Kafkas Diasporası Yayınlarından Seçmeler Ekim 2015

0
220

Kafkasya Kültürel Dergi
Sayı 15 Haziran-Temmuz-Ağustos 1967

Çerkes Sefer Bey-Zanoğlu (Zan-İko, Çonokov)

Derleyen: B. Batırhan

Çar Naibi ve Kafkas ordusu başkumandanı General Baron Rozen’in, Trabzon Seraskeri Osman Paşa’ya yazdığı ve 29 Haziran 1935 tarihini taşıyan mektubunda:
“Zatıalilerinizle mevcut olan dostluğa ne kadar önem verdiğimi takdir ederseniz. Samimiyetimi ispat etmek için elime geçen fırsatı, ne kadar küçük olursa olsun, kaçırmayacağıma inanacağınızı ümit ederim. Buna binaen, dostluğumuza ve hükümetlerimiz arasındaki mevcut anlaşmaya dayanarak, bize tabi bulunan, Doğu Karadeniz sahilindeki dağlılarla sık sık temasta bulunan Çerkes Sefer Beyin faaliyetlerine son verilmesini ricaya cesaret buluyorum.

Çerkes Sefer Bey, Karadeniz doğusu hudutlarımızda yaşayan ve tabiimiz bulunan dağlılarla muhabere yoluyla temas ederek, güya, Sultanınızın Çerkeslere donanma ve askerle yardımda bulunacağını bildirmekte ve onları buna inandırma çabası içinde bulunmaktadır. Cahil olan bu adamlar da (Çerkesler) Sefer Bey gibi bir adamın bu uydurmalarına inanmakta ve Çarımızın tayin ettiği idare amirlerine itaatsizliklerde bulunmaktadırlar. Bu hal şüphesiz ki bizi, silahlı bir müdahaleye mecbur etmekte ve dolayısıyle onların yer, mal ve mülklerinden olmalarına sebeb olmaktadır. İnanıyorum ki, Sefer Bey ve emsali kimselerin bu cahil dağlılar üzerindeki kışkırtıcı hareketlerine son verilmesi halinde bunlara lüzum kalmayacak ve memleketimiz de huzur ve sükûna kavuşacaktır. Bu hususları samimi olarak dikkatinize sunarken, Çerkes Sefer Beyin tutumuna son vermenizi rica ederim” deniyordu.
Sefer Bey-Zanoğlu (Zan-İko, Çonokov) aslen Şapsuğlardan olup Çerkesler ve bilhassa Şapsuğ ve Natuhaylar arasında çok sevilen ve sayılan bir önderdi. Türkiye, güya, 1829 Edirne muahedesinde, Kafkas dağlıları üzerindeki hakkını Ruslara devretmişti. Dağlılar ise böyle bir muahedeyi tanımamış ve mücadeleye devam kararı almışlardı. Bu kararla ilgili olarak bir kısım dağlılar Türkiye’ye geçmiş ve çeşitli kaynaklardan yardım aramağa başlamışlardı. Çerkes asilzadelerinden olan Sefer Bey de bunlar arasında bulunuyor, Türk hükümeti ve İngiliz krallığının İstanbul elçiliği ile temaslar kuruyordu. 1835 senesinde yayılan bir habere göre, İngiliz Kaptan Layons kumandasındaki bir İngiliz donanmasının, Karadeniz’e girerek Çerkes ve Abaza sahillerini tetkik edeceği, Türk ve Mısırlıların yardıma geleceği bildiriliyordu. Bu haberi gönderen bizzat Sefer Bey idi. Trabzon Seraskeri Osman Paşa da, General Baron Rozen’a yazdığı mektupla, Sefer Beyin İstanbul’da ve İngiliz sefirinin yanında bulunduğunu teyid ediyor, bu durum ise Rusların telaşlanmalarına sebeb oluyordu. Sefer Bey aynı sene içinde, Kaptan Layons’la da görüşmüş ve onunla Karadeniz sahilindeki dağlılara haber göndermiş, Ruslara boyun eğmemelerini, isyan etmelerini tavsiye etmiş ve bu hareketlerinin Türk ve İngilizler tarafından destekleneceğini bildirmişti. Kendisi de İstanbul’da İngiliz sefiri Ponsobi ile sıkı sıkıya temasta bulunmaktaydı.
General Baron Rozen’in 14 Temmuz 1836 tarih ve 529 sayılı raporunda:
“Kafkas ordusu Kumandanı General Wilyaminov’dan aldığım rapora göre, Şapsuğ ve Natuhayların mukavemetleri geçen yıllara nazaran artmıştır. Gün geçtikçe faaliyetlerini arttırarak, büyük çeteler halinde, müfreze ve istihkâmlarımıza hücum etmektedirler. Bunun sebebi; Sefer Bey’in devamlı olarak gönderdiği ‘hareketlerinin Türk, İngiliz, Fransız ve Mısırlılarca destekleneceği’ yollu haberlerdir” deniyordu.
Gerzi’nin (Raporundan kim olduğunu anlamak mümkün olmamıştır. Selahiyet ve mevki sahibi biri olması gerekmektedir. B.B.) 24 Haziran ve 2 Temmuz 1836 tarihinde yazdığı raporlarında: “Sefer Bey’in İstanbul’daki İngiliz sefaretinde bulunduğu ve nüfuz sahibi olduğu, sefarethaneden temin ettiği 80 fıçı barutu sa-vaşmakta bulunan dağlılara ulaştırılmak üzere Batum’a gönderdiği” belirtiliyordu.
İstanbul’da bulunan Rus heyeti Başkanı Butenov’un General Baron Rozen’e yazdığı 6 Ekim 1836 tarih ve 578 sayılı mektubunda ise:
“Başkanı bulunduğum komisyonun teşekkülünden, daha doğrusu, Edirne muahedesinden bu yana, değerli hükümetimin bana verdiği vazife malumunuzdur. Dağlılar arasında sulh ve sükûnun temini gayesile, onları dışardan kışkırtıcı faaliyet gösterenleri tesbit ve tayın hususunda gereken gayreti göstermekte ve bu nevi faaliyetin bir kısmını da tesbit etmiş bulunmaktayım. Nitekim bu şahıs, zatıalilerinizin de tanıdıkları, Şapsuğ kabilesinden dağlı Sefer Beydir. Hadiseleri sebebile vatanını terketmek mecburiyetinde kaldığından, önce hudutlarımız bölgesinde, sonra da İstanbul’a gelerek burada faaliyet göstermeğe başlamıştır. Vatanını Ruslara olan hudutsuz düşmanlığı sebebile, onlardan uzak olmak için terk etmiş değildir. Bilakis oraya dönmek ve mücadelelerine devam etmek için gerekli taraftar ve memba arama çabasındadır. Nitekim kısa bir sürede İngiliz sefaretine hulul ederek (girerek, J.) mühim bir siyasi hüviyet kazanmıştır. Buradan muhtelif yollarla memleketindeki eşkiyalarla temaslar kurmakta ve İngilizlerin bize karşı bir silâhı haline gelmiş bulunmaktadır. Bugüne kadar da İngilizlerden temin ettiği ateşli silah, mühimmat ve malzemeleri tabamız bulunan, fakat bize karşı savaşan dağlılara gönderdiği ise bir gerçektir.
Yukarıda belirttiğim hususları öğrenince haşmetli Çar’ımdan aldığım emirler gereğince, Türk hükümeti nezdinde teşebbüse geçerek ‘İki hükümet arasındaki dostluğu ihlâl edecek şekilde hareketleri bulunan Çerkes Sefer Bey’in İstanbul’dan uzaklaştırılmasını, onun bu nevi bozguncu hareketlerinin önlenmesini’ rica ettim. Türk Sultanı, Çar Hazretleri adına yaptığım bu isteği, Sefer Beyi Pazarcık’a (Filibe yakınında) sürgün etmekle hal ettiler. Sürgün yeri denizden uzak bulunduğundan, bundan böyle Sefer Beyin uzun bir süre veya tamamen dağlılarla olan irtibatını kaybedeceğini ümit ederim” deniyordu. (Olaylar, Butenov’un yanıldığını kısa bir süre sonra ortaya koymuştur. Nitekim altı ay kadar sonra, yine Butenov’un aşağıdaki mektubu, bunu açık olarak ortaya koymuştur. B.B.)
Butenov bu mektubunda da:
“Edindiğim bilgilere göre Sefer Beye bağlanan aleyhimizdeki hareketler, sadece onun inisiyatifi ile meydana gelmemektedir. Bu tahrikler, daha çok bize düşman olan ecnebilerin ve bilhassa, başta İngiliz Urkhart’ın bulunduğu bir şebekeden doğmaktadır.
Urkhart, daha 1833 yılından beri dağlılarla temas yolu aramakta ve devamlı olarak aleyhimizde neşriyat yapmakta bulunuyordu. Nihayet İstanbul’da tanıdığı Sefer Beyin aracılığı ile dağlılarla temasının istediği sonucu vereceğini anlamış ve cehaletinden istifade edip onu aleyhimizde bir silah olarak kullanmağa muvaffak olmuştur. Halen yanında her zaman bize düşman olan Şapsuğ ve diğer kabileler-den mümessiller bulunmaktadır, bunlar Hacı Hartul, Hacı Besleney ve Molla Mehmet gibi kimselerdir. Bununla beraber Sefer Beyin yanında, 200 kadar Çerkes asilzadesinin mühürleriyle tastik edilmiş vekâletleri bulunmaktadır. Kendi veya arkadaşlarının imzaları ile yazdığı mektupları sadece Şapsuğlara değil fakat, Hazar denizine kadar uzayan bölgelerde yaşayan Müslümanlara ulaştırmaktadır. Bu arada İngiliz ve diğer devletler de dağlıların istiklâllerini tanıdıklarını neşir yoluyla açıklamaktadırlar” deniyordu.
1851-1855 yıllarında Kafkasya’da Çar Naibi ve Kafkas ordusu Başkumandanı olarak bulunan N.N. Muraviyev’in Hatıraları adlı eserinde (Cilt 2, Sayfa 338, yıl 1877):
“Anapa istihkâmını, biz çekildikten sonra, Sefer Bey işgal etmiştir. Edindiğim bilgiye göre beraberinde, 50 kadar Türk, 200-300 kadar Çerkes, birkaç ecnebi subay ve tüccar bulunmakta imiş. Kale kumandanlığını uhdesine alan Sefer Bey, oradaki kiliseyi cami şekline çevirmiş, Anapa istihkâmının deniz yönündeki kısmını uçurmak isteyen Fransız istihkâm subaylarına da müsaade etmemiştir”.
Aynı eserin 292. sayfasında da:
“Müttefikler, (Kırım harbinde Türk, İngiliz ve Fransızlar, B.B.) Kafkas milletleri arasında umdukları yakınlığı bulamadılar. Sefer Bey, Türk ordusunun Kafkas cephesi Kumandanı Ömer Paşanın Anapa istihkâmına gönderdiği İngilizleri kaleye kabul etmedi. Anlaşılıyor ki dağlılar, Ruslardan kurtulduktan sonra, başka bir milletin uyruğuna da girmek istememektedirler. Hürriyet ve İstiklâlleri uğruna yeni bir düşmanla mücadele etmektense, bizimle mücadeleyi tercih etmektedirler. Zira üç nesilden beri devam eden savaşlar, bizimle ne şekilde döğüşeceklerini onlara öğretmiştir. Bu sebeble, bilinmeyen bir düşmanla uğraşmaktansa, bizimle uğraşmayı tercih ederler” denmektedir.

İstifade edilen eserler:
1. A. Berje-Cilt VIII, Ruskaya Starina, 1882
Kafkas Naibinin 1832-1837’ye kadar Çar 1. Nikola’ya takdim edilmek üzere gönderdiği raporlar.
2. 1854-1855 yıllarında yine Kafkas Çar Naibi ve Kafkas ordusu başkumandanı olarak bulunan N.N. Muraviyev’in hatıraları, Cilt I ve II.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here