Osmanlı Devleti’nin Hediyeleri Siyasi Olarak Kullanımı: Kuzey Kafkasya Örneği

0
2

Anapa taraflarında olan Çerkes ve Abaza beylerine ve adamlarına verilen atıyye ve hediye listesi

Bizeduğ (Bjeduğ) kabilesi beyi Elburak (?) Bey (Çerkes): Atıyye: 300 kuruş; hediye: Kaput: 1 adet
Şabsığ kabilesi Beyi Turk (?) Mehmed Bey (Abaza): Atıyye: 300 kuruş; hediye: Kaput: 1 adet
Şağıka (?) Kabilesi Beyi Andar Bey (Çerkes): Atıyye: 300 kuruş; hediye: Kaput: 1 adet
Cana kabilesi Beyi (Çerkes): Atıyye: 300 kuruş; hediye: Kaput: 1 adet
Abazanın kabilesi beyi Şomaf (?) bey ((Abaza): Atıyye: 300 kuruş; hediye: Kaput: 1 adet
Murad Giray Sultan’ın adamı Devlet Giray: Atıyye: 300 kuruş; hediye: Kaput: 1 adet
Natuhac Kabilesi Beyi Arslan Giray Bey (Abaza): Atıyye: 300 kuruş;
hediye: Kaput: 1 adet
Natuhac söz erleri (Abaza): Atıyye: 300 kuruş; hediye: Kaput: 1 adet
Şabsığ kabilesi söz erlerinden Nogay Ağa (Abaza): Atıyye: 300 kuruş; hediye: Kaput: 1 adet
Abazek imamı Ali Efendi (Abaza): Atıyye: 300 kuruş; hediye: yeşil çuka,
Şabsığ kabilesi söz erlerinden İslam Ağa (Abaza). Atıyye: 300 kuruş; hediye: Kaput: 1 adet
İş bu beylerin ve söz sahiplerinin adamlarına: Atıyye herbirine 100 kuruş; (Neferen: 12): her birine Elvan çuka biniş: 1277

77 HH. 44585/B, Çerkes ve Abaza beyleri ve adamlarına verilen atıyyenin defteridir, (tarihsiz).

5. Bölüm

Bundan başka bir taraftan kabilelere mektup göndererek Osmanlı Devleti’ne tabi olmaktan vazgeçmelerini isterken, diğer taraftan da bu hususta cebri yollara başvurarak kabileleri yıldırmaktan geri kalmamışlardır. Bu suretle Ruslar, Osmanlı Devleti’nin onları koruyamayacağını ve Rusya’ya tabi olmaktan başka çarelerinin kalmadığı düşüncesini hakim kılmaya çalışmışlardır. Kabileler Ruslar’ın Kuban Nehri’ni geçerek sınırı ihlal etmelerini, mallarına ve canlarına zarar vermelerini önlemek için öncelikle bölgenin idarecilerine başvurmuşlardır. İdarecilerin olayları önleyemediği zamanlar ise doğrudan İstanbul’a müracaatta bulunmuşlar, Rusyalu’nun bed ve mazarrâtından halâs olmaları için yardım talep etmişlerdir. Hatta Rusların verdikleri zararların defterini tutarak zarar ziyanlarının karşılanmasını istemişlerdir.
Rusya zecri tedbirlerin yanında adamlar göndererek Osmanlı Devleti’nin yanında yer almamaları için propaganda yapmıştır. Osmanlı Devleti’nin uyguladığı hediye ya da para vermek gibi araçları Ruslar da kullanmıştır. Daha Çar Petro döneminde Rusya, yanında yer alan Kabartay beylerine yüksek miktarda aylık vermiştir. 1739 yılında imzalanan Belgrat Antlaşması’ndan sonra dikkatini Çeçenler üzerine yoğunlaştıran Rusya, Çeçen beylerinden bazıları Rusya ile işbirliği yapmış, karşılığında ise beylere maaş ve hediye verilmiştir. Rusya, beylerin sadakatini garantiye almak için oğullarından birisini ya da aileden birisini rehin alma yolunu gitmişlerdir. Fakat bütün bunlara rağmen Kafkasya’da çok başarılı olduğunu söylememiz mümkün değildir. Çünkü birçok Çerkes kimi zaman Rus armağanlarını kabul ya da Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki herhangi bir savaşta tarafsız kalacaklarını beyan etseler bile savaş başladığında Rusya yanında yer almamışlardır.
Rusya’nın izlediği politikalardan bir diğeri ise, zecrilik ve dostluk gibi iki farklı olguyu aynı anda uygulamasıdır. Yani bir kabileye karşı zor kullanma yolunu seçerken, diğer bir kabile ile olan ilişkilerini dostane sürdürmüştür. ‘Böl ve yönet’ prensibini burada alabildiğine uygulamıştır. Bjeduğ ve onun doğusundaki bölgelerde yaşayanları dostluk ve barış vaatleri ile kendi yanına çekmeye çalışırken, Natuhaç ve Şabsığ bölgesini yok etmeye çalışmıştır. Dostane ilişki kurduğu kabilelerin beylerine Rusya’ya bağlı kalacaklarına dair Soğucak ve Anapa muhafızlarının yaptıkları gibi yemin ettirmiştir. Hatta aynı türde uygulama ile anlaşmayı bozmamaları için beylerin ailelerinden birini rehin almakta idiler.
Osmanlı Devleti, Kafkasya’dan tamamen çekilmeyi kabul etmek mecburiyetinde kaldıktan sonra Kafkasya, Rusya’ya karşı mücadelesinde hemen hemen tamamen yalnız kalmıştır. Bu arada Rusya Kafkasya’da üstünlüğünü ve hâkimiyetini kabul ettirebilmek için ticaret ablukası uygulamaktan geri kalmamıştır. Özellikle tuz gibi temel ihtiyaçların bölgeden karşılanamaması Kafkasları Rusya’ya mecbur bırakmıştır.
Hollanda’nın Odessa konsolosu olan Taitbout De Marigny’e göre de Rusya’nın Kafkasya’da başarılı olabilmesi için ticareti silah olarak kullanmalı, askeri ve zecri tedbirlerle başarıyı aramamalıdır.
Sonuç olarak Osmanlı Devleti için başlangıçta Safevi Devleti ile başlayan Kafkasya’ya hâkim olma mücadelesi XVIII. yüzyıldan itibaren Rusya ile mücadele şeklini almıştır. Bu mücadele her iki taraf için de Kafkasya’nın coğrafi, etnik ve demografik yapısı gereği oldukça zor olmuştur. Osmanlı Devleti artan ve daha ileride çok daha tehlikeli olabileceğini düşündüğü Rus tehlikesini Kafkasya’da durdurmak istemiştir. Bunun için askeri tedbirlerin yanında bölgenin sosyal yapısını göz önünde bulundurarak çeşitli politikalar gerçekleştirmeye çalışmıştır. Gerçi uyguladığı politikalardan birisi olan hediye verme değişik zaman ve şartlarda imparatorluğun başka bölgelerinde, başka amaçlar için de uygulanmıştır. Kafkas kabilelerinin ileri gelenleri ve onların adamlarına verilen hediyelerin temel nedeni Osmanlı Devleti’nin hemen hemen hepsi Müslüman olan kabileleri himaye etmek ve Rusya’ya karşı silahlandırmak istemesidi. Dini beraberliğin yanı sıra bu ve benzeri uygulamalarla Kafkasya’nın Müslüman halkları Rusya’ya karşı uzun süre Osmanlı Devleti’nin yanında yer almışlardır. Osmanlı Devleti fiili olarak Kafkasya ile olan irtibatını kesmesinden sonra bile Osmanlı Devleti’nin hizmetinde olduklarını beyan etmekten geri kalmamışlardır.
Ancak bütün bunlar Rusya’nın Kafkasya’daki harekâtına son vermemiş ve XIX. yüzyılın ikinci yarısında bölgenin Rus hâkimiyetine girmesinin önüne geçememiştir. Çünkü Rusya’nın sıcak denizlere inme isteği ve ekonomik açıdan çok değerli bir bölge olması Kafkasya’nın Rusya için önemini artırmıştır. Bu sebeplerle Rusya, Kafkasya’yı ele geçirebilmek için savaş, göç ve iskan yöntemlerinin yanı sıra Osmanlı Devleti gibi hediye aracını kullanmaktan geri kalmamıştır. Hediye bu anlamı itibariyle sadece Osmanlı Devleti’ne has bir olgu değildir.

(Bitti)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here