Hanif olmak…

0
9

İnsan doğuştan “şeytanın tohumu” mu, yoksa Allahın masum kulumu mu? Yeryüzüne nasıl geliyoruz? Maymun olarak yeryüzüne geldikten sonra düşünmeye başlayan(!) insanlaşmış ilk orangutanların kaçı erkek kaçı dişiydi? Önce kim evrim geçirdi? Erkek mi, kadın mı? Evrim geçirenler, evrim geçirmeyenlerle çiftleşti mi? Doğanlar ne oldu? Maymunlar kendi soyunun kanını dökmezken insanlar neden yeryüzünde her türlü kan döküyor? Henüz insanlaşamadıkları için mi, yoksa insanlaşmak böyle bir şey mi?
Binlerce soru var cevaplanması gereken. Tabii ki insan böyle bir evrimleşmeden geçtiyse bu sorular anlam kazanacaktır. Böyle bir evrim söz konusu değilse, zaten bu ve benzeri soruların hiçbir değeri de anlamı da olmayacaktır.
Diğer yandan biz insanın topraktan yaratıldığına inanarak yolumuza devam edelim. Allah Kur’an’da, ideal insana işaret eder.
Diyanet Vakfı: “(Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler”1 diyor.
Peki, “hanif” olmak nasıl bir şey? Ellinin üzerinde meale baktım pek çoğunda “hanifen” kelimesini “hanif olarak” şeklinde çevirmişler. Diğerleri de kendilerince bazı açılımlar yaparak çevirisini yapmışlar. Hanif kelimesinin açılımını da, genellikle “tek tanrı inancı” şeklinde yapmışlar. Kimi yorumlarda doğru olmasına rağmen kelimelerin terim anlamlarında yanıldıkları kanaatindeyim.
“Fe ekim vecheke lid dîni hanîfen, fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâhi, zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).” Rum/30
Ayette geçen “fıtrat” ve “fatar” kelimeleri aynı kökten (FTR) gelmektedir. “t’in” ve “turab” kelimeleri de. Hepsi “t’ı” ya da “yat’e” kelimesinde türetilmişlerdir. Adyge dilinde “yat’e” toprak demek olduğunu biliyoruz. (Bu konuda Jıneps Gazetesi 2014 Ocak, Şubat, Mart ve Nisan sayılarındaki köşe yazılarıma bakılabilir.)
İnsanoğlu “fıtratallahi” olmak zorundadır. Allahın yeryüzü insanlardan istediği budur. Yani yaratıldığı gibi… Peki, ne demek yaratıldığı gibi olmak? En basit, en yalın ve kısa haliyle, şeytana bulaşmamış, durumunda olmak olarak cevaplayabiliriz. Topraktan insana geçiş biçimiyle. Zina yok, haset yok, gasp yok, hile yok, yalan yok, dolan yok, şiddet yok, sınır yok, sınıf yok, fitne – fücur yok, kan yok, çalmak yok, öldürme yok… yok… yok… İnsan şeytanla tanışmazdan önceki hal… İnsan kötüye eğilimlere açık ama henüz eğilimlerinin ne olduğunu bilmiyor.
Allahın bizden istediği, bugünden geriye baktığımızda bu halden o hale “Hanif” olarak yönelmek için ayağa kalkmak ve oraya yürümektir.
Peki ama Hanif nedir? Hanif nasıl olunur?
Osmanlıca sözlük şöyle tanımlamış kelimeyi:
“HANİF: İslâmiyet’ten evvel Allah’ın birliğine inanan ve Hz. İbrahim’in (A.S.) dininden olanların vasfı. * İslâmiyet’e kuvvetle bağlı olan ve ilmiyle âmil olan kimse. * Eğri. * Eski kötü hallerinden vazgeçip hakka ve doğruluğa yönelen.”2
Etimolojik Türkçe Sözlük ise kelimeyi benzer şekilde tanımlar: Ancak burada şuna dikkat etmek gerekir: Kelime Kuran’ın indiği dönemde insanların kullandığı biçime gelene kadar hangi dilden doğmuş ve hangi evrelerden geçerek o günkü halini almıştır? Tabidir ki dilin doğuşu sürecini Adigeceyi atlayarak doğru irdelemek mümkün olmayacaktır. Hal böyle olunca da kelimelerin anlamları bazen doğru olarak yapılamamaktadır.

Hanif Kelime Kökeni
~ Ar ḥanīf حنيف [#ḥnf sf.] 1. Kuran’da Hz. İbrahim’in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat, 2. tek tanrıcı ~ Aram ḥanəphā חנפא [#ḥnp] pagan, putperest, kitabi dinlerden önceki dinlere mensup = İbr.χanēph חנף kâfir, dinsiz.

Tarihte En Eski Kaynak
“Tek tanrıcı” [ Meninski, Thesaurus (1680) ]

Kelime Kökeni
Arapça ḥnf kökünden gelen ḥanīf حنيف “1. Kuran’da Hz. İbrahim’in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat, 2. tek tanrıcı” sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Aramice / Süryanice ḥnp kökünden gelen ḥanəphā חנפא “pagan, putperest, kitabi dinlerden önceki dinlere mensup” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük İbranice χanēph חנף “kâfir, dinsiz” sözcüğü ile eş kökenlidir.”3
Sevan Nişanyan da benzeri görüşleri dile getirir. Ancak onun bu konudaki yorumunu okumazdan önceki görüşümü teyit eden not kısmındaki açıklaması bana göre son derece doğru ve önemli bir açıklamadır. Şöyle diyor Nişanyan:
Hanif:“[ Meninski, Thesaurus, 1680]
Hanīf: Veram religionem colens [hakiki dine mensup]
~ Ar ḥanīf حنيف [#ḥnf faˁīl sf.] 1. Kuran’da Hz. İbrahim’in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat, 2. tek tanrıcı~ Aram ḥanəphā חנפא [#ḥnp] pagan, putperest, kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ≈ İbr ḥanēph חנף kâfir, dinsiz.
Not: Ayrıntılı tartışma için Jeffery 112-115. İbrahim’in Musa dinine mensup olmadığı halde Tevrat’a göre Allah tarafından selametle müjdelenmesi, Yahudi ve Hıristiyan geleneğinde çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Kuran’da İbrahim’in sıfatı olan ḥanīf deyiminin anlamının zıddına dönmesi muhtemelen bu tartışmaların izini taşır.”4
Kur’an, Âl-i İmrân: 67. Ayette;
“İbrahim, ne Yahudi idi ne de Hristiyan. Fakat o, hanif bir Müslüman’dı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi”.
Dikkat edilirse hanif, tek dine inanmak anlamına gelmiyor. Çünkü ayette İbrahim’in zaten Müslüman olduğu söyleniyor. Müslüman olmak, tek Allaha inanmakla baçlar. Öyleyse hanif, başka bir şey olmalı. İbrahim, evet Müslüman ama aynı zamanda hanif. Yani, Müslümanlıkla beraber başka bir şey… Müslüman’ın yapabileceği ama İbrahim’in yapmadığı bir şeyler var ortada. Ya da tam tersi: Müslümanların yapamadı ama İbrahim’in yaptığı bazı şeyler. Kur’an “hanif” olmayı yer yer kullanır. İdealize eder adeta.
Aşağıda verilen ayetlerde de aynı vurgunun yapıldığına da şahit olacaksınız.
“Ben, Hanif olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.”– (En’âm: 6/79)
“Sen kendi varlığını hanif olarak bu yola (dine) yönelt. Allah’ın tabiatına. O bütün insanları yaratandır. Allah’ın yaradışında değişme yoktur. Doğru yol işte budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. – (Rum; 30/30)5
Şimdi ağzımızdaki baklayı çıkartalım. Hanif kelimesini dillerin anası hükmündeki ve ses dili olan Adıgece ile düşünelim bir kez.
İnsanın aklına şöyle bir şey gelebilir. Kur’an Adıgece mi indi? Bana sorarsanız Kur’an Allah’ça ve insanca indi. Çünkü Allah her dili bilir. O da kendisinin de bilip bizim de bildiğimiz bir dille konuşuyor. Ve diller tek dilden neşet etmişse, dillerdeki kelimeler seslerin kaynaşmasıyla oluşmuşsa Arapça da diğer diller de bu ilk dilin sesleri var demektir.
Dönelim asıl konumuza ve Hanif kelimesinin tahlilini alışık olduğumuz üzere yapalım:
Ha: Temelde nefes alıp veren yaratılmış insanın genel adıdır. İlk insanlar dedeleri Adem’in doğmadığını ve annesiz ve babasız olduğunu, yaratıldığını biliyorlardı. İlk insanlar bin yılı aşkın ömür yaşadıklarını hesaba katarsak, hem doğmuş insanlara şahittiler hem de yaratılmış insana. Dolayısıyla yaratılmış insan HA, doğmuş insan ise Ts’ıfı, diye farklı kelimelerle isimlendirmişlerdi. Haywan kelimesi de aynı kökten gelmekte olup, Ha (canlı)+ Ye (kötü)+ won çökmüş, bozulmuş) yani bozulmuş insan anlamına gelmektedir.
Nef: Aydınlık, demektir. Bu kelimenin tahlili de var elbette.
Ne: göz
F: ise Fıjı (beyaz) kelimesinin ilk harfidir. Adıgecede bu dil kuralı vardır. Renkleri bildiren kelimeler isimlerle birleşirken il harfler kullanılır. Şhatsığo (ğojı) sarı saç, Ğoplh: tan kızıllığı rengi, ç’ıf: beyaz, kil topraklı yer.
Ancak birleşik kelime olan NEF sözlük anlamıyla, aydınlık anlamında kullanılmaktadır.
Hanef kelimesinin tek dine tek yaratıcıya inanmanın yanında “aydın insan” diyebileceğimiz, şirksiz, hilesiz, fitnesiz, fücursuz, yalansız, dolansız, asabiyetsiz ve ne kadar ulusal evrensel put varsa hepsine acımasız, sınırsız, sınıfsız, sömürüsüz, çıkarsız, sekilersiz6, evreni mekan, Allah’ı ilah bilmenin dışında herkesi tarağın dişleri gibi bilen, tavizsiz, ateşe bile yalın ayak giderken “hasbinallahu ve niğmel vekil / vekil olarak Allah yeter” diyebilecek kadar teslim olmuş, samimi ve cesur olmaktır Hanif olmak.
İbrahim, İslamiyet’ten önce de Müslüman idi. Her Müslüman yukarıda saydıklarımızın bazılarını yapamayabilir. Müslüman olmanın ötesinde İbrahim’i hanif yapan bunlardı. Herkes Müslüman olabilir ama herkes Hanif olamaz. Ancak çok azı müstesna…
Müslümanların ve hatta tüm insanların, hepimizin hanif olacağı, kansız, gözyaşısız, zulümsüz, sömürüsüz, sürgün ve soykırımsız bir dünya için…
“Hanif olarak İbrahim’in yoluna” can kurban olmadıkça Hanif olunmaz.
“Din olarak kendi varlığını Allah’a teslim edenden daha iyi kim olabilir? Ve o iyi bir kişiliktir. Ve o kişi hanif olarak İbrahim’in yoluna uymaktadır. Ve Allah, İbrahim’i kendisine dost edinmiştir.” – (Nisa: 4/125)7
1 Rum suresi, ayet:30
2 http://www.sozluk.net/?sozluk=osmanlica&word=HAN%C4%B0F
3 http://www.etimolojiturkce.com/kelime/hanif
4 http://www.nisanyansozluk.com/?k=hanif&lnk=1
5 Kur’an
6 Kastedilen modern anlamdaki entelektüel değildir.
7 Kur’an

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here