üzere İstanbul’da buluştuğumuzda yanımızda çok sayıda yardım ve inşa malzemesi vardı. Çünkü oraya gittiğimizde kreş, okul, hastane, çocuk parkı, kütüphane ve hatıra ormanı inşa edecektik. Çocuk parkı malzemeleri, ilaç, serum, oyuncak, kitap vb. malzemeleri araçlarımıza yükleyerek Suruç’a gittik. Yol boyunca sık sık polisin kimlik kontrolü ve taciziyle karşılaştık. Suruç’un girişinde TOMA, Akrep ve keskin nişancılar bizi karşıladı. Kobani’ye gidişimizden devletin, AKP hükümetinin ne kadar rahatsız olduğunun işaretleriydi bunlar.
Suruç’ta yaşanan katliamın ardından saldırıyı gerçekleştiren kişinin IŞİD’li olduğu açıklanmıştı. Fakat bu katliamı tek başına bu kişinin gerçekleştirmiş olması pek mümkün görünmüyor. Biz 19 Temmuz günü İstanbul’dan yola çıkarak 20 Temmuz sabahı Suruç’a vardık ve Amara Kültür Merkezi’ne gittik. Aslında burada basın açıklaması yapmak gibi bir niyetimiz yoktu. Kahvaltımızı yaptıktan sonra fotoğraf çektirmek için dışarı çıktık. Daha sonra konuşmalar yaparak bu arada Suruç’a ulaşmasını beklediğimiz arkadaşlarımızı beklemeye başladık. Konuşmalar yapılınca Çerkeslerin de savaş istemediğini, barıştan ve insanlıktan yana olduğunu anlatmak üzere annemin de bir konuşma yapmasını istedim. Tam bunun hazırlığını yaparken katliam saldırısı gerçekleşti. Bu kişinin biz basın açıklaması yaparken Amara Kültür Merkezi bahçesine geldiği, saldırganın birileri tarafından yönlendirildiği çok açık. Ayrıca katliam saldırısının ardından biz ölülerimizi kaldırmaya, yaralı arkadaşlarımıza yardım etmeye çalışırken, kültür merkezinin çevresinde bulunan polislerin bizlere bakarak gülmesi, ardından gaz bombalarıyla saldırması, ambulansların geçişine izin vermemesi bu katliamın tek başına IŞİD tarafından gerçekleştirilmediği, arkasında AKP Hükümetinin bulunduğunu gösteriyor.
Bu katliamın ardından bazıları ‘Orada ne işiniz vardı?’ demişti. Nartan ile ben yılın sadece 1,5 ayında Türkiye’de bulunuyorduk. Geri kalan zamanımız ise eğitimimiz nedeniyle Nalçik’te geçiyordu. Bu zamanımızı tatil yaparak, arkadaşlarımız ve ailemizin yanında geçirebilirdik. Fakat biz Çerkes kültürüyle yetişen gençler olarak, yardıma ihtiyacı olan bir halkın yanında olmayı tercih ettik. ‘Candan önce onur gelir’ der büyüklerimiz. Biz canımızı da ortaya koyarak onurun yanında yer aldık. Bu katliamın ardından bizimle ilgili spekülasyon yaratan sözler sarf edenler, bizi yasadışı örgüt üyesi ilan edenler, bir zamanlar Çerkeslerin de sürgün ve soykırıma maruz kaldığını unutmamalı.
“Kobani düştü düşecek” diyenlerin, Kobani’deki zaferden ve Türkiye halklarından gençlerin Kobani’ye sahip çıkmasından ne kadar rahatsız olduğunu gösteriyor bu katliam. Bu katliamda ikisi çok yakınımdan 33 arkadaşımızı kaybetmeme rağmen “Kobani sana yine geleceğiz” diyoruz. Bu bir insanlık çağrısıdır. Bu çağrıya tüm halklar gibi Çerkesler de ses vermeye devam etmelidir.

Önceki İçerikKayseri Kafkas Kültür Derneği’nden DÇB açıklaması
Sonraki İçerikÜç Mutlu Gün
Çurmit Sebahattin
Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Çerkes Kuşçular Köyü’nde 1973 yılında doğdu. İlkokulu köyünde okudu. Lise 1’den sonra okul hayatını bitirip inşaatlarda çalışmaya başladı. 1990 yılında İstanbul’a gitti. Orada İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin gençlik kollarında ve sosyal faaliyet kollarında yer aldı. 2005 yılında yayınlanmaya başlayan Jıneps gazetesinin yakınında, okuru olarak başladığı yayın serüvenine yayın kurulu üyesi olarak devam ediyor. Şimdilerde ise köyünde organik tarım yapma gayretinde.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz