Meot – Sarmat Kurganları

0
13

Kuzey Kafkasya’da bozkır bölgelerine yerleşmiş topluluklardan Sarmatlar, İran-Sarmat kavimlerinden olan Alanların, Kafkasya’da tarih sahnesine çıktıkları sürece denk gelen kabilelerdi. Alanlar, Kuban-Azak yörelerinde Meot-Sarmatlar olarak görülmeye başladıklarında Kuzey Kafkasya’nın otoktonlarından farklı kültürlere sahiptiler. Zamanla bir arada yaşamakla kültürel benzerlikler de baş gösterdi. Sarmatlar yerli kabilelerle Alan-Sarmat ilişkileri içerisinde Meotlarla ve onların topraklarına yerleşmekle, zaman zaman cılız dostluklar giderek sertleşmiş, ilişkilere dönüşmüştü. Meotlarla çatışmalı yaşamlarının yanında Alanlarla da uzun süre dostluk kuramadılar. Sarmat toplulukları güçlerini birleştirmiş yerli kabilelerden Meot topluluklarını daha batıya sıkıştırmışlardı.
Kafkasya coğrafyası bu yüzyıllarda bir yandan göçebe Sarmat topluluklarının, bir yandan da o dönemlerin Roma İmparatorluğunun saldırılarıyla karşılaşmıştı. Roma İmparatorluğu, MÖ 2. yüzyılda saldırgan politikasını Mitradates üzerinden sürdürüyor ve Kuzey Kafkasya yerleşikleri olan Meotları Kuban toraklarında sıkıştırıyordu. Bu yüzyılda Bosfor Krallığı ile Roma İmparatorluğu arasında çetin savaşlar devam ediyordu. Bu savaşlar iç savaşlar şeklinde devam ederken Kuban topraklarındaki Meot-Sarmat-Alan toplulukları Kuban-Karadeniz sahillerinde bir arada yaşamak durumunda kalmışlardı.
Meot döneminde, Meot-Sarmat ilişkileri yaşayan bu toprakların coğrafyadaki kurganlarda yapılan kazılarda elde edilen mezar iskeletlerine ait ölü gömme kültürü ve mezarlardaki ölülere ait eşyalarının üzerindeki bezemeler ve eşyaların özelliklerinden Meot-Sarmat dönemi daha kolay açıklanıyordu.
Meot-Sarmat kültürüne ait yaşam; birbirine karışmış iç içe geçmişti. Meot kurganlarında ölülerin başları doğuya, güneşe dönük iken Meot-Sarmat döneminde ölü gömme kültürleri farklılaşmıştır. Mezarlardaki iskeletler Meot-Sarmat döneminde ölülerin baş tarafları batıya dönük mezarlara konulmuştur. Ayrıca bu dönem yani MÖ 3., 2. ve 1. yüzyıllardaki kurganlardaki kazlarda “Altın Mezarlık” adıyla nitelendirilen kurganlara ait eserlerin özelliklerinde bu kültür kendini ifade ediyordu. “Altın Mezarlık” olarak adlandırılan bu mezarlar, Alan mezarlığı olarak da kabul edilmiştir.
“Altın Mezarlık” katakomp olarak da dillendirilmiştir. Bu mezarlar 4 metre derinliğinde, dört köşe açılmış çukurlardan oluşmuştur. Duvarların birinde bir oda yapılmıştır. Ölü çukura gömülürken duvar odaya da ölenin eşyaları bırakılmıştır. Odanın aralığı kerpiçlerle ya da tomruklarla kapatılmıştır. Bu tür “Altın Mezarlar”dan yaklaşık yüzden fazla mezar açılmıştır. Bu mezarlar soylu erkek, savaşçı erkek ve kadın mezar odaları şeklinde iskeletlerin yanına bırakılan, ölenin eşyalarının türlerinden anlaşılmıştır.
Ölenin eşyaları, ölü gömme odasında çok çeşitlidir. Savaşçı bir soylu olduğu tespit edilen “Altın Mezar” çukurundaki odada şu eşyalar elde edilmiştir: “Hançer, demir mızrak uçları ve ayrıca iki bileme taşıyla bulunan bir asker iskeleti gömülüydü. İskeletin boynunda muhtemelen gücün simgesi olan kalın altın telden yapılmış bir madalyon vardı. Yanında, üzerinde kabartılı baskı süsleme olan silindir şeklinde iki altın takı bunmuştur, sağ kolunda ise düz, altın bir bilezik vardı. O dönemlerde erkekler de bilezik takıyorlardı. Askerin sol bacağında birbirine bağlı altın bir zincir vardı. Kemer altın plakalarla süslenmişti. Mezar odasının kuzey duvarında, üzerinde boncuk ve damgalı küçük altın plakalar olan bir kese bulunmuştur. Firuze, kalkedon gibi yarı değerli madenlerden altın kaplama boncuklar ve altın kürecikler de vardı.” (*)
Mezar odasında iskeletin yanında ve üzerinde çıkan bütün bu eserler Meot-Sarmat dönemi kültürel özellikleriydi. Erkek mezarlarının çoğu hemen ölenin sevdiği eşyalardan oluşuyordu. Ölenin soylu ya da savaşçı olduğu mezar odasındaki eşyaların özelliklerinden belli ediyordu kendini.
Kadın mezarlarında ise iskeletlerin üzerlerinde yarı değerli eşyalar daha çoktu. Altın ve bronzdan yapılmış kadın süsleme eşyalarıyla yaygın olarak karşılaşılmıştır. Kadın iskeletlerinde; “Altın bilezikler, bronz küpeler, kırmızı akik, firuze, kristal, kehribar ve çok sayıda boncuk bulunmuştur.”(*) Boncuklar genellikle gerdanlık yapımında kullanılıyordu.
Meot-Sarmat dönemi mezar kazılarında, “Çömlekçi Çarkı” kullanılarak yapılmış çok sayıda kil kaplar, ölü mezar çukurunda bulunmuştur. Ölenin yiyecek, içecek kapları, et pişirme işleminde kullanılan kulplu bronz kazanlara da rastlanılmıştır.
Meot-Sarmat mezarlarındaki iskeletlerin üzerindeki eşyalardan anlaşılıyor ki, değerli metaller ve sanatsal eserlerle ölülerin gömülmesi geleneği uzun yüzyıllar sürdürülmüştü. İlk dönemlerdeki mezar eşyaları daha değerli, daha sanatsal iken, özellikle Roma ve Bosfor dönemlerine ait mezar örneklerinden elde edilmiş nesneler daha az değerli altın-gümüş süsleme sanatlarından oluşmaktadır.
Kuban-Karadeniz topraklarında yaşmış Meot-Sarmat kültürü kendini uzun yüzyıllar idame ettirmiştir. Bu durum; Meot-Sarmat kültürünün uzak ve derin geçmişinin giderek dağ ve bozkır alanlarıyla su ve ırmak kıyılarını etkilemiş olan bu kültürel toplulukların hayat şekilleri kaybolmadan sürdürülmüştür. Geleneksel yaşam ve kültür, bir kayba neden olmamıştır.
(*) Nurbiy Lovpaçe, Çerkes Arkeolojisi ve Sanatı, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, Çev. Kayhan Yükseler. 2013. İst.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here