Ermeni Soykırımı 101. Yıl: ‘Yüzleşme’ çağrısı

0
525

Ermeni Soykırımı’nın 101. yıldönümünde başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir ve yurtdışında düzenlenen etkinliklerle soykırım mağdurları anıldı. Yapılan anmalarda, Ermeni Soykırımı’yla yüzleşilmediği için bugün ‘kamu güvenliği’ ve ‘yurt savunması’ adı altında katliamların devam ettiği vurgulanarak, “‘Cizre’den 1915’e Katliamların Tanığıyız, Ermeni Soykırımı’nı kınıyoruz” denildi.

Haydarpaşa Garı
Soykırımda yaşamını yitirenleri anmak için İstanbul Haydarpaşa Garı önünde bir araya gelindi, denize karanfiller bırakıldı ve Türkiye’ye soykırımla yüzleşme çağrısı yapıldı.
Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Platformu, Avrupa Irkçılık Karşıtları Hareketi (EGAM), İnsan Hakları Derneği ve Nor Zartonk, Ermeni Soykırımı’nın 101. yıldönümünde soykırımda yaşamını yitirenleri anmak ve Türkiye’ye soykırımla yüzleşme çağrısı yapmak amacıyla Kabataş İskelesi’nde bir araya geldi.

Buradan ellerindeki pankart ve dövizler ile çalınan Ermeni müzikleri eşliğinde tekneyle; 24 Nisan 1915 tarihinde tutuklanan Ermeni aydınların Anadolu’nun içlerine, ölüme gönderildikleri tren istasyonu olan Haydarpaşa Garı’na geçildi.

Gar önünde yapılan anmada, “Ermeni soykırımını tanı, af dile, tazmin et” yazılı pankart açılarak, soykırımda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı.

Sanatçı Leman Stehn, Ermeni ilahileri söyleyerek, soykırımda yaşamını yitirenleri andı. Anma sırasında duygusal anlar yaşandı.

Kırmızı karanfillerin taşındığı anmada, ortak açıklama Ermenice, Türkçe ve İngilizce yapıldı.
Açıklamanın Türkçesi’ni okuyan insan hakları savunucusu Avukat Eren Keskin, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olan Ermeni Soykırımı’nın inkar edilmesi ile faillerin cezalandırılmadığı için suçun devam ettiğini söyledi.

101 yıl önce 1915’te başlayan tutuklamalarla Ermeni toplumunun her kesiminden kişilerin Haydarpaşa’ya getirildiğini hatırlatan Keskin, soykırım inkarının soykırımın sürekli kılınması anlamına geldiğini belirtti.

Keskin, “Çünkü inkar kurumsallaşır, daha da ötesi toplumsallaşır, fail nesiller tarafından içselleştirilir. İnkar, kurbanların kimliğine karşı nefretin sürekli üretilmesidir” dedi.

Cezalandırılmayan suçun ise Türkiye’de şu anda yaşanan tüm insanlık dışı uygulamalar ile işletildiğini söyleyen Keskin, “1915 soykırımı ve onun inkarı devletin istediği zaman hukuk dışına çıkabileceği ve suç işleyebileceği ön kabulü köklü bir şekilde sisteme ve zihinlere yerleştirildi. 24 Nisan 1915 yılından 2015 yılına gelindiğinde ise devletin ordusuyla tankla topla Kürtlere karşı yürüttüğü savaş ve bu savaşa Türk toplumundan kitlesel güçlü bir karşı çıkışın olmaması da yerleşik devlet aklının bir sonucudur” diye belirtti.

Devletin Ermeni düşmanlığının daha korkunç boyutlara ulaştığını savunan Keskin, soykırım ve onun inkarından bu yana Türkiye’de kan ve gözyaşının dinmediğini söyledi.
Adaletin yerini halen bulmadığını ifade eden Keskin son olarak, “Soykırım tanınmadıkça adalet yerini bulmayacak. Soykırımın laneti bu ülkenin üzerinden kalkmayacak. Türkiye gün yüzü görmeyecektir. Soykırımı, bütün hukuki sonuçlarıyla birlikte tanıyın, adaleti yerine getirin” dedi.

Daha sonra konuşan EGAM Delegasyonu’ndan Benjamin Aptan ise devletlerin inkarının soykırımı inkarının devamı niteliğinde olduğunu belirterek, “Soykırım devletlerin yaptığı baskı ve zulümle devam ediyor” dedi.

Konuşmaların ardından soykırımda yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. Anma, soykırım kurbanları için kırmızı karanfillerin denize atılmasıyla sona erdi.

 

Tünel Meydanı
Ermeni Soykırımı Mağdurlarını Anma Platformu’nun çağrısıyla saat 19.15’te Tünel’de bir araya gelen kitle, Ermenice ağıtlar eşliğinde sessiz oturma eylemi yaptı. “Geçen yıl Ermeni soykırımının 100. Yılında gerçekleştirdiğimiz anmadan bu yana Türkiye’nin siyasi ikliminde ciddi değişiklikler oldu. Yine de bu sene 101. yıl anmasını gerçekleştiriyoruz” anonsuyla başlayan anmada, evlerinden alınarak öldürülen Ermeni aydınların isimleri okundu. Anma, basın açıklamasının ardından sonlandırıldı.

Polis, anma yapılan alanın etrafını barikatlarla çevirdi, alana üst aramasıyla girildi. Anmaya HDP milletvekilleri Garo Paylan, Rakel Dink, Hosrof Dink, akademisyen Esra Mungan, Sevag Balıkçı’nın ailesi Ani ve Garabet Balıkçı’nın da aralarında olduğu birçok kişi katıldı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

*Irkçılık kader değil.
*Milliyetçilik kader değil.
*Irkçı linç girişimlerinin çeşitli periyotlarla patlak vermesi kader değil.
*Savaş politikaları kader değil.
*Militarizm kader değil.
*Kürt halkının, Süryanilerin, Alevilerin, Rumların, Yahudilerin, Çerkes halklarının kimliklerinin tanınması ve her düzeyde garanti altına alınması imkansız değil.
*İşte devletin Ermeni Soykırımı’yla yüzleşmesi, 101 yıllık bir ölü toprağının bu toplumun üzerinden atılmasını sağlayacak.
*Ermeni Soykırımı’yla yüzleşmek; herkesin bildiği ama dile getirmediği bu ‘sır olmaktan çıkmış sırrın’ konuşulmasını, tartışılmasını, bu sır nedeniyke en başından hastalıklı olan toplumsal ilişkilerin, bireylerin psikolojilerinin, devlet örgütlenmesininin tedavi edilmesini sağlamak için atılacak en büyük adım olacaktır.
*Bu tedavi gerçekleşmezse Kürt şehirlerinde evlerin bodrumlarında insan cesetlerinin gündemden hiç gitmeyeceği savaş koşullarının bugün sona erse bile yarın yeniden ve daha kötü sonuçlar yaratarak başlaması hep mümkün olacaktır.
*Unutmuyoruz!
*Unutmadıkça, yaşatıyoruz.
*Yaşatacağız.
*Vazgeçmeyeceğiz.
*Bu bizim borcumuz. 24 Nisan’da utuklananlara, ardından yok edilen 1,5 milyon insana, Hrant Dink’e, Sevag Balıkçı’ya, Matrisa Küçük’e, atalarının topraklarından anayurtlarından uzakta dünyanın dört bir köşesinde yaşamak zorunda kalan tüm Ermenilere.
*Devletin özür dilemesini sağladığımızda bu borcu ödemek için hep birlikte eşit koşullarda, kardeşçe bir özgürlüğe yönelik en önemli adımımızı atmış olacağız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz