Ekim Devrimi ve Adige yazın dili

0
12

Adige yazın dili, Adige kültürünün görünümüdür. Onun maddi, manevi zenginliğidir. Adigeler değerlerini yazın dilleriyle ifade ettiler. Halkın diline bağlılığı, yazın diliyle oluşmuştu. Yazın dili, konuşulan dilin en yetkin olanı, Adige boylarınca kolay anlaşılır olanıydı. Toplumun yazın dilinin gelişmesinde; ozanların, yazarların önemli rolleri vardır. Yazın dili; edebiyatçı, ozan ve yazarlarca, onların ürünleriyle pekiştirilir, geniş yığınlara mal olur. Ayrıca, yazın dilinin gelişmesinde, toplumun politik, siyasal yapısına, eğitim kurumlarına, dilbilimcilerine, tüm bireylere önemli roller düşmektedir.
Çerkeslerde yazın dili, geniş anlamda Ekim Sosyalist Devrimiyle başlamıştı. Ekim Devrimine kadar Adige ve diğer Çerkesler arasında yazın dilini etkileyecek kadar bir yazın dili yoktu. Çerkesler Sosyalist Ekim Devrimi döneminde yazın dillerini geliştirdiler. Yazın dili Çerkesler arasında büyük değişiklikler başlattı. “Toplumsal görevlerin geliştirilmesi, halkın kendi dili ile okuyup yazabilmesi, öğrenim görür duruma gelebilmesi” (*) Ekim Devrimiyle gerçekleştirilmişti. Yine Çerkeslerde dilin bilimsel gelişmesi; “Anadildeki eğitim yapan okulların artırılması, sanatsal ve politik nitelikte gazete, dergi ve kitapların çoğaltılması ve sözcüklerin hazırlanması” (Age) Ekim Devrimiyle geliştirilmiş, sürecin ürünü olmuştu. Okullarda, akademilerde yazın dilini öğretecek, halka kavratacak “Kadroların yetişmiş olması” yine Ekim Devrimi sürecinin ürünüydü.
Adigeler arasında toplumun yazın dilini geliştiren kadrolar titiz çalışmalarla, yazın dilini sosyal yaşamda oturtmayı başardılar. Adigelerin yazın dilinin başarılmasında, özellikle pek çok kadroların muazzam çabaları olmuştu. Bunlar Sosyalist Ekim Devrimiyle yetişmiş şu ünlü kişilerdi: “Adige dilbilimcisi Aşhamate Davut, Adige düz yazısının kurucusu yazar Çeraş Tembot, Adige nazmının kurucusu Hatko Ahmet, Doç. Namitako Yusuf” (Age). Bu kişilerin emekleri çok olmuştu. Bu yazar, dilbilimci, şairlerin yanında, “Daha geniş çalışmalarıyla tanınan Hatane Abdul, Hatane Ayşet, Hawaj Mahmut” (Age) gibi ünlü isimler de vardı.
Adige kadroları, yazın dilini geliştirmek için büyük çabalar harcamışlardı. Ekim Devriminden önce de dil çalışmaları yapılmıştı. Ancak bu çalışmaları yapanlar üzerinde hem Rus-Kafkas savaşlarının baskıları, hem de Adige boyların feodal baskıları engeller çıkarmıştı. Özellikle Netawko Hacım, Bersey Wumar ve Neguma Şore gibi ünlü isimler, yazın dilini belirli bir gurup arasında geliştirebilmişlerdi. Süren Rus-Kafkas savaşlarıyla politik baskılar sonucu, bu çalışmalar, kitlelere ulaştırılamamıştı.
Ekim Devrimiyle, yeni dönemin siyasal sonuçları olarak Adige yazın dili, edebiyat, sanat, kültür alanında yaygın ürünler vermeye başladı. Roman, öykü, şiir gibi pek çok ürünler Ekim Devrimiyle açığa çıkartıldı. İlk romanlar, ilk öyküler, ilk şiirler halk arasında çabuk yaygınlaştırıldı, genel kabul gördü. Sosyal yaşamın diğer alanları olan radyolarda, okullarda, tiyatrolarda Adige yazın dili olması gereken yere oturtuluyor, “Adige mak” gibi günlük gazeteler Adige yazın diliyle yayınlanmaya başlıyordu. Yazın dili Ekim Devrimiyle büyük kazanımlar elde etmeye başladı. Devrimden önce Adigeler arasında bunların hiç biri yoktu.
O yıllarda yazın dilinin geliştirilmesi için Adige yazın dilinin; “Doğru temellere oturtulması ve sağlam ölçülere dayandırılması, dile temel olacak diyalektin doğru olarak saptanmasıyla mümkündür” (Age) tartışmaları yapılıyordu. Yazın diline kaynak olacak diyalektler, toplumun politik, ekonomik kültür merkezleri durumunda olan büyük yerleşim kentlerini etkisi altına alan, oralarda konuşulan diyalektin, yetişmiş ünlü yazarların ürünleriyle yazdıklarıydı. Dünya genelinde yazın dili böyle geliştirilmişti. Örneğin; Rus yazın dili Moskova diyalektiyle, Fransız yazın dili Paris diyalektiyle, Türkçe yazın dili İstanbul diyalektiyle öne çıkmıştı. Çünkü Moskova, Paris, İstanbul gibi merkezler, o ülkelerin; politik, ekonomik, siyasi, kültür merkezleriydi. O ülkelerde yetişmiş en ünlü edebiyatçılar, yazarlar, Gorki, Tolstoy, Victor Hugo, Honore de Balzac, Yaşar Kemal vd. ürünlerini o kent merkezlerinin diyalektleriyle vermişlerdi.
Adigeler arasında bu durum nasıldı?
Adige yazın diline Ekim Devrimiyle geçilince böyle bir kural oluşmamıştı. Adige yazın dili pek çok tartışmaların ardından Adigey ülkesinde ve Kafkasya’da; Moskova, Paris, İstanbul gibi büyük kentler ve kültür merkezleri yoktu. Adigey ülkesi, Sosyalist Ekim Devrimine kadar yarı-sömürge, yarı-feodal üretim ilişkileri ve Rus-Kafkas savaşlarının dayatmasıyla öyle politik, kültürel merkezler oluşmamıştı. Ekim Devrimiyle Adigeler arasında yazın dili geliştirilirken, Adige alt boylarının konuştukları diyalektler farklıydı. Bu farklılıklar bölgelere göre kendini ifade ediyordu. Adige boylarının yoğun yaşadığı bölgelerde edebiyat ürünleri iki şekilde ortaya çıktı. Kabardey coğrafyasında Adigeler Kabardey diyalektiyle yazılı ürünler verirlerken, Çemguy, Bjeduğ, Abzeh, Şapsığ diyalektlerinin konuşulduğu bölgelerde en yaygın ve birbirine en yakın diyalekt Çemguy diyalekti olduğu kabul edilmiş, yazılı ürünler bu diyalekt üzerinden verilmişti. Bu durum daha sonraki yıllarda özellikle 1941’lerde Adige dilbilimcileri arasında ciddi tartışmalara neden olmuştu.
(*) Yamçı. S.7-16. sf. 80, 1987. Filoloji Bilimler Kandidati ŞANKE Jorji’den Çev. Çetav İsmail.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here