Güney Osetya (9. Bölüm)

0
245

SSCB içindeki milletler ve etnik gruplar 1920’lerde karmaşık bir devletleşme hiyerarşisi içine yerleştirildiler. Uluslar büyüklüklerine göre stratejik ve ekonomik özelliklerine göre birlik cumhuriyetler, otonom cumhuriyetler, otonom bölgeler olarak şekillendirildiler. Küçük kardeşler ortancaya, ortanca kardeşler de büyük kardeşe tabi idiler.
Gürcistan, SSCB içindeki üst düzey Gürcü yöneticilerinden destek ve yardım alarak Abhazya, Osetya ve Acaristan bölgelerini içlerine almayı başardılar. Bu üç bölge otonom bölge statüsünde Gürcistan içinde yaşamak zorunda bırakıldı. Fakat hiçbiri Gürcistan’dan ve statülerinden memnun değillerdi.
Sovyet iktidarının kurulmasıyla Gürcüler ve Osetler arasında zoraki bir barış sağlanmıştı. Osetler; daha kısa bir süre önce Gürcülere karşı verdiği mücadele sonucu uğradığı felaketin yaralarını bile saramadan, hem de beklediği otonom cumhuriyet statüsünü dahi alamadan otonom bölge olarak bırakılmış ve Gürcülerle yaşamak zorunda bırakılmıştı. Otonom bölgelerin kendi anayasaları olmadığından merkezi yönetim karşısında savunmasız kalıyor ve geleceğe güvenle bakamıyordu. Osetya bu durumu adil bulmuyor, kültürel ve ekonomik yönden uğrayacağı zararları biliyordu. Diğer yandan Gürcistan, Osetya’yı otonom bölge olarak dahi hazmedemiyor ve kendisi için zararlı buluyordu.
Gürcü tarafı tüm çabalarına rağmen otonom bölge statüsüne mani olamadı ise de sınırlar belirlenirken, Osetya bölgesinden Kobi ve Gudski Boğazlarını koparmayı başarmış, kendi topraklarına katmıştı. SSCB döneminde de Gürcüler Osetlere karşı etnik ve kültürel baskı politikalarını devam ettirdiler. 1939 yılında Gürcü alfabesi ve Gürcü diliyle eğitimi zorunlu kıldılar. Daha sonra Moskova bu kararları iptal etti ve Rusça eğitime dönüldü.
1944 yılında İnguşların II. Dünya Savaşına katılmadıkları gerekçesiyle Orta Asya’ya sürülmeleri neticesi boşalan köylerine Gürcülerin baskıları sonucu Güney Osetyalılar yerleştirildi. 1992’de bu bölgede patlak veren İnguş-Oset çatışmasının temelinde bu mesele vardı. 1970-1987 yılları arasında Güney ve Kuzey Osetya’yı birbirine bağlayan Rokskiy tünelinin açılmasıyla iki bölge arasında hızlı bir bağ ve ulaşım sağlandı. Bu yol 1989-1992 Oset Gürcü çatışmasında önemli rol oynamıştı. Gürcüler bu tünele karşı çıktılarsa da mani olamadılar. 1989 yılında tünelin bakımı yapılacak bahaneleriyle kapatmaya kalktılarsa da muvaffak olamadılar.
Netice itibariyle Sovyet döneminde Gürcü-Oset anlaşmazlığı çözülemediyse de bir dereceye kadar donduruldu. Sovyetlerin dağılmasıyla yeniden alevlendi.

Değişmeyen Gürcistan

Gürcistan içinde 70 yıl kalan Osetya bilerek ve kasıtlı bir şekilde geri bırakılmış hiçbir yatırım yapılmamıştı. Zenginlikleri sömürülmüş ve doğa tahrip edilmişti. Osetya nüfusunun hızla arttığını, bölgedeki Gürcü nüfusunun artmadığını iddia ederek rahatsızlıklarını dile getirirken bu durumun Gürcüler lehine değişmesi gerektiğini söyleyerek olayı tehdit olarak görmeye başladılar. Oysa gerçekte Osetya’da son 50 yıldır nüfus artmadığı gibi, giderek azalıyordu. Örneğin; 1979’da Osetya nüfusunun %72.8’i Asetin, %16.1’i Gürcü idi. 1989’da bu oran %72 Asetin, %18.3 Gürcü olarak değişti. Asimilasyon politikaları, sürgünler ve baskılar sonucu Oset nüfusu sürekli azalma eğilimi gösterdi. 1860’larda 150 bin olan Osetin nüfusu, 1990’larda 50 bine düştü. Yani Osetya’da nüfusu azaltmak için çeşitli oyunlar oynandı.
Özellikle Zviad Gamsahurdiya döneminde Gürcistan’da artan şoven ve milliyetçi akımlar neticesinde baskılar sonucu Güney Osetya’da milliyetçi hareketler gelişmeye başladı ve bağımsızlık düşüncesi ivme kazandı.
Gürcü milliyetçiler son 200 yılda iki kez bağımsızlıklarını kaybettiklerini öne sürerek halkı bilinçsizce ve şuursuzca etnik vatandaşlık bilincine yönlendirmeye başladılar. İdeallerine kin ve kan üzerinden ulaşmaya çalıştılar. Bu akımlar sonucu 28 Ekim 1990 yılındaki seçimleri ikinci kez Gamsahurdiya kazanmayı başardı ve devlet başkanı oldu. Benzer gelişmeler Osetya’da da yaşandı ve halk cephesi lideri Torez Kulumbekov iktidara geldi.
Ekonomik durumu bozuk olan Gürcistan’da milliyetçi kanat durumu düzeltemeyince, toplumun dikkatlerini başka taraflara çekebilmek için Rus düşmanlığı propagandası başlattılar. Tüm bu olumsuzlukların sebebinin Rusya olduğu, sosyalizmin Gürcülere uygun olmadığı, derhal Rusya’dan kopmaları gerektiği, 1801 ve 1921 yıllarında bağımsızlıklarının Ruslar tarafından iki kez yok edildiği söylendi ve bir sürü suçlamalarla Rus ve azınlıklar düşmanlığı başlatıldı. Dost olarak AB ve ABD’ye koştular, onları bir numaralı dost ve müttefik ilan ettiler.
Gerçekte Osmanlı İmparatorluğu’nun elindeki İmeretiya’yı (Acarya) ve Perslerin (İran) elindeki Doğu Gürcistan’daki Kartliya ve Kahetiya adlı prenslikleri onlardan alarak Gürcistan’a katan ve Gürcistan’ı üniter devlet yapan, Gürcüleri millet yapan, adam eden Ruslardır. Abhazya ve Güney Osetya’yı da Gürcistan’a katan Ruslardır. Gürcülere göre ise, Ruslar Gürcistan’ı bölgelere bölerek üç otonom yapay bölge yarattılar.
Gürcü şoven milliyetçiler akıldışı program ve hayallerle ön plana çıkıp halka bir şey veremeyince kendi sonlarını hazırladılar. Yetersizliklerini örtmek için yapay kriz ve çatışmalardan medet umdular. 14 ay iktidarda kaldıktan sonra 1991’de indirilen Gamsahurdiya Çeçenya’ya kaçtı ve orada öldü veya öldürüldü. 1993’te Güney Osetya’da radikal milliyetçiler iktidardan uzaklaştırıldı.

Sonuç

Sonuç olarak Güney Osetya’da bugünkü fiili durum ve hukuki görünüm şöyledir:
Gürcistan’dan fiilen kopmuş olan Güney Osetya bağımsız görünse de Rusya’nın bir parçasıdır. Artık bu bölgede Gürcü parası geçmiyor, Gürcü bayrağı dalgalanmıyor, Gürcü asker, polis ve resmi görevlileri çalışmıyor. Bölge elektriğini, gazını ve bütün gereksinimlerini Rusya’dan alıyor. Rus pasaportu kullanılıyor. Bölge fiilen Rusya’dır. Osetler uluslararası yasaların kendilerine verdiği kendi kaderini tayin hakkını kullandılar ve 2700 yıldır bu topraklarda yaşayan atalarının yurduna sahip çıktılar. Kültürel ve fiziki yapılarını bundan sonra da burada devam ettirmeye kararlılar.
BİTTİ.

Kaynakça:
-Osetya ve Asetinler-Yılmaz Konak-2007
– Gürcü Saldırıları-Tutanaklar (1988-1992)/Der: B. Çoçiev-M. Dzoev – Alan Vakfı-1996/Çeviri: Sami Yılal-Ahmet Yılal (Şılonate)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here