Nofa’nın ilkesi

0
553

Nofa, Adıgecede tatlı, ışık saçan anlamına gelir. Bu sevgi dolu isim, Nofa’ya bir Çerkes köyü olan Koş-Hable’de verilmiştir. Bu kadın, ölümünün üzerinden otuz yıldan fazla geçmiş olmasına rağmen Abazin köyü Kubina’da halen unutulmamıştır. Asıl adı Aminat’tı ve Kençeşaov ailesine gelin geldiğinde ilk evliliğinden bir kızı vardı. Eşi Apa’nın ise ilk evliliğinden bir kızı ve bir oğlu vardı.

Herhangi bir okulda okumamıştı ama onu tanıyanların anlattığına göre, inanılmaz kabiliyeti, zekası ve bilgeliği tüm insanların dikkatininin bu mütevazı kadına yönelmesini sağlıyordu.
Ne yazık ki çok zor zamanlar geçirdi, kıtlık sonrasında tam her şey yoluna girecekken savaş başladı. Nofa’nın üvey oğlu cephede öldü ve geride üç küçük çocuk bıraktı. Çocukları yetiştirme işini Nofa ve Apa üstlendi. Sonrasında ise başka kimsesiz çocukları ve cephede ölen akrabalarının çocuklarını evlat edindiler. Apa ve Nova’nın ortak bir çocukları dünyaya gelmemişti ama çocuk sesleri evlerinden hiç eksik olmadı.

Şenkao Lidya, “Büyükkannem Biba o çocukların hiçbir zaman üveylik hissetmediğini çünkü Nofa’dan çok büyük bir anne sıcaklığı aldıklarını anlatmıştı. Yetimleri büyüten Nofa ile büyükannem Biba eltilerdi ve birbirlerine kardeş kadar yakınlardı. Koş-Hable kolhozunda çocuk yuvası açıldığında ikisini oraya aldılar. Nofa müzisyendi, mızıka çalardı. Biba ise aşçı olarak çalıştı” diyor. Nofa gerçekten de mızıkayı ustaca çalıyordu. Anlatıldığa göre, Apa evlendiğinde bir inek satmış ve karısına mızıka satın almıştı. Nofa etraftaki çocukları etrafına toplar ve farklı melodiler çalarmış. Çocuklara yeni isimler takarmış. Kimisine Abazince “Chukun” (küçük), kimisine de Adıgece “Dahe” (güzel) gibi isimler… Tatil günlerinde civardaki üç köyden gelen insanlar toplanıp büyük bir hevesle Nova’nın mızıka performansını beklerlermiş. Mızıkayla çaldığı melodilere yumuşacık ama güçlü sesiyle söylediği Adıgece ve Abazaca şarkılarla eşlik edermiş Nofa…

Eşi Apa’nın torunu Khazrail Kençeşaov, “Savaş başlayınca babam cepheye çağrılmış. Ben bir yaşındaydım. Daha önceleri sık sık ziyaret ettiğimiz büyükbaba ve büyükannemizin yanında kalmaya başlamıştık. Halamın kızı Luba’yı da evlatlık aldılar. Luba çok hastaydı ve Nofa onu tedavi edip iyileştirdi, şimdi çok sağlıklı” diyor.

Nofa başarılı bir şifacıydı, insanları bitkilerle tedavi ediyordu. Aliberdukovsky, Zeyuko, ve Elburga köylerinden hastalar ona gidiyordu. Uzuvlarının kesilmesinden kurtardığı insanlar bile olmuştu. Apse ve çıban tedavisine dair bir ilacın tarifini ailesine bırakmıştı: Bu karışımda çamaşır deterjanı, bal, yumurta sarısı gibi basit malzemeler yer alıyordu.
O kadar çok anı var ki… Sadece akrabaları değil komşuları da onun yaşamına dair olayları heyecanla anlatıyor. Paylaştığı öğütlerin yaşamlarını nasıl kolaylaştırdığını mesela…
Nofa’yı tanıyanlar, onun çok güzel bir kadın olduğunu söylüyor. Başını ipek bir eşarpla örtermiş. Çocukların ağlamasını hiç istemezmiş. Khazrail, Nofa’nın ona hiçbir zaman elini kaldırmadığını, herhangi biri eve geç gelecek olduğunda gelinceye kadar kanepe üzerinde beklediğini söylüyor. Savaş sonrası yıllarda büyüyen nesil ise Nofa’nın yaptığı oyuncakları unutmuyor: Ulusal kostümler giyen bebekler… Gövdeleri tahtadan, yüzleri beyaz kumaştan yapılmış bebekler…

Çok daha büyük heyecan yaratan bir başka daha yeteneği vardı Nofa’nın. Becerikli bir marangozdu. Yaptıkları hala o evde duruyor: Sehpalar, tabureler, kaşıklar, havanlar…
Nofa’nın alışılmadık bir başka hobisi daha vardı. Bahçedeki minik bir evde güvercinler besliyordu. Cebinde buğday taneleri olan bir önlük giyiyordu hep… Güvercinler omuzlarında ya da avuçlarında korkusuzca oturuyordu, o da sanki kuşlardan aldığı huzur ve sevecenliği insanlara aktarıyordu.

Nofa, yaşamı boyunca birçok acı yaşamıştı. Ardı ardına iki kardeşini toprağa vermişti ama asla karalara bürünmemişti. Kaybettiklerinin giysilerini dağıttıktan yedi gün sonra yine mızıkasını eline almıştı. Dinin uzun süre yas tutmaya izin vermediğini söyler, “Uzun süren matem ızdıraba neden olur” derdi. En zor günlerinde içini boşaltmak için oturup mızıka çalardı.

Nofa şu anda hayatta olmasa da anısı yıllarca insanların yüreğinde yaşayacak. Ailesi her yıl onun öbür dünyaya gittiği tarih olan 31 Mayıs’ta tatlılar yaparak dağıtıyor. Yaşamı boyunca yaptığı tüm iyilikler aziz bir hatıra olarak ona dönüyor. Ve çocuklar hala o örnek alınarak büyütülüyor: “Ömrünün sonuna kadar güzel şeyler yap ve hayatı sev”. Bu, Nofa’nın ana ilkesiydi. (alashara. org)

Çeviri: Serap Canbek

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz